Risale-i Nur'da İcaz, İspat, Beyan, Şerh, İzah İlişkileri

Eklenme Tarihi: 31 Mayıs 2014 | Güncelleme Tarihi: 08 Ocak 2017

 

Caner KUTLU’nun Risale-i Nur İzah Çalıştayı tebliğidir

Bediüzzaman meşhur rüyasında, Ararat dağının altındadır; dağ müthiş bir patlamayla paramparça olur, o ara annesini görür, dehşete düşmesi karşısında teselli eder. Bu arada bir mühim Zât (Efendimiz (asm)) âmirane 'icazı Kuran'ı beyan et' der, uyanır.

Bu rüyadan yola çıkan bir eserdir Risale-i Nur.

Bu emrin gereği, azığı da, sual sormamak karşılığında her suale cevap verebilme yetisidir. Buradaki emir Kuran'ın kelamının beyanından ibarettir.

Kuranın bu yüzyıla kadar daha çok meyvelerinden bahsedilmiş, yani izahları yapılmış, bunun için de mecaz hakikate karıştırılıp Kuran'ın dağ kadar sağlam hakikatleri saldırılara açık halde bırakılmıştır.

Bediüzzaman'ın Muhakematı’nın özellikle birinci makalesi bu ihmalin sebep ve sonuçlarını ayrıntılarıyla anlatır. Risale-i Nur'un Kuran'ın hakikatlerini ifade eden diğer tefsirlerden farkı Kur’anın özellikle iman hakikatlerini beyan etmek tarzında bir tefsir yolunu izlemesidir.

Bu noktada, sonrasında yapılacak tefsirlere bir metodolojik hazırlık olmasıdır.

Risale-i Nur'un İslam’ın cilası olması, sonrasındaki şerh, izah ve tefsirlere zemin oluşturmasıdır.

Risalelerin bu çalışmalar için insanların zihinlerini hazırlaması da Münazarat, Hutbe-i Şamiye, Asar-ı bediiye, Kızıl i’caz, İşaratü’l İcaz gibi eserlerde yapılmıştır.

Müminlerin zihinlerinin baskılardan kurtulması, özgürleşmesi, kir ve paslarından temizlenmesi için bu eserlerin bakımına girmek hazırlık sürecini oluşturacaktır.

Kur’an’ın icazının beyanı İmam-ı Gazali’den beridir ihmal edilmiş bir konudur.

Zamanın şartları gereği Kuran'ın hakikatlerinin sürekli bir izaha dökülmesi ve bunu yaparken bir beyana dayanmadığından (ya da beyanın ifadesindeki aşırı ağır dil nedeniyle, bu tür eserlerin çok az muhatap bulması), zamanın bilgi ve felsefelerini kullanarak yapılmasından dolayı Kuran'ın ter u taze hakikatleri gizli kalmış, izah, beyanın önüne geçmiştir.

Bu eksikliği görenler de bu noktadaki eksikleri ilmi kuvvetlerini kullanarak bastırma yoluna gitmişler ve İslam düşüncesi ilmî istibdadın etkisi altında yozlaşmaya başlamıştır.

Zihinlerin bağlantı noktalarındaki karmaşa, böylece İslam düşüncesinin kısırlaşmasına ve kısırlaşmanın getirdiği zamanın fen ve felsefesine tebaiyete dönüşmüştür.

Yüzyıllardır İslamların düşüncedeki eziklikleri, inandıkları hakikatleri ortaya çıkaramamak, anlayamamak ve anladığını anlatamamaktadır.

Bu durum, yüzyıllardır İslamlar içinde Kuran'ın hakikatlerinin insanları nasıl etkileyebileceğinden, hayatlarındaki getireceği inkılab-ı azimden emin olamamaları olarak tezahür etmiştir.

İslamların yüzyıllardır tembelliklerinin, sünepeliklerinin, kendinden emin olamamanın, ezikliklerinin sebebi bu konuda ne yapacağını bilememeleridir.

Bu nedenlerle her ideolojinin Müslümanları bulunabilmiştir. Her ideolojinin yardakçısı İslam alimleri de ortaya çıkabilmiştir.

Doğrudan Kuran'ın hakikatlerini beyan eden Risale-i Nur bu zincirleri kırmıştır.

Kuran dışındaki her düşünceye meydan okumuş, zamanın dinsiz fen ve felsefe ve ideologlarını hayvandan aşağı bir seviyeye düşürerek tahkir ve tahrik etmiştir.

Bunu Kuran'ın icazının beyanı yoluyla yapmıştır.

Bu beyan, aynı zamanda Kuran'ın her şeyi ispat edilebilir hakikatlerinin büyük ispatında da zemin olarak kullanmıştır.

