Risale-i Nur Talim Şekilleri ya da Öğretim Yöntemleri

Eklenme Tarihi: 14 Temmuz 2014 | Güncelleme Tarihi: 07 Ocak 2017

 

Eğitimci Mesut AK’ın 15 Vazife için Risale-i Nur’da Talim Müzakereleri çalışmasıdır

Risale-i Nur Talim Şekilleri ya da Öğretim Yöntemleri

Risale-i Nur Hizmetlerinde bugüne kadar yapılan gözlemlerde Risale-i Nurun talim edilme şekillerini ya da öğretim yöntemlerini aşağıda sıralayabiliriz:

Talim Şekilleri ya da Öğretim Yöntemleri

Umumi Dersler ve Dershaneler
Semt ve Mahalle Dersleri ve Dershaneleri
Ev Dersleri
Meslek Gruplarının Dersleri
Hapishane Dersleri
Radyo - Televizyon Programları, İnternet Siteleri, Cep Telefonu Uygulamaları vb.
Hususi Okumalar
İkili ya da küçük gruplu okumalar
Okuma Programları
Seminer, Çalıştay, Konferans, Panel, Sempozyum, Akademik vb. Faaliyetler
Yazma Faaliyetleri (Elle çoğaltma, Ders Kitabı, Makale, Şerh ve İzahlı Kitaplar, Hatıralar, Üstadın ve Abilerin Hayatları vb.)
Sosyal Etkinlikler (Nur Mekânlarına Geziler-Ziyaretler -Piknik vb.)
Ramazan Etkinlikleri (İftar-Kuran Dersleri-Gece Dersleri vb.)
Öğrenci İlgilenmeleri
İlk ve Ortaokul Düzeyi İlgilenmeler
Lise Öğrencilerine Dönük İlgilenmeler ve Lise Dersleri
Üniversite Öğrencilerine Dönük Çalışmalar (Barınma-Ders-İlgilenme vb.)
Elbette bu talim şekillerinin dışında da uygulanan ve bizim gözlemleyemediğimiz yöntemler olabilir. Bizlerin tespit edemediği yöntemlerin de ilgililerle paylaşılması faydalı olur.

Ders ve Okuma Çeşitleri:

Yukarıda yer alan talim şekillerinde yapılan dersleri ve okuma çeşitlerini ise aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:

Düz okuma: Yorum yapmadan hatta kelimenin dahi anlamını vermeden doğrudan düz bir şekilde okuma
Kelimelerin anlamlarını vererek ya da anlamlarına bakarak okuma: Düz okumadan farkı anlamı bilinmeyen kelimelerin anlamlarının verilmesi ya da sözlükten bakarak okuma
İzahlı okuma: Örnekler ve temsillerle konuyu açıklayarak, anlaşılır hale getirerek okuma
Mütalaalı okuma: İlgili metin üzerine etraflıca düşünerek, mütalaa yaparak, araştırma sonuçlarına göre yorum getirerek okuma
Müzakereli okuma: İlgili metni orada bulunanların karşılıklı yorumlayarak, düşüncelerini paylaşarak, fikirlerini beyan ederek okumaları
Münazaralı okuma: Farklı fikirlerle birlikte, ilmi ve kaideye uygun tartışarak okuma
Sıralı okuma: Dersteki herkesin sırayla kitaptan ya da metinden okuma yapması
Soru cevaplı okuma: İkili ya da grup halinde soru sorup, cevap vererek okuma şeklinde özetleyebiliriz.
Ders İçeriği

Ders içeriği ise genelde alışılageldiği şekliyle şöyle sıralanabilir:

İman Hakikatleri
Lahika Mektupları, Hizmet Rehberi, Mahkeme Savunmaları, Tarihçe-i Hayat
Hatıra Anlatma
Hizmet Anlatma

Şimdi yukarıda yer alan talim şekillerini yine Risale-i Nurdan örneklerle açmaya çalışalım:

1. Umumi Dersler ve Dershaneler

Genellikle her ilde bir veya birkaç büyük dershane açılmakta ve buralarda değişik zamanlarda umumi yani genel-herkese açık dersler yapılmaktadır. Umumi dersler yapılırken nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini Ankara Üniversitesinde Konferans veren Bediüzzaman’ın “Zübeyir Sistemi” diye sistemleştirdiği talebelerinden Zübeyir GÜNDÜZALP şöyle açıklamaktadır:

“Şimdi Risale-i Nur Külliyatından, iman, Kur'an ve Hazret-i Peygamber (Aleyhissalâtü Vesselâm) Efendimiz hakkında olan eserlerden bazı kısımları aynen okuyacağım. Siz bu eserleri elde edip tamamını okursunuz. Okurken, belki izah edilmesini isteyen kardeşlerimiz olacaktır. Fakat bu hususta arz edeyim ki, üstadımız Bedîüzzaman, bir Nur talebesine Risale-i Nur'dan bazan okuyuvermek lütfunu bahşederken izah etmiyor, diyor ki: ‘Risale-i Nur, imanî mes'eleleri lüzumu derecesinde izah etmiş. Risale-i Nur'un hocası, Risale-i Nur'dur. Risale-i Nur, başkalarından ders almağa ihtiyaç bırakmıyor. Herkes istidadı nisbetinde kendi kendine istifade eder. Aklınız her bir mes'eleyi tam anlamasa da, ruh, kalb ve vicdanınız hissesini alır. Ne kadar istifade etseniz, büyük bir kazançtır.’ Okunan Türkçe veya Arabça bir risalenin izahı, başka bir risalede varsa, onu getirip okuyor. Risale-i Nur'daki gayet ince nükteleri derkeden basiretli âlimler de der ki: Bir âlimin yüksek bir ilmi olabilir fakat Risale-i Nur'u cemaata okurken tafsilâta girişip eski malûmatlarıyla açıklarsa; bu izahatı, Risale-i Nur'un beyan ettiği, asrımızın fehmine uygun ve ihtiyacına tam cevab veren hakikatların anlaşılmasında ve tesiratında ve Risale-i Nur'un mahiyetinin derkine bir perde olabilir. Bunun için, bazı lügatların manalarını söyleyerek aynen okumak daha müessir ve daha efdaldir.

İstanbul Üniversitesindeki kardeşlerimiz de böyle okuyorlar. Biz de hülâsaten deriz ki: Risale-i Nur, gayet fasih ve vecizdir. Sözün kıymeti; îcazındadır, kısalığındadır. Bir mes'ele-i imaniye ve Kur'aniye umuma ders verilirken, mücmel olarak tedrisinde, daha fazla istifaza ve istifade vardır.” (Risale-i Nur Android Cep Uygulaması, Sözler, Konferans – 772)

Burada dile getirilen hususlar genelde umumi dersler için söz konusudur. Zaten genel olarak umumi derslerde de bu kurallara riayet edilmeye çalışılmaktadır. Ancak zaman zaman Risale-i Nur’da derinleşmiş bazı hususi abilerin yaptığı dersler bir parça izahlı, örnekli, temsiller vermek suretiyle de yapılabilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken husus eski bilgileri karıştırmak suretiyle Risale-i Nurun vermek istediği mesajın yanlış anlaşılmasına meydan vermemek ya da ona perde olmamaya dikkat etmektir.

