Refet Barutçu Ağabeyin Kabri Başında

Eklenme Tarihi: 12 Şubat 2018

Refet Barutçu Ağabeyin Kabri Başında

Kadir AYTAR

2 Şubat 1975 günü Kur’ân’a ve imana hizmet etmeyi hayatının en büyük gayesi sayan, “Nurun Kumandanı” Emekli Yüzbaşı Refet Barutçu Ağabeyin vefat yıldönümüydü. Kabri Ankara Karşıyaka mezarlığında bulunuyor. Kabrini ziyaret etmek şimdiye kadar hiç nasib olmamıştı. Ankara’da yaşamamız hasebiyle ziyaret nasib oldu. Risale Akademi sağ olsun dünyada iman ve Kur’an hizmetleri vazifesini bihakkın yapmış ve ahirete hicret etmiş olan ağabeyleri anma programları düzenlemesi bu ziyaretimizin bir vesilesi oldu.

Eyüp Ergül kardeşimiz Refet ağabeyin kabrinin yerini biliyormuş. Allah razı olsun beni kırmadı, onunla birlikte ziyaret ederek ruhuna bir Yasin okumak istedik.

Ailesinden iyi bir dini eğitim almasına rağmen bir şeylerin eksikliğini hep ruhunda ve kalbinde hissetmiş. Çocukluğundan beri iman hakikatlerini merak etmiş, bu konuda araştırma ve incelemelerde bulunmuş. Aradığına Abdurrahman’ın kaleme aldığı Bediüzzaman’ın Tarihçe-i Hayatı’yla yaklaşmış, yıllar sonra 35 yaşında emekli olunca Barla’da bulmuş. Bediüzzaman’a talebe olmuş ve Risale-i Nur hizmetlerine girmiş, Nurun ilk kâtiplerinden. Üstadına gerek yüz yüze ve gerekse mektuplarıyla dînî ve ilmî konularda sürekli soru soran, yerinde duramayan, vaktini boşa harcamayan, çok meraklı ve müdakkik bir âlim. Sorduğu sorular birçok risalenin yazılmasına vesile olmuş, hayatı boyunca da imana ve Kuran'a hizmetini sürdürmüş.

Kabrinin başına vardığımızda güneş batmaya yakındı. Akşamın sükûneti ortalığa hâkim olmaya başlamıştı. Bizden gayrı kimsecikler yoktu. Mezarı beyaz mermerden yapılmış. Bazı yerlerinde çatlaklar var. Kış mevsimi olması hasebiyle toprağının üzerinde bulunan mevsimlik bitkiler ile gül ağacı kurumuş. Kitabesinde sadece adı-soyadı, doğum-ölüm tarihleri ve yer bilgileri var. Üstadla, iman ve Kur’an hizmeti ile bağını kuran hiçbir ifade yok. Buna üzüldüm. “Bediüzzaman Hazretlerinin Talebesi, Nurun Kumandanı, Kur’an ve İman Hadimi” gibi ifadeler yazılmış olsaydı güzel bir vefa örneği olurdu.

Sessizliği biz bozduk. Selam verdik. Yasin okuduk. Başta Rasulullah Efendimiz olmak üzere bütün peygamberlere, sahabe-i kirama, ahrete irtihal eden Üstadımıza ve bütün talebelerine, hususan Refet Ağabeyimize ve cümle geçmişlerimize hediye ettik.

Saff-ı Evvel ağabeylerimiz bir bir ahirete Üstadlarının yanına gidiyorlar. Yaşımızın yettiği kadar bir kısmıyla tanışmak, dualarını almak, sohbetlerini ve hatıralarını dinlemek nasib oldu. Ama Refet Ağabeye yetişemedik. Osmanlı terbiyesi görmüş bir İstanbul beyefendisi Refet Ağabeyi, âlimâne sorular sorarken görmek, tatlı, kıymettar, tesirli dillinden hoş sohbetlerini dinlemek ve kuvvetli, letafetli kalemiyle vazife başında görmek isterdim.

Gerektiğinde dessas, işgalci, sömürgeci ve İslam düşmanı İngilizlere karşı Yemen’de savaşmış bir asker, dâhilde de İslamı yok etmeye çalışan dessas gizli komitelere karşı iman ve Kur’an cephesinde cansiperâne savaşmış ve Nura kumandanlık etmiş, Denizli beraetinden sonra o­n beş gün izin alarak yüzbaşı üniformasıyla Isparta’nın her tarafını ziyaret ederek  Nurlardan kimsenin zarar görmediğini anlatarak kutlamış, hayatının sonuna kadar, usanmadan, üşenmeden, hastayım, yorgunum demeden ilk günkü aşk ve şevkiyle Kur’an ve Risale-i Nur talimine çalışmış. Kabri başında bütün bunlar hayal perdemde canlandı. Dolu dolu yaşanmış bir hayat. Büyük davalar, büyük fedakârlar ister. Refet Ağabey de hem büyük bir fedakâr, hem de büyük bir dava adamıydı.

Rabbim bizlere de onun gibi aşkla ve şevkle iman ve Kur’an hizmetinde çalışmayı nasib etsin. Amin.

Refet Bey; “O gitti gideli dünya o­nsuz yaşanmıyor, yaşanmaya değmiyor. Bizi öksüz ve yetim bıraktı.” diye diye Üstadının ardından kendisi de gitti. Vuslata erdi. Ruhu ebediyen şâd olsun.

Biz de öksüz ve yetim kaldık Refet Ağabey, biz de öksüz ve yetim kaldık.

- Reklam -


popüler cevapdünya atlası