Bu noktada, Bediüzzaman için bir başka hadisenin önemi büyüktür. Bediüzzaman, İngiliz Müstemlekeler Bakanı’nın “İslam alemine hakim olabilmek için, ya Kur’anı Müslümanların elinden almalıyız ya da Müslümanları Kurandan soğutmalıyız” şeklindeki ifadesi karşısında, “Kuran’ın sönmez ve söndürülmez bir güneş olduğunu göstereceğim ve ispat edeceğim” diyerek büyük hedefini ortaya koymasıdır.

Risale-i Nur Kuran'ın hakikatlerini, yani sönmez ve söndürülmez bir şekilde kesinliğini, ispat ederek tamamlayacaktır. Buradaki ikinci ifade olan ‘göstereceğim’i de icazı Kur’anın beyanı şekliyle gerçekleştirecektir.

Risale-i Nur’un Kur’an güneşini ispatı, evrensel dil olan matematiğin ve soyut mantığın yolunu takip etmesiyle gerçekleşmiştir. Bu dilin aynı zamanda bir iman diline de dönüşebileceği böylelikle ortaya çıkarılmıştır.

Risale-i Nur’un bütününe yayılan ‘ispat süreci’ iman hakikatlerinin tümünü bir ispatın parçası yapmak şekliyle imanın külliyetini de göstermesi mümkün olmuştur.

İspatın hem imkanın, hem aksinin reddinin, hem de bütün bağlantılarıyla gerçekleşebilirliğinin ele alınarak gösterilmesi de gücünü ortaya çıkarmıştır.

Kur’anın bütün iddiaları bir ispat sürecine takılmıştır. Evrensel dilin neticesi ortaya çıkarılırken birçok da yardımcı iddialar kullanılmıştır. Bunlar eserlerin geneline serpiştirilmekle birlikte, bunların genel metodolojisi Bediüzaman’ın birinci dönem eserlerinde yoğunlukla ortaya konmuştur.

Bu yardımcı iddialar, muhatabın ispatın engin sularında rahatça kulaç atmasına imkan verecek, yardımcı elemanlar olarak büyük işlevi gerçekleştirmiştir.

Her doğrulanan iddia mutlaka ispat için gerek şart olmayabilir, ancak anlamayı kolaylaştırdığı muhakkaktır.

Bunların takibi ya da terkibi, ya da cem edilmesi ile ispatın bir bütünlük içersinde ortaya konulması da eserlerin tümüne yayılmış bir özel çalışmayı gerektirecektir.

Risale-i Nurda her ispatın neticeleri, özel durumları gösteren şerhleri, izahatı, uygulamaları da eserlere yayılarak Bediüzzaman’ın deyimiyle ‘iki kere iki dört eder’ kesinliğe kavuşturulmuştur. Bunlarla birlikte eserlerin toplamı aslında bir ispat sürecini anlatacaktır.

İspat ile beyanın Risale-i Nurda birlikte akması ile büyük bir zenginlik ve edebi yükseklik sağlanabilmiştir.

Örnek olarak; Tabiat Risalesi bütünüyle bir ispattır, içinde birçok doğrulanmış iddiayı da içermesiyle kuvvetli bir ispattır. Ayrıca oradaki ispatları destekleyecek, anlaşılmasında yardım edecek birçok parça risalelerin geneline yayılmıştır.

Ayet’ül Kübra beyandır. Büyük ispata çok büyük kuvvet verecek bir beyandır. Kendi içinde birçok delili gösterir.

Haşir Risalesi ispattır, içinde birçok yardımcı iddiayı ispat etmiş ve birçok hakikati beyan etmiştir. Bunları anlamak ve birleştirmek büyük ispatın gerçekleşmesine basamak olacaktır.

Hakikatlerin beyanı, ispatı gerçekleştirmeyecekse de kuvvetlendirecek, hakikatle doğrudan ilişkisini kuracak ve ispatı gösterecektir. Bunların bu şekilde ifadesi Risalelerin gerçeklik gücünü ortaya çıkaracaktır.

Risaleler hakikat nazarındaki gücünü ifade edişte de göstermiş ve iddialarını yeni iddialarla destekleyerek, her iddiayı bir büyük ispata güç verecek şekilde ispat ve beyan etmiştir.

Risale-i Nur’un ifade edişteki cesareti bile tek başına İslam âlemi içinde bir inkılaptır.

Bu cesaret sebebiyle de, ispatın tamamlanması ardından beyan ve izahlarla hakikatlerin zihinlerde yeşermesi ve güncel içinde görünür ve bilinir şekle dönüşmesi kolaylaşmıştır.

Risalelerde ispata götüren noktalardaki birçok meselenin izahı da talebelerle kurulan müthiş ilişkiyle açılmıştır.