Ayrıca umumi derslerin ciddiyetle ve gönüllülük esası üzerine yapılması ile ilgili aşağıda anlatılanlar çok önemlidir:

“Muhterem Heyet-i Hâkime! Risale-i Nur tahsili, hakikaten hârika ve orijinaldir, emsalsizdir. Herhangi bir tahsilde maddî menfaat ve bir mevki gaye edinilerek o tahsile devam edilir. Dersler ekseriyetle maddiyat ve şöhrete erişebilmek için, belki de zoraki okunur. Risale-i Nur'un organize edilmemiş serbest bir üniversiteye benzeyen tahsiline eserleri okumak suretiyle devam edenler ise, Kur'an ve imana hizmet etmekten başka herhangi dünyevî bir maksad taşımıyorlar. Böyle olduğu halde ilmî, imanî ve ciddî eserler olan Risale-i Nur, o kadar büyük bir şevk ve aşkla ve o kadar sonsuz bir hazla okunuyor ki; sadık okuyucularını defalarca okumak gibi kuvvetli bir arzuya sahib ediyor. Risale-i Nur'u yazıp okuyanlar, mahkeme kapılarında hayatları tehlikeye düştüğü halde, bu hârika eserleri okuduklarını itiraf ve okuyacaklarını ilân ediyorlar. İ'dam kararı verileceğini bilseler dahi, bu sebatlarını izhar etmekten çekinmiyorlar. İşte Risale-i Nur'un birçok hârikalarından şu hususiyeti, sizlere şu kanaatı veriyor: İtiraf edenler acaba canlarını yolda mı buldular? Demek Risale-i Nur'da ve Bedîüzzaman'da öyle yüksek bir hakikat var ki ve bunlarda zararlı bir şey yokmuş ki, inkâr etmediler. Tahsildeki talebeler otorite ve disiplinle idare edilerek okutturulur. Bedîüzzaman ise hiçbir kimseyi Risale-i Nur'a mecbur etmemiş. Fakat yüzbinlerle okuyucunun çoğu onu görmeden, ona sarsılmaz ve kopmaz bir bağla talebe olarak Risale-i Nur'dan derslerini alıyorlar. İşte böyle hârikulâde bir tedris, yakın ve uzak tarihin hiçbir medresesinde görülmemiştir, hiçbir üniversitede rastlanmamıştır.” (Risale-i Nur Android Cep Uygulaması, Şualar – 548).

Hakikaten Risale-i Nur derslerine gitmişseniz yukarıda anlatılanlara şahit olmuşsunuzdur. Gitmeyenlere de ben anlatayım: Umumi derslerde hele 500-1000 kişiye kadar varan umumi derslerde bile herhangi bir ders zili çalmadan hiç kimseye “sus, otur, dinle” vs. demeden kemali ciddiyetle insanlar okunan dersi sessiz bir şekilde dinliyor, ders okunan salona bir sükûnet, ciddiyet ve vakar hâkim oluyor. Hakikaten böyle bir ortamın sağlanması normal lise ve üniversite sınıflarında ve anfilerinde mümkün olmazken tamamen gönüllü olarak gelinen bu derslerde hem sessizlik, hem ciddiyet oluyor hem de herhangi bir yoklama yapılmadığı halde derslere devam ediliyor ve bazen salonlar tıklım tıklım doluyor.

2. Semt ve Mahalle Dersleri ve Dershaneleri

Umumi dershanelerin haricinde artık günümüzde semt ve mahallelere kadar yayılmış bulunan lokal dershaneler açılmakta ve buralarda da hem umumi yani genel hem de hususi dersler yapılmaktadır. Bu husus özellikle Bediüzzaman tarafından da bizzat teşvik edilmektedir. Bu dershanelerde nasıl dersler yapılacağı da bizzat kendisi tarafından tarif edilmektedir:

“…elbette bizlere lâzım ve millete elzem, şimdi resmen izin verilen din tedrisatı için hususî dershaneler açılma ve izin verilmesine binaen, Nur şakirdleri mümkün olduğu kadar her yerde küçücük bir dershane-i Nuriye açmak lâzımdır. Gerçi herkes kendi kendine bir derece istifade eder, fakat herkes her bir mes'elesini tam anlamaz. Hem iman hakikatlarının izahı olduğu için; hem ilim, {(Haşiye): Şayet biri biliyor, taallüm etmeğe muhtaç değilse ibadete muhtaç veya marifete müştak veya huzur ister. Onun için herkese lüzumlu bir derstir.} hem marifet, hem ibadettir. Eski medreselerde beş-on seneye mukabil, inşâallah Nur medreseleri beş-on haftada aynı neticeyi temin edecek ve yirmi senedir ediyor. Ve hem hükûmet ve millet ve vatan, hem hayat-ı dünyeviyesine ve siyasiyesine ve uhreviyesine pek çok faidesi bulunan bu Kur'an lemaatlarına ve dellâlı bulunan Risale-i Nur'a değil ilişmek, tamamıyla terviç ve neşrine çalışmaları elzemdir ki; geçen dehşetli günahlara keffaret ve gelecek müdhiş belalara ve anarşistliğe bir sed olabilsin.” (Risale-i Nur Android Cep Uygulaması, Emirdağ-1 – 249).

Bediüzzaman’ın burada da belirttiği gibi bu semt ya da mahalle veya hususi yani özel olarak açılan dershanelerde Risale-i Nurun anlaşılması için daha fazla gayret gösterilmesi gerektiği, bunun için izahlı dersler yapılması gerektiği vurgulanmaktadır. Eski medrese eğitimine denk kısa sürede ilerleme kaydedecek bir eğitim verilmesi gerektiğini söylemektedir.

3. Ev Dersleri

Her zaman her yerde dershane açılamayacağı gibi dershaneler de yoğunluğu kaldıramayabilir. Bu durumda evlerde dersler yapılması yani ilgililerin kendi evlerini birer küçük dershaneye çevirmesi zorunluluk haline gelmektedir. Bu durumu Bediüzzaman şu şekilde dile getirmektedir:

“Aziz, sıddık kardeşlerim ve manevî Medresetü’z-Zehra'nın Nur şakirdleri!

Ben Isparta'ya geldiğim vakit, Isparta'da İmam-Hatib ve Vaiz Mektebinin açılacağını haber aldım. O mektebe kaydolacak talebelerin ekserîsi Nurcu olmaları münasebetiyle o mektebin civarında gayr-ı resmî bir surette bir Nur Medresesi açılıp, o mektebi bir nevi Medrese-i Nuriye yapmak fikriyle bir hatıra kalbime geldi. Bir-iki gün sonra güya bir ders vereceğim diye etrafta şâyi' olmasıyla o dersimi dinlemek için rical ve nisa kafilelerinin etraftan gelmeleriyle anlaşıldı ki, böyle nim-resmî ve umumî bir Medrese-i Nuriye açılsa o derece kalabalık ve tehacüm olacak ki, kabil olmayacak. Afyon'da mahkemeye gittiğimiz vakitki gibi pek çok lüzumsuz içtimalar olmak ihtimali bulunduğundan o hatıra terkedildi. Kalbe bu ikinci hakikat ihtar edildi. Hakikat da şudur:

Her bir adam eğer hanesinde dört-beş çoluk çocuğu bulunsa kendi hanesini bir küçük Medrese-i Nuriyeye çevirsin. Eğer yoksa, yalnız ise, çok alâkadar komşularından üç-dört zât birleşsin ve bu heyet bulundukları haneyi küçük bir Medrese-i Nuriye ittihaz etsin. Hiç olmazsa işleri ve vazifeleri olmadığı vakitlerde, beş-on dakika dahi olsa Risale-i Nur'u okumak veya dinlemek veya yazmak cihetiyle bir mikdar meşgul olsalar, hakikî talebe-i ulûmun sevablarına ve şereflerine mazhar oldukları gibi, İhlas Risalesi'nde yazılan beş nevi ibadete de mazhar olurlar. Hakikî ilim talebeleri gibi, onların maişetlerini temin hususundaki âdi muameleleri de bir nevi ibadet hükmüne geçebilir diye kalbe ihtar edildi. Ben de kardeşlerime beyan ediyorum.” (Risale-i Nur Android Cep Uygulaması, Emirdağ-2 – 103).

