Risale-i Nur’a İzahın Gerekliliği ve İzah Metodolojisi

Eklenme Tarihi: 05 Haziran 2014 | Güncelleme Tarihi: 08 Ocak 2017

Harran Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Sait ŞAHİNALP’in Risale-i Nur’da İzah Çalıştayı tebliğidir


1-İzah Nedir?

İzah, net olmayan, açıklığa kavuşturulması veya bilimsel bir üslupla ele alınıp yazılmış olan bir metnin kavramlar, tamlamalar veya metnin bütünü itibariyle okuyucunun anlayabileceği bir üslûp ve ifadelerle, gerektiğinde örnekler verilerek daha anlaşılabilir bir hale getirilmesidir.

2-Risale-i Nurlara İzah Getirilmesi Gerekli midir?

Risale-i Nur İmanî hakikatleri birçok delillerle ispat eden, bunu yaparken de fen ilimlerinden de yararlanan, ilmî derinlikli bir külliyattır. Şüphesiz ki ilmi derinliği olan eserlerler bahsedilen her konu, herkes ve kesim tarafından yeterince anlaşılamaz. Üstad’ın “Gerçi herkes kendi kendine bir derece istifade eder, fakat herkes her bir meselesini tam anlamaz.” (Emirdağ Lâhikası, s. 217) şeklindeki ifadesi de bu durumu doğrulamaktadır. Risale-i Nur iman hakikatlerinin anlaşılmasına ve aynı zamanda sosyal hayata da dönük önemli mesajları olan bir külliyat olduğu için bütünüyle bilimsel esasların anlatıldığı bir eser gözüyle bakılmaması gerekir. Yine Üstad Hz.lerinin ifadesiyle bu külliyet kendisine yazdırılmıştır.

“Risale-i Nur benim gibi âciz ve ihtiyar ve zayıf bir bîçareye bedel, genç, kuvvetli çok Said’leri içinizde bulmuş ve bulacak. Onun için bundan sonra Risale-i Nur’un tekmil ve izahı ve haşiyelerle beyanı ve isbatı size tevdi’ edilmiş tahmin ediyorum. Bir emaresi de şudur ki: Bu sene çok defa ihtar edilen hakikatleri kaydetmek için teşebbüs ettim ise de çalıştırılamadım.”…“Zannederim ki, hakaik-i âliye-i imaniyeyi tamamıyla Risale-i Nur ihata etmiş, başka yerlerde aramaya lüzum yok. Yalnız bazan izah ve tafsile muhtaç kalmış. Onun için vazifem bitmiş gibi bana geliyor. Sizin vazifeniz devam ediyor. Ve inşâallah vazifeniz şerh ve izahla ve tekmil ve tahşiye ile ve neşr ve talim ile belki Yirmi beşinci ve Otuz ikinci mektubları te’lif ile ve Dokuzuncu Şua’nın Dokuz Makamını tekmil ile ve Risale-i Nur'u tanzim ve tertib ve tefsir ve tashih ile devam edecek.” (Kastamonu Lahikası, s. 56 )

