İnsan olarak Bediüzzaman

Eklenme Tarihi: 26 Mart 2017 | Güncelleme Tarihi: 13 Temmuz 2017

Bediüzzaman olarak insan, suret-i Rahman’ın tecellileri ile muhatap kılınmıştır. Tenezzül buyuran Rabbimizin Kur’an ile tarif ettiği insanı/insan-ı kâmili 20 yy. ekseninde izah etmiş, şerh etmiş, tefsir etmiş, tasvir etmiş, bunalımlı çağın karmaşık ruh hallerini deşifre etmiş. İnsanın derdine ortak olmuş, günah ve suçluluk psikolojisinin domino etkilerini nazara vermiş ve sonuçta iman ve insan ilişkisinin ne denli kopmaz ve koparılmaması gereken bir bağ olduğunu ortaya koymuştur.

Batının aklı, doğunun kalbini, diğer tabirle batıdan gelen bilim/fünun ile doğudan din ve irfanı bir kavşakta bir medeniyet havzasında Kur’an medeniyeti olarak kabul edilebilecek bir zeminde muhakeme ve muvazene ile buluşturmuştur.

Bu iklimin inşasında Risale-i Nur ve müellifi Bediüzzaman çok şey ifade eder.

İnsan olarak Bediüzzaman, çocuktur, yalnızdır, engelli bir koşuya çıkmıştır, dağ köyünden gökle buluşmuştur, seyir ufku böylesi sınırsız bir merakının geleceğe taşınacak izleridir. Medrese öğrencisidir, mücadelecidir, cephede gönüllü askerdir, esirdir, istiğnası ile direnir, sürgündür, gençtir, yaşlıdır, merdumgirizdir, asabidir, minnetsizdir, korkusuzdur, yaşlıdır, mahkumdur, takiptedir ve asla bir rahat yüzü görmemiştir.

Bediüzzaman olarak insan; İ’caz ve icaz peşindedir. Kur’an talebesidir. Tasavvufu tefekküre taşıyan, aklı kalbe bağlayan, ilimle dini kucaklaştıran, akılla vicdanı buluşturan, imanla hürriyeti bütünleştiren, Kur’an’ın söndürülmez bir nur olduğunu izah ve ispat eden bir müderristir, müelliftir, mürefekkirdir, müceddittir ve muallimdir. Şefkatlidir, hikmet ehlidir, müspet hareket inşacısıdır. Beş birliğin fikri zemininde risale mimarisi ile medeniyet sarayını tasarlamış ve inşa etmiştir. Allah’ın birliği, ülkenin birliği, İslam Birliği, Avrupa Birliği ve Dünya birliği üzerine iç içe bir Kur’an medeniyeti tasavvuru ve mefkuresi ile bu günlere gelinmiştir.

O’nun tasavvurunun bir adım berisi insaniyetti/insanlıktı. Esas emredilen ve onunla yoğrulduğu hakikat ise insaniyet-i kübra idi. Büyük insanlık. Bu kuşatıcı adaletli ve rahmani olan insanlık İslamiyet’tir.

- Reklam -


popüler cevapdünya atlası