İnsan Ruhundaki Rabbani Hikmetler

Eklenme Tarihi: 06 Haziran 2014 | Güncelleme Tarihi: 08 Ocak 2017

 

Mehmet Evren'in haberi

Risale Akademi Cuma Seminerleri kapsamında Eğitimci ve Araştırmacı Mehmet Ragıp ÖNCELtarafından "İnsan Ruhundaki Rabbânî Hikmetler" konulu seminer verildi.

Seminer Risale Akademi konferans salonunda yapıldı.

ÖNCEL'in sunduğu seminerden notlar şöyle:

İnsan; kâinatın küçük bir örneği ve çekirdeği mahiyetinde yaratılmış, ruh ve bedenden teşekkül etmiş her bir duygusu keşfe muhtaç sırlar ve hakikatlerle dolu olan harika bir varlıktır.

İnsanlık tarihi boyunca anlaşılması güç ve girft olan ruh konusuna net bir açıklık getirilebilmiş değildir.

Bediüzzaman Hazretleri Risâle-i Nurların muhtelif yerlerinde insanın ve ruhun mahiyeti konusunda aklı ve kalbi rahatlatacak açıklayıcı bilgiler vermiştir. Bu bilgiler ışığında ruh konusunu birlikte anlamaya çalışacağız.

Bediüzzaman ruhu tarif ederken, ‘haricî vücut giydirilmiş şuurlu bir kanun’ olarak belirtir. Diğer sabit ve daimî olan fıtrî kanunlar gibi, ruh dahi emir âleminden, irade sıfatından gelmiştir. Ruhu, Ezelî Kudretin, kıymetli bir mücevher kutusu gibi, hisseden ve algılayan bir vücut giydirilen, nurani, akıcı, şeffaf bir cevher olarak tanımlar.

Ruh kanununun diğer kanunlardan en büyük farkı vücudunun olmasıdır. Diğer hiçbir kanunun vücudu yoktur. Hatta zihayat diye tabir ettiğimiz bitkilerde var olan teşekkülat kanununun dahi vücudu yoktur. Onların hayatiyet özelliği olsa da vücudiyet özellikleri yoktur. Evet, ruhun harici vücudu vardır. Öyleyse bir kanunun ruh olabilmesi ya da ona ruh diyebilmemiz için hayat sahibi olması yetmiyor, ayrıca vücut sahibi olması gereklidir.

İnsan ruhunun diğer kanunlardan farkının hayat ve vücut sahibi olması demiştik. Hayvanlarda da ruh, hayat ve harici vücut vardır. Bu kanun onlarda da işliyor. İnsan ruhunun hayvan ruhundan farkı şuur sahibi olmasıdır. Eğer onda şuur olmasaydı hayatı anlayamazdı. Dolayısıyla Allah’ı tanıyamazdı. Yeryüzüne halife olamazdı.

İnsanın duygu ve cihazlarını maddî ve manevi olarak ikiye ayırmak gerekir. İnsanda bazı duygular manevî yani vücutsuz, bazıları da vücudlu olarak tezahür etmiştir. Meselâ duymak hem maddi, hem manevidir. Madde âlemindeki sesleri duymak için kulağa ihtiyaç var. Fakat mânâ âlemindeki sesleri duymak ruha ait bir şeydir. Göz de öyledir. Madde âlemindeki görüntüleri görmek için göze ihtiyaç vardır. Fakat mânâ âlemindeki şeyleri görmek ruhun doğrudan görmesiyle ilişkilidir.

 

popüler cevapdünya atlası