Risale-i Nur’dan Eğitim Okumalarının Üçüncüsünden Notlar

Eklenme Tarihi: 24 Ekim 2017

Afife ARTIK

Risale Akademi sürekli eğitim merkezinde bu hafta Risale-i Nur’dan Eğitim okumaları programının üçüncüsü tertib edildi. Programda üzerinde durulan bazı noktalar ve bunların bana çağrıştırdığı bazı hususlar bunlardır:

Risale-i Nur bir eğitim kitabıdır.

Risale-i Nur’dan istifade etmek hususunda iki yol izlenebilir:

1. Risale-i Nur’u doğrudan doğruya okumak.

2. Risale-i Nur’un bakış açısını kazandırmak maksadı ile bütün derslerde (fen, biyoloji, matematik…) Risale-i Nur’un manalarını okutmak. Âdeta bir ruh gibi, Risale-i Nur’un manalarını bütün alanlara taşımak.

Birinci yöntem Risale-i Nur’un bir araya gelinerek okunduğu medrese veya dershane dediğimiz yerlerde yazıldığından bu güne dek uygulana gelen yöntemdir.

İkinci yöntem ise, Bediüzzaman Said Nursi’nin “Medresetüzzehra” hayalidir ki, fen ilimleri ile din ilimlerinin birleştirilmesi. Bütün fen ilimlerinin mana-yı harfi cihetinden anlatılmasıdır.

Biz burada, bu çalışmamızda ikinci yolu tercih ediyoruz. Okullarda okutulan bütün ilimlerin Risale-i Nur’un bakış açısının kazandıracak tarzda okutulmasını amaçlıyoruz.

Bunun için de bizim Risale-i Nur’dan eğitime dair aforizmaları (yasaları) çıkartmamız gerekir. Bu çalışmamız Risale-i Nur’un metinlerinin doğrudan okunması yolu ile olan derslere alternatif değildir. Onlar elbette kıyamete dek devam edecekler. Bizim üzerinde çalıştığımız konu; okullarda okuyan talebelerin okudukları dersler vesilesiyle Risale-i Nur’un bakış açısı ile bakmaları ve işin özünü ve esasını almalarıdır. Her bir ilim ve fennin Risale-i Nur’un bakış açısını kazandıracak tarzda okutulmasıdır. Okudukları fen ve ilimlerin onları iman dairesinden uzaklaştıran değil, ehl-i tevhidin bakış açısına ulaştıran bir yol olması meselesidir.

Bu yöntem ile okulda okutulan bir talebe Risale-i Nur’un metnini okumamış olsa da eğer bu bakış açısını kazanırsa Risale-i Nur ile muhatap olduğunda sahiplenip kendinden bir parça gibi kabullenecektir. Çünkü Risale-i Nur’daki bakış açısını kazanmış olacaktır. Bu, talebeler Risale-i Nur ile doğrudan muhatap olmasın gibi bir manaya gelmiyor. Bütün insanlara hitap eden Kur’an’ın hakikatlerinin her bir ilim dalında o ilim dalının veçhesinden insanlara ulaştırılması manasına geliyor.

İşte yaptığımız çalışma, Risale-i Nur’un bir ruh gibi bütün ilim dallarına hâkim olması, hâyatın her alanında manalarının yaşanılır olması için bir fiili duadır.

Şimdi Risale-i Nur’dan eğitim alanı ile ilgili olan bir cümleyi ele alalım ve bu cümleden eğitimle ilgili aforizmalar (yasalar) çıkartalım. Bunu Risale-i Nur’un eğitimle ilgili cümleleri için yaptığımızda ulaşacağımız sonuçlar için bu sorunun cevabıdır diyebilir miyiz?

Bediüzzaman Said Nursî bugün aramızda olsa idi eğitim hakkında neler söylerdi? Bu noktada, “Üstadımız söylenecek bütün cümleleri söylemiş başka cümlelere ne gerek var?” gibi; gelişim, inkişaf ve hayatın içinde Risale-i Nur’un yaşanmasına mâni olan; görünüşte sadakat zannı ile koynumuzda sakladığımız bir cümleyi bertaraf etmiş oluyoruz. Risale-i Nur’un tevdi etmiş olduğu vazifelere yöneliyoruz.

Eğitim konusunda üzerinde çalışacağımız cümlelerden biri budur (Çalışmamızın ilk aşaması olan cem aşamasında eğitimle ilgili cümleleri Risale-i Nur’dan çıkartmış idik):

“İnsan, bütün hayvanlardan mümtaz ve müstesna olarak, acip ve lâtif bir mizaç ile yaratılmıştır. O mizaç yüzünden, insanda çeşit çeşit meyiller, arzular meydana gelmiştir. Meselâ, insan, en müntehap şeyleri ister, en güzel şeylere meyleder, ziynetli şeyleri arzu eder, insaniyete lâyık bir maişet ve bir şerefle yaşamak ister.

“Şu meyillerin iktizası üzerine, yiyecek, giyecek ve sair hacetlerini istediği gibi, güzel bir şekilde tedarikinde çok san’atlara ihtiyacı vardır. O san’atlara vukufu olmadığından, ebnâ-yı cinsiyle teşrik-i mesai etmeye mecbur olur ki, herbirisi, semere-i sa’yiyle arkadaşına mübadele suretiyle yardımda bulunsun ve bu sayede ihtiyaçlarını tesviye edebilsinler.

