Tearüf Çalıştayı

Eklenme Tarihi: 26 Kasım 2019

Kadir AYTAR

Geçtiğimiz cumartesi (23.11.2019) günü Risale Akademi “Toplumsal Bütünleşme Zemininde Tearüf Çalıştayı” düzenledi. Çalıştaya 7 sivil toplum kuruluşu iştirak etti. Açılış konferansları ve üç oturum halinde 17 bilim adamı ve konuşmacının sunumları ile tearüf kavramı irdelendi.

Tearüf; tanışmak, bilişmek demek. Bunun içine insanların önce kendilerini tanıması, ruhuyla kalbiyle ve duygularıyla tanışmasından tutun da ailenin kendi bireylerini tanıması, anlamaya çalışması, ardından komşularıyla, akrabalarıyla, toplumuyla, meslektaşları ile İslam ailesi ve bütün insanlık ile tanışması anlamlarını kapsar.

Hucurât Sûresi, 13. Ayette bizi yaratan Rabbimiz; "Birbirinizi tanıyıp kaynaşasınız ve aranızdaki münasebetleri bilesiniz diye, sizi milletlere ve kabilelere ayırdık.” buyuruyor. Hayatın anlamı tanışmaktan geçer. İnsan kendini tanırsa Rabbini de tanır, sonra da kâinattaki canlı cansız bütün varlıklarla tanışır, yaratılanı yaratandan ötürü sever. Aslında kâinatın mayası muhabbettir.

İnsanlara bakıyoruz çoğu tanışmak işbirliği, fikir birliği ve gönül birliği yapmak yerine, birbirine yabanî ve düşmanlık, birbirini inkâr ve husumet etmek yolunu tercih ediyor. Batı felsefesi hayatı mücadele olarak ifade etmiş ve ona göre davranıyor, menfaati icabı da yeni yeni ayrılıklar, yeni yeni düşmanlıklar icad ediyor, yutmak istediği toplumları ırkçılık, meshepçilik gibi zayıf damarlarından tutarak parçalıyor, nefsanî hevesleri teşvik ediyor.

İslam toplumları böylesine bir dehşet duruma maalesef düşmüş durumda, zalimlerin çizmeleri altında inim inim inlemekte, kan kusmakta ve ateşler içinde yanmaktadır. Bütün bunların nedeni, bize saadet yolunu gösteren dinimizi iyi bilmemek, esaslarına uymamak ve bizi biz yapan ahlakî değerleri yitirmek, hayatın yardımlaşma esasına göre bina edilmesi gerektiğinin farkına varamamaktır.

Toplumumuzda ve diğer İslam toplumlarında ümitsizliğin hayat bulması, doğruluğun ölmesi, düşmanlık etmekten haz duyulması, başta aile olmak üzere her alanda baskıcı davranışların ve uygulamaların hâkim olması, iman ehlini birbirine bağlayan nurani bağların bilinmemesi ve şahsî menfaatlerin toplumun menfaatlerinin önüne geçmesi, üstünlük taslama, bencillik, nemelazımcılık ve işleri hep başkalarına havale etme gibi daha başka büyük sıkıntılarımız var. Kul hakları göz göre göre çiğneniyor. Biz de seyrediyoruz.

Çalıştayın esas konusunu “haccın ve ondaki hikmetin ihmali” teşkil ediyor. Nedir haccın hikmeti? Tanışmak, fikir birliği sağlamak, işbirliğini içeren İslamın yüksek siyasetini takip etmek ve geniş dairede sosyal faydalar sağlamak. Bütün bunların dikkate alınmaması ve ihmal edilmesi sonucunda Allah’ın gadab ve kahrını celbettik, günahlarımızı ziyadeleştirdik, birçok Müslüman, düşmanın lehine, İslam aleyhine canla başla çalışır hale geldi.

Düşman bizi birbirimize kırdırmaya devam ediyor. İslam coğrafyasının durumu herkesçe malum. Bu gidişe Ya “dur” diyeceğiz ya da mahvolmaya devam edeceğiz. Elbette “dur” demeye mecburuz. Ve bunun çaresi de var. Yukarıda saydığımız olumsuzlukları önce bertaraf edeceğiz, ardından haccın hikmetlerini yerine getireceğiz.

Hac zamanı insanlar, bütün kalp ve ruhlarıyla Allah’a yönelir. Affedilmek, bütün günahlarından kurtulmak için yalvarır, adeta melekleşir. Kötü düşünme meyli neredeyse yok olur ve yardım etme duyguları gayrete gelir. Bu nedenle İslam toplumlarını birbirine daha da yaklaştıracak, aralarındaki muhabbeti artıracak, fikir alışverişi ve ortak faydalarda buluşmalarını sağlayacak manevî bir atmosfer olan hac mevsiminde, her yıl İslam Birliği Teşkilatının toplanması, çok da fonksiyonel olmayan fonksiyonelliğini artıracaktır.

Tearüf gibi, farklılıkları kabullenerek insanları birbirleriyle kaynaştıracak, İslamın binlerce temel kavramları ve değerleri üzerine de çalışılmalar yapılmalıdır. Şuurlu ve çalışkan bireylerden oluşan, her türlü teknolojik imkânları ve iletişim araçlarını kullanabilen, üretebilen huzurlu bir toplum olmak, kardeşliğin ve yardımlaşmanın, işbirliği ve iş bölümünün nimetlerinden yararlanmak istiyorsak, hem nuranî, hem de cismanî bağlarımızı kuvvetlendirmeli, İslamın kem talihini tersine çevirmeliyiz. Bunun için de iyi çalışmak gerek: “Ve insana çalıştığından başkası yoktur.” (Necm: 39)

Gayret bizden tevfik Allah’tan

popüler cevapdünya atlası