Meslek Gruplarına Göre İzah

Eklenme Tarihi: 03 Temmuz 2014 | Güncelleme Tarihi: 13 Ocak 2017

 

Erol Öztürkci’nin Risale-i Nur’da İzah Çalıştayı tebliğidir

Risale-i Nur hem metin hem de içerik itibarıyla bize bırakılan bir mirastır. Bu miras Risale-i Nur’dan istifade eden herkese bölüştürülebilir. Herkes eşit miktarda Risale-i Nur’u okuma, okutma ve muhafaza etmekte hak sahibidir ve sorumludur. Bu sorumluluk çerçevesinde Üstad Bediüzzaman’ın Risale-i Nur’u okuma, okutma ve muhafaza etmekte getirdiği bazı kriterler vardır. Bunları kısaca 15 vazife olarak anlamaktayız. Bu vazifelerden “izah” kavramı üzerinde duracak ve izah kavramını da biraz daha derinleştirip, “meslek gruplarına göre izah” olarak ifade etmeye çalışacağız.

İzah: Temel olarak anlaşılır kılmak olarak karşımıza çıkan izah kavramını, doğru anlaşılmak olarak ta tanımlayabiliriz. Yani izah sadece konuyu ayrıntılarıyla anlatmak, tarif etmek değil; aynı zamanda konunun muhatabında bıraktığı tesiri de dikkate alarak doğru cümle, doğru örnek, doğru seviye gibi pek çok şeyi de içinde barındırmaktadır.

Meslek grupları derken kastımız sadece iş bölümü ile ilgili kısım değildir. Bunları uzmanlık alanı (ana bilim dalları), yaş, seviye ve cinsiyet olarak ta anlayabiliriz. Bu anlamda üç bölümde inceleyeceğimiz meslek gruplarına göre izah kısmına geçiyoruz.

1. Uzmanlık Alanlarına Göre İzah (Ana Bilim Dalları)

Bu konuyu uzmanlığın yanında ilgi alanları olarak ta ifade edebiliriz. Risale-i Nur’un her konusu elbette ilgi duyulması gereken konular içerisindedir. Fakat herkes her konu hakkında aynı seviyede istifade edemeyebilir ve dikkatini o konuya yoğunlaştıramayabilir. Hem Risale ilgisini arttırmak, hem de o konuyu daha da anlaşılır kılmak için uzmanlık alanları oluşturup, konularına göre izahlar yapmak, ana bilim dallarına belirleyip irdelemek konuları irdelemek gerekmektedir. Risale-i Nur’u incelediğimizde karşımıza bu konuda birçok örnek çıkacak ve aslında Üstad’ın bu konuya ne kadar önem verdiğini göreceksiniz.

Mesela: Risale-i Nur’un en çok okunan bölümlerinden Küçük Sözler’in başında Üstad’ın:“Ey kardeş! Benden birkaç nasihat istedin. Sen bir asker olduğun için askerlik temsilâtıyla, sekiz hikâyecikler ile birkaç hakikatı nefsimle beraber dinle.” cümlesi uzmanlık alanlarıyla ilgili izahların yapılması gerektiği kanaatini bende pekiştiriyor. Evet, bu çerçevede yıllardır yapılagelen öğretmen dersleri, doktor dersleri, esnaf derslerinin yanında artık mesleki eğitim, ilgili olduğu ana bilim dalı (uzmanlık alanı) ve Risale konularını bir araya getirip, Risale-i Nur’un ölçülerinde kimya öğretmenleri dersi, göz doktorları dersi, kara harp okulu mezunları dersi gibi derslerin oluşturulması gerekir. Bu derslerde de o uzmanlık alanı ile ilgili Risale-i Nur’da geçen bölümler tespit edilip “Meslek Gruplarına Göre Risale-i Nur Dersleri” adı altında ilgili konular bir araya getirilip, bir kitap oluşturulabilir. Bu kitap etrafında uzmanlarla izahlara başlanabilir. Bu şekilde hem mesleki birikim ile Risale bütünleşir, hem Risale ile iştigalleri artar, hem de uzmanlarının o konuyu değerlendirmesi anlaşılmasını kolaylaştırır. Bu şekilde izahlar yapılırsa daha kalıcı olabilir.

Bu çerçevede Meyve Risalesi’ndeki öğrenme ve öğretme modeli ışığında fenn-i tıp, fenn-i makine, fenn-i iaşe, fenn-i askeri, fenn-i elektrik, fenn-i hikmetü’l-eşya, fenn-i kıraat, fenn-i kitabet…gibi uzmanlık alanlarıyla ilgili konuları okumak ve izahına çalışmak gerekmektedir.

