Keskin Kalbin Basireti

Eklenme Tarihi: 24 Ocak 2015 | Güncelleme Tarihi: 07 Ocak 2017

 

(Kastamonu 51. ve 52. Mektup Tahlilleri)

Eğitimci-Yazar Ali IRMAK

Kastamonu Lahikası’nda yer alan bu iki mektup birbirlerinin devamı mahiyetinde olan mektuplardır. Bediüzzaman ilk mektubunda kardeşlerine aziz ve arkadaşlarına sıddık olarak farklı şekillerde seslenir. 51. Mektupta Isparta kahramanlarının gayretleri Risalelerden yazıp gönderdikleri parçaların vesile olduğu güzellikler dile getirilir. Talebelerinin gayretli çalışmalarının hem burada, hem de başka yerlerde şevk ve gayreti uyandırdığından bahseder. Talebelerinin hizmeti sadece yaşadıkları yerler ile sınırlı değildir. Yaptıkları en küçük hareket yurdun herhangi bir yerinde büyük yankılar bulur. Bu durum Risale-i Nur’un fütuhatını arttırır. Bu yayılış sadece Nur talebelerinin arasında değildir. Sadece onları ilgilendirmez. Bu yayılıştan Ehl-i iman da yaralarına çareler bulur. Bu eserler herkesin kurtuluş reçetesi olmuştur.

Nur Fabrikası’nın sahibi Hafız Ali’nin mektubunda yazdığı iki ayetin verdiği işarete dikkat eden Bediüzzaman en az onun kadar mesrur ve müferrah olduğunu belirtir. Devamla ayetlerin Risalelere ve talebelere işaretleri üzerinde durur.

Bediüzzaman, “Fakat Risale-i Nur’a bir işaret-i gaybiyle haber veren otuz üç adet âyet ‘Allah şahitlik etmiştir. Apaçık göstermiştir.’âyetiylehitam bulduğundan, bu yeni iki âyetinmüstakilbirsurette işaretlerine kapı açılmadı. Hem, otuz üç âyetten hangisinintetimmesi olacak şimdilik bilinmedi.” diyerek bu iki ayet ile ilgili tam tafsilatlı bilgiler vermez. Ancak; Abese Suresi’nin “Şeref ve kıymetleri pek yüksek olanların ve Allah’a itaatlilerin eliyle ulaştırılmıştır.” ayetlerinin Risale-i Nur’unnâşirve kâtiplerinemânâ-yı işârîile baktığını, Beyyine Suresi’nin “Hatâdan ve şüpheden ter temiz olan sayfaları okuyor. O sayfalarda dosdoğru yazılı hükümler vardır.” ayetlerinin ise Risale-i Nur’uneczalarına vesuhuflarına ve kitaplarınamânâ-yı işârîyle baktığını söylemekle yetinir.

Yalnız bu mana-yı işari parlak bir şekilde kendini 1360 (1941) tarihinden sonra gösterecektir. Bu tarih oldukça anlamlıdır. Bu tarih dünya ile ahiret, elmas ile kömür arasında tercihlerin yapıldığı tarihlerdir. İmansız kabre girenlerin oldukça yüksek olduğu bir zaman dilimidir.

Bediüzzaman, Nur Fabrikası sahibinin çalışmalarından oldukça memnundur. Bu çalışmaları Gül Fabrikası sahibinden de beklemektedir. Bunu “Gül fabrikasının bizlere, parlak birgül-ü Muhammedî(a.s.m.) bahçesini hediye edecekti. Onu bütün ruh u canımızla bekliyoruz.” sözleriyle açık bir şekilde dile getirir. Bediüzzaman talebesi Hüsrev Atınbaşak’tan 19. Mektubu beklemektedir. Bu uyarı onun içindir.

Risale-i Nurlar sahabe mesleğini esas alır. Sahabeler, Efendimizin huzurunda bulunduklarından, kendilerinden sonra gelenler makamlarına yetişememiştir. “Bu zamanda,lillâhilhamd,Sünnet-i Seniyedairesindekemâl-i imanı kazanan Risale-i Nurşakirtlerievliyaların,mürşidlerin nazar-ı dikkatini celb edecek vaziyeti aldığından, her zamanda bulunanhakikîmürşidler, her halde bu zamanda Risale-i Nurşakirtlerine müşteri olurlar. Birisini elde etse, yirmimüridkadar kıymet verirler.” Bu ifadelerle Bediüzzaman Risale-i Nur şakirtlerinin bulundukları konumu belirtir.