Bediüzzaman’ın bu tavsiyesi üzerine bugün hem ülkemizde hem dünya genelinde her gece sayılamayacak kadar ev dersleri yapılmaktadır. Birçok kişi bu ev dersleri ile ilk kez Risale-i Nurlarla tanışıyor. Birçok kimse bu ev dersleri sayesinde Risale-i Nuru etraflıca anlamaya çalışıyor, bu derslerde soru ve cevap ortamı daha rahat olduğu için akla gelen sorulara da cevaplar bulunabiliyor.

4. Meslek Gruplarının Dersleri

Bazı zaman olur ki uzmanlık isteyen konularda ilgililerin bir araya gelerek mütalaa, müzakere ve münazara yapmaları gerekir. Bu durumda konunun uzmanı olan kişilerin bir araya gelerek meseleleri ele almaları gerekir. Bir araya gelen kişiler arasında da bir illiyet bağının olması gerekir. Bu illiyet bağını Bediüzzaman aşağıda açıklamıştır:

“Amma hikmet-i Kur'aniye ise, nokta-i istinadı, kuvvete bedel "hakk"ı kabul eder. Gayede menfaate bedel, "fazilet ve rıza-yı İlahî"yi kabul eder. Hayatta düstur-u cidal yerine, "düstur-u teavün"ü esas tutar. Cemaatlerin rabıtalarında; unsuriyet, milliyet yerine "rabıta-i dinî ve sınıfî ve vatanî" kabul eder. Gayatı; hevesat-ı nefsaniyenin tecavüzatına sed çekip, ruhu maâliyata teşvik ve hissiyat-ı ulviyesini tatmin eder ve insanı kemalât-ı insaniyeye sevk edip insan eder. Hakkın şe'ni, ittifaktır. Faziletin şe'ni, tesanüddür. Düstur-u teavünün şe'ni, birbirinin imdadına yetişmektir. Dinin şe'ni, uhuvvettir, incizabdır. Nefsi gemlemekle bağlamak, ruhu kemalâta kamçılamakla serbest bırakmanın şe'ni, saadet-i dareyndir.” (Risale-i Nur Android Cep Uygulaması, Sözler – 133).

Burada bizim konumuzla ilgili kavram “rabıta-i sınıfî” yani toplumdaki sınıf ve meslek bağı veya ilgisidir. Her bir meslek alanı ya da toplumsal sınıflarda kendilerine ait meselelerin ele alınması, ihtilaflı meselelerin çözüme kavuşturulması, ittifak edilecek konularda görüş birliğine varılması elzemdir. Bu çerçevede Risale-i Nurda meslekleri ya da toplumsal sınıfları bakımından konuların ele alındığı dersler ve istişareler tertip edilmektedir. Muallimler dersi ve meşvereti, esnaf dersi, doktor dersi, işçi dersleri, lise dersleri gibi çok çeşitli ders grupları ve halkaları teşekkül etmiştir.

5. Hapishane Dersleri

Son zamanlarda yapılan projeler ve protokollerle hapishanelerde de Risale-i Nur Dersleri başlatılmıştır. Zaten Bediüzzaman ve Nur Talebeleri hapishaneye düştüklerinde orasını bir Medrese-i Yusufiye yani Hz. Yusuf (AS)’ın bir medresesi-okulu-üniversitesi olarak kabul etmiş ve orada da boş durmamışlar talim ve terbiyeye devam etmişlerdir:

“Yusuf Aleyhisselâm mahpusların pîridir. Ve hapishane bir nevi Medrese-i Yusufiye olur. Madem Risale-i Nur şakirdleri, iki defadır çoklukla bu medreseye giriyorlar; elbette Risale-i Nur'un hapse temas ve isbat ettiği bir kısım mes'elelerinin kısacık hülâsalarını, bu terbiye için açılan dershanede okumak ve okutmakla tam terbiye almak lâzım geliyor. İşte o hülâsalardan beş-altı tanesini beyan ediyoruz.” (Risale-i Nur Android Cep Uygulaması, Asa-yı Musa – 11);

“Bir zaman Kastamonu'da ‘Hâlıkımızı bize tanıttır’ diyen lise talebelerine sâbık Altıncı Mes'ele'de mekteb fünununun dilleriyle verdiğim dersi, Denizli Hapishanesinde benimle temas edebilen mahpuslar okudular. Tam bir kanaat-ı imaniye aldıklarından âhirete bir iştiyak hissedip, ‘Bize âhiretimizi de tam bildir. Tâ ki nefsimiz ve zamanın şeytanları bizi yoldan çıkarmasın, daha böyle hapislere sokmasın.’ dediler. Ve Denizli Hapsindeki Risale-i Nur şakirdlerinin ve sâbıkan Altıncı Mes'ele'yi okuyanların arzuları ile âhiret rüknünün dahi bir hülâsasının beyanı lâzım geldi.” (Risale-i Nur Android Cep Uygulaması, Asa-yı Musa – 27).

Risale-i Nur Hizmetlerinde ve Risale-i Nurun tanıtılması, taliminde ve öğretilmesinde hangi şartlar ortaya çıkarsa çıksın mutlaka ona uygun yeni yol ve yöntemler geliştirilmiş ve tedbirler alınmıştır. Bundan sonraki süreçlerde de şartlara göre gerekli tedbirlerin alınması kaçınılmazdır.

Burada yapılması gereken hem ülkemizde hem de dünyadaki diğer ülkelerin hapishanelerindeki mahkûmlara nasıl ulaşılacağı ve Risale-i Nurlardaki hakikatlerin nasıl talim edileceğinin üzerinde çalışılmasıdır. Risale-i Nur bu çerçevede taransa mutlaka yol gösterici ipuçları bulunacaktır.

6. Radyo - Televizyon Programları, İnternet Siteleri, Cep Telefonu Uygulamaları vb.

Teknolojideki baş döndürücü gelişmelere Risale-i Nur hizmetleri de ayak uydurmak durumundadır ve bu hususta ilgililer gerekli tedbirlerin alınması konusunda büyük gayretler içerisinde çalışmaktadırlar. Nitekim Bediüzzaman’ın yaşadığı dönemde radyo yaygınlaşmaya başladığı için bu hususta teşvikleri olmuştur. Radyo ile ilgili teşviklerini televizyon, internet ve cep telefonları ile gelecekte bulunacak diğer icatlar için de değerlendirebiliriz:

“Birinci Nokta: Hava unsurunun yüksek ve ehemmiyetli bir vazifesi ‘Güzel sözler O’na yükselir’ (Fâtır Sûresi:10) âyetinin sırrıyla, güzel ve manidar ve imanî ve hakikatlı kelimelerin kalem-i kaderin istinsahıyla ve izn-i İlahî ile intişar etmesiyle bütün küre-i havadaki melaike ve ruhanîlere işittirmek ve Arş-ı A'zam tarafına sevketmek için kudret-i İlahî kaleminin mütebeddil bir sahifesi olmaktır. Madem havanın kudsî vazifesinin, hikmet-i hilkatinin en mühimmi budur. Ve rûy-i zemini radyolar vasıtasıyla bir tek menzil hükmüne getirip nev'-i beşere pek büyük bir nimet-i İlahiye olmaktır. Elbette ve elbette beşer bu pek büyük nimete karşı, bir umumî şükür olarak; o radyoları her şeyden evvel kelimat-ı tayyibe olan Kelâmullah'ın, başta Kur'an-ı Hakîm ve hakikatları ve imanın ve güzel ahlâkların dersleri ve beşerin lüzumlu ve zarurî menfaatlerine dair kelimatları olmalı ki o nimete şükür olsun. Yoksa nimet böyle şükür görmezse, beşere zararlı düşer. Evet beşer, hakikata muhtaç olduğu gibi, bazı keyifli hevesata da ihtiyacı var. Fakat bu keyifli hevesat, beşte birisi olmalı. Yoksa havanın sırr-ı hikmetine münafî olur. Hem beşerin tenbelliğine ve sefahetine ve lüzumlu vazifelerinin noksan bırakılmasına sebebiyet verip beşere büyük bir nimet iken, büyük bir nıkmet olur. Beşere lâzım olan sa'ye şevki kırar. Şimdi gözümün önündeki makinecik ve radyo kabı, Kur'an’ı dinlemek için odama getirilmişti. Baktım, on hissede bir hisse kelimat-ı tayyibeye veriliyor. Bunu da bir hata-yı beşerî olarak anladım. İnşâallah beşer bu hatasını tamir edecek. Ve bütün zemin yüzünü bir meclis-i münevver, bir menzil-i âlî ve bir mekteb-i imanî hükmüne geçirmeğe vesile olan bu radyo nimetine bir şükür olarak beşerin hayat-ı ebediyesine sarfedilecek kelimat-ı tayyibe, beşte dördü olacak.” (Risale-i Nur Android Cep Uygulaması, Emirdağ-2 – 67).

Yukarıdaki düsturlar çerçevesinde radyo, televizyon, internet, cep telefonu uygulamaları vb. teknolojik araçlarla Kur’an’ın ve onun bu zamandaki tefsiri olan Risale-i Nurun tanıtılması, anlatılması, taliminin yapılması hususunda herkes üzerine düşen vazifeyi yapmaya çalışmalıdır.

7. Hususi Okumalar

Risale-i Nurun taliminde en önemli merhale hususi yani bireysel okumalar yer tutar. Çünkü bireysel gayret olmadan bu eserler kendisini okuyucuya açmamaktadır. Bediüzzaman da bu eserleri okumanın sağlayacağı faydayı aşağıda izah etmiştir:

“Bir sene bu risaleleri ve bu dersleri anlayarak ve kabul ederek okuyan; bu zamanın mühim, hakikatlı bir âlimi olabilir. Eğer anlamasa da, madem Risale-i Nur şakirdlerinin bir şahs-ı manevîsi var, şübhesiz o şahs-ı manevî bu zamanın bir âlimidir.” (Risale-i Nur Android Cep Uygulaması, Lemalar – 167);

Bu zamanın önemli ve hakikatlerine vâkıf bir âlim olabilmek için bu risalelerin ve derslerin öncelikle anlaşılması, ardından da kabul edilmesi yani içselleştirilmesi, benimsenmesi gerekmektedir. Bu da ciddiyet ve gayretlerle çalışmakla olabilir. Bazı meseleleri anlamasa da bir manevi şahsiyet oluştuğundan mutlaka onların içerisinde anlayanlar bulunabilir, meseleleri onlar vasıtasıyla da çözebilir.

Bireysel okumalarda karşılaşılan en büyük zorluk ilk anda okunca anlayamadığından hareketle okumayı bırakma yönündeki eğilimlerdir. Bu durumda ısrarlı olmak çok önemlidir. Israrla, dikkatle, anlamaya çalışarak okunursa zamanla istifade de artmaktadır. Burada şöyle bir yol izlenebilir:

1. Öncelikle Yirmi Üçüncü Söz, Küçük Sözler, Gençlik Rehberi, Meyve Risalesi küçük kitaplardan başlanabilir.

2. Okunan kitapta öncelikle anlamı bilinmeyen hiçbir kelimeye takılmadan bir bütün olarak okunabilir.

3. Birinci okuma bittikten sonra tekrar başa dönülerek bu sefer bir sözlük yardımıyla anlamı bilinmeyen kelimelerle birlikte bir kere daha okunabilir.

4. Üçüncü okumada kelime, kavram, deyim, ayet ve hadis mealleri, bölümün, konunun, paragrafın ana fikri vb. hususlar üzerine daha da yoğunlaşarak ve Risale-i Nurda çokça geçen kelimelerin anlamları ezberlenerek okunabilir.

5. Bu aşamadan sonra artık diğer kitaplar okunabilir ve bu ilk tecrübeden sonra birçok kelime öğrenildiği için anlama konusundaki en büyük engellerden birisi biraz olsun aşılmış olur. Bundan sonraki okumalarda önce paragraf ya da konu bir bütün olarak okunabilir, daha sonra başa dönülerek anlamı bilinmeyen kelimelere bakılarak ve cümleler ve paragraflar üzerinde düşünülerek okumaya devam edilebilir.

6. Küçük kitaplardan belli oranda okunduktan sonra büyük kitapları bitirme hedefi konularak büyük kitapların bitirilmesi, ardından da bütün külliyatın bitirilmesi hedeflenebilir. Büyük kitapların okunma sırası da Sözler, Lem’alar, Mektubat, Şualar gibi ana kitaplardan sonra Barla, Kastamonu ve Emirdağ Lahikaları okunması şeklinde olabilir. Ancak bu sıralama kişinin ilgisi ve öncelikleri dikkate alınarak değiştirilebilir.

8. İkili ya da küçük gruplu okumalar

İkili ya da küçük gruplu okumalarda iletişim daha kısa sürede ve etkili olmasından Risale-i Nurun anlaşılmasında oldukça faydalıdır. Bireysel okumalarda elde edilen birikimin ve farklı kazanımların diğerleriyle de paylaşılması çok önemlidir. Ayrıca herkes her bir meseleyi anlayamadığı için bu şekilde birbirlerine sorarak da cevap bulabilirler. Bu hususta Bediüzzaman’ın yukarıda da yer alan teşviklerini tekrar hatırlatalım:

“Her bir adam eğer hanesinde dört-beş çoluk çocuğu bulunsa kendi hanesini bir küçük Medrese-i Nuriyeye çevirsin. Eğer yoksa, yalnız ise, çok alâkadar komşularından üç-dört zât birleşsin ve bu heyet bulundukları haneyi küçük bir Medrese-i Nuriye ittihaz etsin. Hiç olmazsa işleri ve vazifeleri olmadığı vakitlerde, beş-on dakika dahi olsa Risale-i Nur'u okumak veya dinlemek veya yazmak cihetiyle bir mikdar meşgul olsalar, hakikî talebe-i ulûmun sevablarına ve şereflerine mazhar oldukları gibi, İhlas Risalesi'nde yazılan beş nevi ibadete de mazhar olurlar.” (Risale-i Nur Android Cep Uygulaması, Emirdağ-2 – 103;

“Gerçi herkes kendi kendine bir derece istifade eder, fakat herkes herbir mes'elesini tam anlamaz. Hem iman hakikatlarının izahı olduğu için; hem ilim, {(Haşiye): Şayet biri biliyor, taallüm etmeğe muhtaç değilse ibadete muhtaç veya marifete müştak veya huzur ister. Onun için herkese lüzumlu bir derstir.} hem marifet, hem ibadettir. Eski medreselerde beş-on seneye mukabil, inşâallah Nur medreseleri beş-on haftada aynı neticeyi temin edecek ve yirmi senedir ediyor.” (Risale-i Nur Android Cep Uygulaması, Emirdağ-1 – 249).