Ve yine Üstad’ın doktorla muhabbetinde hastalık üzerine dersleri, çiftçilerle muhabbetinde tarla, bahçe örnekleri, hapishanedeki arkadaşlarına Medrese-i Yusufiyye, zindan misalleri öncelikli olarak ilgili konular oluşturup, kişileri ilgi duydukları alanlara göre dersler seçip, izah yapmalı ve ona göre örnekler sunulmalıdır.

2. Yaş Gruplarına Göre İzah

Burada ifade etmek istediğim kısım uzmanlık gerektiren bir konu ama müşahede ettiklerim ve bazı Risale okumalarımda elde ettiğim bazı noktaları paylaşmak istiyorum.

Üstad Bediüzzaman Risale-i Nur’da yaş seviyelerine göre de ölçüler getirmiş ve bunun bazı örneklerini bizlere göstermiştir. Mesela Haşir Risalesi’nde geçen ve inancımızın temelini oluşturan ahiret konusunu izah ederken, ahiretin ruhi faydalarından bahseder ve orada yaş gruplarına göre izahlar getirir. Mesela çocuklara ahireti Cennet fikriyle anlatır. Ve şöyle der: “Nev'-i beşerin hemen yarısını teşkil eden çocuklar, yalnız Cennet fikriyle, onlara dehşetli ve ağlatıcı görünen ölümlere ve vefatlara karşı dayanabilirler ve gayet zaîf ve nazik vücudlarında bir kuvve-i maneviye bulabilirler ve her şeyden çabuk ağlayan gayet mukavemetsiz mizac-ı ruhlarında, o Cennet ile bir ümid bulup mesrurane yaşayabilirler. Meselâ Cennet fikriyle der: ‘Benim küçük kardeşim veya arkadaşım öldü, Cennet'in bir kuşu oldu. Cennet'te gezer, bizden daha güzel yaşar.’” Çocukların anlayabilecekleri bir seviyede ahiret anlayışı ve ahiret inancı getiriyor.

Yine aynı yerdeihtiyarlarla ilgili kısım anlatılırken ahiret hayatına dikkat çekiliyor ve şöyle ifade ediliyor: “Nev'-i insanın -bir cihette- nısfı olan ihtiyarlar, yalnız hayat-ı uhreviye ile yakınlarında bulunan kabre karşı tahammül edebilirler. Ve çok alâkadar oldukları hayatlarının yakında sönmesine ve güzel dünyalarının kapanmasına mukabil bir teselli bulabilirler ve çocuk hükmüne geçen seri-üt teessür ruhlarında ve mizaçlarında, mevt ve zevalden çıkan elîm ve dehşetli me'yusiyete karşı, ancak hayat-ı bâkiye ümidiyle mukabele edebilirler.” İhtiyarların ihtiyaç hissettikleri noktayı nazara vererek teselli veriyor.

Yine aynı yerde gençlerden bahsederken gençlerin yalnızca Cehennem fikriyle teskin olabileceklerini anlatır ve şöyle der: “İnsanların hayat-ı içtimaiyesinin medarı olan gençler, delikanlılar, şiddet-i galeyanda olan hissiyatlarını ve ifratkâr bulunan nefis ve hevalarınıtecavüzattan ve zulümlerden ve tahribattan durduran ve hayat-ı içtimaiyeninhüsn-ü cereyanını temin eden; yalnız Cehennem fikridir. Yoksa Cehennem endişesi olmazsa "El-hükmü lil-galib" kaidesiyle o sarhoş delikanlılar, hevesatları peşinde bîçare zaîflere, âcizlere, dünyayı Cehenneme çevireceklerdi ve yüksek insaniyeti gayet süflî bir hayvaniyete döndüreceklerdi.” Burada da Cehennem fikrinin gençleri teskin edecek yegâne duygu olduğundan bahsediyor.

Burada ahiretin meyvelerinin hayatın üç ayrı sahasında bulunan kişilere nasıl anlatılması gerektiğini ve onlardaki yansımalarını ifade ediyor.

Bu üç misalden yola çıkacak olursak dikkat edilmesi gereken noktalar şöyle olarak karşımıza çıkıyor:

1. Bir konuyu izah ederken yaş grubuna çok dikkat edilmelidir. Çünkü anlatma şevki karşımızda olumlu etki bırakmayabilir.

2. İzah edilmesi gereken yaş grubunun anlayacağı ve istifade edebileceği şekilde izah edilmesi, örneklendirilmesi gerekir.

