İktisat ve Müspet Hareket

Eklenme Tarihi: 05 Nisan 2016 | Güncelleme Tarihi: 02 Ocak 2017

 

Aziz KUTLAR[1]'ın Müsbet Hareket Çalıştayı-2 sunumudur

Giriş

İktisat kavramı Risale i Nur’da başlı başına müspet bir hareket anlamı taşımaktadır. Külliyat’ın birçok yerinde İktisat (iktisad) kelimesine yüklenen anlam böyle kabul edilmiştir. Sadece insanların yemek içmek gibi gündelik insani davranışların dışında kâinatın yaradılışındaki hareket de iktisat ile tanımlanmaktadır. Bu kavramı, salt bir ahlaki kavramın ötesinde olumluluk anlamında bir evrensellik içerdiğini söyleyebiliriz. İktisat Risalesi’sinde (19. Lem’a) bahsedilen iktisat kavramı genellikle kelime anlamı ile tanımlanırken Risalelerin birçok yerinde iktisat kavramı olumlu anlamda çok daha geniş bir açıklamayı içermektedir.

İktisat kavramı kelime olarak sözlükte bahsedilen; “Tutum, biriktirme. Her hususta itidal üzere bulunmak. Lüzumundan fazla veya noksan sarfiyattan kaçınmak “ (http://www.osmanlicaturkce.com/) anlamı ile örtüşmektedir. Bu anlam tamamen müspeti, olumluyu ve olumlu bir çağrışımı taşıdığı açıktır. Ancak günümüzdeki anlamı ile iktisad (iktisat, ekonomi) çok daha geniş bir mana ifade etmektedir. Kelimden öteye bir bilim dalını ve bu bilim dalına ait bir dizi alt kavram ve davranışlara anlam yüklemektedir. Çağdaş iktisat;” …… İktisat bizim bütün bireysel ve toplumsal üretim, tüketim, mübadele ve bölüşüm faaliyetlerimizin bütünüdür” denilebilir. Bu tanımlama kişisel ahlaki davranış düzeyinden evrensel davranış düzeyine doğru geniş bir ifade alanı bulmaktadır. Aşağıda bu kavramın müspet anlamda ne içerip içermediğini birlikte ele alacağız.

Birey Bazında İktisat

Birey bazında iktisadi davranış en başta itidallı davranmak olduğuna göre, kendiliğinde müspet hareketi ifade etmektedir. Risale i Nur’da iktisat müspet hareket iken, bunun zıddı israf, menfi hareket olarak tanımlanmaktadır. İnsan açısında hangi tür davranışların müspet veya menfi davranış olduğunu Otuzuncu Lem'a (http://www.erisale.com/)da ilginç bir tarzda belirtilmiştir." Ey israflı, iktisatsız, ey zulümlü, adaletsiz, ey kirli, nezafetsiz, bedbaht insan! Bütün kâinatın ve bütün mevcudatın düstur-u hareketi olan iktisat ve nezafet ve adaleti yapmadığından, umum mevcudata muhalefetinle, mânen onların nefretlerine ve hiddetlerine mazhar oluyorsun

Bu ifade ile insanın bütün mevcudatla hatta kâinatla bağı müspet hareket filleri ile ilişkilendirilmiştir. Müspet hareket olarak İktisat, nezafet ve adaleti, menfi hareket olarak iktisatsızlık, kirlilik ve zulüm tanımlamıştır. İlginç olan kâinatın ve mevcudatın hareket noktasının bu üç olumlu kavram üzerine inşaa edildiği belirtilirken, insandan kaynaklanan menfi hareketlerin bu ahengi bozduğu söylenmektedir. Yaradılışını özü olan müspet hareket, var olmanın da özünü oluşturmaktadır. Yokluk ve ademin kaynağı menfi hareket olduğu anlaşılmaktadır.