Küçük grupların avantajı herkese soru sorup cevap alabileceği ortamın sağlanmasıdır. Burada en önemli husus ‘ben zaten bu meseleleri biliyorum’ diyerek bu tür etkinliklere katılmayarak diğerlerinin yetişmesinde ve Risale-i Nurun taliminde ciddi zararlara yol açması ihtimalidir. Çünkü yukarıda Bediüzzaman’ın da dediği gibi şayet kendisi meseleleri biliyorsa, öğrenmeye, talim etmeye ihtiyacı yoksa ibadete ihtiyacı var ve bilgiye aşık ve ayrıca huzur istemektedir. Bu durumda yapması gereken en önemli iş bildiklerini başkalarıyla paylaşması ve onların talimine katkıda bulunmasıdır.

9. Okuma Programları

Risale-i Nurun talimi konusunda ilerlemeye oldukça katkı sunan en önemli etkinliklerden ve aşamalardan birisi de okuma programlarıdır.

Evet okuma programlarında ikamet edilen yerden uzakta bir köşede adeta dünyadan soyutlanarak hakikat denizine doğru açılmak suretiyle bir derinleşme söz konusudur. Bu tür okuma programlarında insan zaruri ihtiyaçlarını düşünmez. Yani nerede kalacağım, ne yiyip içeceğim, geçimimi nasıl temin edeceğim, çoluk çocuk ne olacak vs. konulara kafa yormaz. Doğrudan hakikate odaklanır, okuduğu kitabı anlamaya çalışır, varlığı sorgular, adeta dünyaya geliş gayesini keşfeder. Diğer konular bu hakikatin yanında artık bir teferruattır.

Bu nedenle Risale-i Nurun kişilere talimi konusunda okuma programlarına ayrı bir önem verilmeli ve bu hususlarda gerekli tedbirler alınmalıdır.

Okuma programları çok değişik şekillerde organize edilmektedir. Yaşa, mesleğe, ders gruplarına, semte, öğrenci seviyesine göre farklılıklar arz etmektedir. Ayrıca sürelerde de farklılıklar olabilmektedir. Bir günlükten tutun, hafta sonu tatili, bir hatalık, on günlük, on beş günlük (iki hafta), bir aylık hatta bir yıllığa kadar okuma programları yapılabilmektedir. Bediüzzaman bu tür yoğun okumaların ve talimin faydasını şu şekilde ifade etmektedir:

“Eski medreselerde beş-on seneye mukabil, inşâallah Nur medreseleri beş-on haftada aynı neticeyi temin edecek ve yirmi senedir ediyor.” (Risale-i Nur Android Cep Uygulaması, Emirdağ-1 – 249).

Burada beş-on hafta bir ay ile iki buçuk ay aralığına tekabül etmektedir. Demek ki ciddi bir eğitimle Risale-i Nur bu kadar sürelerde talim edilse eski medreselerde beş-on senede ulaşılabilen seviyeye ulaşılabilir.

10. Seminer, Çalıştay, Konferans, Panel, Sempozyum, Akademik vb. Faaliyetler

Risale-i Nurlar üzerine yukarıda saydığımız faaliyetlerin dışında çok değişik faaliyetler de yapılmaya başlanmıştır. Özellikle dünya çapında bilim adamlarının katıldıkları sempozyumlar, paneller, konferanslar, çalıştaylar ve seminerler gün geçtikçe artarak devam etmektedir. Tarihçe-i Hayatta farklı dillerde bu derslerin okunacağı müjdesi verilmiştir:

“Risale-i Nur, te'lifinden yirmi sene sonra, teksir makinesi ile neşredilmiş ve otuz beş sene sonra da matbaalarda basılmaya başlanmıştır. İnşâallah bir zaman gelecek, Risale-i Nur Külliyatı altınla yazılacak ve radyo diliyle muhtelif lisanlarda okunacak ve zemin yüzünü geniş bir dershane-i Nuriyeye çevirecektir.” (Risale-i Nur Android Cep Uygulaması, Tarihçe-i Hayat – 163).

Risale-i Nurun talimi konusunda geniş kitlelere duyurulması ve haberdar edilmesi çok önemlidir. Böylece herkes kendi ihtiyacına ve istidadına göre ihtiyaç hissedebilsin ve talim konusunda müşteri olsun. Risale-i Nurun geniş kitlere duyurulmasında seminer, çalıştay, konferans, panel, sempozyum vb. faaliyetler çok önemli yer tutmaktadır.

Bir kişinin ilk defa Risale-i Nurlarla tanışması çok farklı şekillerde olabilmektedir. Örneğin birisi sizi bir ev dersine davet eder siz orada tanırsınız. Bazen birisi size bir kitap olarak hediye eder. Birisine merak ettiğiniz bir soru sorarsınız o da size Risale-i Nurdan cevap verir ve Risaleler sizin ilginizi çeker. Bazen bir radyo ya da televizyon seyrederken bir programda rastlarsınız. Bazen internette dolaşırken bir web sitesine rastlarsınız. Bazen de bir seminer, çalıştay, konferans, panel veya sempozyum duyurusu veya ilanı, reklamını görür merak edersiniz ve belki de bu etkinliğe katılırsınız. Sonuçta her şeyin bir ilki olduğu gibi Risale-i Nurlarla tanışmanın da bir ilk aşaması olmaktadır.

Bugün Risale-i Nurları bilmeyen insanları hemen ilk aşamada umumi derslere götürmek pek mümkün olmayabilir hatta belki de ilk önce öyle yapılmaması da gerekebilir. Bu durumda onlara Risale-i Nurların tanıtılması için alternatif yolların araştırılması gerekir. Herkesin durumuna göre farklı etkinliklere yönlendirilmelidir.

Ayrıca bugün artık Risale-i Nurlar akademik camiada da kabul görmekte birçok araştırmalar yapılmakta makale, tez, bilimsel kitaplar yazılmakta yüksek lisans ve doktora tezlerine de konu olmaktadır. Bugün bu çalıştayın yapıldığı Risale Akademi de bu tarz çalışmaların yapıldığı ve Risale-i Nurun farklı bir şekilde taliminin yapıldığı bir okul-üniversite olma yolunda adımlar atmaktadır.

11. Yazma Faaliyetleri (Elle çoğaltma, Ders Kitabı, Makale, Şerh ve İzahlı Kitaplar, Hatıralar, Üstadın ve Abilerin Hayatları vb.)

Risale-i Nurları yazma denilince hemen akla ilk elle çoğaltmalar gelebilir. Ancak yazma faaliyetleri denilince sadece bu etkinlik akla gelmemelidir. Bugün Risale-i Nur üzerinde çok değişik yazma faaliyetleri yapılmaktadır. Hatta günümüzde Risale-i Nurların ders kitabı olarak nasıl yazılabileceği üzerine çalışmalar yapılmaktadır.

Risale-i Nurun anlaşılması ve talimi konusunda farklı yazma faaliyetlerinin katkısı büyük olacaktır. Örneğin hatıra tarzında yazılan Son Şahitler zaman zaman Risale-i Nurun ve hizmet tarzının anlaşılmasında ve taliminde sık sık başvurulan bir eser haline gelmiştir. Aynı şekilde bugün Bediüzzaman’ın ve hizmetinde bulunan saffı evvel abilerin hayatları ve hatıraları da yazılarak Risale-i Nur hizmet tarzının anlaşılması ve talimi konusunda katkıda bulunulmaya çalışılmaktadır.

