TEARÜF VE İTTİHADIN ENGEL VE FIRSATLARI

Eklenme Tarihi: 15 Aralık 2019

Mehmet Akif YAZICI 

ŞEKERCİHAN DERNEĞİ     

Konuşmama başlamadan önce Şekercihan Derneği adına çalıştaya katılan bütün katılımcılara ve sivil toplum kuruluşu (STK - Cemaat) temsilcilerine hürmetlerimi sunuyorum. Risale Akademi tarafından tertip edilen bu çalıştayın, hayırlı neticelerin husulüne vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.

Şekercihan derneği olarak iman ve insanı merkeze alarak çıktığımız hizmet yolculuğumuz, aslında bir yönüyle bu çalıştayın da konusunu teşkil eden tearüf, teavün ve ittihad arayışının bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte, hizmet ve faaliyetlerimizin özünü teşkil eden Risale-i Nur Külliyatının telifinin üzerinden neredeyse bir asır geçtikten sonra, söz konusu ihtiyacın acı bir gerçek olarak halen karşımızda duruyor oluşu, bu hakikatlere gönül vermiş herkesi incitmekte ve olanca ağırlığıyla manevi bir sorumluluğu omuzlarımıza yüklemektedir.

Benzer alanlarda faaliyet gösteren STK’lar arasında tearüf, teavün ve ittihadın nasıl sağlanacağı konusundan önce, bu arayışın aciliyetini ifade babında, bazı hususlara dikkatinizi çekmek istiyorum. Değişen sosyo-kültürel ve demografik yapı, baş döndürücü bir hızla önümüze çıkan teknolojik yenilikler ve sanal dünya, manevi hizmetlerle meşgul olan STK’lar için yeni bir döneme işaret etmektedir. Bu hususlara ilaveten, STK’ların kendi içlerinde ve birbirleriyle yaşadıkları bitmek bilmeyen çekişmeler, bu yapıları kısır tartışmaların merkezi haline getirirken, siyasal ve toplumsal alandaki gelişmeler STK’lar için ayrıca riskleri ihtiva eden bir nitelik kazanmaktadır.

Bu bağlamda mezkur dahili ve harici tablo, bir yandan geleneksel tarzdaki STK’ları gittikçe içine kapanık – marjinal, gençliğe hitap edemeyen ve hizmet üretemeyen yapılar haline getirme potansiyelini taşımakla birlikte, bir yandan da bu çalıştayda da konuşulduğu üzere farklı hizmet tarz ve alanlarını gündemimize taşımaktadır. İçinden geçtiğimiz dönem, özellikle muhatapların değişen niteliği itibarıyla, 12 Eylül askeri darbesi sonrasında apolitikliğin hâkim olduğu döneme benzer şekilde, STK ve cemaatlere mesafeli, ilgisiz hatta negatif bir toplumsal yapıyı üretmiş gözükmektedir.

Bu noktada, mevcut ızdırari şartlar içerisinde tearüf, teavün ve ittihadın tesisi için, hepinizin malumu olan Esma-i İlahiye adedince vahdet rabıtalarını hatırlatmaya ihtiyaç hissetmiyorum. Aynı şekilde, mütemadiyen dile getirildiği üzere maksatta ittifak edilmesi gerektiğine dair, üzerinde herkesin mutabık olduğu bir hususu da ifade etmeyeceğim. Zira, mezkur hakikatlerin çok önemli olması ve sık tekrar edilmesine karşın, hal-i pürmelalimizin, daha derinlerde yaşanan bazı zihni savrulmaların varlığına işaret ettiği kanaatindeyim.

Bu nedenle tearüfe dair fiili uygulamalardan önce, söz konusu savrulmaların bertaraf edilmesi ve özellikle düşünce planında dikkat edilmesi veya tadil edilmesi gereken hususların mevcudiyetini önemle vurgulamak istiyorum. Aksi takdirde, bu fikri zemin üzerine bina edilmedikçe, tearüf ve ittihada matuf uygulamaların ne yazık ki sathi ve muvakkat denemeler olmaktan öteye geçemeyeceğini düşünmekteyim. Bu sebeple, Şekercihan Derneği olarak Risale-i Nur Külliyatından tahric ettiğimiz hizmet esaslarımız muvacehesinde, tearüf, teavün ve ittihadın sağlanmasında risk ve fırsat teşkil eden hususlardan, önemli gördüğümüz birkaçını maddeler halinde nazar-ı dikkatlerinize sunmak istiyorum. Bu çerçevede, tarafımızca icra edilen bazı uygulamaları da örnek olarak paylaşmaya çalışacağım.

