ÖĞRETMEN NİTELİKLERİ

Eklenme Tarihi: 22 Aralık 2018 | Güncelleme Tarihi: 22 Aralık 2018

EĞİTİMDE YENİ PADİGMALAR (YEDİNCİ BÖLÜM)
 

ÖĞRETMEN NİTELİKLERİ

Suat YAPALAK

Eğitim, insanların davranışlarında kasıtlı, kendi yaşantısı yoluyla, istendik, kalıcı izli davranış meydana getirme sürecidir. Bu tanımı daha da açalım;

Kasıtlı: plan ve program dahilinde.

Kendi yaşantısı yoluyla: Kişinin sürecin içerisinde var olması.

İstendik: Eğitimin gerçekleştiği o toplumun beklentisine uygun olması.

Süreç: Öğrenmeler bir araya gelerek eğitimi oluşturmaktadır. Bunun için de belli bir süre geçmesi gerekmektedir. Bu yüzden eğitim bir süreç gerektirmektedir.

ÖĞRETMEN KİMDİR?

Halen yürürlükte bulunan 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 43. Maddesinde,

Öğretmenlik, Devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir.

Öğretmenler bu görevlerini Türk Milli Eğitiminin amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak ifa etmekle yükümlüdürler.

Öğretmenlik mesleğine hazırlık genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik formasyon ile sağlanır.

Öğretim, öğrenmenin gerçekleşmesi ve bireyde istenen davranışların gelişmesi için uygulanan süreçlerin tümüdür. Bu süreçleri gerçekleştiren kişiye öğretmen” denir.

Öğretmen; belli konuları, belli bir gruba ya da kişiye öğreten ve davranışlarıyla öğrenen gruba örnek oluşturan kişidir.

MEB’e bağlı eğitim ve öğretim kurumlarında çalışan öğretmenler, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabidir.

Öğretmenler kamu görevlisi ve devlet memuru statüsünde çalışmaktadır.

657 sayılı kanuna göre öğretmenler, eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfı olarak adlandırılan memur sınıfında yer almaktadır.

TÜRKİYE'DE ÖĞRETMEN YETİŞTİRME MODELLERİ

Türkiye öğretmen yetiştirme bakımından 150 yılı aşkın bir geçmişe ve zengin bir deneyime sahiptir.

Cumhuriyet döneminde geliştirilen başlıca öğretmen yetiştirme modelleri:

* Köy muallim mektepleri(1926-1933)
* Köy enstitüleri
* İlköğretim okulları
* Üç yıllık eğitim enstitüleri
* Yüksek öğretmen okulları

ÖĞRETMEN NİTELİKLERİ (11 ALT BAŞLIKTA İNCELEYECEĞİZ)

1-Eğitim Liderliği: En Büyük Muallim (öğretmen) Hz. Muhammed (sav).

2-Eğitimde Liderlik Sırları: Vahidiyet ve Ehadiyet Aynası Olmak.

3-Hazmedilmemiş ve Hazmedilmesi Zor Bilgi Telkin Edilmemelidir.

4-Eğitimci Dengeli, Yumuşak Huylu ve Mütevazi Olmalıdır.

5-Rekabet Ruhu ve Eğitim.

6-Hasletler, Yerli Yerinde İstihdam Edilmelidir.

7-Eğitimcinin Kişisel Vasıflarını Kaynakları Esma-i Hüsna’dır.

8-Öğretmenin özellikleri- I: Öğretmenlik Hamiyet Karakteri

9-Öğretmenin özellikleri-     II: Sevdirmede Korkutmada Ölçülülük.

10-Öğretmenin özellikleri-  III: Araştırmacılık.

11- Eğitimciler Dayanışmalıdır.

1-Eğitim Liderliği:

En Büyük Muallim (öğretmen)Hz.Muhammed (sav).

(On Dokuzuncu Mektup Mu'cizat-ı Ahmediye'nin Birinci Zeyli)

Rabbimizi bize tarif eden üç büyük, küllî muarrif (eğitici) vardır:

1.Kitab-ı kâinattır.

2.Kur’an-ı Azîmüşşan ve 

3.Bu iki öğreticiyi bize öğreten Hz. Muhammed’dir (sav).

Örnek bir muallim olarak Hz. Muhammed’in (sav) manevi şahsiyeti, davasını insanlığa tebliğ amacıyla ilahi bir kalemle yazılmıştır.

Yeryüzü onun eğitim okulu, Mekke ve Medine sınıf ve sıraları olmuştur.

O örnek muallim (öğretmen) (sav) manevi şahsiyeti, güzel ahlakıyla güzel yüzünün birleşmesi sonucu seçkin bir öğretmen olarak görünmektedir.

