Şerh için Kur'an'ın 6 cihetinden yararlanmalıyız

Eklenme Tarihi: 29 Haziran 2014 | Güncelleme Tarihi: 08 Ocak 2017

 

Risale-i Nur Gündemi:Hayata dair şerh

Dr. İsmail Benek

Risale-i Nur, iman ilmini kendine misyon edinmiş bir eserdir. Bediüzzaman, ”Ulum-u imaniye vazifesi ile tavzif edilmişiz.” beyanı ile bunun bir görev ve sorumluluk olduğunu belirtir. İman ilminin tahkiki boyutu ispat ve izah istediği gibi şerh ve talim de ister.

İmanın tezahürü ameldir. Hayat ile iman amele, eyleme, ibadete, davranış ve duaya dönüşür. “İman, hayat, şeriat” sıralamasındaki öncelikler ve gereklilikler silsilesi, iman ile başlayan ve bireyden aileye ve topluma dönüşen uygulama ve açılımlarla kurallar bütününe giden nizamnameler olmaktadır.

“Kainattan halıkını soran bir seyyah’ın müşahedatı” nı yansıtan Ayetü’l-Kübra ve diğer risalelerin müellifi, elbette bütün müşahedelerini kaleme dökememiştir.

Kalbi, ruhi, maddi, manevi, ilmi, vicdani, misali, seyri, seyyahi, müşahidi ve muhavvili birçok inkişaf, inşirah, hads ve inşaya dair ipuçları vermekte, bazıları ima ve remz düzeyinde, bir kısmı icmali, bazıları tafsili görünse de “izaha muhtaç” denmekte, bazı konular ise şifreler halinde sadece “enmuzeci” ortaya konmuştur.

Konuların başında “bu risale akıldan ziyade kalbe bakar” denilmekte ama sona doğru aklın hissesi de verilmektedir. Bir bakıyorsunuz, ”ey mektepli efendi” diye başlayan bir modern bilim sorgulaması ve sonunda kalbe yakınlaştıran bir “mütefennin” diyalogu yaşanmaktadır.

Seyr-i süluk-i ruhahide giden zatların izinde, yanında, gölgesinde, müşahedesinde, vartasında ve günümüze bakan veçhesinde onların asli ve nurani ruhlarına ve makamlarına hürmeten günümüzün zekâlarına göre anlaşılabilir yaklaşımlarla hem onları korumakta, hem de anlamayan asra ve akıllara bir çerçeve vermektedir.

Böylesi iç içe ve tarihselliğe kurban gitmeden ve günümüze de uyarlamadan “asrın idrakine” uygun ve tefekküre dayalı bir kâinat okuması ile Kur’an’ı anlayan ve anlamaya çalışanlara ”hakikat-belağat-akide” unsurları ile entelektüel bir çıta ile Muhakemat’ı takdim etmektedir. Âlimler/ilim adamları için bir rehber görevi görecek Muhakemat’ı “Reçetetü’l-Havas” olarak tarif eder. Eğer entelektüel manada Muhakemat üzerinde mekteple medreseyi ve tekkeyi bir arada tutacak şerh ve izahlar yapamazsak, toplumsal okumaların paradigmasını belirleyen Münazarat ile yol haritamızın pratik zeminini hayata geçiremezsek, Risale-i Nur gündemi üzerinde hayat dair birey, aile ve toplum inşası ile kamu düzeni, hikmet-hükümet ilişkisi ile hakkaniyet ve adalet ölçüleri içinde marifetullah ve muhabbetullah kapılarını aralayacak fikri yolculuğumuzu sürdüremeyiz.

Şerh, bu anlamda zaruri ve aciliyeti olan bir mevzudur Risale-i Nur için. Risale-i Nur’u telif etmeye başlayalı tam 115 yıl oldu. “Kur’an’ın sönmez ve söndürülmez bir nur olduğunu izah ve ispat edeceğim” denildiğinde, küresel ifsat ve zındıka komitelerinin imanın esaslarına saldıracak bir planın deşifresi ve yüzyılların vicdanına haykıracak bir gaye-i hayalin muştusu ifadelerdi. “Bize fünun-u cedide lazım” denmesi buna muciptir. Medresenin “Medresetüzzehra” versiyonu ile güncellenmesi ve revizyonu da cihat cephesinde yapılacak manevi bir inkılâbın kilometre taşıydı ve metodik bir yığınak yapma hamlesiydi.