Yukarıdaki ifadelerden de anlaşılacağı üzere Üstad Hz.leri, kader cihetiyle kendisine yazdırıldığı kadarını te’lif etmiştir. Bu vecihle yeri geldiğinde kendisine ihtar edilen hakikatleri bile kaleme almak istediğinde çalıştırılmadığını ifade etmektedir. Bu nedenle Risalelerde izah ve tafsile muhtaç olan yerler olduğunu; tekmil, izah ve haşiyelerinin Risale-i Nur talebelerine bırakıldığını ve bunun bir vazife olduğunu “Bu durus-u Kur’aniye’nin dairesi içinde olanlar, allame ve müçtehitler de olsalar, vazifeleri, ulum-u imaniye cihetinde, yalnız yazılan şu Sözlerin şerhleri ve izahlarıdır veya tanzimleridir.” (29. Mektup, Altıncı Kısım, Beşinci Desise-i Şeytaniye) şeklinde ifade etmektedir. Risalelerde geçen başta ilmî ifadeler olmak üzere ve yazdırılmayan kısımlar için şerh, izah ve tanzim yapılması bir gereklilik ve vazifedir. Tıpkı Ku’an-ı Kerim’e sayısız tefsirler hazırlanmasında olduğu gibi, Risale-i Nurlara da gerekli yerlerde izah yapılması, onun eksikliğinin değil, bilakis derinliğinin bir işaretidir. Her okuyuşta yeni bir anlam çıkarılabilmesi, her okuyan tarafından farklı yorumların getirilebilmesi, Risale-i Nurların ilmî derinliğinin bir göstergesi olduğu gibi, Üstad’ın, “Risaletü’n-Nur sair te’lifat gibi ulûm ve fünundan ve başka kitaplardan alınmamış … Doğrudan doğruya Kur’ân’ın feyzinden mülhemdir ve semâ-i Kur’ânîden ve âyâtının nücumundan, yıldızlarından iniyor, nüzul ediyor.” (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî, Birinci Şuâ) şeklindeki ifadesiyle de bu derinliğin Kur’an’dan mülhem olduğu ortaya konulmaktadır. Bu nedenle nasıl ki Kur’an-ı Kerim’in daha iyi anlaşılması için hadislere, Sünnet-i Seniyyenin bilinmesine ve tefsirlere ihtiyaç varsa, Risalelerin de daha iyi anlaşılması için izah çalışmalarının yapılması bir ihtiyaç ve aynı zamanda bir vazifedir. Bu nedenle Risalelere sadece dini kitaplar, sadece fen kitapları cümlesi gözüyle bakılmaması gerekir. Fakat burada iki hususu gözden kaçırmamak gerekmektedir. Birincisi, “Risale-i Nur külliyatının herkes tarafından anlaşılamadığı ve anlaşılmasının zor olduğu” şeklindeki yaklaşımın; ikincisi ise “Risale-i Nur Kur’an’dan mülhemdir, Üstad gerekli izahı yapmıştır ve bunun ötesinde bir izaha ihtiyacı yoktur” şeklindeki yaklaşımların gerçeği yansıtmadığıdır.

3-İzah Getirmede Ehliyet Sahibi Olma

Şüphesiz ki her izah getirilmesi gereken kavram, ifade, tamlama veya metinlerin tam olarak izaha kavuşturulabilmesi, ancak konu uzmanı olan ehil kişiler tarafından yapılacak çalışmalarla mümkün olabilir. Risale-i Nurlarda yer alan imani konular ve gerekse marifetullah cihetiyle ele alınan fennî konuların daha iyi anlaşılabilmesi için başta ilahiyatçılar olmak üzere diğer fen ilimleri uzmanlarından ekipler oluşturulmalıdır. Mesela, “yağmur” ve “zelzele” gibi kavramlar konu uzmanları tarafından ele alınmalı, şüphesiz ki bu ifadelerin bir fen kitabındaki haliyle Risalelerde yer alması beklenemez. Bu nedenle Risaleler her bilim alanındaki uzmanlar tarafından taranmalı, uzmanı olduğu bilimle ilgili kavram, tamlama veya metinler tespit edilerek aynı alandaki çok sayıda farklı uzman bu konular hakkında izah çalışmaları yapmalıdır. Bunun benzeri olarak Arap dili ve belagatı, Osmanlıca gibi dil konularında da uzmanlara ihtiyaç bulunmaktadır. Risalelerin imanî/Kur’anî mevzuları ilahiyatçılar tarafından, münazarat ve muhakemat gibi eserler sosyologlar ve tarihçiler vb. tarafından, diğer fenni konuların da ilgili uzmanlar tarafından ele alınması bir gerekliliktir.

