Said Özdemir Ağabey

Eklenme Tarihi: 25 Şubat 2018 | Güncelleme Tarihi: 25 Şubat 2018

Kadir AYTAR

1927 yılında Siirt’in Tillo ilçesinde dünyaya gelir. 5 yaşında iken annesi vefat eder. Onu dedesi ve ninesi yanıda alır. Ana dili Arapça’dır. Babası Ankara Orman Müdürlüğünde çalışmaktadır. 1938 yılında ailecek babasının yanına Ankara’ya gelirler.

Said Özdemir henüz 11 yaşındadır ve Türkçe bilmemektedir. 6 ay kursa giderek Türkçeyi öğrenir. 1. ve 2. sınıfın derslerini kitaplarından çalışarak sınavlarını verir ve okula 3. sınıftan başlar. İsmet Paşa İlkokulunu ve Hacettepe Üniversitesinin eski binası olan Taş Mektepte Ortaokulu bitirir.

Said Özdemir, Gazi Lisesini birincilikle bitirir. Lise yıllarında İslami ilimlere ilgisi artar. Sınavsız olarak İstanbul Teknik Üniversitesi Yüksek Makine Mühendisliği Bölümüne girer. Bir yandan da Sultanahmet Camiindeki meşhur vaizleri dinleyerek kendini yetiştirmeye çalışır. Başarılı olmasına rağmen 3. sınıfta fakülteyi bırakarak Ankara’ya döner.

Diyanet İşleri Başkanlığı’na iş için başvuru yapar. Başkan Ahmet Hamdi Akseki onu imtihan eder ve memur olarak işe başlar. O zamanlar Ankara Dil-Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nde okuyan Abdullah Yeğin ile tanışır. Abdullah Yeğin ona Telvihat-ı Tis’a ve Gençlik Rehberi gibi Üstad Said Nursî’nin bazı eserlerinden verir.

Said Özdemir, fıkıh, tefsir, kelam derslerini okur ve hitabette kendisini geliştirir. Diyanet’in açtığı sınava girerek yüksek bir puanla alarak vaiz olarak atanır. Daha sonra da gezici vaiz olur.

1949 yılında evlenir ardından yedek subay olarak askerliğini Bolayır ve Tire’de yapar.

Said Özdemir Türkiye’de çocukların bozulmadan yetiştirilmesi ve manen yetersiz olması nedeniyle Hicaz’a (Mekke-Medine) taşınmaya karar verir.

Bu arada yüksek yol mühendisi İskender Göçer adında bir meczupla tanışır. Bu zat mehdi olduğunu söyler. Said Özdemir, adamın anlattıklarının İslam tarihine aykırı olmadığını görür ve ondan çok etkilenir. Onun adeta müridi olur. Bu münasebet iki yıl kadar sürer. Birlikte gezip dolaşırlar. Konya’da iken Göçer’in konuşmalarından aklı karışır. Kendisini doğru yola eriştirmesi için Allah’a çok yalvarır.

Bediüzzaman Said Nursî adını duymuştur. Bilse bilse bu mehdilik konularını o bilir diyerek ziyaret etmeye karar verir.

Said Özdemir, Isparta’ya babası ve Göçer’le Üstadı ziyarete  gider. Vakit geç olduğundan gece otelde kalırlar. Ertesi günü Üstad Said Özdemir ile babasını kabul eder. İskender Göçer’i kabul etmez. Üstad onlara sarılarak “hoş geldiniz” der.

Üstad Özdemir’e nerelisin olduğunu sorar. O da “Tilloluyum” der. Üstad: “70 sene önce ben oradaydım. Oradan bir yardımcı vermesi için Şeyh Hamzaü’l-Kebir ve oğlu İbrahim Mücahid ile İsmail Fakirullah ve Sultan Memduh’u şefaatçi yaparak Allah’a dua ediyordum ve bir yardımcı bekliyordum. Allah sizi bana yolladı. Sizi Arabistan vs. yerler namına da kabul ettim” der. Üstad onlarla muhabbetle 1-2 saat kadar ilgilenir.

Said Özdemir Üstada Hicaz’a gitmek istediğini söyleyince Üstad: “Niye?” diye sorar. O da: “Memleketin hali fena, gittikçe daha da fenalaşacak. Orada çocuklarım da ben de kurtuluruz” der.

Üstad: “Kardeşim, ben orada olsam buraya gelirdim. Âlem-i İslâm kapısının kilidi Türkiye’dir. Bu kilit açılınca âlem-i İslam’ın kilidi açılacak. Buradan gitmek, harpten kaçmak gibidir. Harpten kaçmak kebairdendir. Buradan gitmek için izin yok’ der.

Said Özdemir bu görüşmeden sonra Hicaz’a gitmekten vaz geçer.