O örnek muallim (sav) ileri sürdüğü tezlerini elindeki mucize dolu kitaba Kur'ân-ı Kerim’e dayandırmaktadır.

Lisanı ve anlatımıyla kâinat sırlarını tılsımlarını keşfetmekte; insan türünün aklını sürekli meşgul eden,” Necisin? Nerden geliyorsun? Nereye gidiyorsun?” sorularını cevaplandırmakta olan büyük bir muallimdir.

O örnek muallim (sav) insan türüne sunduğu öğretilerinde, kâinata, varlıklara, olaylara bakış açısı kazandırmıştır. Varlıkları birer dost ve kardeş şeklinde yorumlayarak, barış içinde yaşanabilir bir dünya portresi oluşturmuştur.

O örnek muallim (sav) kâinattaki farklı hareketlere, çeşitlenmelere, degişimlere ve dönüşümlere anlam kazandırmış, kâinat kitabındaki varlıkları birer Rabbani mektup, Rabbimizi tarif eden birer ayeti (delili) Esma-i Hüsna’nın tecelli ettiği aynalar olarak tanımlamıştır.

O örnek muallim (sav)Arap yarımadasındaki vahşi ve adetlerine mutaassıp, değişime kapalı ve inatçı farklı farklı kavimleri kısa sürede değişime uğratmıştır.

O örnek muallim (sav) toplumsal değişmenin de örnek bir öncüsüdür.

O örnek muallim (sav) dost ve düşmanlarının ittifakıyla güzel ahlakın tamamını şahsında ve  en yüksek derecede gösterirken, aynı zamanda davranışlarında da en yüksek karakter, muallimlik vazifesinde en yüksek kişilik ve getirdiği dindeki ahlaka herkesten en fazla uyumuyla övgüye en layık hasletlerin sahibidir.

2-Eğitimde Liderlik Sırları:

Vahidiyet (varlık dünyası üzerinde genel olarak Allahın Birliğini gösteren mühür)

Ehadiyet (ilahi isimlerin her bir varlıkta ayrı ayrı yansıması) Aynası Olmak.

“Liderlik” kavramı bir grup insanı belirli amaçlar etrafında toplayabilme ve bu amaçları gerçekleştirmek için onları harekete geçirme, yönetme, yönlendirme, etkileyebilme becerisidir.

Mesela karıncalarda ve arılarda liderlik önemli bir fonksiyondur.

İnsan türünün lideri de nebiler (Peygamberler) dir.

Son lider ise son nebi (peygamber) Hz. Muhammed’dir (sav).

O’nun hayatına baktığımızda, içinden geldiği toplumun ve daha sonrasının günümüze kadar gelen asırlardaki tüm insanların vahşi ve inatçı davranışlarını, taassup içindeki adetlerini, kin ve düşmanlıklarını terk ettirip, yerini güzel ahlak ile doldurması, akılları, kalpleri, ruhları nefisleri fethetmesi, hükmü altına alması ve yetenekleri en güzel ahlakla donatması gösteriyor ki, Hz. Muhammed (sav) bu alemin öğretmeni, medeniyetin üstadıdır.

Hz. Muhammed’in (sav) en kötü şartlarda en mükemmel sonuçları elde etmesi, eğitim psikolojisi ve eğitim sosyolojisi bakımından örnek alınması gereken bir yöntem olarak kabul edilmelidir.

Eğitimci, her bir öğrenciyle birebir ilgilenmesi gerektiği gibi (Ehadiyet sırrı).

Alanındaki tüm öğrenciyle de ilgilenmelidir (Vahidiyet sırrı).

Eğitimci, hiçbir öğrenciyi dışlamaksızın, kapsayıcı bir tarzda her biriyle özel olarak ilgilenmelidir. Bir ışık gibi, hiçbir öğrenciyi ışığından hariçte bırakmamalı, öğrenci topluluğunu aydınlatmalıdır (Nuraniyet sırrı).

3-Hazmedilmemiş ve Hazmedilmesi Zor Bilgi Telkin Edilmemelidir.

Eğitimci, hazmettiği bilgiyi öğretmelidir. Hazmetmek kavramı araştırmak, incelemek, uygulamak, analiz etmek, sentezlemek, problem çözmek gibi anlamları içermektedir.

Eğitimcinin “hazmetme” düzeyi, bilişsel açıdan, bir bilgiyi” bilme” basamağından başlayarak, beynindeki en üst düzey becerilere dönüştürebilmesidir ki, bu analitik düşünme, sentez düşünme ve değerlendirme düzeyini içine alan üst düzey becerilerdir.