Diğer bir ehliyet konusu da Risale-i Nur anlayışına vakıf olmaktır. Risale-i Nur’un imanî mevzulara ve hayata dair yaklaşımlarını bilmeyen, onun konuları ele alış tarzından ve hareket metodundan bîhaber olanların sağlıklı bir izah çalışması yapması beklenemez. Olsa olsa fenni konularda kavramlar hakkında kendi uzmanlık alanlarında bir izah getirebilirler. Bu nedenle Risale-i Nur anlayışına sahip olmayan bir uzmanın yapacağı izah ancak esbaba yönelik olur ve orada kalır, mana-yı harfiye ulaşamaz. Burada önemli olan şey, mana-yı ismi’den mana-yı harfiye geçebilmektir.

4-İzah Çalışmalarında İçerik ve Çerçeve

Risale-i Nurlar için yapılacak izah çalışmalarında dikkat edilmesi gereken konulardan biri de içeriğin mahiyeti ve sınırlarıdır. Şüphesiz ki yapılan izah çalışmaları, Risale-i Nurlar’ın da temel kaynağını oluşturan Kur’an, Hadis, Sünnet-i Seniye ve Eshab-ı Kiram’ın hayatıyla uygun olmalıdır. Bu nedenle izah çalışmalarının içeriği dinî/imanî ve fennî konular kapsamında Risale-i Nur’un Kur’anı tefsir yöntemi örnek alınmalıdır. Bu nedenle de izah çalışmalarının içeriği İslâmın temel kaynakları ışığında yapılmalı ve içeriğin mümkün olduğunca bu kaynaklara uygun olması gerekmektedir.

İzah çalışmalarında şahsî görüşlerden çok, Üstad Hz.’lerinin ifadelerindeki niyete ve vermek istediği mesaja mümkün olduğunca yakınlaşabilmek ana hedef olmalıdır. Araştırmacı, “bana göre böyle olmalıdır” yaklaşımından çok “bana göre Üstad bunu söylemek istiyordur” yaklaşımı içinde olmalıdır. Diğer bir husus da ilmî enaniyetten uzak durmaktır. “Eğer biri, dairemiz içinde nefsin enaniyet-i ilmiyeden aldığı bir his ile şerh ve izah haricinde birşey yazsa; soğuk bir muaraza veya nâkıs bir taklidcilik hükmüne geçer.” (Mektubat, Yirmidokuzuncu Mektub, Altıncı Kısım, Beşinci Desise-i Şeytaniye) Bu nedenle nefis ve hislerin yapılacak olan izah çalışmalarına yansımaması büyük önem arz etmektedir. Günümüz tefsir ve hadis çalışmalarında bile ilmî enaniyetten kaynaklanan mahzurlar ve problemler hepimizin malumudur.

5-İzah Çalışmalarında Metodoloji

a-Muhataba Göre İzah Yapmak

Risale-i Nur’a yapılacak izah çalışmaları farklı kesimlere hitap edebilen bir düzeyde ele alınmalıdır. Şüphesiz ki Risale-i Nur külliyatının milyonlarca okuyucusu bulunmaktadır. Bu nedenle de herkesin aynı derece istifade etmesi beklenemez. Herkesin ve her kesimin farklı sosyo-kültür ve ilmi derinlik yönünden farklılıkları bulunmaktadır. “Büyük bir bahçeye giren bir kimsenin, o bahçenin bütün meyvelerine elleri yetişmez. Fakat, eline girdiği mikdar yeter. O bahçe yalnız onun için değil, belki elleri uzun olanların hisseleri de var.” (Şualar, Yedinci Şua) Üstad Hz.’lerinin bu ifadelerinden de anlaşılacağı üzere herkes seviyesi veya istidadı farklıdır ve özellikleri oranında istifade edebilir. İzah çalışmalarında bu farklılıklar göz önünde bulundurulmalı ve bu kesimlere yönelik, onların anlayabileceği seviye ve üslupta çalışmalar verilmesi gerekmektedir. Risale-i Nur çalışmalarında aşağıdaki muhataplara göre izahlar çalışmaları yapılmalıdır:

*İlmi Çevreler

Risale-i Nur okuyucuları arasında eğitim seviyesi yüksek bir kitlenin olduğu muhakkaktır. Şüphesiz ki bu kesime yönelik olarak hazırlanacak izah çalışmaları da bu kitlenin seviyesine uygun olarak hazırlanmalıdır. Risalelerde geçen ilmi ve imani konular gerek din ve gerekse fen ilimleri bakımından detaylı olarak ele alınmalıdır. Umuma yönelik olarak hazırlanan izah çalışmaları bu kitle için doyurucu olmama riski taşıyabilir. Bu nedenle daha bilimsel bir üslupla, interdisipliner bir yaklaşımla ve sistemli olarak bu tür çalışmaların hazırlanması gerekmektedir.