Bediüzzamanın talebeleriyle kurduğu mektuba dayalı ilişkilerle birçok beyanın izahı yapılabilmiş ve yenilerine zemin oluşturulabilmiştir.

Mesela askerlik mesleği vesilesiyle talebenin beyanın izahı noktasındaki sualine, askerlik ile ilgili örnek veya öykülemelerle cevap verilmiştir.

Muhatapla soru cevap ilişkisinin daha yoğun kurulması neticesi izahın farklı biçimlere de kavuşturulabilir olması ya da farklı örneklemeler üzerinden tekrar kurulabilmesi imkanını doğurmuştur. Bediüzzaman’ın ikinci dönem eserleri ağırlıklı olarak izah yoğun eserlerdir.

Bazı hakikatlerin izahının başka Sözlere bırakılıp yalnız beyanla iktifa edilen yerlerin daha sonra farklı yerlerde farklı izahlarının yapılması Risalelerde çok görülür.

Bir soru üzerine, daha önce beyan ettiği bir hakikatin bir noktadaki fluluğu karşısında bir izah etme gereğinin ortaya çıkarılması da çokca görülebilir.

Risalelerde ispat ettiği üzere bazı hakikatlerin bir kısmını beyan ile diğer noktaları belirli yerlere atıf yapmak da bir anlatım şekli olarak görülmelidir.

Binlerce izahından yalnızca birkaç tanesini yapıp, kalanını talebelere bırakmak ve tamamlanmasını istemek de Bediüzzaman’ın ikinci dönemindeki ödev verme tavrının yansımalarıdır.

Risalelerde beyan ve izah yaparken çokça kullanılan bir yöntem olan öykülemeler de çoğu açık uçlu ve kendi içinde çokça açılıma müsaittir. Burada öykülemeye bakışta, izahın beyanının ortaya çıkmasıyla öykülemenin bırakılması ve doğrudan beyanın açtığı yoldan hakikatle iletişime geçirilmesi uyarısı beyan ve izahın metodolojisi açısından önemlidir.

Şüphesiz, günümüzdeki Risale merkezli yapılan tüm okumalar, dersler, yazılar, açıklamalar da birer izah olarak görülebilir ve görülmelidir. Risalelerde izaha başlarken binler izahından biri denir, demek ki izah pek çoktur. İzahın parçası olmak Risaleleri okumakla başlayacaktır.

İnsan, ortam, zaman, ilim, bilgi, muhatap sayısı kadar izah mümkündür.

Ancak, izah yapacak kişi koyun gibi olmalıdır; işlenmiş sindirilmiş eklemeye lüzum bırakmadan muhatabın tam ihtiyacını verebilmeli, kendi kay da yese muhataba bunun neticesini göstermelidir.

Burada aynı şeyi yiyip farklı neticeleri ortaya çıkarmak izah edicinin istidatları ve karakterleriyle ayrılmazdır.

Buna uygun muhatabı doğru seçmek de izahta önemli bir düsturdur.

İzahın bir fonksiyonu da muhatabın eğitiminde bir metod olarak kullanılmasıdır.

Risale-i Nur aynı zamanda bir Kur'an eğitimi kitabıdır. Bunun usullerinden biri de “bu makamata gel, sonra buradaki ispatları, beyanları gör” şeklinde değil de “gel beraberde gidelim, görelim” şekliyle muhatabın elinden tutarak O'nu incitmeyerek gidebileceği yere kadar ve gidebileceği biçimi kullanarak hakikate çıkarmaktır.

Burada avamın dili olan mecazin sıkça kullanılması izahta önemli kolaylıkları sağlayacaktır.

Mecaz insanların nazik ve nazenin dimağlarında kalıcı etkisi olan bir yöntemdir.

Bediüzzaman'ın mecazla hakikatin birleştiği noktada, mecazın bir kurgu olduğunu bu noktaya geldiğinde muhatabına özellikle hatırlatması ile mecazın dünyasından ayırdığını, mecazın hakikatle olan karşılıklarını birebir anlatıp, mecaza takılıp kalmamasını tembih ettiğini unutmamak gerekir.

Çünkü, hakikat çıkınca bütün hayalat gibi mecaz da kaybolur.

Bediüzzaman, bu noktada hala mecazla veya hayalatla meşgul olmayı reddeder. “Elde tutmaya çalışma, kaçar” diyerek uyarır.

Mecazin gerçeğin yerinde kullanılmasının İslam düşüncesinde açtığı yaraları tespit ettiğinden bu hususta çok hassastır.

İzah yapacak kişinin de bu hususa dikkat etmesi risalelerin izahının bir farklı gerçeklik üretilmesine, caddeden ayrılmasına, farklı düşünce ve ideolojilere kaymasına, karışmasına engel olunması gerekir.

Hakikat yalnızca Kur’andır ve Kur’andadır.