Bir adım daha öne gidilerek “Evet, ism-i Hakîmin cilve-i âzamından olan hikmet-i âmme-i kâinat, iktisat ve israfsızlık üzerinde hareket ediyor, iktisadı emrediyor” (http://www.erisale.com/) On Dokuzuncu Lem'a,İktisat Risalesi yaradılışın aslı, kâinatın umum hikmeti iktisat ve israfsızlık üzerine hareket ettiği ve iktisadı emrettiği vurgulanmaktadır. İktisadı emretmek, bir müspet hareketin emir olarak anlamlandırılması, bir yasa hükmü gibi kabulü anlamına gelir. Yani iktisadi (müspet hareket) davranışın keyfi değil, bir zorunluluk gibi tanımlanması, onun ne kadar önemli olduğunun göstergesidir. Şimdi çağdaş anlamda bir bilim olarak iktisadın içerdiği kavramların müspet hareketle nasıl ilişkilendirildiğini ve bunun Risale i Nurdaki yansımaların bakabiliriz.

Üretim Kavramı

Çağdaş iktisadın en önemli çalışma alanlının başında üretim gelmektedir. Üretim, girdi ve çıktılar arsındaki basitçe tanımlanan bir ilişki olsa da, tüm zenginliklerin kaynağını üretim kapsamaktadır. Üretimde ise asıl olan verimlilik, bir anlamda kaynakların etkin kullanılmasıdır. Kaynakların etkin kullanılması bir tür müspet harekettir. Yani İktisat etkin kaynak kullanımını esas alır. Örneğin Modern anlamda iktisat biliminin babası sayılan Adam Smith Milletlerin Zenginliği (1776) kitabında üretimin artışı ve işbölümü ile ilgili bir toplu iğne örneğini verir. Aynı örneği Bediüzzaman, maddi üretimin ötesinde manevi üretime (ve iş bölüşümüne) uygulayarak daha geniş bir anlam ve katkı kazandırmıştır. Nitekim aşağıdaki ifadelerde bunu açıkça görebiliyoruz.

Ehl-i san'at,netice-i san'atıziyadekazanmak için,iştirak-i san'at cihetindemühimbir servet elde ediyorlar. Hattâ dikişiğneleriyapan on adam, ayrı ayrı yapmaya çalışmışlar. Oferdîçalışmanın, her günde yalnız üçiğne, oferdî san'atın meyvesi olmuş. Sonra,teşrikü'l-mesâidüsturuyla on adam birleşmişler. Biri demir getirip, biri ocak yandırıp, biri delik açar, biri ocağa sokar, biri ucunu sivriltir vehâkezâ... Her birisiiğneyapmak san'atında yalnızcüz'îbir işle meşgul olup, iştigalettiği hizmet basit olduğundanvakitzayiolmayıp, o hizmettemeleke kazanarak, gayetsür'atle işini görmüş. Sonra, o teşrik-i mesâi vetaksim-i a'mâldüsturuyla olan san'atınsemeresini taksim etmişler. Her birisine bir günde üç iğneye bedel üç yüz iğne düştüğünü görmüşler. Bu hadise, ehl-i dünyanın san'atkârları arasında, onları teşrik-i mesâiye sevk etmek için dillerinde destan olmuştur. .. İşte, ey kardeşlerim! Madem umur-u dünyeviyede, kesif maddelerde böyle ittihad, ittifak ile neticeler, böyle azîm yekûn faydalar verir. Acaba, uhrevî ve nuranî ve tecezzî ve inkısama muhtaç olmayarak ve fazl-ı İlâhî ile her birisinin âyinesine umum nur in'ikâs etmek ve herbiri umumun kazandığı misil sevaba mâlik olmak, ne kadar büyük bir kâr olduğunu kıyas edebilirsiniz. Bu azîm kâr, rekabetle ve ihlâssızlıkla kaçırılmaz(Yirmi Birinci Lem'a).

İnsani anlamda müspet hareketin zirvesi ihlâstır. İster haksız ister haklı bir davda ihlâsla yapılan her hareket müspet harekettir ve mutlaka başarıya ulaşılır. Risale i Nurda yer yer bu konuya değinilmiştir. Yukardaki ifadeler ihlâsı kıran sebepler arsında yer alan bu açıklamalar, gerçek müspet hareket olan çıktı veya üretim dediğimiz zenginlik sağlayan (maddi ve manevi) mekanizmayı açıklanmaktadır.