Öte yandan aynı bilgi, duyuşsal açıdan da hazmedilmelidir. Yani bilgiye karşı pozitif duygular göstermek ve sevgi beslemektir.

Yine eğitimcinin bir bilgiyi hazmetmiş olması demek, bilişsel, duyuşsal beceriler yanında uygulama becerileriyle de takviye etmesi demektir.

Gerçek hayatta uygulanmayan bilgi ezberlenmiş olur.

O halde bir eğitimci, hayata geçirilen, yaşanılan bilgi sahibi olmakla, sahip olduğu bilgiyi hazmetmiş olur.

En büyük hata, insanın kendisini hatasız zannetmesidir.

İnsanları eğiten ve insanlara nasihat verenlerin, manevi açıdan sorumlu olmamak için, öncelikle kendi nefsini irşad etmesi, anlattıklarını yaşaması gerekir.

4-Eğitimci Dengeli, Yumuşak Huylu ve Mütevazi Olmalıdır.

Eğitimci, mübalağadan kaçınmalıdır.

Çocuklara güzel bir davranışı ve doğru bir fikri benimseteceğim diyerek hakikat dışı konulardan bahsetmemelidir.

Bir hakikati öğretirken de muhatabın kaldıracağı dozda sunmak, doğru zamanda, doğru kişiye, doğru yöntemlerle o hakikatleri iletmek gerekir.

Eğitimci ne kendisi inatçı olmalı, ne de eğitim ortamlarında kaynağı gurur ve kendini beğenme olan inat duygusunun kullanılmasına izin vermemelidir.

Hakikat savunucusu insaflı bir eğitimci, inat damarını, hakikati savunmada kullanmalıdır ki, buna hakta sebat etmek diyoruz.

Kamil bir eğitimcinin kemalat sahibi olduğunun ölçüsü, küçüklük göstermesi; yani mütevazi olması ve davranışlarını tevazu ve mahviyet ile süslemesidir.

Olgun olmayan, yetişmemiş bir eğitimci, her şeyi bilir havasındadır; bu durumda yapmacık davranabilir.

Oysa tevazu sahibi bir eğitimci, her şeyi bilmeyebilir; “bilmiyorum “demekten çekinmez. Bilmediğini ise, hemen araştırıp öğrenir.

5- Rekabet Ruhu ve Eğitim.

Eğitimde rekabet olur mu? Ya da eğitimciler birbirinin rakibi midirler? Bu sorunun cevabı hürriyet kavramının anlaşılması biçimine bağlıdır.

İnsanın fıtratına, ilahi, manevi yüksek şeyleri elde etmek ve kazanmak arzusu için bir müsabaka eğilimi konulmuştur.

İnsan türünde bir yenilenme(teceddüt) ve bir medenileşme gayreti vardır ve olacaktır.

Bu yüksek amaçlara doğru yol alırken, hukuksuz davranışlara başvuracak şekilde didişme, sürtüşme, kavga, niza tarzı olmamalıdır.

Bunların olmamasının ve haksız rekabeti önleyecek çare ise, şer’i hürriyet (özgürlük) ortamıdır. Bu da hukukta eşitlik, sistemde tam demokrasi ile olabilir.

6-Hasletler, Yerli Yerinde İstihdam Edilmelidir

Eğitim değerleri, soyut kavramlar olarak değil, müşahhas, somut, uygulanabilir kavramlar olmadır.

Kavramların kullanıldıkları yerlere göre anlam değişmelerine dikkat etmelidir. Mesela;

Bir amirin makamında işi gereği ciddi olması bir vakar değeriyken, aşırı tevazu gösterse zillet (hor görülme, horlanma, aşağılanma, alçalma) göstermiş olur. Aynı amir, evinde, ailesine karşı ciddi olsa bu defa kibir olur; aile içinde tevazu gerektir.

Çalışmak güzel bir değerdir; çalıştıktan sonra sonuçlara razı olmak kanaattir, çalışma azmini artırırken; çalışmayıp mevcut malla yetinmek ise kanaat değil, himmetsizliktir.

Bir işin gerçekleşmesi için şartlara uygun davranmak, gereklilik merdivenine basamak basamak tırmanmak ve sonuca razı olmak tevekkül iken, bu şekilde davranmayıp henüz şartların oluşması aşamasında tevekkül etmek tembellik göstergesidir.

Tüm bunlar toplumsal değerlerin yerli yerinde kullanılması gerektiğini gösteren misallerdir. Eğitim, doğru değeri, doğru yerde, doğru zamanda ve doğru kişilerle uygulamasını öğretmelidir.