*Umum (Halk)

Risale-i Nur okuyucuları arasındaki sayıca en büyük grubu oluşturan kesimdir. İzah çalışmalarında bu okuyucu kesimin sosyo-kültürel düzeyinin gözönünde tutulması önemli bir konudur. Bu kesime hitap eden ayrı bir izah çalışmasının yapılması gerekir. Bu grup içinde yer alanların bir bilim adamı veya eğitimli bir kişi gibi anlaması veya yorum getirmesin beklenemez. Bu kesim içinde muhakak ki kendini yetiştirmiş ve Risalelere hâkim kimseler olabilir, ama bunlar istisna teşkil eder. Umuma yönelik olarak hazırlanacak izah çalışmalarındaki üslup bilimsel veya teknik bir üslupla değil, halkın anlayabileceği bir dil ve derilikle ele alınmalıdır. Aksi takdirde teknik ve bilimsel bir üslupla yapılacak izah çalışmalarından bu grupta yer alanlar yeteri kadar istifade edemeyecektir.

*Yaş Grupları (Çocuklar/Gençler)

İzah çalışmalarında muhatap alınması gereken özellikle hangi yaş grubuna hitap edildiğidir. Şüphesiz ki gençlere yönelik bir izah çalışması ile olgun kişilere yönelik hazırlanan izah çalışmasındaki üslup ve derinlik bir olmamalıdır. Hitap edilecek kesimin yaş grubuna uygun izah çalışmalarının da yapılması gerekmektedir. Özellikle çocuk ve gençlere yönelik, bu kesimin anlayabileceği bir üslupla izah çalışmalarının yapılması gerekir. Ağaç yaşken eğilir prensibince, daha çocukluk çağından itibaren insanların Risalelerle tanışması bir hedef olduğuna göre, çocuklar ve gençleri sıkmayacak, onların anlama kaabiliyetlerine ve seviyelerine uygun izah çalışmalarının yapılması gerekir. Bu çalışmaların sadece yazılı bir metin olarak düşünülmesi eksik bir yaklaşım olacaktır. İzah sadece metinle değil, görsel yöntemler kullanarak da yapılabilir. Örneğin çocuklar için masal veya hikâye, çizgi film; gençler için roman tarzında veya bir tiyatro oyunu senaryosu şeklinde de çalışmalar yapılabilir.

*Zaman

İzah çalışmalarında muhatap alınacak diğer önemli bir husus zamandır. Zamanın muhatap alınması birkaç şekilde ele alınabilir. Bunun birincisi; çalışılacak konunun Üstad Hz.lerinin ele aldığı dönemin şartlarının iyi bilinmesi şeklindedir. Yani yazılmış olduğu dönemin şartlarının iyice tetkik edilmesidir. İkincisi; Üstad Hz.lerinin hayatının kronolojik olarak dönemlere ayrılması ve bu dönemlerin sosyo-ekonomik, siyasal ve askeri şartlarının iyi bilinmesidir. Üçüncüsü ise; şimdiki zaman bakan yüzüdür. Risalelerden ele alınacak konuların güncel şartlarla karşılaştırılması, bugüne ne şekilde hitap ettiğinin açıklanmasıdır. Çünkü Üstad’ın Risalelerde meleleri ele alış tarzı ve derinliği, sadece yazıldığı döneme değil, bugüne ve geleceğe de hitap etmektedir.

