Kastamonu Bedii Eğitim Kültür Vakfı Mütevelli Üyesi Orhan Salcı’nın açış konuşması

Eklenme Tarihi: 26 Ekim 2014 | Güncelleme Tarihi: 07 Ocak 2017

 

Bismihü sübhanehu. Ve in min illa yüsebbihu bihamdihi.

Aziz, sıdık, vefadar, fedakâr, metin, bahtiyar, sarsılmaz, usanmaz, muhlis, mustakim, muktedir, müteyakkız, müceddit, müdakkik, hakikatli, müştak, ziyade müteharri, müteessir ve kalb-i selim.

Üstadımız talebelerine böyle hitab ediyor. Tek tek her hitabın bir muhatabı vardır. Hepiniz Üstadımızın memleketine hoş geldiniz. Zübeyir Ağabey bir müdafaasında diyor ki: “Birimiz şarkta, birimiz garpta, birimiz cenupta, birimiz şimalde, birimiz dünyada, birimiz ahrette olsak biz yine biriz ve beraberiz.”

Tanıtım filminde isimleri sayılan ağabeyler, Türkiye’nin her tarafındaki kahraman ağabeyler şimdi manen buradalar. Hiçbir ağabeyimiz kendi şehrinin, kendi kasabasının ağabeyi değil. Her birisi âlem-i İslam’ın her tarafına dal budak salmış muazzam bir hizmetin temel taşları, kökleridir. Ağacın kökleri görünmüyor, binanın temeli görünmüyor ama binayı ayakta tutan o sağlam temellerdir.

Hepiniz hoş geldiniz. Üstad daha erken gelmiş, siz biraz geç geldiniz. Üstad Isparta’dan sonra Kastamonu’ya gelmişti. Arada bir Eskişehir hapsi var. Programın 17.si burada düzenlenmiş. Vefadar talebeler vefa konusunda inhisarcılık, kayırmacılık yapmamalılar gibi geliyor bana.

Bu mekân Hilmi beyin mekânıdır. 1930’lu yıllarda burada valilik etmiş bir vali, bu binayı, yanındaki lise binasını, yukarıda bir tane pancar kooperatifinin olduğu bina, Sadiye killiyesinin müştemilatı, camisi, tekkesi, mezarlar, hanı ve sairesi olan yeri meydan açacağız diye hepsini kaldırılıyor, bu eserler yapılıyor yerine.

Hilmi Bey makamınıza güvenmeyin bire bir görüşelim diyor. O niyetle Valiliğe giderken Üstad çeviriyor. Hilmi Bey Üstadın Kastamonu’daki ilk talebesidir. Yan taraftaki bina Abdurrahman Paşa Lisesi, Osmanlıdaki ilk devlet lisesi, Abdullah Yeğin Ağabeyin mezun olduğu lise, Orhan Şayık Gökyayların, Arif Nihat Asyaların, “Yandım ya Rasulallah” diye naatlar yazan Yaman Dede’nin mezun olduğu lise. Ve burada şu da anılmalı. Yücebir ailesi anılmalı. Adil Yücebir Üstad buradayken belediye başkanı değil. Belediye başkanı olduktan sonra yaptığı ilk icraatlardan birisi üstada maaş bağlamak istemesidir. Yücebir, Mevlana Halid’in son halifesi Ahmed-i Siyahi’nin torunlarındandır. Tüm ailesi ile Çalışkanlar ailesi gibi Nura hizmetkâr ve pervane olmuş bir ailenin evladıdır.

Maalesef bir kardeşimiz yüksek lisansını yaparken şöyle söylemişti: “Burada bir caminin haziresindeki mezar taşları bile çok kişiyi profesör yapmaya yeter. Çünkü burası kimsenin el değdirmediği bir yer.”

Maalesef Nur talebesi kardeşlerimizin de el değdirmediği bir yer. Isparta Nurun mühim merkezlerindendir. Her yıl beş bin civarında Nur talebesi ziyaret ediyor ama buraya gelen yok. Bunun tek suçlusu Nur talebeleri değil. Bizler de suçluyuz. Tanıtamıyoruz, anlatamıyoruz. Yeterli konaklayacak ve saire imkânlar da yok. Elhamdülillah Belediyemizde her gün yeni şeyler oluyor. Bundan sonra inşallah çok daha güzel olacak.

Bahar her yere gelir. Bazı yerlere er, bazı yerlere geç gelir. Çiçek her yerde açar. Bazı yerde geç açar ama her yerde açar. Her açan çiçek görülmeyebilir. Dağın tepesindeki çok güzel çiçeği kimse görmez. Bu şehir, nurlu şehir. Bu şehir, sırlı şehir. Bereketsiz toprağa kimse tohum saçmaz. Üstad buraya tohum saçmaya gelmiş. İnşallah o tohumlar bugün filizleniyorlar.

Kusurlar bana aittir. Emeği geçen herkese, Belediyemize, Risale Akademi’ye, Bedii eğitim Kültür Vakfına, Hizmet Vakfına sonsuz teşekkür ediyorum.

 

popüler cevapdünya atlası