Öncelikle tearüf ve ittihad önünde ciddi engel teşkil eden hususlardan başlamak istiyorum;

  • Tearüf ve İttihad İçin Bir Engel Olarak -  Ezoterizm ve Mistisizm

Risale-i Nur Külliyatına ezoterik ve bu yönüyle bir ölçüde batıni bir muhatabiyet geliştiren gruplarda gözlemlenen kapalılık, tearüf ve ittihad arayışlarının önünde çok ciddi bir engel olarak bulunmaktadır. Zira bu yapı mensupları, kendi STK – cemaat yapılanmaları haricinde herkesçe bilinemeyen ve mistik hikâyeler, hatıralar veya rüyalar ile beslenen zihin dünyalarında, herhangi bir tearüf ve teavün ihtiyacını hissetmemektedirler. Mezkûr batıni yaklaşım zahir hakikatlerin göz ardı edilmesine yol açarak, herhangi bir diyalog imkânını ortadan kaldırmaktadır. Bu durum benzer alanlarda hizmet eden diğer grupları da dini veya seküler eleştirilerin açık hedefi haline getirmektedir.  Dernek olarak yaptığımız faaliyetlerde bu gruplarla herhangi bir ortak zeminde buluşmak da çok zorlandığımızı üzülerek ifade etmek durumundayım.

  • Tearüf ve İttihad İçin İkinci Bir Engel -  Elitizm veya Seçilmişlik Vehmi

Zikrettiğimiz batini muhatabiyetin sonuçlarından biri olarak elitizm veya seçilmişlik vehmi, oldukça ciddi sorunlardan biri olarak karşımızda durmaktadır. Ümmet-i Muhammediyeyi (ASM) sahil-i selamete çıkaran bir sefine-i Rabbaniyede çalışan hademeler olma manasından, diğer hizmet gruplarına ve umum ehl-i imana yukarıdan bakan, kurtarıcı rolüne bürünen yapılara evrilme, yaşanan savrulmanın ciddiyetini göstermektedir. Söz konusu elitizmin beraberinde getirdiği propagandist ve üstenci söylemin, bu yapılar ile diğer ehl-i iman arasındaki tearüf ve ittihad zeminini ortadan kaldıran en önemli sebeplerden biri olduğu aşikardır. Bir başka değişle, cemaati bir enaniyetin kendisine yer bulduğu yapılar ile müsbet manada yol almak pek mümkün gözükmemektedir.

  • Tearüf ve İttihad İçin Bir Diğer Engel -  Tahtiecilik ve İnhisarcılık

Seçilmişlik fikrinin beslediği tahtieci anlayış, kişi ve gruplar arasındaki ilişkileri hak-batıl denklemi üzerine oturtması nedeniyle tearüf, teavün ve ittihad imkânlarının ortaya çıkmasını engellemektedir. Hakikatin tamamıyla kuşatıldığı ve bu yüzden inhisarcılığın kol gezdiği bu anlayış için farklı düşünce, yorum ve renkler yoktur. Su-i zan ve tarafgirlik hissinin menbaaı olan bu anlayış, çoğunlukla istibdatın farklı şekillerde tezahür etmesine hizmet edip, kavgaların fitilini ateşlemektedir. Bu durum aynı zamanda cihanşumül düsturların, dar bir anlayışa hasredilmesi yoluyla hakikatlere haksızlık edilmesine ve diğer grupların ötekileştirilmesine neden olmaktadır.

  • Tearüf ve İttihad İçin Önemli Bir Engel -  Kişi Kültü ve Müfrit Gruplar

Ezoterik, elitist ve tahtieci anlayışın hâkim olduğu bazı yapılar, mevcudiyetlerini devam ettirebilmek adına, farklı mekanizmalar aracılığıyla kutsallaştırılan, söz ve fiileri sorgulanamaz, kusursuz kişilerin liderlik ettiği aşırı gruplara dönüşmektedir. Liderin fikirleri çevresinde şekillenen ve yeni düşünce üretiminin söz konusu olmadığı bu gruplar, düşmanlaştırma refleksi ile aidiyet oluşturmaya çalışmak zorunda kalmaktadır. Ruhban için burhanın terk edildiği, bir başka değişle düşünce merkezli bir hareketten, kutsal kişinin merkezinde olduğu bir hale geçiş ile birlikte, tearüf ve teavün imkânları liderin iki dudağı arasına hapsedilmekte ve ne yazık ki bu yöndeki arayışlar da liderin iktidarına karşı bir tavır olarak değerlendirilmektedir.

