Kainatın varlığı imanın rükünlerini doğrular

Eklenme Tarihi: 15 Haziran 2014 | Güncelleme Tarihi: 08 Ocak 2017

 

Dr. Mehmet Akif Yazıcı 15 Vazife İçin Muhakeme ve İsbat Çalıştayında özetle şunları söyledi:

Tabiatta karşılaşılan ve duyu organlarımızla algılanan hadiseleri konu edinen fen bilimlerinde isbat yöntemi olarak tümevarım/istikra kullanılır. Fakat insan, kainatın tamamını ihata edemediğinden bu eksik bir tümevarım, yani istikra-i nakıstır. Buna binaen, zaman zaman aynı fenomeni açıklayan birden fazla geçerli teori ortaya atılabilir. Böyle durumlarda bilim adamları bu teorilerden birisinin doğru olduğu fikrini taşıyabilirler. Bu iltizam, bir nevi o teoriye imandır.

Fen bilimlerine kıyasla matematik, mantık ve bilgisayar bilimi gibi soyut kavramları inceleyen formel bilimlerde isbat için kullanılan tümevarım, istikra-i tammdır. Bu disiplinlerde isbatın gerçekleştirildiği kainat, isbatçı tarafından tanımlanır ve ihata mümkündür. Said Nursi'nin Risale-i Nur külliyatında ortaya koyduğu delillerin "iki kere iki dört eder kat'iyetinde" olduğunu ifade etmesi, isbatlarında formel bilim metodolojisini kullandığına işarettir. İmanın rükünlerinin isbatında Said Nursi'nin tarif ettiği kainatın tutarlılığı, imanın rükünleri arasındaki telazumla ifade edilir. Nihai sonuç olan iman rükünlerinin doğruluğu ise, bunlarla kainatın varlığı arasındaki telazumla ifade edilir.

 

popüler cevapdünya atlası