Bediüzzaman velayet makamının cazibesi yanında Risale-i Nur’un hizmetindeki meşakkate, mücahadeye, külfete dikkat çekerek Talebesi Feyzi’ye hitaben bir mektup kaleme alır. Bu ele alacağımız 52. Mektuptur.

Bediüzzaman mektubuna “Feyzi kardeşim” hitabıyla başlar. Talebesine, “SenIspartavilâyetindeki kahramanlara benzemek istiyorsan, tam onlar gibi olmalısın.” ifadeleriyle talebesinin önüne somut bir örnek ortaya koyar. Dikkatleri Isparta Kahramanları’nın üzerine çeker. Onların kahramanca davranışlarından talebesine somut örnekler sunar. Hapishanede yaşadığı bir olayı nazarlara verir. Aslında bu örnek Risale-i Nur’ların bu zamandaki önemli işlevine vurgu yapmaktır. Hapishanede Nakşi evliyasından bir zatın dört ay çalışarak ancak bir talebesini o da geçici olarak kendine çekebildiğini söyler. Talebeleri Üstadlarına ve Nur’lara sımsıkı bağlıdırlar. Bu olay bunun en güzel göstergelerinden biridir. Bu bağlılık onları birer kahraman yapmış, böylece ortaya kahramanlar ordusu çıkmıştır. Bu kahramanlar ordusu Risale-i Nur’un yüksek,kıymettarhizmet-i imaniyesinin onlarakâfigeldiğinin farkındaydılar. Bediüzzaman’ın ifadesiyle talebelerinde keskin kalp basireti vardı. Bu kalp basireti ile talebeleri yaşanan olayların iç yüzünü rahatlıkla görebildiler. Bediüzzaman bu basiretli talebelerine, “Risale-i Nur’la hizmet ise, imanı kurtarıyor;tarikatve şeyhlik ise,velâyetmertebeleri kazandırıyor. Bir adamın imanını kurtarmak ise, onmü’minivelâyetderecesine çıkarmaktan dahamühimve daha sevaplıdır. Çünkü iman,saadet-i ebediyeyi kazandırdığı için birmü’mine,küre-i arzkadar birsaltanat-ı bakiyeyitemineder. Velâyetise,mü’minin Cennetini genişlettirir, parlattırır. Bir adamı sultan yapmak, onneferi paşa yapmaktan ne kadar yüksek ise, bir adamın imanını kurtarmak, on adamı velî yapmaktan daha sevaplı bir hizmettir.” cümleleriyle davasının bu zamandaki önemini anlatır.

Bediüzzaman, mektubunun devamında Isparta Kahramanlarının öne çıkan özelliğini tekrar nazara sunar. “İşte budakiksırrı, seninIspartalı kardeşlerin bir kısmının akılları görmese de umumunun keskin kalbleri görmüş ki, benim gibibiçaregünahkâr bir adamın arkadaşlığınıevliyalara, belki de eğer bulunsaydı müctehidlere dahi tercih ettiler.” Isparta Kahramanlarının kalbi yönlerinin çok üst düzeyde geliştiğini söyler.

Bediüzzaman, mektubunu “Buhakikatabinaen, bu şehre birkutup, birgavs-ı âzamgelse, “Seni on günde velâyetderecesine çıkaracağım” dese, sen Risale-i Nur’u bırakıp onun yanına gitsen,Ispartakahramanlarına arkadaş olamazsın.” sözleriyle bitirir. Bu sözler Isparta Kahramanları’na arkadaş olmanın bir kriterini de ortaya koyar. Risale-i Nur’lara sıkı sıkıya bağlılık ve o çerçevede hareket etmek, şüphe duymamak, şahıslara odaklanmamak.

Sonuç olarak; keskin bir kalp basiretine sahip olan Isparta Kahramanları’na arkadaş olmak istiyorsak onlar gibi fedakarane çalışıp, Risale-i Nur’lara onların baktığı gözle bakmalıyız.

 

Kaynakça

Abese Sûresi, 80:15-16.

Âl-i İmrân Sûresi, 3:18.

Aymaz, Abdullah, Kastamonu Lahikası Üzerine, 38. 39. mektup

Beyyine Sûresi, 98:2-3.

ERisale, Kastamonu Lahikası, 51. 52. Mektup

 

popüler cevapdünya atlası