Ne pahasına olursa olsun ümitvar olmak lazımdır

Eklenme Tarihi: 12 Mart 2014 | Güncelleme Tarihi: 12 Haziran 2019

Said Nursi’nin Talebesi Mehmet FIRINCI'nın1. Uluslar Arası Hutbe-i Şamiye İslam Dünyası ve Küresel Barış Sempozyumu konuşmasıdır


Esselamu aleyküm.


Alem-i İslamın, bütün insaniyetin, dünyevî ve uhrevî saadeti için verilmiş böyle bir hutbenin bugün yeniden anlaşılması için böyle bir sempozyum yapanlardan Allah razı olsun. Hususan Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörümüzden ve bütün misafirlerimizden Allah razı olsun.

Geçen defa ki Münazarat bahsi, bu seneki neticeyi verdi. Meyvesi böyle çok harika ve güzel oldu. İnşallah bu da herhalde büyük neticeleri meyve verecektir diye düşünüyorum.

Hutbe-i Şamiye’nin tercümesini Abdullah Ağabey anlatınca, fakir de yeni Risale-i Nurları bulmuştu. 7-8 ay filan olmuştu. Muhsin Alev ağabey, Re’fet barutçu ağabey vir de Re’fet ağabeyin de bir dostu vardı onunla birlikte Küçük Çamlıca’da Haminne Suyu denen yerdeki bir çam ağacının dibinde Hutbe-i Şamiye’yi baştan sona ilk o zaman dinlemiştim. Onlara hem çay yapıyordum, hem de dinliyorum. Hutbe-i Şamiye’de en çok beni o zaman tesiri altında bırakan şey “ümitvar olmak” cümlesiydi. Yani ümitsizlik, milletleri ve beşeriyeti yok eden kanser gibi bir hastalıktır. Demek ki, ne pahasına olursa olsun ümitvar olmak lazımdır ki, onun da sonradan dersini aldık.

Üstad Hazretleri Tiflis’te Rus polisi ile konuşurken sizin de tarihten bildiğiniz gibi artık çöküntü halinde olan bir Osmanlı devletinin veya esaret altında olan İslâm milletlerinin nasıl bir hazırlık içinde olduğunu yani “İşte Hindistan, işte Mısır, işte Kafkasya, Türkistan” diye ifade ederek nasıl bir ümitvar olduğunu, sonradan da bunların nasıl husule geldiğini hep gördük ve görüyoruz. inşallah daha güzel neticeler de olacak.

Son zamanlarda bu fikir hürriyetinin, araştırmanın, insanlıkta gelişmesi ile birlikte Thomas Michael’in dediği gibi “Bu Hutbe-i Şamiye sadece Müslümanlara hitap etmiyor, bütün ehl-i kitaba da hitab ediyor ve buna böyle bakmak, böyle anlamak lazım geldiğini” ifade ediyor. Ben de böyle düşünüyorum. Hakikaten insaflı bir bakışla öyledir. Harward Seminary de bir Risale-i Nur dersi olmuştu. 5 gün ders veriyordu. Girmek 1250 dolardı. Burada bedava, orada parayla. Orada dekan olan İan Markham bir ders yapmıştı. Bu derste tahtaya bir daire çizdi ve en üstüne de Said Nursi yazdı. Dedi ki: “Burada bu Müslümanların Said Nursi’si fakat buradaki Hıristiyanlara da bir Said Nursi lazım ama yok. Yahudilere de bir Said Nursi lazım ama yok. Hindulara da Said Nursi lazım yok. Bir Said Nursi ile bütün dünya idare edecek.”

Hakikaten bu dünyada gördüğüm hadiseler, Hazret-i Üstad'ın bütün insanlığa hitap ettiğini ve Hutbe-i Şamiye de bunu tamamladığını gösteriyor. Fakat Hutbe-i Şamiye’nin hedeflediği meseleleri tam tahakkuk ettirmek için arkasında Risale-i Nur olması lazım. Doğru insanla nasıl bir saadet getirmek lazım ancak Risale-i Nur'u anlayarak okumakla tam anlaşılıyor. Dolayısıyla sadece İslâm dünyasına değil, Müslüman olmayanlara da Risale-i Nur ve Hutbe-i Şamiye hitab ediyor. Hazret-i Üstad Hutbe-i Şamiye ve Risale-i Nur dersleri ile bütün insanlara saadet getirmek için gayret içinde olmamız gerektiğini bize ders veriyor. Hazret-i Üstadın sözleri taptazedir. Bu tazelik hiçbir zaman geçmiyor. Demek ki, her an bize lazım olan suya ihtiyaç hiç bir zaman bitmediği gibi bu hakikatlere ihtiyaç bitmiyor. İnşallah Anadolu'da, hususan şarkın yalçın kayalıklarının arkasından çıkan bu nur inşallah insanlara saadet getirecek İslamiyeti Kur’an’ı yeni baştan canlandıracak.

Selamun aleyküm.

 

popüler cevapdünya atlası