ÜSTAD BEDİÜZZAMAN’IN MEDRESETÜZZEHRA PROJESİNE ÜNİVERSİTELER PERSPEKTİFİ

Eklenme Tarihi: 03 Mart 2017 | Güncelleme Tarihi: 04 Mart 2017

Kendisi gibi ismi de oldukça orijinal olan Medresetüzzehra fikri Üstadın kendi tabiriyle “tam elli beş senedir Risale-i Nur’un hakaikine çalıştığım gibi ona da çalışmışım” dediği ve İslam dünyasının içine düştüğü Ümitsizlik, çaresizlik ve geri kalmışlığa karşı Üstadın yaklaşık 100 yıl önceden ileri sürdüğü ve günümüzde artan bir ihtiyaçla güncelliğini sürdüren bir projedir.

İslam dünyasının son 500 yılda yaşadığı duraklama ve gerilemenin en önemli sebebini cehalet, fakirlik ve düşmanlıklara bağlayan ve bunlara karşı ilim, marifet ve ittifak ile cevaplar arayan Bediüzzaman’ın bunları gerçekleştirmek için en büyük hayali ve rüyası Medresetüzzehra projesi idi.

Mektep-Medrese ve tekke üçlüsünün son 200 yılda içine düştüğü iftirak ve birbirini tenkit ve yıpratmalara karşı tam tersine hepsini bir araya getiren, olmazsa olmaz dedirten ve kendi tabiriyle “imtizac ettikleri vakit talebenin himmeti pervaz eder” dediği fen ve din ilimlerini beraber okutan ve hayat pratiğine yansıtan bir perspektiftir MZ projesi.

Bunları söylediği dönem itibarıyla devleti yönetenlerin kafalarının müşevveş olduğu ve koca cihan imparatorluğunun dağılışının son dönemleriydi. Muhtemelen bu nedenledir ki Abdulhamid Han merhum dahi Üstadın projesini anlayamamıştır. Gerek o dönemde, gerekse Sultan Reşad ve Millet Meclisinde de bu idealini takip eden Üstad’a Kader-i İlahi Medresetüzzehra’yı ülkenin her sathına yaymayı nasip etmiştir. (Sureten başka şekilde olsa da mana itibarıyla sayıları binleri bulan Nur medreseleri ve oralarda maddi ve manevi ilimleri talim eden milyonlarca talebesi ile bunu gerçekleştirmiştir.)

Bugün burada AKAV, Risale Akademi, Van valiliği ve YYÜ işbirliğiyle düzenlenen bu toplantı aslında bilfiil bunun gerçekleştiğini göstermektedir. “İsimlerin değişmesi ile hakikat değişmez” kaidesiyle size burada bulunanları şahid göstererek diyorum ki, Üstad’ın 100 sene önce “gaye-i hayalim” dediği Fen ve Din ilimlerinin birlikte okutulması fikri çoktan gerçekleşmiş bulunmaktadır. Ancak Üstadın Münâzarât’ta akademik ve teşkilat yasasına hatta mali kaynaklarına kadar açıklayarak anlattığı, her dilin serbestçe kullanıldığı, okunduğu ve okutulduğu, İslam âlemine açık El-Ezher’in kız kardeşi hükmünde tam bir Medresetüzzehra’nın ise vakti şimdidir. Yaşadığımız mahalli, ulusal ve hatta dünya ölçekli bütün bela ve musibetler de bu hakikatleri geç anlamış ve uygulamamış olmamızdan kaynaklanmıyor mu? İşte yakın coğrafyamızda kardeşin kardeşi katletmesine varan canavarca yaklaşımlar hep bu hakikatlerin bilinmeyişinden değil midir?

Özelde Münâzarât, Divan-ı Harb-i Örfî ve genelde İslam dünyasına Hutbe-i Şâmiye gibi çok veciz, komprime ve 7’den 70’e herkesin rahat anladığı kolaylıkta eserleriyle Kur’ânî reçeteleri sunan Üstad o gün ve bugün hakkıyla anlaşılsa ve uygulansa, şimdi yaşadığımız ve bazılarına çözülmez gibi görünen pek çok problemin sühuletle çözüldüğü, hatta hiç konuşulmayacak bir konu haline geldiğini görürüz. Son 50 yılda özgürleşme, demokratikleşme, insanileşme yolunda Başbakanını şehit veren bir ülkede, son birkaç yılda katledilen Demokratik ilerlemelere bakıldığında Kürtçe ve Zazaca gibi yöresel dillerin daha yeni yeni kabul gördüğü bir dönemde Üstad 100 yıl önce Medresetüzzehra’da Arapça, Türkçe ve Kürtçe dillerinin okutulmasını önermekteydi. Buna da şükür. Üstadın Yüksek bir Kur’an medeniyeti öngören zamanlar ve şartlar üstü bir projesi de diyebileceğimiz MZ projesi için kolları tam sıvamak zamanı.