  • Tearüf ve İttihad İçin Bir Başka Engel -  Gelenekle Bağların Kopması

Tearüf arayışındaki sorunlu alanlardan biri de Risale-i Nur’un gelenekle olan bağlantısının göz ardı edilmesidir. Arkasındaki çok zengin ilmi arka planın ihmal edilmesi ve nevzuhur bir eser olarak takdim edilmesinin sonucu olarak, ümmetin genelinden ayrı düşülmekte ve hakikatler umuma mal edilememektedir. Bu durumun kaçınılmaz sonucu ise marjinalleşme olmaktadır. Bu durum “dava içinde bürhan olma“ gibi önemli bir mananın ihmal edildiğini göstermektedir. Söz konusu bağlantının kurulması ile birlikte ehl-i imanla olan diyaloğun tesisi yolunda önemli bir mesafe katedilmiş olacaktır. Bu nedenle Şekercihan Derneği ve Risale-i Nur Enstitüsü olarak geçen ay tertip etmiş olduğumuz “İslam Düşünce Geleneğinde Risale-i Nur Çalıştayı” gibi faaliyetlere ciddi anlamda ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca Risale-i Nur Enstitüsü bünyesinde halihazırda devam eden bir projenin tamamlanması ile birlikte, bu konuyu akademisyenler başta olmak üzere umum ehl-i imanın istifadesine sunmayı arzu ediyoruz.

  • Tearüf ve İttihad İçin Gizli Bir Engel -  Milliyetçilik ve Devletçilik

Siyasi ve içtimai hadiselere ani reflekslerle verilen tepkiler, zaman zaman yükselen milliyetçi atmosferden etkileniyor gözükmektedir. Sebeb-i tefrika olan ve temel değerlerimizden olan adaletin sarsılmasına hizmet eden milliyetçi ve devleti kutsallaştıran söylem, STK ve cemaatlerce kesinlikle uzak durulması gereken bir durumdur. Tearüf ve ittihad arayışları muhabbet, uhuvvet ve tesanüdü netice veren “ Milliyetimiz bir vücuddur, ruhu İslamiyet, aklı Kur’an ve imandır “ anlayışı çerçevesinde şekillenmelidir. 

  • Tearüf ve İttihad İçin Tanıdık Bir Engel -  Siyaset ve Ticaret

Geçmişte çokça tecrübe edildiği üzere STK ve cemaatlerin asli vazifelerinden uzaklaşarak, siyaset ve ticaret ile alude olmalarının olumsuz etkilerini halen yaşıyoruz. Bu nedenle, muvafık veya muhalif olarak siyaset vasıtasıyla herhangi bir siyasi parti ile anılmayı bu hizmet grupları için varlık sebebini yitirme olarak addediyor ve ittihadın önünde büyük bir sorun olarak değerlendiriyoruz. Benzer şekilde ticaret vasıtasıyla maddi güç devşirilmesini, STK’ların bir araya gelme fırsatlarını baltalayan çok ciddi bir engel olarak görüyoruz. Bu iki sorunlu alanın terk edilmesi ile birlikte, üzerinde mutabık olunan birçok alanda ortak hareket edebilme imkânlarının açığa çıkacağı kanaatini taşıyoruz. Bu çerçevede Şekercihan Derneği olarak faaliyetlerimizde, prensipler bazında mutabık, tercihler noktasında farklı siyasal görüşlerden insanların beraber hizmet edebilme imkânlarını oluşturabilmenin rahatlığını yaşıyoruz. Bu mananın inkişaf ettirilmesi ile birlikte Risale-i Nur düsturlarının kısır tartışmalara ve nefsi mücadelelere alet edilmesinin de önüne geçileceğini bilmüşahede görüyoruz.

  • Tearüf ve İttihad İçin Bir Diğer Engel -  Cemaati Enaniyet 

STK ve cemaatlerin kendilerine değil topluma adam yetiştiren yapılar olması gerektiğini düşünüyoruz. Hizmet gruplarındaki insan biriktirme endişesinin bertaraf edilmesi ile birlikte, bu yapılar arasındaki geliş - gidişlerin artacağına ve böylelikle tearüf, teavün arayışlarında kolaylıkla netice alınabileceğini tecrübe ederek görüyoruz. Bu makamda Şekercihan Derneği olarak temel düsturumuzu “Müslümanların nereden ve kimden olursa olsun istifadelerine taraftar olmak” olarak belirlemiş durumdayız. Tearüf ve ittihad için, gerekli durumlarda sebeb-i mesuliyet olan metbuiyetin terkedilerek, tabiiyetin ihtiyar edilmesini çok önemli buluyoruz.

  • Tearüf ve İttihad İçin Bir Fırsat Olarak -  Yeni Bir Nesil

Öncelikle belirtmek isterim ki;

Cemaat ve STK’lar arasında geçmişte yaşanan “fikri” ayrılıkların, kimin haklı veya haksız olduğundan, neden kaynaklandığından bağımsız olarak, günümüz toplumunda ve özellikle genç neslin düşünce ve ruh dünyasında bir karşılığı ve kıymet-i harbiyesi bulunmamaktadır. Bu nedenle önyargılardan azade olarak, birbirleriyle iletişim kurabilecek yeni bir neslin varlığı, tearüfü mümkün kılacak bir zemin anlamı taşımaktadır. Bu fırsatın heba edilmemesi için gençlerle kurulacak olan muhatabiyetlerde azami hassasiyet gösterilerek, geçmiş tartışmaların yükünün onlara taşıtılmaması gerekmektedir. Bu çerçevede derneğimiz ve Risale-i Nur Enstitüsü bünyesinde gençlere yönelik yapılan vukufiyet programları, okuma programları ile müzakere atölyelerinde, alanlarında ehil ve mezkur hassasiyeti haiz farklı meşreb ve gruplardan hocaları istihdam etmeye çalışıyoruz.

