Peygamber Efendimizi (s.a.v.) Anlamak-6'dan Notlar

Eklenme Tarihi: 05 Eylül 2018 | Güncelleme Tarihi: 05 Eylül 2018

Afife ARTIK

Risale Akademi Sürekli Eğitim Merkezi (RASEM), Peygamber Efendimizi Anlamak programının altıncısını gerçekleştirdi. Şuâât adlı eserin çalışıldığı, müzakere dildiği programdan aldığım notlar ve üzerinde müzakere edilen konular hakkındaki bazı fikirlerimi kısaca paylaşıyorum:

Peygamber Efendimiz aleyhissalatü vesselamın yaptığı icraatın mucize derecesinde bir harika olduğunu fark edebilmek için o dönemdeki Arap kabilelerinin sosyo-psikolojik yapılarını göz önünde bulundurmak gerekir. Âdetlerinde gayet taassublu ve kız çocuklarını diri diri gömecek derecede kasavetli kalb taşıyan fertler, Efendimiz Aleyhisalatü vesselamın tebliğine “beliğ” dedikten sonra karıncayı bile incitmeyecek bir naifliğe sahip olmuşlardır. Kendileri okuma yazma bilmedikleri halde Efendimizin meclisinde bir müddet bulunduktan sonra dünyanın sair kavimlerine muallimlik yapacak dereceye yükselmişlerdir ve hakeza…

Normal şartlar altında toplumsal dönüşümler tedricen yani yavaş yavaş gerçekleşir. Zorlama ile insanlar değiştirilmeye çalışılsa, bu değişim geçici olur kalblere ve ruhlara sirayet etmez, onları tesir altına almaz. Lâkin Efendimiz Aleyhissalatü vesselamın getirdiği şeriat ile olan değişim kalb, ruh ve akıllarda, vicdanlarda ve nefislerde kalıcı değişime sebeb olmuştur ve bu şeriat geldiği zamandan bu güne dek her asırdaki insanların beşte biri bu şeriata inkiyad etmiştir ve kıyamete dek de edecektir.

Fikirlere galip gelmek ve ruhlara sevgiyi aşılamak ve huylara sirayet etmek hakikatin ayırd edici özelliğidir. Güç ile kurulan bir tahakküm, daha kuvvetli bir başka güç gelince bozulur. Hakikat üzerine kurulu bir değişim ise, devamlılık arz eder. Peygamberimizin (asm) getirdiği şeriat uyumakta olan güzel seciyeleri harekete geçirdi ve yetenekleri açılmakta olan gonca gül gibi inkişaf ettirdi.

Hayvanlara merhamet, rikkat ve letafetin bir lem’asıdır. Kız çocuklarını diri olarak toprağa gömen insanlar birden bire hayvanları bile incitmez hâle geldiler. Bu takat-i beşerin fevkinde bir icraattır. Allah’ın Peygamberimizle gönderdiği şeriat, bunu yapmaya muktedirdir ve hakikate muhatap olup bütüncül bir bakış açısı ile (terörü netice veren bir şekilde, tek bir ayetin mihengine insanları vurmak ve buna göre kendi aklından hüküm vermek ve kendine vazife çıkartmak değil) şeriata muhatap olan fertler, her asırda ve bugün de bu müsbet değişim ve dönüşümü yaşamaktadırlar.

Tarih şahittir ki, en büyük bir dâhi bile toplumun umumunda ancak bir veya iki hissin inkişafına muvaffak olabilmiştir. Bunlar da hiss-i hürriyet, seciye-i hamiyet ve muhabbet-i vataniye ve uhuvvet-i insaniye gibi hislerdir. Peygamberimiz ise, uykuda olan binden fazla hissiyât-ı âliye ve secaya-yı samiyenin (yüksek ahlaklar) inkişafı ve birden galeyana gelmesine muvaffak olmuştur. Haydi bakalım bu günün donanımı yanlarında olmakla beraber yüz filozof o asra gitsinler acaba Peygamberimizin (asm) yaptığı icraatın, inkılabın, inkişafın yüzden birisini yapabilecekler midir? İçtimai hayatta bir çığır açan, fırtat kanunlarına muvafık hareket etmedikçe muvaffak olamaz.

Vicdanın dört unsuru vardır. Bunlar: irade, zihin, his ve latife-i Rabbaniyedir. İradenin gâyâtü’l-gâyâtı ibadetullahtır, zihninki marifetullah, hissin muhabbetullah ve latife-i rabbaniyeninki müşahedetullahtır. Kâmil ibadet bu dördünü de içine alır. Şeriat bunları gayelerine sevk ederken insanın üç kuvvesini (akliye, şeheviye, gadabiye) had altına alır, ifrat ve tefritten kurtarır.

Ümmet, şeriata imtisali nisbetinde terakki eder. Şeriat bu müsbet temeller üzerine kuruludur: Hak (adalet ve dengeyi netice verir), fazilet (cezbe ve muhabbeti netice verir), rabıta-i dînî ve vatanî ve sınıfî (uhuvvet, barış ve dışarıdan gelen tecavüzlere karşı yalnız müdafaayı esas alıp, tahrip edici saldırıda bulunmamayı netice verir), teavün (ittihad ve tesanüdü netice verir), Hüda (insaniyeten terakki ve ruhen tekamülü netice verir. Nefsin süfli arzularını kolaylaştırmak yerine ruhun ulvî hislerini tatmin eder.)

Bugünün hâzır medeniyetinin temelleri ve neticeleri ise bunlardır: kuvvet (neticesi tecavüzdür), menfaat (neticesi birbirine zahmet vermektir), cidal (neticesi çekişmedir), menfi milliyet (neticesi çarpışmadır), heva ve hevesin arzularını tatmin ve isteklerini kolayca tahsil (neticesi insaniyeti melekiyet mertebesinden kelbiyet/köpeklik derekesine düşürmektir.)

Bugünkü Medeniyet insanların sadece yüzde onunu yaldızlı bir saadete ulaştırmış, yüzde seksenini ise meşakkat ve sefalete atmıştır. Halbuki saadet odur ki, umuma veya en azından çoğunluğa saadet olsun. Nev-i beşere rahmet olan Kur’an-ı Kerîm, ancak umumun, lâ-akal ekseriyetin saadetini tazammun eden bir medeniyeti kabul eder.

- Reklam -


popüler cevapdünya atlası