Yine “zaman tarikat zamanı değil.” ifadesi de fonksiyonel bütünlük gerektiren Mektep-Medrese-tekke koalisyonunun ittihada giden yolda İttihad-ı İslam yolunda atılması gereken kurumsal/müesseseler bağlamında bir inşa zeminiydi ve bunun ortak ifadesi de “mezc ve derç” olacak fen ve din ilminin akıl ve kalple birlikte ruhun lezzetine varmasına giden yolun “Hüccet ve bürhan direkleri” ile ihya, inşa ve icra süreçlerinin başlangıcıydı.

Hatta 1899’da “İzah ve ispat” hedefinden üç yıl daha geriye gidip, 1896’da “Kemal’in rüyası ile uyandım” dediği İman-hürriyet ilişkisi ile de ilişkilendirmek gerekir Bediüzzaman’ın yürüyüşünü.

Hal böyle olunca 120 yıla tekabül eden ve üç asrı kuşatan ve kronolojisine dâhil eden bir tecdit ve inşa hareketinden bahsediyoruz.

Bu süreçlerde telif edilen eserlerin;

- Kronolojik okumasını yapmak gerekir. Şartlara ve döneme ışık tutan tespitlerle, tarihi arka planını ve günümüze hitap edecek mesajlarını belirlemek gerekiyor.

- Kur’an-ı Kerim’in 626 ayetine yaptığı tefsir ve öncelik verdiği konular ile 19. Yüzyılın son çeyreğinden günümüze kadar gelen türbülanslı dönemin ihtiyaçları arasındaki esaları ve bağları doğru ve yenileyerek okumak ve yorumlamak gerekir.

- Mevzii/yerel bazı kişi/olay/kurum/kuruluş/grup bağlamında eserlerde geçen tahlil ve yaklaşımların içinde günümüze hitap eden evrensel ve Kur’ani ölçekler çıkarmak zorundayız. Aksi halde tarihsellik eleştirisi yapanlarla veya harici bir mana verip “loğu hükümler” çıkaracağımız kelime ve zahiri izdüşümler üzerinden giderek muhakeme ve kıyas yolunu kapatmış oluruz ki, bu bizi aklı ve yenilik süzgecinden uzaklaştırdığı gibi mizaca dayalı sübjektif küme/yorum/grup/kabilelere götürür.

- Risale-i Nur’un şerhi için, Kur’an’daki konu kümelerini ve kümeler içinde en belirleyici hükmü ve tevhit ölçüsü ile hikmet zeminini oluşturan kısımları öncelikle bunalımlı çağın insanına şerh, izah ve ispatla sunan Bediüzzaman, elbette bilgi üretimini ve dijital çağın karşısında değişmez ölçülerin değişen şartlar için yine ölçüler ortaya koyacak üslup, ifade, istifade ve izah zeminlerine ev sahipliği yapacak köklü şerh ve tefsir ile tekmil ve tahşiye ihtiyacı doğmaktadır.

- Risale-i Nur’daki mevzu kümelerinin konulu tefsir metodu ile ele alınması, ki Bediüzzaman bunu yapmıştır, ayrıca evrensel boyutta ilim ve iman beraberliğinin kainat hafızasındaki kayıtlarında yararlanmak için Kur’an’ın altı cihetiyle araştırma, inceleme ve analiz ile sentez çözümler çıkarılmasına ihtiyaç vardır. Bunun için ana bilim dalları düzeyinde daha mikro, ama gelecekte daha da mikro alanlarla belki bu gününü mikro alanlarının da makro kalacağı düşünülerek, “Herkes sanatında büyüktür.” müjdesini yaşayacak ve yaşatacak donanımlı/tanımlı/derin/mukavemetsuz fıtratların teşebbüsleri üzerinde “Muahir-i hakikat” olan Japonlar gibi Risaleye muhatap olacak muhakkiklere olan talep artmaktadır.

- Yeni insan tanımı üzerinden yeni yüzyılı, algıları, okumaları, anlamaları, anlamlandırmaları, revaç gören alanları, zafiyet ve gevşeklikleri, belirsizlik ve tereddütleri, bunalım ve çözümleri, duygu ve düşünceleri, beklenti ve bekleyicileri, ihtiyaç ve iktisadı doğru bir tahlil ve metoformla Risale bağlamında merkeze koyarsak, kendimizi güncellediğimiz gibi günümüze/bize/ülkemize/dünyamıza/dinimize/insanlığımıza hitap eden yeni izah, ispat, üslup, beyan, talim, şerh, tekmil, tahşiye, neşir, tashih, tefsir, tasvir, tafsil çalışmalarını da uzmanlıklara ve derinliklere ve seviyelere göre tasnif edip belirleyebiliriz.