  • Tearüf ve İttihad İçin Yeni Bir Fırsat -  Dijital Medya

Dijital medya olarak tanımlayabileceğimiz yeni medya düzeni, hayatın tüm alanlarına olumlu- olumsuz manada nüfuz etmekle beraber, doğası itibarıyla bilinirlik ve farklılık üzerine kuruludur. Bu yönüyle söz konusu mecralar, STK’ların birbirlerini tanımaları ve yekdiğerine muavenet imkânlarını görmeleri adına çok önemli fırsatlar sunmaktadır. Her konu ve fikrin sınırsız bir hürriyet içerisinde konuşulabildiği bu mecraların, hizmet gruplarının ortak gayelerinde farkındalığa vesile olabileceğini düşünüyoruz. Bu nedenle, STK’ların bu alandaki gayretlerini ve mevcut faaliyetlerinin keyfiyetini artırmalarını elzem buluyoruz. Bu bağlamda, önümüzdeki bahar aylarında İİKV ile ortaklaşa tertip etmeyi düşündüğümüz “İman Hizmeti ve Sosyal Medya” çalıştayı ile bu alandaki tearüf ve teavün imkânlarına katkı sunmayı hedefliyoruz.

  • Tearüf ve İttihad İçin Önemli Bir Fırsat -  Mutedil Çoğunluk

STK’lara dair halihazırdaki durum, bir yandan da mutedil bir çoğunluk için, sıkıntıların daha net olarak olarak anlaşıldığı bir farkındalığa vesile olmuş gözükmektedir. Şekercihan Derneği olarak, elimizden geldiğince bu alanda daha fazla ortak faaliyet imkânının yollarını aramaya devam ediyoruz. Gayemiz ise, tabir-i caiz ise dibe vurulan bir dönemin ardından emareleri hissedilen bu farkındalığın, doğru mecralara yönlendirilmesi ile bu fırsatın da heder edilmemesidir.

Sonuç itibarıyla;

Manevi hizmetler ile meşgul STK’lar arası tearüf arayışında, esas itibarıyla fikri bir dönüşüme, belki de daha doğru ifadeyle bir öze dönüşe ihtiyaç olduğunu belirtmek istiyoruz. Grupların tearüfünde bir tür bariyer işlevi gördüğünü düşündüğümüz mezkûr nedenlerin ortadan kalkması ile birlikte, birçok alanda teavün ve ittihad imkânlarının olduğu kendiliğinden ortaya çıkacaktır. İçinde yaşadığı zamandan ve toplumdan kopuk olmayan, iletişime ve diyaloğa açık bir beşeri sermaye ile birçok sorun halledilmiş olacaktır. Bu çerçevede, Şekercihan Derneği olarak mesaimizin ve gayretimizin odak noktasına insana yatırımı koymuş bulunuyoruz.

Bu yaklaşımımız nedeniyle, söz konusu zihniyet dönüşümünü hızlandıracak ilmi ve akademik çalışmalara ağırlık verilerek, bu değerlerin farklı hizmet gruplarına mensup genç nesile mal edilmesini ve istikrar kazanmasını çok önemli buluyoruz. Bu yöndeki çalışmalar ile aşırı gruplar eliyle kamuoyuna takdim edilen olumsuz görüntünün etkilerinin asgariye indirilmesini ciddi bir sorumluluk olarak addediyoruz. Bu çalışmalara paralel olarak mutedil gruplar arasında tearüf ve teavün pratiklerinin artarak devamı noktasında azami gayret gösterilmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Bu çerçevede, ihtisas alanlarını birbirine bırakmak, iş bölümü ile istihdam israfı ve atıl yatırımın önüne geçmek mümkün olacağı gibi yeni hizmet alanları için kaynak sağlanmasının da önü açılacaktır.

Ehl-i hakla ittifak, tevfik-i İlahinin bir sebebi ve diyanetteki izzetin bir medarı olması itibarıyla, Şekercihan Derneği olarak bu keyfiyetteki çalışmaların her zaman destekçisi olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Konuşmama nihayet verirken, Cenab-ı Hak’tan ehl-i iman arasında ittihada matuf tüm faaliyetlere muvaffakiyet vermesini niyaz ediyor, hürmetlerimi sunuyorum…

popüler cevapdünya atlası