Risale-i Nur bin yıllık şüpheleri izale ederek Alevilerin İslamla ilişkisini yeniden kuruyor

Eklenme Tarihi: 16 Eylül 2013 | Güncelleme Tarihi: 14 Ocak 2017

 

Doç. Dr. Ahmet YILDIZ’ın Risale-i Nurda Alevilik, Ehl-İ Beyt ie Şia Çalıştayı konuşma metni-1

 

Aslında Hazret-i Hasan’ın altı aylık halifeliğinin mütemmimi ifadesi şunu ifade eğiyor: “Vazife-i hilafetin en ehemmiyetlisi olan neşr-i hakaik-i imaniye noktasında Hazret-i Hasan’ın kısacık müddetini uzun bir zamana çevirerek tam beşinci halife” nazarıyla bakabiliriz. Yani neşr-i hakaik-i inamiye noktasında hilafet fonksiyonu devam ettiriyor. “Madem Nur şakirtlerinin Üstadı İmam-ı Ali’dir.” Bunların anahtar kelimeler olarak kavramlaşmıştır. “Nurun mesleğinde de Al-i Beyt esastır. Öyleyse hakiki Alevilerin kemal-i iştiyak ile bu daireye girmeleri gerektir.” Şimdi Emrah hocanın sunumu çok zengin çağrışımlarla doluydu. Arada böyle bir sürü şey söyleme ihtiyacı hissettim zihnimden ama söyledim zaten, bahsettim, paylaştım. Sondakini başta söylemek açısından şu önemli bence.

13. Mektup’taki “bu zamanda hayat-ı ictimaiyeyi beşeriye bir bataklığa girdi” temsilinin bu meseleyle ilişkili olduğunu düşünüyorum. Şimdi Alevi toplumuyla nasıl ilişki kurabileceğimize dair temel bir çerçeve ortaya koyuyor. O nedir? İnsanların yüzde yirmisini sahil-i selamete ulaşabilenler olarak tasnif ettikten sonra geriye kalan yüzde seksen yani büyük çoğunluk yani bu çoğunluğu bu zamanda hayat-ı ictimaiye ve beşeriyede diyor. Yani genel bir tanımlama yapıyor aslında. Bunların da sadece yüzde yirmisi dalaletten lezzet alan temerrüt küfrü içerisinde insanlarla sınırlıyor. Geriye kalanları tamamını mütehayyirler olarak tanımlıyor. Bir tür müeelfetü’l-kulüb gibi bir şey. Şimdi mütehayyir, tahayyür içinde olan insan yani şaşkın durumdadır, ne yapacağını bilemiyor, bir arayış içerisindedir.

Yazının tamamı için buraya tıklayınız

 

popüler cevapdünya atlası