Bunların yanında Risale-i Nurların izah ve şerhlerinin yapıldığı yazılar, makaleler ve kitaplar da gün geçtikçe artmaktadır. Zaten Bediüzzaman da kendisinden sonra gelenlere bu vazifeleri vermektedir:

“Evet Risaletü’n-Nur, size mükemmel bir me'haz olabilir. Ve ondan erkân-ı imaniyenin her birisine, meselâ Kur'an'ın Kelâmullah olduğuna ve i'cazî nüktelerine dair müteferrik risalelerdeki parçalar toplansa veya haşre dair ayrı ayrı bürhanlar cem' edilse ve hâkeza.. mükemmel bir izah ve bir haşiye ve bir şerh olabilir. Zannederim ki, hakaik-i âliye-i imaniyeyi tamamıyla Risale-i Nur ihata etmiş, başka yerlerde aramaya lüzum yok. Yalnız bazan izah ve tafsile muhtaç kalmış. Onun için vazifem bitmiş gibi bana geliyor. Sizin vazifeniz devam ediyor. Ve inşâallah vazifeniz şerh ve izahla ve tekmil ve tahşiye ile ve neşr ve talim ile, belki Yirmibeşinci ve Otuzikinci mektubları te'lif ile ve Dokuzuncu Şua'ın Dokuz Makamını tekmil ile ve Risale-i Nur'u tanzim ve tertib ve tefsir ve tashih ile devam edecek. Risale-i Nur'un samimî, hâlis şakirdlerinin heyet-i mecmuasının kuvvet-i ihlasından ve tesanüdünden süzülen ve tezahür eden bir şahs-ı manevî, bâki ve muktedir bir kuvvet-i zahrdır, bir rehberdir.” (Risale-i Nur Android Cep Uygulaması, Barla – 371).

Yalnız şerh ve izah yaparken ve yazı yazarken Bediüzzaman bizleri ikaz etmektedir:

“Bir şey daha kaldı, en tehlikesi odur ki:

İçinizde ve ahbabınızda, bu fakir kardeşinize karşı bir kıskançlık damarı bulunmak, en tehlikelidir. Sizlerde mühim ehl-i ilim de var. Ehl-i ilmin bir kısmında, bir enaniyet-i ilmiye bulunur. Kendi mütevazi de olsa, o cihette enaniyetlidir. Çabuk enaniyetini bırakmaz. Kalbi, aklı ne kadar yapışsa da; nefsi, o ilmî enaniyeti cihetinde imtiyaz ister, kendini satmak ister, hattâ yazılan risalelere karşı muaraza ister. Kalbi risaleleri sevdiği ve aklı istihsan ettiği ve yüksek bulduğu halde; nefsi ise, enaniyet-i ilmiyeden gelen kıskançlık cihetinde zımnî bir adavet besler gibi, Sözler'in kıymetlerinin tenzilini arzu eder tâ ki kendi mahsulât-ı fikriyesi onlara yetişsin, onlar gibi satılsın.

Halbuki bilmecburiye bunu haber veriyorum ki: ‘Bu dürûs-u Kur'aniyenin dairesi içinde olanlar, allâme ve müçtehidler de olsalar; vazifeleri -ulûm-u imaniye cihetinde- yalnız yazılan şu Sözler'in şerhleri ve izahlarıdır veya tanzimleridir. Çünki çok emarelerle anlamışız ki: BU ULÛM-U İMANİYEDEKİ FETVA VAZİFESİYLE TAVZİF EDİLMİŞİZ. Eğer biri, dairemiz içinde nefsin enaniyet-i ilmiyeden aldığı bir his ile, şerh ve izah haricinde birşey yazsa; soğuk bir muaraza veya nâkıs bir taklidcilik hükmüne geçer. Çünki çok delillerle ve emarelerle tahakkuk etmiş ki: Risale-i Nur eczaları, Kur'anın tereşşuhatıdır; bizler, taksim-ül a'mal kaidesiyle, herbirimiz bir vazife deruhde edip, o âb-ı hayat tereşşuhatını muhtaç olanlara yetiştiriyoruz!..’ "(Risale-i Nur Android Cep Uygulaması, Mektubat – 426).

Risale-i Nurun talimi konusunda en önemli merhalelerden birisi de yazma faaliyetleridir. Çünkü talim konusunda belli bir seviyeye ulaşan kişi artık bu bildiklerini başkalarına da öğretmesi gerekir. Burada yapılması gereken şey Bediüzzaman’ın da dediği gibi görev taksimiyle herkes kendi alanıyla ilgili bir görevi üzerine alıp Kur’an’ın hayat suyu şeklindeki bu sızıntılarını ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaya çalışmaktır.

12. Sosyal Etkinlikler (Nur Mekânlarına Geziler –Ziyaretler-Piknik vb.)

Sosyal etkinlikler insan hayatını önemli oranda etkileyen faaliyetlerdir. Bu çerçevede Risale-i Nurun talimi konusunda mutlaka sosyal etkinliklere yer verilmelidir. Zaten Bediüzzaman’ın hayatında da sürekli sosyal etkinliklere rastlamaktayız. Örneğin yaz ve bahar aylarında mutlaka kırlara gezmeye ve tefekküre çıkar, talebeleriyle piknik yapar, diğer hizmet beldelerini ziyarete gider (en son vefatında da Şanlıurfa’ya gitmiştir), diğer din adamlarıyla diyaloglar kurar, cami inşaatı törenleri gibi törenlere katılır vb. sosyal faaliyetlerin içinde bulunur. İşte hayatından çeşitli örnekler:

“Bedîüzzaman, arz ve semavattaki mevcudatı, hayret ve istihsanla temaşa eder. Kırlarda ve dağlarda hususan bahar mevsiminde çok gezinti yapar. O seyrangâhlarda zihnen meşguliyet ve dakik bir tefekkür ve daimî bir huzur halindedir.” (Risale-i Nur Android Cep Uygulaması, Sözler – 762);

“Üçüncüsü: Dağda, üç ay bana ve misafirlerime bir kıyye tereyağı, -her gün ekmekle beraber yemek şartıyla- kâfi geldi. Hattâ Süleyman isminde mübarek bir misafirim vardı. Benim ekmeğim de ve onun ekmeği de bitiyordu. Çarşamba günü idi; dedim ona: Git ekmek getir. İki saat, her tarafımızda kimse yok ki, oradan ekmek alınsın. "Cum'a gecesi senin yanında bu dağda beraber dua etmek arzu ediyorum" dedi. Ben de dedim: "Tevekkelna alallah, kal." Sonra hiç münasebeti olmadığı halde ve bir bahane yokken, ikimiz yürüye yürüye bir dağın tepesine çıktık. İbrikte bir parça su vardı. Bir parça şeker ile çayımız vardı. Dedim: "Kardeşim, bir parça çay yap." O ona başladı, ben de derin bir dereye bakar bir katran ağacı altında oturdum. Müteessifane şöyle düşündüm ki: Küflenmiş bir parça ekmeğimiz var; bu akşam ancak ikimize yeter. İki gün nasıl yapacağız ve bu safi-kalb adama ne diyeceğim? diye düşünmede iken, birden bire başım çevrilir gibi başımı çevirdim; gördüm ki: Koca bir ekmek, katran ağacının üstünde, dalları içinde bize bakıyor. Dedim: "Süleyman müjde! Cenab-ı Hak bize rızık verdi." O ekmeği aldık; bakıyoruz ki, kuşlar ve hayvanat-ı vahşiye hiçbiri ilişmemiş. Yirmi-otuz gündür hiçbir insan o tepeye çıkmamıştı. O ekmek, ikimize iki gün kâfi geldi. Biz yerken, bitmek üzere iken, dört sene sadık bir sıddıkım olan müstakim Süleyman, ekmekle aşağıdan çıkageldi.” (Risale-i Nur Android Cep Uygulaması, Mektubat – 67);

“Hem madem Risale-i Nur'un mesleği hıllettir. Ve Urfa ise, İbrahim Halilullah'ın bir menzilidir. İnşâallah hıllet-i İbrahimiye parlayacaktır. Hem ihtimal-i kavîdir ki, bu dehşetli semli hastalıktan kurtulsam, gelecek kışta Urfa'ya gitmeyi cidden arzu ediyorum." (Risale-i Nur Android Cep Uygulaması, Emirdağ-2 – 188);

İnsan özellikle bahar ve yaz aylarında alıştığı mekânları değiştirerek farklı sosyal etkinliklere katılır. Böylece ülfet yani alışkanlıklarından sıyrılarak olaylara ve varlıklara farklı açılardan bakarak hayatı yeniden sorgular ve hedeflerini gözden geçirir. Bu çerçevede yapılan geziler ve gezilen yerlerle ilgili bilgiler ve bu bilgiler üzerine tefekkür çok önemlidir. İşte Risale-i Nurun talimi konusunda Nur mekânları olan Barla, Çam Dağı, Isparta, Kastamonu vb. yerlerin ziyaret edilmesi, gezilmesi ve oralarda yaşananların bizzat yerinde görülmesi zihinde canlandırma açısından önemlidir.