Tüketim

Modern iktisadın en önemli ilgi alanlarından biri tüketimdir. Nitekim kimler içim üretiliyor? Kimler tüketecek? Nasıl tüketecek? İç içe geçen sorulara cevap aranır. İşte tüketimde istenen kaynak israfı yapmamaktadır. İsraf iktisadın tersidir ve her anlamda yasaklanmış bir menfi harekettir. İsrafın neden olduğu üç ayrı menfi hareket zinciri aşağıdaki şekilde tanımlanmıştır. “İsraf, hırsı intac eder” denilmektedir. Hırs başlı başın ciddi bir menfi harekettir. Bundan kaynaklanan üç menfi davranış zinciri türetilmektedir; Hırs, üç neticeyi verir. Birincisi: Kanaatsızlıktır. Kanaatsızlık ise sa’ye, çalışmaya şevki kırar. Şükür yerine şekva ettirir, tenbelliğe atar…. Hırsın ikinci neticesi: Haybet (mahrumiyyet) ve hasarettir. Maksudunu kaçırmak ve istiskale maruz kalıp, teshilât ve muavenetten mahrum kalmak ……Üçüncü Netice: Hırs ihlası kırar, amel-i uhreviyeyi zedeler. Çünkü bir ehl-i takvanın hırsı varsa, teveccüh-ü nâsı ister. Teveccüh-ü nâsı müraat eden, ihlâs-ı tâmmı bulamaz.”

Görüldüğü gibi bir müspet hareket nasıl bir başka müspet harekete neden oluyor ise, bir menfi harekette benzer şekilde bir dizi menfi harekete neden olup toplumsal dengeyi bozmaktadır. Burada israfın neden olduğu hırsın olumsuzlukları sırlanmaktadır.

Mübadele

Mübadele değiş tokuş şeklinde tanımlayacağımız şey iktisadın önemli bir unsurunu içermektedir. Özünde müspet hareketi barındırır. “Şu meyillerin iktizası üzerine, yiyecek, giyecek ve sair hacetlerini istediği gibi, güzel bir şekilde tedarikinde çok san'atlara ihtiyacı vardır. O san'atlara vukufu olmadığından, ebnâ-yı cinsiyle teşrik-i mesai etmeye mecbur olur ki, herbirisi, semere-i sa'yiyle arkadaşına mübadele suretiyle yardımda bulunsun ve bu sayede ihtiyaçlarını tesviye edebilsinler… Fakat insandaki kuvve-i şeheviye, kuvve-i gadabiye, kuvve-i akliye Sâni tarafından tahdit edilmediğinden ve insanın cüz-ü ihtiyarîsiyle terakkîsini temin etmek için bu kuvvetler başıboş bırakıldığından, muamelâtta zulüm ve tecavüzler vukua gelir. Bu tecavüzleri önlemek için, cemaat-i insaniye, çalışmalarının semerelerini mübadele etmekte adalete muhtaçtır”.İşârâtü'l-İ'câz/Bakara Sûresi/)

Bölüşüm

Bölüşüm iktisat biliminin en netameli kısmını oluşturur. Bölüşümün her dinde her düşüncede bir karşılığı olduğu bilinmektedir. Belki de siyasal, sosyal ve ekonomik hayatın en önemeli müspet hareketlerinden biri bölüşümdür. Yeryüzündeki kavgaların kaynağında bölüşüm sorunu yatmaktadır. Bazıları refah ve bolluk içinde yaşarken bazıları yokluk ve sefalet içinde yaşaması bölüşüm gibi müspet davranışın menfi bir davranışa dönüşmesindendir. Yani bolluk içinde olanlar daha bol kazançlar elde ederken, yoksulluk çekenlerin daha yoksullaşması menfi hareketin en önemli göstergesidir. Bugün Birleşmiş Milletlerin açlığı, yoksulluğu önleme gayretleri maalesef istenilen neticeye ulaşmamaktadır.

Risale i Nur’da bölüşüm ;”… İnsan, bu vücut libasını her sene değiştirir. Bu vücut değişmesi, bedendeki hüceyratın yıkılıp yapılmasıyla olur. Bu tamirat da, bütün âzânın erzak mahzeni hükmünde olan Cenâb-ı Hakkın bir kanun-u mahsusla ihzar ettiği o madde-i lâtifeden alınan ecza ile yapılır. Sonra o madde-i lâtifenin ahvaline bak. Nasıl âzânın ihtiyaçlarına göre muayyen bir kanunla taksim edilir ve bedenin her tarafına mahsus bir nizamla muntazaman dağıtılır. Yine şâyân-ı dikkattir ki, o madde-i lâtife, dört matbahta pişirildikten sonra ve dört inkılâptan geçtikten sonra ve dört süzgeçten tasfiye edildikten sonra rızık olarak taksim edilir. Hem yine şâyân-ı dikkattir ki, o madde-i lâtife, yemeklerin ruhu ve hülâsasıdır. O yemekler âlem-i anasırda dağınık menbalardan muntazam bir düstur ile, mahsus bir nizam ile cem' ve tahsil edilirler

