Kur’an Medeniyetin’nin Kurucu Aktörü Olarak Özgür ve Sorumlu Birey: Zekât Örneği

Eklenme Tarihi: 10 Haziran 2014 | Güncelleme Tarihi: 11 Şubat 2017

Yrd. Doç. Dr. Hacer ŞAHİNALP'in Kur'an Medeniyeti Sempozyumu tebliğidir

Yrd. Doç. Dr. Hacer ŞAHİNALP

Giriş:

İnsan başlı başına bir değer olmakla birlikte (bireysellik-öznellik) bu bireyselliğini yitirmeden başkalarıyla da ilişki kurarak toplumla birlikte var olan sosyal bir varlıktır. Dinde insana gönderildiğine göre ontolojik olarak onun da hem sadece bireyi ilgilendiren hem de onun başkalarıyla kurduğu ilişki alanına değinen (sosyal) iki yönlü bir fonksiyonu vardır. Dolayısıyla din ilgi duyar.

Her dinin mensuplarınca paylaşılan karakteristik bir tutumu, bir dünya görüşünü ve bir hayat anlayışını beraberinde getirmesi, ona bağlanan her bir ferdin dünyevi sorunlara karşı tavır takınmasını ve tabiatı, tarih ve kültürü belli bir açıdan değerlendirmesini netice vermiştir. Böylece nihai ilgisi ebedî âlem olmakla birlikte her din, resmettiği insan tipolojisiyle yeryüzü âlemi ve bu âlemin ahenkli işleyişini de temel gaye edinir. Dolayısıyla, toplumsal yapının da bir süreç içinde bütün bir insanlık tarafından değiştirilip dönüştürülmesi dinin en önemli ilgi alanlarından biri olmuştur.

Özelde İslam Dini de, kutsal kitabı Kur’an’da ahlâk temelleri üzerine oturmuş bir medeniyetin inşasında, insanın, Yaratıcıyla, diğer insanlar ve evrenle nasıl bir ilişki kurması gerektiğinin önemli ipuçlarını verir. Bütün bu ilişki çeşitlerini yaratılış gayesiyle paralel bir şekilde anlamlı kılabilmek ve içeriklerini hakkıyla doldurabilmenin ön koşullarından biri insanın hür olabilmesidir. Ancak özgür insan bilinçli ve şuurlu bir eylemde bulunabilir ve eylemlerinin sorumluluğunu üstlenebilir. Hem hür olmak, hem de çevresiyle ilişkiler kurmak zorunda olan sosyal bir varlık olması, kişinin bir takım sorumluluklarla mükellef kılınmasını gerektirir. O bu sorumluluklarını, hem kişisel hem de sosyal çevresinde kendisinde bir öz yetenek (fıtrat) olan hürriyetiyle gerçekleştirecektir.

Örneklem olarak zekât ibadetini seçmemizin en önemli sebebini de, medeniyet kurucusu olan insanın yukarıda zikredilen özelliklerini toplu olarak bünyesinde barındıran bir ibadet olmasıdır. Onun hem dünyaya hem ahirete, hem bireye, hem de topluma akseden yönünün olması, hürriyetinin ve sorumluluklarının bilincinde olan kişi eliyle ancak gerçekleştirilebilir olması ve Kur’an merkezli bir medeniyetin kurulmasında ana esasların neler olması gerektiğinin önemli ipuçlarını vermesi bu noktada belirleyici olmuştur.

Tebliğin devamı için buraya tıklayınız

popüler cevapdünya atlası