Evet yüksek öğretimde yeniden yapılanmanın tartışıldığı günümüzde, sesimizin zayıf ve cılız çıkmaması adına Üstadın söylediklerini doğru bir anlatımla muhataplarımıza iletmek bence yeterli. Vakıf üniversitelerini ancak son 15 yılda kurabilmiş bir ülkede, MZ’nın mali kaynaklarını vakfiyeler üzerinden izah eden de yine Bediüzzaman’dır. Buradaki hemen herkesin MZ projesini gayet iyi bildiğinden hareketle günümüzde Millete ait modern medrese-mektep barışmasını oluşturacak üniversite modellemesinde kısaca;

1. Üniversitelerde her türlü ilim rahatlıkla ve hiçbir baskı altında olmadan rahatlıkla okutulup tartışılmalıdır.

2. Üniversiteler bulundukları bölgenin lisan, örf, adet ve gerçeklerini göz önüne almalı, değerlerini araştırmalı ve bunları ciddi çalışmalar haline getirmelidir.

3. Üniversiteler bulundukları dönemi iyi okumakla kalmamalı, geçmişle bağlantılarını kurarak dönemin ilerisine ait ufuk ve vizyonları geliştirmelidir.

4. Mahalli değerleri anlamakla beraber Evrensel değerlerle bunları mezcedecek yeni şekiller ve dönüşümler verecek programları gerçekleştirmelidir.

5. Hâkim güç ve konjonktürel siyasal güçlerin etkisinden uzak, özerk yönetimler şeklinde akademik ve idari yapılanmalarını sağlamalıdır.

6. Üniversiteler hesap verebilir bir sistem kurmalı ve Üstadın tabiriyle çalışanları ve idarecileri “bir parça keyiflerini terk etmeli”

7. Yüzyıllardır devam edegelen ve bölgede önemli bir sosyolojik dinamik olan Kürt medreselerinde bulunan alimlerin istikbali sağlanırken, diğer yandan bu üniversiteler daha işlevsel hale getirilmeli..

8. Avrupa, Asya ve Ortadoğu bölgeleriyle yakın alakadarlığın bir gereği olarak buralardan ve hatta ilgili uzak Batı dünyasından tüm araştırıcılara açık bir üniversite olmalı.

9. Lisans yanında son yıllarda önem kazanan ve yaygınlaşan yüksek lisans ve doktora programlarına önem vermeli.

10. Etkili iletişimin en önemli yolu olan örgün eğitime ilaveten günümüzün vazgeçilmezi olan e-üniversite imkânlarından faydalanmalı.

11. Mali yönden zayıf ancak zeki ve çalışkan öğrenciler özellikle aranıp bulunmalı ve buralarda ücretsiz veya cüzi ücretlerle okutulmalıdır.

12. Mümkünse her İslam ülkesine özel kontenjanlar ayrılmalı, buralardan gelecek öğrencilere kapılar açılmalıdır.

13. Yine özel programlarla çağımızda eksikliği hissedilen özel şahsiyetlerin yetiştirilmesi teşvik edilmelidir.

14. Bölgedeki üniversiteler arasında ortak YL ve Doktora programları, öğrenci ve hoca değişimleri, serbest ve rahatça, minimum bürokrasiyle sağlanmalıdır.

15. Tüm İslam âlemine elimizdeki ciddi ve değeri çok yüksek hakikatleri çağın lisanına-fehmine uygun şekilde anlatma ve aktarmanın yolu bu üniversitelerde aranmalıdır.

16. Bundan 100 yıl önce söyledikleri bugün söylenmiş gibi bizler için birer pusula, birer kutup yıldızı, birer şevk kaynağı, birer moral gücü olan Risale-i Nur’un şerh ve tanzim’lerini yapacak nesl-i cedide zemin hazırlanmalıdır.

Evet, Ey bu helaket ve felaket asrının söz sahibi buradan bu salondan senin mezarına çiçekler getiren, lebbeyk diyen Saidler, Ömerler, Hamzalar senin “henien lekum” sadanı işitiyor gibiler. Yıllar önce söylediklerini ihmal eden veya anlayamayan mezar-ı müteharrik baba ve dedelerimiz adına senden özür diliyoruz. İnşallah sizlere layık olacak müjdelediğiniz nesl-i cedid geliyor.

Medrsetüzzehra Sempozyumu, Van 12-14 Ekim 2012, Risale Akademi, Bilimsel Etkinlikler Serisi: 8, s. 93-96, Ankara. 

popüler cevapdünya atlası