Risale-i Nur’dan Eğitim Okumaları'nın 6. sından notlar

Eklenme Tarihi: 06 Kasım 2017 | Güncelleme Tarihi: 06 Kasım 2017

Düşünmek deşmektir

Ali IRMAK

Felsefeciler genelde insanı hayvan olarak kabul etmişler ve düşüncelerini de bunun üzerine temellendirmişlerdir. Kimisi insanı sorgulayan, kimisi mücadele eden, kimisi de düşünen hayvan olarak görmüşlerdir. Hepsinin ortak paydası olarak insanın hayvan veya hayvani (canlılık kastedilmiş de olabilir) özellikler taşıyor oluşudur. Felsefeciler belki hayvanı canlı bir varlık kastetmiş olsalar da günümüz algılamasında hayvanın ne anlama geldiği malumdur. Peki, bu sınıflamalar doğru mudur? Doğruysa veya yanlışsa kime göre doğru kime göre yanlıştır?

İnsan; akleden, düşünen, sorgulayan, iyiyi kötüden ayıran bir varlıktır. Onun için diğer canlılardan ayrılır. İnsanı diğer canlılardan ayıran en büyük özellik de Yaratıcısını tanıması ve O’na iman etme özelliğidir. İmanı ölçüsünde insaniyette kemale doğru bir yolculuk yapar. İmanın olmaması ile de insanlıktan hatta hayvandan daha aşağılardaki yerini alır. Bu ayetle sabittir. O zaman hayvan-insan ayrımında birinci önceliği iman almaktadır. İmanın olması içinde aklın yani akletmenin, düşünmenin olması gerekmektedir.

Her düşünce insanı Yaratıcıya ulaştırır mı? Ulaştırmadığı kesindir. Sorunun cevabı “evet” olsaydı imtihan sırrı ortadan kalkardı. Nice dâhiler, felsefeciler o ince perdenin arkasında kalmışlardır. Perdeyi yırtabilselerdi o zaman hakikate ulaşabilirlerdi.

Düşünmek deşmektir. Yani hakikati araştırmaktır. Derinlemesine inmektir. Hakikate ancak böyle ulaşılabilir. Taklidi düşünmekten tahkiki düşünmeye geçmektir gerçek düşünme. Düşünmek hakikate yolculuk yapmanın en güzel aracıdır. Onun için başlangıç noktası önemlidir. Bir şey üzerinde düşünürken önce bir Yaratıcı’nın varlığını kabul etmekle işe başlamalıyız. O’nun adına düşünmek yani O’nun adıyla bakmalıyız yaratılana. Tarih boyunca düşünürler hep hakikati aramışlar. İnsanı, dünyayı ve ötesini sorgulamışlar. Kimi bulmuş ama çoğu da bulamamış. Bulamayanların peşinden gidenler de aynı hataya düşmüşler ve hala da düşüyorlar. Başlangıç noktasını yani “Önce O vardı”yı kabul edememişler/bulamamışlar.

Bu açıklamalardan sonra benim önemle üzerinde durmak istediğim bir konu var. Daha önceki yazılarımda da değinmiştim bu konuya. Düşünme eğitiminin önemine vurgu yapmıştım. Hatta okullarda böyle bir dersin olduğundan da söz etmiştim. Çocuklarımızın sağlam bir düşünme eğitiminden geçmesini istiyorsak çıkış noktamız Yaratıcıyı kabulle başlamalı ve düşünme onun üzerine bina edilmeli. O zaman araştıran, tahkik eden bir insan modeline ulaşabiliriz. Keşfedilen yerleri çocuklara tekrar keşfettirmeye gerek var mı? Yok elbette! Ama biz tam tersini yapıyor çocuklarımızın beynini lüzumsuz bilgilerle doldurup ondan sonra düşünmelerini istiyoruz. Beyni malayani şeylerle meşgul olanlar sağlıklı düşünemezler, hakikati deşemezler, gerçeğe ulaşmakta zorluk çekerler. Düşünme saf zihinlerle daha sağlıklı olur. Fazla bulandırmaya gerek yok. Bırakın çocuklar düşünsünler. Hakikati deşsinler. Çok güzel şeylerin ortaya çıktığına sizler de hayret edeceksiniz.

- Reklam -


popüler cevapdünya atlası