Kuran ve sünnet dışında bir ders yoktur.

Kurandan ilham alan her metodoloji, üslup, ispat, beyan ve izahlar yalnızca birer dava içinde burhandır, asıl kelam-ı ezelidir.Risalelerin dilinde, ispat özdür, beyan çekirdektir, izahat ağaçlarıdır, şerhleri ise meyveleridir.

İkinci Said döneminde Risale-i Nur'un muhatapları, geneli itibariyle, halkın İslamın klasik eserlerinden pek faydalanmamış kesimi olduğundan (çünkü çoğunluğu gençlerdir), Üstad’ın, özellikle ikinci dönem eserleri, izahı bir büyük mürşid tevazuunda son derece sade ve klasik dini kitap dilinin çok dışındadır.

Örneklemeler, misaller ve öykülemeler son derece yalındır.

Halkın her kesimini aynı potada eritecek, bir süt gibi her kişinin hem ihtiyacı olan hem de tad ve lezzet olarak ve görsellikte genel zevkleri birleştiren bir dildir.

Yani, Risaleleri okumak, öncül bir okumaya ya da eğitime gerek kalmadan bireysel bir gayretle elde edilebilecek bir iştir.

Tabii, özellikle risalelerin birinci dönem eserlerindeki geleneksel kaynakları ve düşünsel altyapıyı çözebilenler içinse çok daha derin ve büyük bir beyan ve ispat denizi karşılayacaktır.

Buradan her dönüşte yeni şerh, izah ve tefsirler elde bulunacaktır.

Risalelerin dilinin herkesi kuşatması popülaritesini oluştururken, derinliği ve genişliği de elit bakışlara alan bırakıyor.

Bunun için Risalelerin Kuran'ın hem herkese hem her bireye ayrıca hitabını çözecek şifrelerini ayrı ayrı ilerleyen iki kolu gibi sürekli korunması ve işlenmesi gerekecektir.

Risale okumalarında yüksek idrak sahipleri için ya da okuyucunun kendi iç dünyasındaki anlık yansımaları ifade edeceği noktaları bulması ve bunları not etmesi, Risalelerin şerhleri olarak görülebilir.

Şerh, metin üzerinde gezinmenin bir talebe için büyük açılımlara neden olacağının görünmesi açısından önemli bir pencere olacaktır.

Şerh, içeriği itibariyle bir itiraz noktalarını ya da sorgulama durumunu da gösterecektir. Bediüzzaman da her zaman kendi ifadelerinin hemen kabul edilmemesini ve sorgulanmasını ister. Sorgulama zihni sürece takılması ve anlık zihinde oluşacak anlık sorunların işlenmesi şeklinde de olabilir.

Her kişinin bir zihni ilerleyişi vardır. Kimse kimsenin nefsini itham edemez. Herkes zihninde beliren soru veya cevapları metin üzerinde ilerletebilir. Bu süreci yansıtabilmesi de mümkündür. Şerh, kişisel bir sonuçtur. Risale metinlerinin her ferde bakan yönlerinin bulunması O’nun her idrak sahibine bir neticeyi bulmasını sağlaması olarak büyük bir kuvvet kazandıracaktır.

Risalelerin şerhleri yeni risale elitlerini ortaya çıkarabilecektir. Buradan özgün üretimler çıkacak ve metnin yeniden genişlemesine meydan verecektir.

Risalelerden ortaya çıkacak her türlü sanat ve fikir birer şerh olarak görülmelidir. Eserlerin bir mihenge vurulmasından yeni sonuçlar bulmak, bireyin kendi sanatını veya felsefesini inşa ederken Risalelerin büyük imkanlarından güven duyarak kullanmasını sağlayacaktır; şüphesiz, ortaya çıkacak endişeler de böylelikle paylaşılabilecektir.

Risalelerin şerhleri, Risale odaklı üretimlerin, kişilerin özgün eserlerinin bir büyük kültür paylaşımlarının da toplumların elitleri arasındaki etkileşmeyi beraberinde getirmesiyle yeni bir sanat ve fikir anlayışı zemini oluşturacağı öngörülebilir.

Yüzyıllardır zeminsizlikten şikayet eden toplum elitlerinin muhtaç oldukları zemin, bu zemin olabilir.

Risalelerin şerh ve izah çalışmaları bütünü itibariyle toplumların her noktasını ıslatacak büyük ispat ve beyan denizinin taşınmasını netice verecektir.

Diğer bir söyleyişle, Bediüzzaman'ın çekirdek, risalelerin ağaç olması ve talebelerinin yeni meyveler olması, her mevsimin tadlarını taşıyan yeni ürünler vermesi noktasında kaçınılmaz sorumluluklarıdır.

Foto galeri için buraya tıklayınız

 

popüler cevapdünya atlası