Ayrıca kırlara geziler ve piknikler düzenlenerek Risale-i Nurun tefekkür mesleğinin bizzat uygulanması da Risale-i Nurun talimi konusunda önemlidir.

13. Ramazan Etkinlikleri (İftar-Kuran Dersleri-Gece Dersleri vb.)

Ramazan ayının İslam Âleminde ayrı bir yeri ve bereketi vardır. Ramazan ayı Risale-i Nurun talimi konusunda da bereketli bir aydır. Özellikle semtlerde 30 gün boyunca her gece yaklaşık saat 11.45 den 02.00’a kadar süren müzakereli gece dersleri Risale-i Nuru anlama ve talim konusunda oldukça bereketli geçmektedir. Ayrıca camilerde verilen Kur’an derslerine yardımcı olunmakta ve oralarda gelen çocuklara hem Kur’an öğretilirken hem de iman hakikatleri anlatılarak Risale-i Nurlardaki hakikatler talim edilmektedir. Başka zamanlarda bu şekilde bir etkinliğe imkân bulamazken Ramazan ayında tüm imkânlar hizmet yapmak isteyenlerin önüne serilmektedir.

Bu arada iftar programlarıyla çok değişik kişilere de davetler yapılarak bir araya gelme yolları açılmakta böylece bu bir araya gelmelerde Risale-i Nuru tanımayanlara tanıtma, tanıyanlarla da Risale- Nur üzerine konuşma ve ders yapma şeklinde talimler yapmanın yolu açılmaktadır.

Ramazan ayı Kur’an ayı olduğu ile ilgili Bediüzzaman şunları söylemektedir:

“Altıncı Nükte:

Ramazan-ı Şerifin sıyamı, Kur'an-ı Hakîm'in nüzulüne baktığı cihetle ve Ramazan-ı Şerif, Kur'an-ı Hakîm'in en mühim zaman-ı nüzulü olduğu cihetindeki çok hikmetlerinden birisi şudur ki: Kur'an-ı Hakîm, madem Şehr-i Ramazan'da nüzul etmiş; o Kur'anın zaman-ı nüzulünü istihzar ile o semavî hitabı hüsn-ü istikbal etmek için Ramazan-ı Şerifte nefsin hacat-ı süfliyesinden ve malayaniyat hâlattan tecerrüd ve ekl ü şürbün terkiyle melekiyet vaziyetine benzemek ve bir surette o Kur'anı yeni nâzil oluyor gibi okumak ve dinlemek ve ondaki hitabat-ı İlahiyeyi güya geldiği ân-ı nüzulünde dinlemek ve o hitabı Resul-i Ekrem (A.S.M.)’dan işitiyor gibi dinlemek, belki Hazret-i Cebrail'den, belki Mütekellim-i Ezelî'den dinliyor gibi bir kudsî halete mazhar olur. Ve kendisi tercümanlık edip başkasına dinlettirmek ve Kur'anın hikmet-i nüzulünü bir derece göstermektir. Evet Ramazan-ı Şerifte güya âlem-i İslâm bir mescid hükmüne geçiyor; öyle bir mescid ki, milyonlarla hâfızlar, o mescid-i ekberin kûşelerinde o Kur'anı, o hitab-ı semavîyi Arzlılara işittiriyorlar. Her Ramazan ‘Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır.’ (Bakara 2/185) âyetini, nuranî parlak bir tarzda gösteriyor. Ramazan, Kur'an ayı olduğunu isbat ediyor. O cemaat-ı uzmanın sair efradları, bazıları huşu' ile o hâfızları dinlerler. Diğerleri, kendi kendine okurlar. Şöyle bir vaziyetteki bir mescid-i mukaddeste, nefs-i süflînin hevesatına tâbi' olup, yemek içmek ile o vaziyet-i nuranîden çıkmak ne kadar çirkin ise ve o mesciddeki cemaatın manevî nefretine ne kadar hedef ise; öyle de Ramazan-ı Şerifte ehl-i sıyama muhalefet edenler de, o derece umum o âlem-i İslâmın manevî nefretine ve tahkirine hedeftir.” (Risale-i Nur Android Cep Uygulaması, Mektubat – 401).

Risale-i Nur Kur’an-ı Kerim’i anlama konusunda bu zamana hitap eden bir tefsir olduğu için Ramazan ayında Risale-i Nur vasıtasıyla ve talimiyle aynı zamanda Kur’an-ı Kerim’e de çalışılmış olmaktadır.

Zaten bir soruya Bediüzzaman:

“Bu defa mektubunuzda, "Hıfz-ı Kur'an'a çalışmak ve Risale-i Nur'u yazmak, bu zamanda hangisi takdim edilse daha iyidir?" diye sualinizin cevabı bedihîdir. Çünki bu kâinatta ve her asırda en büyük makam Kur'an’ındır. Ve her harfinde, ondan tâ binler sevab bulunan Kur'anın hıfzı ve kıraatı, her hizmete mukaddem ve müreccahtır. Fakat Risale-i Nur dahi, o Kur'an-ı Azîmüşşanın hakaik-i imaniyesinin bürhanları ve hüccetleri olduğundan ve Kur'an’ın hıfz ve kıraatına vasıta ve vesile ve hakaikını tefsir ve izah olduğu cihetle, Kur'an hıfzıyla beraber ona çalışmak elzemdir.” (Risale-i Nur Android Cep Uygulaması, Kastamonu – 73) şeklinde cevap vererek bu hususa da açıklık getirmektedir.

14. Öğrenci İlgilenmeleri

Risale-i Nurun talimi konusunda en önemli hizmet faaliyetlerinden birisi de öğrenci ilgilenmeleridir. Bu hususta hemen hemen dershane bulunan bütün semtlerde öğrencilere yönelik faaliyetler yapılmaktadır. Bunları kısaca ele almaya çalışalım:

a. İlk ve Ortaokul Düzeyi İlgilenmeler

Genellikle Ramazan aylarında hem Kur’an öğretme hem mukabele okuma gibi faaliyetlerde ilk ve ortaokul öğrencileri yoğun olarak katılmaktadırlar. Bu Kur’an dersleri ile birlikte Risale-i Nurların okunması ve talimi konusunda da çalışmalar yapılmaktadır. İlkokul düzeydeki öğrenciler küçük oldukları için okuma programlarına nadiren götürülürler. Ancak ortaokul düzeyinde özellikle 7. Ve 8. Sınıflar düzeyinde öğrenciler artık okuma programlarına alınmaya başlanır. Bu okuma programları öğrencilerin Risale-i Nur talimi konusundaki ilk ciddi faaliyetleridir. Daha ziyade kitap okuma ile birlikte bir nevi bu tür faaliyetlere alıştırma şeklinde de geçmektedir.