Bu nedenle Meşrutiyet öncesi dönem, Meşrutiyet dönemi, I. Cihan harbi dönemi, Milli mücadele dönemi, Cumhuriyet’in ilk dönemleri ve 1950 sonrası dönemin; sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel, askeri şartlarının iyice tetkik edilmesi ve ele alınan konuların hangi dönem içinde yazıldığının iyi bilinmesi gereklilik arz etmektedir. Yine Üstad Hz.lerinin hayatının kronolojik olarak iyi bilinmesi, Eski Said ve Yeni Said dönemlerinin ve aradaki farkların, nedenlerinin iyice araştırılması ve günümüze bakan yönünün veya günümüz şartları için ne ifade ettiğinin ortaya konulması gerekmektedir.

b-Bütüncül Yaklaşım

Nasıl ki tefsir çalışmalarında ayetlerin, nüzul sebep ve sıralaması dikkate alınmadan bir çalışma ortaya konulamaz, aynen Risalelerde geçen imani meseleler de bütüncül bir yaklaşımla ele alınmazsa eksik kalabilir veya yanlış anlaşılmalara sebebiyet verebilir. Risalelerin ele alınış tarzına bakıldığında bazı meselerin bir başka risaleye havale edildiğini veya bir kısmının başka bir yerde anlatıldığı görülmektedir. Veya o dönemin şartlarının gerektirdiği şekilde bir yaklaşımla ele alındığı görülmektedir. Risalelerde bir konu farklı yerlerde ele alınabilmekte veya kısmen farklı yerlerde geçebilmektedir. Bu nedenle izah çalışmalarında seçilen konu incelenirken, risalelerin diğer kısımlarından bağımsız olarak ele alınmamalıdır. Ele alınan konu ile ilgili olarak tüm külliyat taranmalı; bulunan metinler, yazıldığı zaman ve şartlar bakımından tetkik edilmeli ve elde edilen bu bütünden bir sonuç çıkarılmalıdır.

c-Örnekleme Metodu

Bir meselenin açığa kavuşturulması veya anlaşılmasının sağlanmasında takip edilen en önemli metotlardan biri de örneklendirmedir. Bu yöntem aynı zamanda Kur’anî bir yöntemdir. Kur’an-ı Kerimde nasıl ki geçmiş peygamberler ve ümmetler örnek olarak verilmişse, Üstad’ın Risaleleri ele alış ve hazmettirme tarzında da örneklemeler önemli yer tutmaktadır. “Bu söz, şimdiye kadar binler adamı hâb-ı gafletten kurtardığı gibi, çoklarını da imana getirmiş. Gayet kıymettar ve yüksek olmakla beraber, temsiller ile fehmi kolaylaşmış, herkes onun dilini anlıyor.” (Sözler, Fihrist, 23. Söz için). Külliyatın genelinde, dikkat edilirse herhangi bir risalenin giriş kısmında ana mesaj verilmekte ve daha sonra bu konu ayetler ve hadisler, Sünnet-i Seniyye, hikâyeler ve kıssalarla desteklenmektedir. İzah çalışmalarında da örneklendirme yönteminin kullanılması bir şart ve ihtiyaçtır. Özellikle ayet, hadisler, Efendimizin Sünnet-i Seniyesi, Sahabe-i Kiram efendilerimizin hayatları, günümüz dünyasından, tarihten, bilimsel detaylardan, bilim adamlarının yaşantılarından vb. benzeri pek çok kategoride örneklerle konunun açıklığa kavuşturulması, daha iyi anlaşılmasını sağlayacağı gibi, sıkıcı olmaktan da uzak tutacaktır.

d-Tümevarım Metodu (“Mana-i İsmi”den “Mana-yı Harfi”ye geçiş)

