Tefekkürün Yansımaları; Hamd ve Şükür

Eklenme Tarihi: 07 Mayıs 2014

Ferda ERDOĞAN

Şükretmek için öncelikle tefekkür etmek gerekir. Tefekkür içinde Zât-ı Zülcelâli, layığınca tanımak gerekir. O Allah ki, olmayanı, bilinmeyeni hiçten var etmiştir. O Allah ki, her şeyin yaratıcısıdır ve her şeye vekildir. Bir şeyi yaratmak istediğinde onu düşünüp tasarlamaya, zamana, mekâna ya da provaya ihtiyacı yoktur. O’nun için varlık âlemi ve yokluk âlemi eşittir. O’na hiç bir şey güç değildir. O bütün noksan sıfatlardan münezzehtir. Her şeyi hakkıyla ve hikmetli yaratmış ve bunları insanların hizmetine vermiştir. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? (Rahman suresi)

Kâinat bize Allah’tan bir mektuptur. Kur’an-ı Azimüşşan kâinatı okuyor. Ve o kâinatta yarattığı şeylerde güzelliğinin kemalini gösteriyor. İnsanlar tüm bilim adamları bir araya gelse bir sineğin gözünü dahi halk edemez.
Mevlam neyler ,,, Neylerse güzel eyler.

Bedîüzzaman Hazretleri (ra) “Madem seni biliyor, rahmetiyle bildiğini bildiriyor; sen de O’nu bil, hürmetle bildiğini bildir.” diyerek şükrün de hamdin de aslında temelde Allah’ı bilmekle başladığını hatırlatıyor. Allah’ı bilmek Tefekkürle başlar.

Tefekkür edelim biraz; bulutlar, yağmurları ile yeryüzü ahalisinin yardımına koşarlar ve onları sularlar. Cansızlar, canlılara yardım ederler. Hayatsız ve iradesiz bir şeyin kendi hesabına yardım etmesi mümkün olmadığına göre, demek hepsi birer memurdur ve Allah’ın emriyle hareket ederler; yardımlaşma delili. O Allah ki, kâinatın varlığını yokluğuna tercih etmiş ve bu âlemi yokluk karanlıklarından varlık âlemine çıkarmıştır; hudus delili. Kullandığın odan her gün kirleniyor da, bu yeryüzü kirlenmiyor mu? Hâlbuki bu kâinat fabrikası ve dünya misafirhanesi temiz ve kirsizdir ki; lüzumsuz bir şey, menfaatsiz bir madde, içinde bulunmaz. Bulunsa da çabuk bir şekilde temizlenir. Demek bu fabrikanın öyle bir sahibi vardır ki, bu koca fabrikayı ve bu büyük sarayı, küçücük bir oda gibi süpürtür ve temizletir; temizlik delili. Yeryüzü öyle haşmetli bir sofradır ki, senin rızkını veren Allah tüm canlıların da rızkını veriyor; rızık delili. Her insana farklı bir yüz veriyor; suret delili. Maddenin en küçük parçası olan atom, yıldızların hareketleri, varlıkların vücutları; hepsi bir intizam delili.

İşte tüm bu yaradılış delillerinde, fiillerdeki mükemmelliğin karşısında ne kadar az hamd ve şükür ediyoruz. Kimin haddi vardır ki, bu hikmetli fiillere faillik iddia edebilsin ve bu mükemmel fiillere fail olabilsin. İlla Allah!

Öyleyse Cenâb-ı Hakk’ın sırf kulunun lehine ve çıkarlarına sonsuz imkânlar, iyilikler, ihsanlar, nimetler, rızıklar, güzellikler yaratması ve hepsini kuluna tahsis buyurması karşısında kul nasıl şükür etmez? Bedîüzzaman Hazretleri (ra), kâinat fabrikasının çıkardığı mahsulâtın en âlâsının şükür olduğunu yani kâinatta zerrelerden kürelere kadar her ne varsa, her bir şeyin şükre baktığını, şükre dönük olduğunu kaydediyor. Hem şükürde bir zahmet yoktur. Bilâkis, nimetin lezzetini arttırır. Çünkü şükür, nimette in'âmı görmek demektir. İn'âmı görmek, nimetin zevalinden hâsıl olan elemi def eder. Zira, nimet zâil olduğundan, Mün'im-i Hakikî onun yerini boş bırakmaz, misliyle doldurur ve teceddüdünden lezzet alırsın.

Şükür nimette, nimeti vereni görmektir. Her zaman Allah’ın verdiğine de Elhamdülillah, vermediğine de Elhamdülillah demektir. Allah’a iyiliklerinden ve bize verdiği sonsuz nimetlerden dolayı dilimiz, kalbimiz ile teşekkür etmeliyiz.

Bütün nimetler için Bismillah zikir, ortada bu nimetleri düşünmek tefekkür, sonrada Elhamdülillah demek şükürdür. Bediüzzaman Hz (ra) nimetin nimet olduğunun farkına varmayı ve kıymetini takdir etmeyi "manevî şükür" mefhumu içinde değerlendirir.

Cenâb-ı Hak, Kendi Yüce Zatını da “Şekûr” ve “Şâkir” isimleriyle isimlendirmiştir. Bu güzel isimlerden anlıyoruz ki, Allah da kulunun en küçük miktar da olsa yaptığı hayrı, iyilikleri asla yok saymıyor, asla görmezden gelmiyor, mutlaka mükâfatını veriyor ve eksiksiz mizana koyuyor, kuluna teşekkür ediyor.

Hamdolsun âlemlerin rabbine.
Alemlere sığmayan sevgiyi bir et parçasına sığdırdığı için..

Hamdolsun âlemlerin rabbine.
Hiç mecbur olmadığı halde kuluna ihsan ve lütufta bulunduğu için.

Hamdolsun âlemlerin rabbine.
Hamdolsun âlemlerin sahibine.

popüler cevapdünya atlası