- Şerh bağlamında, şarih yetkinliklerine haiz, çağın hafızasından beslenirken bunalımından tecerrüt ederek hakikat penceresinden yeni bakış açıları ve hatta diğer vazifelere öncülük edecek perspektifler sunacak “ihlas-ihtisas-istiğna-istişare-itina-ihtimam-iletişim” içerisinde konusunda/mesleğinde/risalede/çözümde/şerhte fani olmuş müdakkik nazarla, münsif bir muhakemeyle, iz’an mertebesinde bir dimağ/zihin ile meseleye evrensel boyut kazandıracak ve doğunun kalbi ile batının aklını içine katacak ama onlardan biri olmayacak şekilde “marifetullah-muhabbetullah-lezzet-i ruhaniye” mertebelerinde insanı “taallüm ve tekemmülle” taşıyacak “ilim ve dua vasıtası” ile serfiraz asra insanı sunacak “Genç Said’ler” ile bu mümkündür.

- Risale-i Nur’un şerhi, çağın hafızasının yeniden sistematize edilmesidir. Akli kalbe, kalbi akla ve vicdani fıtrata duyulan talebin yerli yerine doğu-batı paradigmalarında, ötekileştirici ve ayrıştırıcı “didaktik doğru”lardan kurtulmasıdır.

- Risale-i Nur’un şerhi, İslam medeniyetini alacakları olduğu Avrupa medeniyetinin ayrışarak kendi payına düşenin birlikteliği ile yeniden inkişafıdır. Önce batının “inkişaı” sonradan medeniyetimizin “inşaı” süreçlerine giden yolda nesnel/öznel/coğrafi/siyasi konjonktürün gölgesine takılmamak ve eşsiz sunumun evrensel barışa katkısını deruhte etmektir.

- Risale-i Nur’un şerhi kanayan İslam âlemini, cinnet geçiren müstebit idarecileri, hürriyeti ihlal eden icraları yeniden yorumlayacak imanla hürriyeti kolkola insanlığa meltemsi bir huşu ve idrakle sunacak hidayet meyvelerini verecek çekirdekler ekmektedir.

- Risale-i Nur’un şerhi, muhakemenin geri dönüşü, akılla kalbin 600 yıl sonra barışması, boşanmaktan vaz geçmesi, hikmetin ve adaletin tecellisi, ümmet ve insanlık şuurunun kabulü ve asla detay/kişi/grup/kabile/ülke bazlı doğru bilinen yanlışlar kümesine dahil olmamayı ve hep esas gayeye, tasavvura bağlı kalmanın prensipleri ile durumsal/kurumsal pozisyonlardan azade olmayı ve ferahlamamış bir dün ya tasavvuru ile “kemal-i ümid-i zafer ile çalışma” şevkini kuvvetlendirmektir.
-
Sonuç olarak;

- Risale-i Nur’da bizim altyapımıza, merakımıza, fıtratımıza, amel ve uygulamamıza, model olmamıza, okuma ve öğrenmemize hitap eden ism-i a’zam kavramımızı ve Risalede geçen alt kavramımızı belirlemeliyiz.

- Bundan sonraki ömrümüzü buna tahsis edecek plan ve çalışma programları ile akademik bir bakış kazandıracak altyapımızı kurmalıyız.

- Bunu aynı kavram ve altkavrama ilgi duyanlarla birlikte bir grup çalışması yapacak şekilde abd ile veya interdisiplinle ilişkilendirmeliyiz.

- Sürdürülebilir şekilde sistemleştirmek için kavram/altkavram üzerinden 15 vazifeden birine talip olup grup çalışmasında alt grup kümelerine kapı açmalıyız k, yeni taliplilere davetiye çıksın.

- Bir kavram/altkavram belirlemesi ile birlikte ontolojik/epistomolojik/teolojik/aksiyolojik derinliklere ve ilişkili olduğu anlam kümeleri ile ve yeni keşiflere götürecek işbirlikleri ile ilerlemeliyiz.

- Bu sayede atıl, hafızasını fazla dışa açamamış, içindeki Risale aşkı ile hizmet etme ukdesini yeterince pratize edememiş, unvansız ve yetkili görünmediği ve gruplarda bir nüfuz alanı olmadığı veya müktesebat avantajı olmayan binlerce nur talebesine ve onların etrafındaki birçok etkileşim ve çalışma çemberlerine yeni birer görev çıkacaktır.