Tümevarım birçok bilim alanında kullanılan bilimsel bir metottur. Bu metodun Üstad Hz.leri tarafından da kullanıldığını görmekteyiz. Ancak Risalelerde bu metodun uygulanış tarzı mana-i ismiden mana-yı harfiye geçiş şeklindedir. Ele alınan bir konu çok defa fen ilimleri ile gerektiği kadarıyla açıklanmış, buradan da Halık’a ulaşılmıştır. Şüphesiz ki Risale-i Nur Külliyatı başlıbaşına bir fen külliyatı değildir. Meslelerin ele alınışında Cenab-ı Hakk’ın tabiata koyduğu kanunlar (sünnetullah) biyoloji, kimya, fizik, coğrafya, astronomi kitaplarında olduğu gibi detaylı olarak ele alınmamıştır. Sonuçta Külliyat bu bilim alanlarında yazılmış bir eser değildir. Ancak Üstad’ın metodunda Halık-ı Zülcelâl ve onun kudret, cemal, rahmet, merhamet, sani vb. bir isim ve sıfatlarının anlaşılması için sünnetullahın bilinmesi ancak bir araç hükmündedir. Amaç ise Cenab-ı Hakk’ın isim ve sıfatlarının anlaşılması, idrak edilmesidir. Önemli olan esbab değil, müsebbibü’l-esbabdır.

“Her bir fen, bir isme dayandığı ve onda nihayet bulduğu gibi; bütün fünun ve kemalat-ı beşeriye ve tabakat-ı kümmelin-i insaniyyenin hakikatleri, Esma-i İlahiye’ye istinad eder.” (Sözler- 32. Söz, 3. Mevkıf, 1. Mebhas.)

“Kezalik Allah'ın hesabına kâinata bakan adam her ne müşahede ederse ilimdir. Eğer gafletle esbab hesabına bakarsa, ilim zannettiği şey de cehl olur. Kezalik iman ve tevhid ile bakan, âlemi nurlu görür ve illâ âlem-i zulümat içerisinde görecektir.” (Mesnevî-i Nuriye, Şemme)

“İşte şu kâinat, hadsiz mehasin-i maddiyesiyle bir manevî ve ilmî mehasinin tereşşuhatıdır. Ve o ilmî ve manevî mehasin ve kemalât, elbette hadsiz bir sermedî hüsün ve cemalin ve kemalin cilveleridir.” (Sözler-32. Söz, 2. Mevkıf, 3. Maksad, 5. İşaret, 3. Remiz)

Üstad Hz.lerinin yukarıdaki beyanlarından da anlaşılacağı üzere esbab bütün bütün reddedilmemektedir. Esbab, Cenab-ı Hakk’ın isim ve sıfatlarının tezahürüdür ve esbaba iman gözüyle bakılmalıdır. Bu nedenle esbab, Cenab-ı Hakk’ın kudretinin, mahlûkatın yaratılışındaki mükemmelliğin anlaşılması için üzerinde durulması gereken, ancak iman gözüyle Cenab-ı Hakk’a götürecek bir araçtır. Mademki esbab bu yönüyle önemlidir, o yüzden yapılacak izah çalışmalarında Risalelerde geçen fakat tabii olarak bir fen kitabındaki kadar detaylara inilmeyen kimya, biyoloji, fizik, astronomi, coğrafya ve diğer bilimlerle ilgili konular detaylı olarak ele alınmalıdır. Bu ele alınış tarzında da yukarıda belirtilen sosyo-kültürel düzey ve yaş grupları dikkate alınarak bu muhatapların anlayabileceği bir üslupla anlatılmalıdır. Buradaki maksat tabiata Cenab-ı Hakk tarafından yerleştirilen kanunların ve tabii olayların teşekkül ettirilmesindeki mükemmelliği ortaya koymaktır veya kısacası marifetullahtır. İzah çalışmalarında meselelerin sadece bilimsel boyutunun ele alınması şüphesiz ki eksik kalacaktır ve Üstad’ın buyurduğu gibi “Cenâb-ı Hakk'ın masivasına (yani kâinata ve içindekilere) mana-yı harfiyle ve O’nun hesabına bakmak lâzımdır. Mana-yı ismiyle ve esbab hesabına bakmak hatadır… Evet her şeyin iki ciheti vardır. Bir ciheti Hakk'a bakar. Diğer ciheti de halka bakar. Halka bakan cihet, Hakk'a bakan cihete tenteneli bir perde veya şeffaf bir cam parçası gibi, altında Hakk'a bakan cihet-i isnadı gösterecek bir perde gibi olmalıdır.” (Mesnevi-i Nuriye, Katre) Bu nedenle bilimsel detaylarda takılıp kalınmamalı ve bu bilimsel detay ve açıklamalar okuyucuyu Halık’a götürecek tarzda ele alınmalıdır.

