Peygamber Efendimizi (asm) anlamak-3

Eklenme Tarihi: 25 Temmuz 2018 | Güncelleme Tarihi: 25 Temmuz 2018

Afife ARTIK

Risale Akedemi Sürekli Eğitim Merkezinde üçüncü haftaya ulaşan Peygamber Efendimizi (asm) anlamak programında bu hafta “Şuâât” adlı esere giriş yapıldı. Hazret-i Muhammed aleyhissalatü vesselamın peygamberliğini altı külli bürhan ile isbat eden bu harika risale Bediüzzaman Said Nursi tarafından hicri 1339 senesinde (miladi 1921) telif edilmiştir.

Şuâât adlı eserin ikinci şuâsına kadar olan bölümün işlendiği programdan aldığım kısa notları ve konuya dair dikkatimi çeken bazı noktaları paylaşıyorum:

-Eşhedüenla ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden resulullah olan kelime-i şehadet, İslamiyetin üssü’l-esası ve en nurânî ve en ulvî bayrağıdır.

-Kelime-i şehadet ebedi saadet saraylarına namzet olanların elinde ezeli bir fermandır.

-Kalb, gayb âlemine açılan bir penceredir. Latife-i Rabbaniye kalb penceresinden gayb âlemlerini seyreder. Sultan-ı ezelinin (cc) tecellisi latife-i rabbaniye ayinesinde inikas eder.

-Kalb penceresinden âlemleri seyredip Sultan-ı Ezelinin tecellisine mazhar olan latife-i rabbaniyenin mazhar olduğu bu tecellilerin beliğ tercümanı ve nurânî haritası kelime-i şehadettir.

-Lisan; vicdanın hatib-i fasihidir, imanın mübelliğ-i beliğidir.

-Kelime-i şehadetin iki kelamı birbirinin delilidir. Madem ki uluhiyet vardır öyle ise nübüvvet vardır. Ve madem ki Muhammed aleyhissalatü vesselam gibi bir zât vardır öyle ise vacibü’l- vücud zât vardır. Bu delaletler (delil olmalar) bürhan-ı limmi ve birhan-ı inni kavramları ile ifadelendirilmektedir. Bürhan-ı limmi müessirin esere delil olmasıdır; ateşin dumana delaleti gibi. Bürhan-ı inni ise eserin müessire delilidir; dumanın ateşe delil olması gibi.

-Yaratılıştaki nizam nübüvveti zorunlu kılar. Arıları yasubsuz, karıncaları emirsiz bırakmayan Cenab-ı Hak elbette insanları da nebisiz bırakmaz.

-İnsandaki üç hususiyet için nebiye ihtiyaç vardır. Birincisi; insanın vehm-âlud düşüncelerinin istikamete girmesi için. İkincisi; haddini aşmaya meyilli üç kuvvesinin (akliye, şeheviyye ve gadabiyye) itidali için. Üçüncüsü; manevi istidatlarının inkişafı için.

-Nübüvvet hakikati, Hazret-i Muhammed aleyhissalatü vesselamın delilidir. Madem nübüvvet hakikati vardır ve Allah böyle elçileri ile insanları irşat ediyor öyle ise Hazret-i Muhammed nebidir.

-Peygamberimizi bize tanıttıracak ve O’nun nebi olduğuna delil olacak altı sâdık muhbir vardır:

1-Enbiya meclis-i sâmîsi

2-Hulk-u azim merkezi olan Zât-ı Nurânîsi

3-Zaman-ı mazi

4-Asr-ı Saadet

5-Başta şeriat olarak zaman-ı müstakbel

6-Başta Kur’an olarak mucizâtı

-Nübüvvet-i mutlaka hakikati üzerinden Hazret-i Muhammedin (asm) nübüvvetini isbat etmekte bu mana da vardır ki: Ey ehl-i kitap! Siz İsa’nın Musa’nın, İbrahim’in, Yakub’un, Yahya’nın (Allah’ın selamı hepsinin üzerine olsun) nübüvvetine inanıyorsunuz. Onların taşıdığı hususiyetleri en doruk noktada taşıyan ve onların yaptığı vazifeyi hakkıyla ifa eden Muhammed aleyhissalatü vesselamın nübüvvetini kabul etmekten sizi alıkoyan nedir? İkazı söz konusudur. Başka bir nebiyi kabul etmiş olan biri, nübüvvet özelliklerini düşünse ve bu özellikler “Muhammed aleyhissalatü vesselamda var mı?” diyerek taharri etse, elbette O’nun (asm) nebi olduğuna kanaat getirir, delilleri ile görür.

-Enbiyanın nübüvvetine medar olan esaslar bunlardır:

1-Nübüvvetlerini ilan ederler

2-Mucizeler gösterirler

3-Hukukullahı ve hukuk-u ibadı muhafaza ederler

4-Terk-i menafi-i şahsiye (şahsi menfaatlerini terk ederler)

5-Ümmetlerine karşı muamelelerinin keyfiyeti

6-Ümmetlerinin onları kabullenişleri ve onlara bakış açıları

7-Zâtlarındaki mümeyyiz vasıflar.

(Bu maddeleri elbette orijinalinden okumak güzeldir. Metnin orijinalinden okumak zevkinden uzak kalınmaması gerekir. Ancak ihtiyaç olabilir düşüncesi ile bazı kelimeleri izahlı yazıyorum veya manasını veriyorum. Malumdur ki, Risale-i Nur’un kelimeleri özeldir, sadeleşemezler. Bunlar müzakere notları olduğu için bu yola başvurdum.)

-Nübüvvetin hususiyetleri olan bu maddeler, en ekmeli ile Muhammed-i Hâşimi aleyhissalatü vesselamda vardır.

-İnsaf sahibi bir insan nübüvveti ve Peygamberimizin nebi olup olmadığını delilleri ile araştırsa O’nun (asm) nebi olduğuna elbette kanaat getirir ve bunu kabul edince de “Peki bu zât neyi getirmiş?” dese Kur’an’ı da elbette kabul edecek. Batıda araştırarak tetkik ederek Müslümanlığı seçenler bu nedenle çoktur. İnsanlığın yüzde sekseninin ehl-i tahkik olmadığı, Bediüzzaman’ın da vurguladığı bir gerçektir. Tahkik eksikliği, romantizm ve mistisizme düşkünlük, İslam dünyasında ve bizim memleketimizde çeşit çeşit sapmalara sebeb olmaktadır.

-Tarih Hazret-i Muhammed’in (asm) peygamberliğine şahittir, yaratılmışlar şahittir, bu şehadeti mucizeleri ile izhar etmiştir. Bu şehadetler ne ile inkar edilebilir. Gözünü kapayan yalnız kendine gündüzü gece yapar.

popüler cevapdünya atlası