- Yukarıdaki süreçler bütünlüğü ve sistematik işleyişi ile görev, tanım, sorumluluklar çerçevesinde talipli olan herkese destek verecek bir altyapı Risale Akademide inşa edilmektedir. Başvuranlarla titizlikle ve birebir ilgilenilecek ve alanına göre mentorluk desteği sağlanacaktır.

- Ayrıca çalışmaların izlenmesi, ölçülmesi, analizi ve iyileştirilmesi konusunda da ciddi bir takip sistemi ile inkişafın sabır isteyen sürekliliği ve kendi takatinde şevkini kırmadan ilerlemesi ve ödevlerini yapacak yaklaşım ve metotların önerilmesi de sağlanacaktır.

- SONUCUN BAŞI OLARAK;
- Dimağda meratib-i ilmiye çerçevesinde Tevhit biliminin;
1- Ontolojik
2- Epistemolojik
3- Teolojik
4- Askiyolojik

açıdan araştırılması, incelenmesi ve 15 vazifeye esas teşkil edecek şekilde Risale-i Nur’daki temel kavramların belirlenip üzerinde çalışılması, metot olarak ta Kur’an’ın altı ciheti üzerinden alt, üst, sağ, sol, ön, arka perspektifleri ile bütünsellik sağlanmalıdır.(1) Buna göre ABD ile ilişki kurulmalıdır.

Bu durumda;
1- Tevhit üzerine ontolojik, epistemolojik, teolojik ve aksiyolojik çalışma yapılması.
2- RN’daki temel kavramların belirlenmesi. (Bediüzzaman’ın tadat ettiği kavramlar üzerinden gidilebilir.)
3- ABD’na göre uzman envanterlerinin ve çalışma alanlarının kavram/alt kavram düzeyinde belirlenmesi (Bilimden Risaleye).
4- RN’daki konulara göre ilgili/uzman kişilerin belirlenmesi ve çalışma alanındaki kavram/alt kavram düzeyinde belirlenmesi( Risaleden Bilime).
5- RN’daki cem/tasnifin bu kategorilere göre iki yönden de yapılması.
6- RN’daki her konu ve kavram/alt kavram’ın 15 vazifeye göre birine yönlendirilmesi
(Ör: Adalet/adl/ kavram hukuk/hak/altkavram üzerinde önce cem/tasnif, sonra 15 vazifeden birine göre çalışma (şerh, izah veya talim, tahşiye gibi).
7- Bu çalışmalar yapılırken metot olarak Kur’an’ın altı cihetine göre düşünülmesi ve araştırılması/uygulaması.
8- Kavramlar kümesi veya konu bağlamında temel kavramların bütünlüğü daha sonra sağlanmalıdır. Ansiklopedik oluşum gibi önceden parça düzeyinde ilerlenebilir. (İnformel RN araştırmacıları ve meraklıları için).
Ya da bütünsel bir fotoğraftan gidilebilir. ( Formel akademisyenler ve bilim araştırmaları için).
9- Yukarıdaki çalışmaların ölçümlenmesi ve zihin inşası ile iman ve amel boyutunun tezahür ve tatmin düzeyi için bu çalışmalarda “Dimağda meratib-i ilmiye” tablosunun kullanılması.


10- Bu çalışmaların, öncelikle Risale Akademi bünyesinde mevcut altı Enstitünün (Fen, sağlık, Sosyal, Sanat, Eğitim, Din Bilimleri) ana başlıkları ile RN’ların cem/tasnifi ve kendi enstitüleri ile ilişkilerinin kurulması.
11- Bu çalışmalar için, Talim, İspat, Şerh, izah ve tefsir öncelikli eğitimlerin verilmesi. Eğitici Eğitimlerini programlanması.
12- Araştırma-Eğitim-Yayın süreçlerinin planlanması.

 

(1)"Altında hüccet ve burhan direkleri, üstünde sikke-i i’caz lem’aları, önünde ve hedefinde saadet-i dâreyn hediyeleri, arkasında nokta-i istinadı vahy-i semâvî hakikatleri, sağında hadsiz ukul-ü müstakîmenin delillerle tasdikleri, solunda selim kalblerin ve temiz vicdanların ciddî itminanları ve samimî incizapları ve teslimleri” (Şualar, 186)

 

 

popüler cevapdünya atlası