Bediüzzaman da bu yaş grubu ile ilgili şunları söylemektedir:

“Said imzalı bir mektubda; ‘Yedi yaşından on yaşına kadar masum çocuklar, faytonla gezdiğim vakit, beni görünce koşuşup ellerime sarılmalarının hikmeti nedir? diye hayret ediyordum. Birden ihtar edildi ki: "Küçük masumlar taifesi bir hiss-i kable’l-vuku' ile Risale-i Nur'la saadet bulacaklarını ve tehlike-i maneviyelerden kurtulacaklarını hissettiklerini anladım.’ denmektedir.” (Risale-i Nur Android Cep Uygulaması, Şualar – 441).

b. Lise Öğrencilerine Dönük İlgilenmeler ve Lise Dersleri

Daha önceden ilk ve ortaokul düzeyinde Risale-i Nurları tanımış ve okuma programlarına katılmış olanlar artık derinlemesine okuma faaliyetlerine yönlendirilir. Bu tip öğrencilerden Risale-i Nur Külliyatının tamamını bitirmeleri beklenmektedir. Lise dönemine geldiği halde Risale-i Nurlarla tanışmamış olanlarla henüz yeni tanımış ve derslere gelmeye başlamış olanlara dönük Lise Dersleri tertip edilir. Buralarda özellikle öğrencilerin seviyesine uygun müzakereli, mütalaalı dersler okunur. Mümkün ise hizmette temayüz etmiş abiler ve hocalar (vakıf abiler, öğretmenler, profesörler, bürokratlar vb.) gelerek öğrencilere rehberlik yaparlar. Özellikle öğrencilerin üniversiteye yönlendirilmesi, alan ve meslek seçiminde rehberliklerde bulunulması da bu döneme rastlar. Ayrıca lise döneminde öğrenciler daha düzenli bir şekilde okuma programlarına götürülmeye çalışılmaktadır.

Bediüzzaman lise talebeleri ile ilgili de ders vermektedir:

“Kastamonu'da lise talebelerinden bir kısmı yanıma geldiler. "Bize Hâlıkımızı tanıttır, muallimlerimiz Allah'tan bahsetmiyorlar" dediler. Ben dedim: Sizin okuduğunuz fenlerden her fen, kendi lisan-ı mahsusuyla mütemadiyen Allah'tan bahsedip Hâlıkı tanıttırıyorlar. Muallimleri değil, onları dinleyiniz.” (Risale-i Nur Android Cep Uygulaması, Asa-yı Musa – 23).

c. Üniversite Öğrencilerine Dönük Çalışmalar (Barınma-Ders-İlgilenme vb.)

Lise öğrencilerinin üniversiteyi kazandıktan sonra gittikleri ilde dershane ya da yurtlara yerleştirilmesi ve bu öğrencilerle ilgilenilmesi Risale-i Nur hizmetlerinin temelini oluşturmaktadır. Öncelikle bu öğrencilerin barınma ihtiyacının karşılanması gerekmektedir. Bu çerçevede özellikle üniversitelerin olduğu illerde Nur Hizmetleri inkişaf etmiş, öğrencilerin de kalabileceği semtlerde dershaneler ve yurtlar açılmış hem öğrencilerin barınma ihtiyacı giderilmiş hem de o semlerde Risale-i Nurun talim ve derslerinin yapılacağı mekânlara kavuşulmuştur. Bu dershane ve yurtlarda daha önceden Risale-i Nurları tanıyanlar kalabildiği gibi hiç Risale-i Nurlarla tanışmamış ve memleketinden yeni çıkmış birçok kişi de üniversitelerde tanıştıkları ve Risale-i Nurları bilen arkadaşları vasıtasıyla bu dershane ve yurtlarda kalabilmektedirler. Böylece Risale-i Nurlar her yıl yeni birilerine sürekli tanıtılmakta ve talimi yapılmaktadır. Yine buralarda üniversite öğrencilerine dönük dersler yapılmaktadır. Bu çerçevede hizmette temayüz etmiş abiler ve hocalar (vakıf abiler, öğretmenler, profesörler, bürokratlar vb.) gelerek öğrencilere mütalaalı, izahlı, müzakereli, soru-cevaplı dersler yapmaktadırlar. Okuma programları üniversite öğrencilerine dönük sistematik bir şekilde yoğun olarak uygulanan bir yöntemdir.

“Bilhâssa lise ve üniversite tahsil gençliğine bu hârika eserler orijinal ve çekici üslûbu ve yüksek edebî san'atıyla kendini okutturuyor.” (Risale-i Nur Android Cep Uygulaması, Şualar – 545);

“Evet Üstadımız Hazretleri!

Risale-i Nur'u dikkat ve tefekkürle okumak nimet-i uzmasına nail olan biz bir kısım üniversite gençliği, bir hüsn-ü zan veya bir tahmin ile değil, tahkikî ve tedkikî bir surette, sarsılmaz ve sarsılmayacak olan ilmelyakîn bir kuvvet-i imaniye ile inanıyoruz ki; zemin yüzünün bu asra kadar görmediği bir vahşet ve dehşetin sebebi olan dinsizlik ve ilhadı, Bedîüzzaman ortadan kaldırmağa inayet-i Hak ile muvaffak olacaktır.

Bizim bu kanaatımız, safdilane veya tahminle değildir; ilmî ve delile müstenid bir tahkik iledir. Bunun için, muarız olan dahi bu hakikatı kalben tasdik edecektir. Dua ve şefkat buyurun, Kur'an ve iman hizmetinde fedai olalım. Risale-i Nur'u, bir dakikamızı bile kaybetmeden okuyalım, yazalım, ihlas-ı tâmme muvaffak olalım. İstanbul Üniversitesi Nur Talebeleri namına Muhsin” (Risale-i Nur Android Cep Uygulaması, Asa-yı Musa – 253).

Sonuç ve Değerlendirme

Risale-i Nurun talimi konusunda iki önemli husus göze çarpmaktadır:

1. Risale-i Nurun tanıtılması

2. Risale-i Nurun anlaşılması ve ona uygun davranışlarda bulunma

Yukarıda ele aldığımız Risale-i Nur Talim Şekillerinin her birinde hem Risale-i Nurların tanıtılması hem de onun anlaşılması ve uygulanması hususlarında görevler ve faaliyet alanlarının olduğu fark edilmektedir.

Halen okullarda eğitim gören öğrenciler otorite ve disiplinle idare edilmeye çalışılmakta, dersler zorla öğretilmeye çalışılmakla birlikte Bediüzzaman hiç kimseye Risale-i Nuru zorla öğretmeye çalışmamıştır. Buna rağmen bugün milyonlarca okuyucu onu görmeden ona talebe olarak Risale-i Nur dersleri almakta ve Risale-i Nuru talim etmeye çalışmaktadır. Böyle bir eğitim-öğretim ve talim yakın ve uzak tarihin hiçbir döneminde görülmemiş, halen faaliyette olan hiçbir üniversitede de görülmemektedir.

Okuyucular Risale-i Nur eserlerinde çok büyük faydalar elde ettiği için ona karşı saygı ve hürmet beslemektedirler. Bugün Risale-i Nurları kadın, erkek, memur, esnaf, âlim, filozof gibi her türlü halk tabakasından okuyanlar olduğu gibi ilkokul, ortaokul, lise, üniversite öğrencileri ile öğretmenler, profesörler, doçentler gibi her eğitim kademesinden insanlar da istidatlarına göre istifade etmeye çalışmaktadırlar.

Bu hususları Bediüzzaman’ın talebelerinden Zübeyir GÜNDÜZALP Afyon Mahkemesi savunmasında şöyle dile getirmektedir:

“Tahsildeki talebeler otorite ve disiplinle idare edilerek okutturulur. Bedîüzzaman ise hiç

- Reklam -


popüler cevapdünya atlası