Bölüşümündeki adaletsizliğin kaynağı ve adaletin sağlanmasını iki harekete veya kavrama indirgenmiştir. Faiz ve Zekât. Bunların menfi ve müspet hareketleri bir arada verilmiştir; cereyan-ı riba ve terk-i zekâttır.

Bediüzzaman’a göre ;”…beşerin hayat-ı içtimaîsinde bütün ahlâksızlığın ve bütün ihtilalatın menşe’i iki kelimedir: Birisi: “Ben tok olduktan sonra, başkası açlıktan ölse bana ne?” İkincisi: “Sen çalış, ben yiyeyim.” Bu iki kelimeyi de idame eden, cereyan-ı riba ve terk-i zekâttır. Bu iki müthiş maraz-ı içtimaîyi tedavi edecek tek çare, zekâtın bir düstur-u umumî suretinde icrasıyla, vücub-u zekât ve hurmet-i ribadır. Hem değil yalnız eşhasta ve hususî cemaatlerde, belki umum nev’-i beşerin saadet-i hayatı için en mühim bir rükün belki devam-ı hayat-ı insaniye için en mühim bir direk, zekâttır. Çünkü beşerde, havas ve avam iki tabaka var. Havastan avama merhamet ve ihsan ve avamdan havassa karşı hürmet ve itaatı temin edecek, zekattır. Yoksa yukarıdan avamın başına zulüm ve tahakküm iner, avamdan zenginlere karşı kin ve isyan çıkar. İki tabaka-i beşer daimî bir mücadele-i maneviyede, bir keşmekeş-i ihtilafta bulunur……..” (Sözler/Yirmi Dokuzuncu Söz/İkinci Maksat) denilmektedir.

Özellikle sosyal hayatı bozan ahlaksızlığın ve kavgaların en büyük müsebbibi; cereyan-ı riba ve terk-i zekattır. Yani faizin sürdürülmesi ve zekât kurumunun terk edilmesidir. Bu iki hareket sosyal yaşamın en menfi hareketleri olarak algılanmaktadır. Müspet hareket olarak bunun tersi olan faizin kaldırılması ve zekât kurumunun yeniden tesis edilmesidir. İktisat bilimin en çok kafa yorduğu bölüşüm sorununa yaklaşımda, müspet hareket olarak zekâtın yürürlüğe konulması ve faiz kurumunun kaldırılması öngörülmektedir. İfadeler oldukça çarpıcı ve açık, müspet hareket ve menfi hareketin iktisat bilimindeki karşılığı Risale-i Nur’da bu şekilde cevap bulmaktadır. Kısaca Bediüzzaman’a göre “Ribâİslâmazarar-ı mutlaktır”.

Sonuç

İktisat kavramı hem bireysel düzeyde hem de evrensel düzeyde müspet hareketi içinde barındıran unsurları içermektedir. Risale-i Nur’da yer yer anlamlandırıldığı gibi kâinatın yaradılışındaki iktisat ve israfsızlık, aynı zamanda adaleti ve ahengi içermektedir. İktisadın düsturlarından sapma, doğrudan menfi hareketin içinde olma anlamına gelmektedir. Üretimde iktisatsızlık verimsizliğe, tüketimde iktisatsızlık israfa, mübadelede iktisatsızlık kaynak dağılımının etkinsizleşmesine, bölüşümde iktisatsızlık adaletsizliğe neden olur. İktisat özünde tüm müspet hareketleri barındırırken, iktisatsızlık, israf tüm menfi hareketlerin menşeini barındırmaktadır.

Kaynak

http://www.erisale.com/

Mikroiktisat (A.Kutlar vd.,2010)

 


[1] Sakarya Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Sakarya.

 

- Reklam -


popüler cevapdünya atlası