Van Valisi Tahir Paşa: Padişaha yazı yazalım burada bir darulfünun açalım

Eklenme Tarihi: 19 Şubat 2017 | Güncelleme Tarihi: 04 Mart 2017

Esselamu aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü

Dünyada Van, ahrette iman. Maşaallah Van hakikaten Risale-i Nurun ilk medresesi oldu.

Hocalarımdan dinledim. Tahir Paşa Üstadımızı misafir etmiş. Üstadım Tahir Paşaya diyormuş ki, “Avrupa fende teknikte ilerliyor. Şarkta bir darülfünun açalım da Avrupa’da okutulan fen derslerine muadil dersler okutulsun, hem Kur’an’a ait dersler konulsun.”

Van Valisi demiş ki; “Padişaha yazı yazalım burada bir darulfünun açalım. Tahir Paşa Erzurumlu. Sen Erzurum’a git oradaki ulemalarla görüş onların da duasını al ki, senin sözün padişahın yanında geçerli olsun. Sonra Üstadımız Erzurum’a geliyor. Medreselerin birinde misafir oluyor. 35 gün kalıyor. Her gün bir ağanın evinde ulemayı topluyor onlara darulfünunun ehemmiyetini anlatıyor.

Daha sonra Üstadımız Bayburt’a geçiyor. Bir hafta da Bayburt’ta kalıyor. Bayburtlulardan dinledim: “Bir gün medresede Üstadı beklerken kapıdan içeri girdi. Dedi ki, bir adam bizzat gelse ki bir elinde Süphan dağı, diğerinde ağrı dağı, dese ki ben Bayburt’u buradan kaldıracağım dese kaldırabilir misin? Elbette kaldıramazsın. Hazret-i Allah bu kâinatı kaldıracak yeni bir kâinat kuracak dedi” diyor.

Oradan Trabzon’a gidiyor. Oradan da gemiye biniyor, İstanbul’a daha ilk çıkışı.   İstanbul’a çıkınca gazeteci Ahmet Ramiz şöyle yazıyor: “Şarkın yalçın kayalarından İstanbul afakında bir ateş-pare-i zekâ tulu etti.”

Üstadımız bir medreseyi kiralıyor. Orada kapısına; “Her suale cevap verilir, sual sorulmaz.” yazıyor.  Reis Muavini Hasan Hüsnü Erdem beyden dinledim: “İstanbul’a bir Kürt gelsin de herkese meydan okusun. Hele bak yahu olacak şey mi? Toplanıp sorular hazırladık. Arkadaşın birisi dedi ki; Kürtler hep tetikte olur.” Sallana sallan gittik bir medreseye girdik.  Hocalarımız onu dinliyorlar. Bıyıklar kabarık. Sırmalar burada. Elinde de bir baston var. Yine orada darülfünunun ehemmiyetini anlatıyor hocalara. Neyse hocalar gittikten sonra sualleri verdik. Okudu okudu. Beri bak burayı yanlış yazmışsınız. Bu işin aslı budur der.” İşte sana bir tokat.

Eşref Edib’den dinledim: “Elmalı Hamdi efendiler, Babanzade Naim beyler, İzmirli İsmail Hakkı beyler benim yazıhaneye gelirler Üstad iki dizinin üstüne kalkar şair gibi konuşurdu. İngilizleri İstanbul’dan çıkartan Üstadımız oldu. Her cumartesi bizi Eyüp’te bir evde toplardı. Gazetelere nasıl başlık atacağımızı öğretirdi. Biz ona göre başlıklar atardık. Eyüp’te bir caminin medresesinde kaldı. Hiç saklanmadı. İngilizlere karşı Hutuvat-ı Sitte’yi yazdı biliyorsunuz.” Dolayısıyla yani onun demesine göre İngilizleri İstanbul’dan çıkartan Üstadımız oldu.

Bir de şuna değinmek istiyorum. Bence peygamberlerden sonra bu topraklar Üstadımız Bediüzzaman Hazretlerinin ayağını öpmekle şereflenmiştir. Hapishanelerde, sürgünlerde yazdığı eserlerin tümü, Risale-i Nurlar 6 bin sayfa. Risale-i Nurdaki mevzular hep yeni mevzular. Eski kitaplardan alınmamış. Cümleler orijinal cümleler. Okumayla insan usanmıyor. Onun için bunun derecesi üstündür. Risale-i Nur olmasa biz bu gençleri neyle bir araya toplayacağız? Nasıl bir yön göstereceğiz? Ne gibi bir hedef vereceğiz? Peki biz bir araya nasıl gelecektik?

Üstad, her bir Nur talebesinin defterine diğer Nur talebelerinin hasenatları yazılıyor, öldükten sonra da devam edecek diyor. Allah’ın bize verdiği maddi ve manevi nimetler devam ediyor. Dünyadaki denizleri, balıkları, kâinatı bütün nimetleri Allah yarattı. Bu yetmedi Cenneti hazırladı. Hazret-i Allah’ın çok kulları, çok mahlûkatı var.  Melaikeler, cinler, periler var, var, var. Bu mahlûklar arasında Hazret-i Allah en çok kimi seviyor biliyor musunuz? Mümin insanları seviyor. Başta Peygamberimizi seviyor. Diğerlerini de mertebe mertebe. “Levlake levlak vema halaktu’l-eflak/Ey insan-ı kâmil sen olmasaydın felekleri yaratmazdım.” Şimdi bakın Peygamberimizin Hz. Allah’ın yanındaki itibarına: Felekleri yaratmazdım, feleklerdeki melaikeleri yaratmazdım diyor. Ayna olarak ilk Peygamberimizin ruhunu yaratmış. Bu ne büyük bir şeref. Maşallah, sübhanallah, barekallah. Ne talihli insanlarız hakikaten.

Bu Risale-i Nurlar bizim için büyük bir nimet. Üstadımız yetiştirdiği talebelerine imanla kabre girecekler müjdesini veriyor. İnşaallahu Teâlâ bizi de dâhil etsin. Allah’a emanet olunuz.

Medrsetüzzehra Sempozyumu, Van 12-14 Ekim 2012, Merak Yayınları, Risale Akademi, Bilimsel Etkinlikler Serisi: 8, s. 9, Ankara. 

popüler cevapdünya atlası