7-Eğitimcinin Kişisel Vasıflarının Kaynakları Esma-i Hüsna’dır.

Eğitim Tasarımı, ilme (Mutlak bilgi) ve hikmete (Mutlak amaç) dayanmalı; tabiata konulan mükemmel sanat sisteminin manaları, eğitim amaçlarını yansıtan bir tasarımla gerçekleştirilmelidir.

Eğitimci, alanıyla ilgili konuları ilim ve hikmet çerçevesinde sunmalı; kainattaki mükemmel sanat sistemine dayalı tasarımın Yaratıcısını akıllara göstermelidir.

Eğitimci, alanıyla ilgili konuları cazibeli (tahsin) ve çekici (tezyin) Eğitimci, mütebessim (ruhsal gülüşlü) olmalıdır.

Eğitimci, davranışlarında lütuf ve kerem sahibi olmalıdır,

Eğitimci, kendi eğitimcilik hünerini tanıttırmalı ve kendini okul toplumuna sevdirmelidir.

Eğitimci, merhamet ve faydalı olma ilkesiyle hareket etmelidir.

Eğitimci, kendisine karşılıksız verilenlere karşı müstağni, olmalıdır.

Eğitimci, bakımlı, güzel yüzlü, cemal ve düşüncelerinde ve davranışlarında olgun ve kemal sahibi olmalıdır.

Eğitimci, davranışlarında ve sözlerinde Mukaddir (ölçülendirici), Munazzım (düzenleyici) ve Musavvir (tasarlayıcı ) isimlere mazhar olmalıdır.

Eğitimci, davranışlarında, konuşmalarında ve düşüncelerinde, Allah’ın Alim (Bilgili) ve Hakim (doğru ve mantıklı) isimlerine mazhar olmalıdır.

Eğitimci, yaşantısında Sani’(yapıcı) ve Kerim (ikram sahibi) isimlerine mazhar olmalıdır.

Eğitimci, davranış ve sözlerinde Vedud (sevgi dolu) ve Ma’ruf (yabancılık çekilmeyen) isimlerine mazhar olmalıdır.

Eğitimci, davranış ve tutumlarında Mün’im (iyiliği ve faydası dokunan) ve Rahim (Merhametiyle muamele eden) isimlerine mazhar olmalıdır.

Eğitimci, davranışlarında Hannan (şefkatle muamele eden) ve Mennan (güven verici) isimlerine mazhar olmalıdır.

Eğitimci, kişiliği ve karakteriyle hem Muhib (seven) olmalı ve hem de Mahbub (sevilen) olmalıdır.

8-Öğretmenin Özellikleri-I:

Öğretmenlik ve Hamiyet Karakteri.

Eğitimci, hamiyet sahibi olmalıdır. Her türlü manialara karşı metin olmalıdır.

Ümitsizlik, hamiyet değerinin virüsüdür.

Hamiyet değerini yüksek düzeyde tutmanın yolu, marifet (bilgi) ve fazilettir.

9-Öğretmenin özellikleri-II:

Sevdirme ve Korkutmada Ölçülülük.

Eğitimci sevme, sevdirme, korkma ve korkutma gibi duyguların kullanım mantığında ölçülü olmalıdır.

Bir doğruyu yanlış bir yöntemle terviç etmek(yüceltmek), bir hakkı haksız bir yöntemle teşvik etmek, hakikate haksızlık olur.

Çünkü hak ve doğru olan şeyler, kendilerini zaten anlatırlar; onları yanlış bilgilerle yüceltmeye çalışmak, mantığın ölçülerine terstir.

10-Öğretmenin özellikleri-III:

 Araştırmacılık.

Eğitimci, denizin dibindeki batık gemilerden hazine çıkaran gavvas (Çok gayretli. Çalışkan. * Suya dalan. * İnci arayan dalgıç.) gibi, araştırmacı olmalıdır.

Araştırmanın gereği olan zaman üstü kalmak, geçmişteki araştırmalardan istifade etmek, mantığın terazisiyle tartmak ve araştırma konusunun kaynaklarını göstermek olmalıdır.

11-Eğitimciler Dayanışmalıdır.

Malumdur ki, her yerde ehl-i maarif, marifet ve ilim noktasında muhakeme eder.

Nerede ve kimde marifet ve ilmi görse, meslek itibarıyla ona karşı bir dostluk ve bir hürmet besler.

Hatta düşman bir hükümetin bir profesörü bu memlekete gelse, ehl-i maarif, onun ilim ve marifetine hürmeten onu ziyaret ederler ve ona hürmet ederler.

popüler cevapdünya atlası