İNSANLIĞIN TEKÂMÜLÜ BAĞLAMINDA BEDİÜZZAMAN’IN MÜNAZARAT RİSALESİNDEKİ “KÜRT” VE “KÜRTÇE” VURGUSU

Eklenme Tarihi: 30 Ocak 2017 | Güncelleme Tarihi: 30 Ocak 2017

-Sosyolojik Bir Analiz-

Prof. Dr. Ahmet Keleş*

“Ey insanlar! Sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Daha sonra sizi kabile ve milletlere ayırdık ki bir birinizle tanışasınız. Sizin Allah katında en kıymetliniz, şüphesiz en takvâ olanınızdır.” (Hucûrât, )

“Devletler, milletler muharebesi, tabakat-ı beşer muharebesine terk-i mevki ediyor. Zira beşer esir olmak istemediği gibi, ecîr olmak da istemez.”[1]

“Fıtrat yalan söylemez. Bir çekirdekteki meyelân-ı nümüvv ile der: "Ben sümbülleneceğim, meyve vereceğim." Doğru söyler. Yumurtada bir meyelân-ı hayat var. Der: "Piliç olacağım." Biiznillâh olur, doğru söyler. Bir avuç su, meyelân-ı incimad ile der: "Fazla yer tutacağım." Metin demir onu yalan çıkaramaz; sözünün doğruluğu demiri parçalar. Şu meyelânlar, iradeden gelen evâmir-i tekviniyenin tecellîleridir, cilveleridir.”[2]

GİRİŞ:

Bediüzzaman Said Nursi’nin “Milliyet” konusundaki görüşlerini doğru anlayabilmek için, onun varlığa, insanın varoluşuna ilişkin görüşlerini bilmek gerekir. Ayrıca Münazarat Risalesinde ele alınan hususları, daha sonra kaleme alınan diğer eserleriyle, özellikle de 26. Mektubun ilgili mebhasıyla birlikte değerlendirmek son derece önemlidir. Sosyal bilimlerde önemli bir anlama ve yorumlama ilkesi olan; “Parçayı bütünden, bütünü de parçalardan hareketle yorumlama/anlama” prensibi, Üstadın konuyla ilgili görüşlerini anlamak ve yorumlamak için de uygun bir ilkedir, diye düşünüyorum.

TEBLİĞİN DEVAMI İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ

popüler cevapdünya atlası