3. Aynı konuyu farklı yaş gruplarına okuduğumuzda aynı tepkileri alamayabiliriz.

Ve yine Risale-i Nur mevzularının çocukların anlayabileceği seviyede yine çocuk yaş gruplarına göre (2,3,4,5,6,7,8 yaşlarına göre) resimlerle, hikaye ve okuma kitaplarıyla ve daha iyi anlayabileceği bölümler ve misallerle izah etmemiz gerekmektedir.
Risale-i Nur’un bütün konuları elbette herkese okunmalı. Fakat öncelik sıraları da belirlenebilir. Mesela “Gençlik Rehberi” nden yola çıkarsak bir “İhtiyarlar Rehberi” veya “Çocuklar Rehberi” oluşturulabilir. Yaş gruplarına göre bunlar verilebilir.

Bunların yanında İhtiyarlar Dersi, Gençler Dersi, Çocuklar Dersi gibi yaş gruplarına göre ayrılabilir. Hatta biraz daha ayrıştırılıp, okul öncesi, ilkokul, ortaokul, lise, üniversite, mezun, orta yaş… gibi gruplara ayırmak mümkündür.

Bu noktada yaşanılan sıkıntıları dikkate almak gerekmektedir. Baba ve anneleriyle birlikte dersanelere alışmaları için umumi derslere götürülen çocukların durumu ortadadır. Çok az çocuk bu şekilde Risale-i Nur ile irtibatlandırılabiliyor. Elbette çocuklar umumi derslerden de istifade ediyor. Onlarında hisleri, sırları, latifeleri vs. istifade ediyor. Fakat yalnızca bunlar için veya cemaat şuuru kazanması için çocukları taşımak çok mantıklı görünmüyor. Ya çocuklar için özel dersler hazırlayıp, onlarla ayrı ilgilenilmeli, ya da dersane modellerimizi tekrar gözden geçirip, çocuk odaları oluşturmak, onların seveceği tarzda tezyin etmek ve dersaneye gelmelerini kolaylaştıracak farklılıklar sağlamamız gerekmektedir. Burada da yine çocuklara özel konular belirlenip, dersler veya konuşmalar yapılabilir.

3. Seviyeye Göre İzah

Risale-i Nur’un izahı konusunda birde seviye belirlemek gerekmektedir. Daha öncede belirttiğimiz gibi elbette her konu herkes içindir. Fakat Üstad Bediüzzaman bile Risale-i Nur’da bazı notlar düşerek bazı konuları ehillerinin okumasını yoksa yanlış anlayacağını ifade ediyor. Mesela Yirmi Birinci Lem’a özel bir risaledir. Elbette herkese okunabilir ama Nur Talebeleri için kaleme alınmıştır. Mesela yine bazı yerlerde yine Üstad’ın ifadesiyle “mütefennin olmayan okumasın” ibaresini görürsünüz. Hatta bazı risalelerinde bırakın Nur Talebelerini yalnızca özel bazı kişilerin okumasını ifade etmiştir. Mesela:“Acib bir tesadüfle işittim ki; dört risalem ile bu iki sene zarfında yazdığım mektubların suretini taharri memurları şimendiferde tutmuşlar. O risalelerin ikisi, "İhlas"tır. Gerçi bir derece mahremdir, fakat mahkeme, hem Ankara ehl-i vukufu tedkikten sonra zararsız görmüşler ki, bize iade ettiler.

Hem sansüre ve büyük muharrirlere göstermek için İstanbul'a gönderilmiş "İktisad" ise, bu zamanda herkese lâzımdır. OnsekizinciLem'a olan Keramet-i Aleviye ise, yanlışlıkla onlara, beraber gönderilmiş. Değil o risaleyi tab'etmek, belki en mahrem kardeşlerime de ancak okumasına izin veriyorum. Hem o, dünyaya bakmıyor. Hem ehl-i vukuf ve mahkeme tedkik etmiş, bize iade etmişler. Hem, on sene evvel Eskişehir Hapishanesi'nde çok sıkıntılı bir zamanımda ve teselliye çok muhtaç olduğum bir zamanda bir müjde-i manevî kalbime geldi, ben de kaleme aldım. Amma benim bu iki sene, belki dört-beş senede yazdığım mektubların suretleri, değil o risaleler ile beraber tab' ve neşretmek; belki mahrem bir-iki dostumun arzusu ile okunmasını merak edip beraber gönderilmiş. Bu mektubları kendim yazdığımın sebebi, benim yüzümden hapiste sıkıntı çekenlere bir teselli, bir musahabe ve bu vatan ve millete dünya ve âhiretlerine yirmi seneden beri büyük menfaatı görülen Risale-i Nur hakkında bir müdavele-i efkâr etmek içindir. Hem zâtınıza, hem Ankara makamatına yazdığım bazı hasbihaller, belki içinde bulunmuş. (Emirdağ Lahikası)

Buradan da anlaşılacağı üzere seviye tespiti yapmak gerekmektedir. Bunu ölçmek zordur ama en azından elimize neresi geldiyse muhatabımıza okumamalı veya dikkatli davranmalıdır.