e-Görsel İzah

Risale-i Nur Külliyatı ile ilgili izah çalışmaları sadece metin çalışmalarından ibaret olmamalıdır. Günümüz dünyasında mesajların geniş kitlelere ulaştırılmasında sadece basılı metinlerden değil, aynı zamanda görsel eserlerden de yararlanılmaktadır. Bilimsel olarak da görsel materyallerin kullanılması meselelerin anlaşılmasında çok daha etkili olmaktadır. Bu nedenle izah çalışmaları metinlerden ibaret olmamalıdır. Özellikle çocuklar için çizgi roman, çizgi film, çizgi animasyon filmler vb. tarzında yapılacak çalışmalar, küçük kalplerin Kur’an’a ve Risalelere ısındırılmasında, ufuklarının açılmasında önemli bir çalışma olacaktır. Yine büyüklere yönelik olarak özellikle tiyatro veya sinema filmlerinin yapılması, belgesellerin çekilmesi, görsel izah çalışması olacaktır. Günümüzde her ne kadar bu tarzda yapılan bazı çalışmalar varsa da yetersiz ya da amatörce kalmaktadır. Yapılan bu çalışmalar genel itibariyle Üstad Hz.lerinin hayatını konu edinmektedir. Oysa Risalelerde ele alınan herhangi bir konu, ana konu olarak ele alınarak, bu konu etrafında (Risalelere sadık kalmak şartıyla) bir sinema filmi yapılabilir veya tiyatro olarak sergilenebilir. Bu tarzda yapılacak olan profesyonel çalışmalar Risalelerin anlaşılmasında, mesajlarının geniş kitlelere ulaştırılmasında önemli bir araç olacaktır.

f-Davranışsal İzah (Ana Hedef)

İzah çalışmalarının ana hedefi “sadece ve sadece” Risale-i Nur’un açıklanması değil, yüce dinimizin en iyi şekilde anlaşılması ve hayata uygulanması yani amel-i salihtir. Risale-i Nur’un da ana hedefi imanı kurtarmak ve Kur’an-ı Kerim’i ve Peygamber Efendimizi rehber edinmektir. Dünyayı ve ahreti kurtaracak saadet-i dareyne ulaşmaktır. Bu ancak İslam’ın emirlerine uymak nehiylerinden kaçınmakla mümkündür. Mademki ana hedef doğru, olumlu davranışlar edinmek ve edindirmektir, o halde hedefe götürecek mesajların verilmesi sadece yazılı metinlerle değil, lisan-ı hal ile de mümkündür. Nasıl ki; sadece lisan-i kal ile değil, lisan-i hal ile de dua edilir, o halde sadece sözel çalışmalarla değil, lisan-ı hal ile de izah yapılmalıdır. Efendimiz (SAV)’in hayatı, oturup kalmasından, tebessüm etmesine, eve giriş-çıkışlarına kadar Sünnet-i Seniyyesi bizler için örnek teşkil ediyor ve bizlere mesajlar veriyorsa, Risale-i Nurlarda verilmek istenen mesajların da hayatımıza tatbik edilmesi, lisan-ı hal ile bir nevi izahtır. Çoğu zaman sözle veya bir metin aracılığıyla verilmek istenen mesajlar, lisan-ı hal ile çok daha etkili olarak verilebilmektedir. Bu, herkesin üstüne düşen bir vazifedir ve Risale-i Nur talebelerinin kendi yaşantılarıyla uygulamalı ve tabii bir izah çalışmasıdır.

 

popüler cevapdünya atlası