Diyanet’te çalıştığı sürede Risale-i Nur Külliyatı’yla ilgili çok hadiselerle karşılaşır ve çok hizmetleri olur. Üstad Bediüzzaman 1948 yılında Afyon Hapishanesinde iken eserleri tedkik edilmek ve rapor yazılmak üzere Diyanet İşleri Müşavere Kuruluna gönderilir. Kurulda tedkikten sonra güzel bir rapor yazılır. Bu rapor üzerine Üstad ve eserleri beraet eder. Said Özdemir bu raporu mahkemeden önce Üstada götürür. Üstad çok buna sevinir.

1953’te Üstadı 2. defa ziyarete gittiğinde; “Atıf Ural’la tanış ve hemen hizmete başla!” diyerek neşriyat görevi verir. İlk olarak yeniyazı 10 Söz’ün teksirinde çalışır. Sözlerin tamamı basıldığında Üstad sevincinden uçar. Daha sonra Mektubat, Lem’alar, Tarihçe-i Hayat, basılır.

Üstad: “Said Kardeş Tarihçe-i Hayat çok mükemmel oldu. Hatta 20 mecmua kuvvetinde oldu. Sen Tarihçe-i Hayat’ı basarsan hapse gireceksin. Eğer hapsi kabul ediyorsan götür bastır.” der. O da kabul eder.

Üstadın vefatından 5 yıl sonra Tarihçe-i Hayat’ın içerisinde bir cümle bulurlar. Bu cümleden birinci cumhurbaşkanına hakaret ediyor diye 5816. maddeden mahkemeye verilirler. Said Özdemir ile Dr. Tahsin Tola naşir olarak, Mustafa Sungur’da müellif olarak hâkim huzuruna çıkar. Naşirler bir buçuk sene, müellif dokuz ay hapse mahkûm edilir. Üstadın dediği çıkar.

Said Özdemir neşriyat dolayısıyla sık sık Üstadla görüşmüştür. En son görüşmesi de Sikke-i Tasdik-i Gaybî üzerine olmuştur. Ayrılırken Üstad, “Kardeşim son vasiyetim budur: Siz hizmeti düşünmeyin, aranızdaki uhuvvet, muhabbet, ittifak ve tesanüdü sağlayın yeter.” demiştir.

Said Özdemir Sikke-i Tasdik-i Gaybî’den dolayı hapse girer ve hapsinin üçüncü gününde Üstadın Urfa’da vefatını haber alır. Cenazeye katılamamanın burukluğunu yaşayan Said Özdemir, tahliye olunca hemen Urfa’ya gider ve Üstadının kabrini ziyaret eder.

Said Özdemir, Refet Kavukçu ağabeyle birlikte Ankara garına ve belediye otobüslerine Risale-i Nur reklamları hazırlatıp astırır. Belediye işletme müdürü bu durumdan rahatsız olarak “Alın paranızı” der ve levhaları kaldırttırır.

Daha sonar Said Özdemir, Risale-i Nur’dan vecizelerin bulunduğu bir takvim hazırlatır ve yayımlar. Bu nedenle takiba-ta uğrayarak ağır cezada mahkemeye çıkarılır. Mahkeme Başkanı, 250 civarında getirilen öğrencinin de duyabileceği şekilde vecizeleri okur ve sonunda da beraet kararı verir.

27 Haziran 1958, tarihinde Said Özdemir, bir reklâm pusulası yazıp Radyo Dairesi’ne götürür. Bütün Nur talebelerine haber verilir. Üstad da bu reklamı dinlemek için odasından arabaya iner. Reklam saati gelince spiker, “Risale-i Nur müellifi büyük İslam mütefekkiri Said Nur. Sözler, Lem’alar, Mektubat, İşârâtü’l-İ’caz, Asa-yı Musa çıkmıştır. İsteme adresi: PK 444, Ulus-Ankara” diye metni okur. Ertesi gün Reisicumhurun emriyle reklam kaldırılır. Bu tek reklam, Nur talebelerinin mahkemelerde, “Efendim devlet radyosunda reklamı yapılan bir eser nasıl yasak olur?” dediklerinde, hâkimler de Radyo Dairesinden bu durumu araştırıp, sorduklarında “Evet yapıldı” cevabını alınca beraat almalarına vesile olur.

1957-58 yıllarında Said Özdemir, Ankara’da Hacıbayram Camisinde sabah namazından sonra Risale-i Nur’dan okumaya başlar. Her sabah kürsüye çıkıp, “Şimdi Bediüzzaman’ın Sözler kitabından ders yapacağız.” der. Böylece orada Sözler, Mektubat ve Lem’alar’ın yarısına kadar gelinir. Daha sonra bu tatbikatını Üstada anlatır. Üstad, Siz de böyle yapın dercesine, gelene gidene bunu anlatır. Bunun üzerine birçok şehirde camilerde Risale-i Nur okunmaya başlanır.

Said Ağabeyin eşi Rahime ile babası Osman Özdemir, Üstadın sevip sena edip dua ettiği kimselerdendi.

