MEDRESETÜ’Z-ZEHRA OKUMALARI

Eklenme Tarihi: 25 Kasım 2016 | Güncelleme Tarihi: 27 Aralık 2016

 

 

1-Medresetü’z-Zehra’yı Nasıl Anlamalıyız?

Risale Akademi olarak daha önce yaptığımız sempozyum ve çalıştayların devamı niteliğinde “Medresetü'z-Zehra Okumaları” adlı bir müzakere zemini oluşturmayı düşünüyoruz. Sunacağınız katkılar ile “Medresetü'z-Zehra Okumaları”nın zenginleşeceğini, bundan sonraki yazıların temellenebileceği ve inşa edilebileceğini bir yazı dizisine dönüşebileceğini ümit ediyoruz. Bu kısa yazıyı “Medresetü'z-Zehra Okumaları”na girizgah olarak düşünebiliriz.

“Medresetü'z-Zehra” ifadesini Risale-i Nur Külliyatında Lemalar, Şualar, Barla-Kastamonu-Emirdağ Lahikalarında ve Münazarat’ta görüyoruz. Üstat; Münazarat dışındaki eserlerde ifadeyi tamlama içerisinde kullanır, “Medresetü'z-Zehranın kahramanları, Medresetü'z-Zehranın erkânları, Medresetü'z-Zehranın Nur talebeleri, Medresetü'z-Zehra şakirtleri, Medresetü'z-Zehranın hakikî bir talebesi” ifadeleri ile Risale-i Nur talebelerini;

1-Eski Said çok zaman Medresetü'z-Zehrayı gaye-i hayal ederek çalışmış. Cenâb-ı Hak kemal-i merhametinden, Isparta'yı o Medresetü'z-Zehra hükmüne getirdi. Cenâb-ı Hakka hadsiz şükür olsun ki, Isparta vilâyetini, eskiden beri bir gaye-i hayalim olan bir Medresetü'z-Zehra, bir Câmiü'l-Ezher yapmış.

2-Hadsiz şükür olsun ki, Isparta tam bir Medresetü'z-Zehra ve Câmiü'l-Ezher olacağını ve olmaya başladığını, kahraman talebelerinin bu ağır şerait altında sarsılmadan faaliyetleri ispat ediyor.

3-Mübarek Isparta'ya ve mânevî Medresetü'z-Zehraya üçüncü defa geldiğim zaman işittim ki, o mübarek ahret hemşirelerim olan taife-i nisâ, benden bir ders bekliyorlarmış.

4-Medresetü'z-Zehranın çok ehemmiyetli bir şubesi ve bir merkezi olan Sava'nın gayet mübarek teberrüklerini, kaideme muhalif olarak onların hatırı için kabul ettim.

5-İnşaallah tam Risale-i Nur intişara başlasa, o sermaye şimdiki fedakâr, kendini Risale-i Nur'a vakfeden şakirtlerden çok ziyade fedakâr talebelere kâfi gelecek ve mânevî Medresetü'z-Zehra ve medrese-i Nuriye çok yerlerde açılacak, benim bedelime bu hakikate, bu hale mânevî evlatlarım ve has ve fedakâr hizmetkârlarım ve Nura kendini vakfeden kahraman ve herkesçe malûm kardeşlerim bu vasiyetin tatbikine yardımlarını rica ediyorum.”

İfadeleri ile de Risale-i Nurun oluşturduğu manevi atmosferi tanımlar. Bu atmosfer oksijenini Risale-i Nur’dan alır. O halde “Risale-i Nur ile mücessemleşmiş her yer ya da her talebe Medresetü'z-Zehra olabilir, Medresetü'z-Zehra bir nuranî hakikattir.” hükmünü çıkarabiliriz. Ancak Münazarat’ta o nuranî hakikatin bir maddî surete dönüştüğünü, “Münazarat’ın ruhu ve esası” hükmüne geçtiğini görüyoruz.

Üstat, doğu illerinin neredeyse tamamını dolanır, bölge insanına ve halkına dokunur, onlarla çay içer, gazete okur, sohbet eder, sıkıntıları/nı dinler. Osmanlının siyasetini, bölge halkının beklentilerini alır, halkın nabzını tutar. Kelime yerinde ise saha çalışması yapar. Saha çalışması ile azametli bahtsız kıtayı, şanlı talihsiz bir devlet Osmanlıyı ve değerli sahipsiz bir kavmi okumaya çalışır.

Üstat, gerilik, fakirlik ve ihtilaf gibi en mühim hastalıkların temelinde cehaleti görür. Cehaleti aşmanın, maddî ve manevî geriliği gidermenin eğitimle ilim ve irfanın yükseltilmesi ile olacağı sonucuna ulaşır. Aradan geçen bir asırlık zaman sürecinde aynı dertlerin İslam âlemi için devam ediyor olması Medresetü'z-Zehra’ya olan aktüel ihtiyacı ortaya koymaktadır. Üstat bu sorunun çözümü olarak intizam ve tefeyyüz ve mahreç bulunmadığından—zamana göre ulemayı yetiştiremeyen Medreselerde değil, fünun-ı cedideyi, ulûm-ı medaris ile mezc ve derc edecek bir kurumunun inşasında bulur.

Sonuç olarak Medresetü'z-Zehra; mukteza-yı hali ve asrın idrakini dikkate almadan sadece geçmişteki benzer olayları referans alarak hüküm vermeyen -eski hal muhal ya yeni hal veya izmihlal- düsturu ile değişen şartların ilim ışığında akıl ve mantık mizanlarıyla muhakeme edilen bir kurum ya da manevi bir atmosferdir. Bu kurum ya da manevi atmosfer oksijenini Risale-i Nur’lardan alır. O halde Medresetü'z-Zehra’yı nasıl anlamalıyız?

  1. Medresetü'z-Zehra adında Van’a ya da doğu illerinden birine bir üniversite kurmakla Üstat’ın gaye-i hayalini gerçekleştirmiş olur muyuz?
  2. Medresetü’z-Zehra idealinde Ezher Üniversitesi’nin yerini bugün nasıl tayin edeceğiz?
  3. Dünyanın herhangi bir yerinde Medresetü’z-Zehra modeline benzer bir rol model var mı?
  4. Medresetü'z-Zehra’yı din ve bilim ilişkisini aktifleştirme hareketi olarak tanımlarsak böyle bir hareketin tarihte ve günümüzde örnekleri var mıdır? Bu hareketin evrensel değeri nedir?

 

 

popüler cevapdünya atlası