Risale-i Nur’dan Eğitim okumalarının beşincisinden notlar

Eklenme Tarihi: 02 Kasım 2017 | Güncelleme Tarihi: 02 Kasım 2017

Afife ARTIK

Tekâmül bir süreçtir, bir yolculuktur. Bir varış noktası değildir. Sürekli kemâle doğrugitmek için gelişmektir. Bu yolda ilerlerken elbette inişler ve çıkışlar olacaktır. Esas olan vaz geçmemek ve sürekli gayret etmektir.

Tekâmül sürecinde maniler de olur. Bu manilerin başında ülfet gelmektedir. “Biz bunu zaten biliyoruz” dediğimiz hiçbir şeye farklı ve yeni bir açıdan bakamayız. Halbuki aynı resme her gün yeni bir açıdan bakıp farklı bir nazarla değerlendirmek bizi geliştirir.

Tekâmül için insanın mükemmelleşmeye ihtiyaç hissetmesi gerekir. Bir amaç için yaşayan ve bir hedefi olan insan ülfet zincirini daha kolay kırabilir.

Kemale doğru yol almak için alışkanlıklarımızı kontrol altında tutmamız gerekir. Kötü alışkanlıklardan kurtulmak ve güzel alışkanlıklar edinmek ile kemale doğru gidilir.

***

Eğitimin hedefinde insan vardır. İnsanın eğitiminde kullanılan araçlar da farklılık arz edebilir. Bizim ülkemizde genelde devletin aygıtları ve devletin ideolojik kaynakları kullanılır.

Risale-i Nur’da ise eğitimin üç ana kaynağı vardır:
1-Kitâb-ı kebir-i kainat
2-Efendimiz Aleyhissalatü vesselam;
3-Kur’an-ı Kerim

Bunlar Rabbimizi bize tarif eden muarriflerdir.

Risale-i Nur, izah ve isbat ettiği hakikatleri kainattan örneklendiriyor ve bizi direk hakikate bağlıyor. Konunun Efendimiz aleyhissalatü vesselam ile irtibatını nazara veriyor ve bizi doğrudan doğruya hakikate bağlıyor. Konuyu muğlak bırakmıyor.

Risale-i Nur’un eşyaya ve hakikate bakışının kıymetini ve ehemmiyetini anlayabilmemiz için diğer felsefi akımlarla mukayese edebilmemiz de önemlidir. Risale-i Nur, hakikatten uzaklaştırıp dalalete atan ve tabiat bataklığında boğan felsefî izahları tashih etmektedir. İçlerindeki batılı tefrik eder ve bütünüyle reddetmek yerine içindeki hakikatlerin izah ve isbatını yapar. Fakat bunu yaparken o felsefî ekolleri tafsilatı ile izah etmez. Ancak onlardan haberdâr olanlar içlerindeki hakla batılın Risale-i Nur’da ne kadar net olarak tefrik edildiğini görürler.

Eflatun ve Sokrat gibi çok azların kurtuldukları da Risale-i Nur’da zikredilmiştir. Felsefe yolundan gidip de vahyi esas kabul etmeyenlerin ekseriyetle yoldan çıkıp beşeri de yoldan çıkarttığı, akılları havalandırdığı zikredilir.

Önemli felsefî akımlardan biri olan natüralizm(tabiatçılık), insanın doğanın bir ürünü olduğunu ve bu nedenler de doğadaki kanunlara uygun olarak eğitilmesi ve gelişimini böyle sürdürebileceğini söylemişlerdir. Eflatun (platon) ise ideler âleminde bütün eşyanın hakikati bulunduğunu ve bu dünyadakilerin gölgelerden,yansımalardan ibaret olduğunu söyler ve mağara misali ile bunu misallendirir. Kant ve Hegel ise bir ahlak tanımı yaparlar ve eğitimin amacınıahlaklı insan yetiştirmek olarak tarif ederler. Klasik mantığın kurucusu kabul edilen Aristo ise nesneleri gerçek ve hatta tek gerçek olarak kabul eder. İnsanın mutluluğunun esas olduğunu ve bunun için ne gerekiyor ise onu yapması gerektiğini savunur. Agust Comte pozitivist düşünceyi daha da geliştirir. Bir başka akım olan pragmatizm ise yararcı, faydacıdır. İnsanın faydasını takip ederek gelişeceğini savunur. Bu elbette hazcılık, hedonizme de bir temel oluşturmuştur.

Bu felsefi ekolleri bilmek bizim için gerekli mi? Risale-i Nur’un bunları nasıl tashih edip içindeki muzahrafatı def ve hakikate ait kısımları da güneş gibiizah ve isbat ettiğini anlamak noktasında bu önemlidir. Risale-i Nur’dan evvel eşya ve evren ve hakikat hakkında neler söylenmiş ve eşya nasıl izah edilmiş diye bir göz gezdirecek olursak Risale-i Nur’un Kur’ana dayanan izahlarının fevkaladeliğini elbette daha net görebiliriz.

***

Risale-i Nur’un eğitim paradigmalarından biri de Esma-ül Hüsna okur yazarlığıdır. Risale-i Nur esma talimi yapıyor ve kainat ile esmayı öğretiyor. Esmanın eserleri ile esmayı tâlim ediyor.

Eğitimde çocuklara Esma-ül Hüsnayı nasıl öğretebiliriz? Çocuklar manay-ı ismi (isimlendiricilik) zemininden manay-ı harfî (anlamlandırıcılık) zeminine nasıl taşınabilir. Kainatı bir kitap gibi okumaları ve hem kendileri hem de kainatın Cenab-ı Hakk’a aidiyeti şuuru kazanarak okudukları ilimleri hakikat zemininde okumaları ve bunun onları hakiki bir kemâlat yolculuğunda ilerletmesi için neler yapabiliriz?

- Reklam -


popüler cevapdünya atlası