“Fakat insandaki kuvve-i şeheviye, kuvve-i gadabiye, kuvve-i akliye Sâni tarafından tahdit edilmediğinden ve insanın cüz-ü ihtiyarîsiyle terakkîsini temin etmek için bu kuvvetler başıboş bırakıldığından, muamelâtta zulüm ve tecavüzler vukua gelir. Bu tecavüzleri önlemek için, cemaat-i insaniye, çalışmalarının semerelerini mübadele etmekte adalete muhtaçtır.

“Lâkin her ferdin aklı, adaleti idrakten âciz olduğundan, küllî bir akla ihtiyaç vardır ki, fertler, o küllî akıldan istifade etsinler. Öyle küllî bir akıl da ancak kanun şeklinde olur. Öyle bir kanun, ancak şeriattır.” (İşâratü’l-İ’caz)

Evvela sadece birinci paragraf üzerinde duralım: Bu paragraftaki anahtar kelimeler yani kavramlar bunlardır:

Mizaç (acib ve latif mizaç)

Meyil

Arzu

Maişet

Şeref

Meyil ve arzuların kaynağı mizaçtır. Her insan mizacına uygun olan şeylere meyleder. Düşünceler ise insanın hayatının tarlası gibidir. İnsan düşündükleri çerçevesinde bir ürün verir. Arzular da insanı insan yapan bir unsurdur. İnsanın düşünce duygu ve arzuları eğitilebilir mi? Burada eğitimle ilgili dört madde var:

1. Düşünce kontrolü

2. Duygu kontrolü

3. Arzu kontrolü

4. Performans kontrolü

Eğitim, insanın düşüncelerini hangi mecraya yönlendirmesi gerektiğini gösterir ve duygularını kontrol etmeyi öğretir. Arzularını ise, hangi sınırlar içinde (mesela başkasına zarar vermeden) tatmin edeceğini gösterir. Adalet duygusunun gelişmesi insanın kendi duygularını fazla önemsemesinin ve arzuları için başkalarının hukukunu göz ardı etmesinin önüne geçmesi açısından çok önemlidir. Performans kontrolü ise, uygulama anındaki sınırlılıklara dikkat ederek hareket etmeyi içerir. Mevcut durumdan daha optimum duruma nasıl geçebileceğimizi araştırırız.

Program hakkındaki yazımızın fazla uzun olmaması için bu parça ile ilgili müzakerelerin tamamını aktarmıyoruz. Mizacın ne olduğu hakkında da katılımcılarla beraber müzakere edildi.

Kısa maddeler halinde üzerinde konuşulan önemli noktalardan sadece bazılarını paylaşalım:

· Meyillerden kaynaklanan ihtiyaçların karşılanması için meslekler gerekiyor ve meslekî eğitimin her insanın mizacına ve kültürel kazanımlarına uygun olması gerekir.

· İnsan teşrik-i mesaiye muhtaç, sosyalleşmeye ve kendi elinde bulunan ile ihtiyacı olanı mübadeleye yani alış verişe muhtaçtır.

· Kuvve-i akliye, kuvve-i gadabiye ve kuvve-i şeheviyenin yaratılış itibari ile sınırsız olması insanın iradî olarak bir sınır içinde kalmayı öğrenmesini gerekli kılıyor ki, bu da eğitimin en önemli amaçlarından biri. Adalet duygusu ile hadd-i vasatta kalmayı her ferdin öğrenmesi bir arada güvenli yaşamak için gereklidir.

· Şeriat demek fıtratı yaşamak demektir. İnsanın rahat, huzurlu, mutlu, kendini bulmuş olarak yaşaması, şeriata uygun yaşamasıdır. Tekvini ve teklifi ayetlere uygun yaşamakla insan huzur bulabilir.

· İnsanların hayallerine müdahale edip kuracakları hayali onlara dikte ettirmek doğru değildir. Fakat hayalini nasıl kullanacağını öğretmek önemlidir. Hayal, insanı hedefine motive edecek ve hedefine ulaşmasına yardımcı olacak bir araç olabilir. Bunun için hayali, zararlardan muhafaza etmenin de eğitimine ihtiyaç vardır.

Eğitimle ilgili yasalar çıkartmak üzere üzerinde konuşulan diğer cümleler bunlardır:

“Dimağda meratib var; birbiriyle mültebis, ahkâmları muhtelif. Evvel tahayyül olur, sonra tasavvur gelir.”

“Tâ herbir istidad terbiyesine münasib gördüğünü intihab etsin.” Risale-i Nur – Münâzarât (79)

“Fıtrat yalan söylemez. Bir çekirdekteki meyelan-ı nümuvv der: "Ben sünbülleneceğim, meyve vereceğim." Doğru söyler. Yumurtada bir meyelan-ı hayat var. Der: "Piliç olacağım." Biiznillah olur. Doğru söyler. Bir avuç su, meyelan-ı incimad ile der: "Fazla yer tutacağım." Metin demir onu yalan çıkaramaz; sözünün doğruluğu demiri parçalar. Şu meyelanlar, iradeden gelen evamir-i tekviniyenin tecellileridir, cilveleridir.” Risale-i Nur – Mektubat (469)

Bu cümlelerde eğitimle ilgili hangi yasalar bulunduğu müzakere edildi. Bunları kısa bir yazıda tamamıyla aktarmak elbette mümkün değil.

İnşallah eğitim alanında yapılan bu çalışma bütün bilim dallarında yapıldığında Risale-i Nur’un bir program olarak tatbikinin yolu açılacaktır.

- Reklam -


popüler cevapdünya atlası