Said Özdemir’in babası Osman Özdemir dirayetli, müstakim bir zattır. 1959’da ağır bir hastalığa yakalanır. Ankara’da Sanatoryum Hastanesi’nde yatırılır. Osman Özdemir, vefat edeceğini biliyormuş gibi vasiyetlerini yapar ve kendisine abdest aldırılmasını ister. Gezmeye gidiyormuşçasına huzurludur. Oğlu Said Özdemir’e “Arkama otur, beni tut oğlum.” der. Diğer yanında da oğlu Tevfik Özdemir bulunur ve devamlı şahadet getirir. Said Özdemir Yasin okumaya başlar. Babası hasta hâlinde bir yanlış okumayı fark edip hemen düzelttirir. Ve ruhunu orada teslim eder. (Erol Öztürkci, Said Özdemir Ağabey)

Said Ağabey’in, 1960 ihtilalinden önce gezici vaizlik görevine halk partililerin şikatleri üzerine son verilmiş olduğu, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Yassıada Evrakı içerisinde rastladığımız belgelerden ve Özdemir Ağabeyin Başvekil Adnan Menderes’e verilmek üzere Denizli Mebusu Baha Akşit’e verdiği mektubundan anlaşılmaktadır.

Mektubunda Özdemir Ağabey, Üstaddan Risale-i Nurlardan, yaptığı hizmetlerden, halkçıların din, iman, Kur’an ve memleket aleyhinde yaptıkları faaliyetlerden bahseder, Başvekile tedbir alması için uyarılarda bulunur.

Said Özdemir, Üstadın vefatından sonra Risale-i Nur’ların neşrini ve dershane hizmetlerini, arada ihtilâller olmasına rağmen ara vermeden sürdürmeye çalışır.

Bediüzzaman Said Nursî’nin vârisi olan Nur Talebelerinin ekseriyetinin ittifakı ile Risale-i Nur Külliyatı İstanbul’da Sözler Yayınevi tarafından resmen yayınlanmaya başlar.  Said Özdemir Ağabey de Ankara’da kendi kurduğu İhlâs Nur Yayınevinde Risale neşriyatını sürdürür.

Doksanlı yıllarda bazı küçük Risaleleri, Arapça, İngilizce, Fransızca, Almanca gibi pek çok dünya diline çevirterek o dillerin konuşulduğu ülkelere gönderir ve bir bakıma Risale-i Nur’un yurt dışında da intişar etmesine zemin hazırlar.

Bazı Risaleleri teyp bantlarına okutarak başlattığı sesli Risale neşriyatını, iki binli yıllarda CD’lere, VCD’lere, daha sonra internet sitelerine aktarttırarak Risale neşriyatında yeni bir hamle daha yapar.

Risale-i Nur’un neşrinde sınır tanımaz. Radyo mikrofonlarından televizyon ekranlarına; bilgisayarlardan internet sitelerine (www.nur.gen.tr) varıncaya kadar beşeriyetin geliştirdiği bütün cihazları, Nurların intişar vesilesi hâline getirir.

Son nefesine kadar da, yeni icat edilerek insanlığın hizmetine sunulacak olan her türlü teknik cihazatı, yine alıp Nurların intişarında kullanma azmi, gayreti ve kararlılığı içinde hareket eder.  (İslâm Yaşar’ın, “Nur Talebeleri” kitabından)

Said Özdemir Ağabey aynı zamanda iyi bir arşivcidir.

Said Özdemir, Ankara Bentderesi’nde cami, imam hatip lisesi, konferans salonu, arşiv ve müze bölümlerinden oluşan Bediüzzaman Said Nursi Külliyesi yaptırır. Bediüzzaman’ın bugüne kadar neşrolmamış 4 bin civarında mektubunu ve kitaplarını arşivletir. Müze de ise Zübeyir Gündüzalp tarafından teslim edilen Üstad’ın şahsi eşyaları, giysileri, kendi sardığı gibi duran sarığı, cübbe ve tesbihlerinin sergiler.

Said Özdemir Ağabeyin eşi Rahime Özdemir 16 Şubat 2016 da vefat etmiştir. Kendisi de Zatürre ve böbrek rahatsızlığı sebebiyle hastanede tedavi görmekte iken 89 yaşında 26 Şubat 2016 günü vefat etmiştir. Ankara'da Hacı Bayram Camisinde kalabalık bir cemaatle Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez tarafından kıldırılan cenaze namazının ardından Cebeci Asri Mezarlığında defnedilmiştir.  Cenazeye Bediüzzaman’ın talebelerinden Abdullah Yeğin, Hüsnü Bayram, Mehmet Fırıncı'nın ağabeyler de katılmıştır.

Said Özdemir Ağabeyin Kemalettin, Necmettin ve Fetullah adlarında üç oğlu var.

Özdemir Ağabeyin mektubu için buraya tıklayınız
 

- Reklam -


popüler cevapdünya atlası