Yine bu konu çerçevesinde Risale-i Nur’la ilgili arkadaşlar arasında da ayrı gruplar oluşturulabilir ve özel dersler yapılabilir. Bunun bir ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Nedenini ifade etmek gerekirse Risale-i Nur’un tebliğ boyutu itibariyle elbette ulaşabildiğimiz kadar yeni insana ulaşacağız. Fakat Risale-i Nur’u tanımış ve ondan istifade etmiş olan arkadaşları da muhafaza edip geliştirmemiz gerekmektedir. Onların Risale bilgisinden istifade edip, anlaşılması zor mevzuları onlarla müzakere etmemiz ve zihinsel olgunluklarının farkına vardırmamız gerekmektedir.

Yani herkesin aynı ortamda bulunması elbette beraberliğe, şahs-ı maneviye bir katkıdır. Fakat her seviyeye göre gruplarda oluşturulabilir.

4. Cinsiyete Göre İzah

Meslek grupları içerisinde cinsiyeti de ifade etmenin doğru olacağını düşünüyorum. Çünkü Cenab-ı Hak her yarattığı mahluka ona özgü silah, elbise, duygu, kabiliyet, zaaf vs. özellikler vermiştir. Burada erkek ve hanımlara göre de farklılıkları görmek gerekmektedir. Çünkü çok benzerliklerinin yanında farklılıklarının da çok olduğu görülecektir. Risale-i Nur’un izahı konusunda da bu farklar dikkate alınması gerekecektir.

Risale-i Nur’da doğrudan burayı erkekler veya hanımlar okusun, başkaları okumasın ibaresine rastlamıyoruz. Amaen azından muhataba göre misallerin verildiğini anlıyoruz. Mesela öncelikli olan muhatap erkeklerse askerlik kavramları (terhis, silah, talim, cihat, siper, çanta. v.s.), ticaret kavramları (kar, zarar) görülmektedir. Eğer hanımlarsa şefkat, annelik, aile, çocuk v.s. kavramları görülmektedir.

Buradan yol çıkarak Risale-i Nur konuları incelenip, izah edilirken buralara dikkat etmek gerekmektedir. Hanımlara izahlar yapılırken elbette askerlik, ticaret örnekleri etkili olacaktır. Fakat bir erkek kadar tesirli olacağı söylenemez. Bu örnekler yerine hanımların gündelik hayatlarında karşılığı olan evlat, aile, annelik, şefkat, tesettür, ibadet v.s. örnekleri kullanılabilir. Bu Risale-i Nur’daki örnekleri değiştirmek anlamına gelmemektedir. Elbette o konu hakkında en iyi, kalıcı ve yeterli örneği Üstad vermiştir. Ama izah konusunda daha etkili olması için bu şekilde çalışmak daha etkili olacaktır.

Bu şekilde bir çalışma bazı konuların daha iyi anlaşılmasına sebep olacaktır. Mesela Risale- Nur’da çokça geçen yavru-valide örneklerini bir erkekler olarak ne kadar anlayabiliyoruz. Hayatlarını yavrusu için feda edebilen bir anneyi zihnimizde nasıl canlandırabiliyoruz. Yavrusunu yedirmeden kendisi yemeyen, yavrusu yiyince kendisi yemiş gibi tok olan bir anneyi bir erkek olarak nasıl anlayacağım. Bu benim için bir soru işaretidir. Bu mevzuların hanımlar tarafından daha iyi anlaşılacağı ortadadır. Buna göre Risale-i Nur mevzuları için izah komisyonları oluşturulmalı, hanımlarında bu komisyonda görev alıp, Risale-i Nur’da geçen ilgili kısımlarla ilgili izahlar yapmaları gerekmektedir. Ancak bu şekilde tam bir izah yapılabilir.

Bu konuyu da uzmanlarına havale edip, “izah” kavramına katkıda bulunmak duasıyla…

 

 

popüler cevapdünya atlası