İhtiyarlık Gurbetindeki Kadınlara Teselliler: 5. ve 6. Ricalar

Eklenme Tarihi: 22 Ekim 2013 | Güncelleme Tarihi: 10 Şubat 2017

 

Nurcan AKCA

Maddeci felsefenin konformist, egoist ve hedonist anlayışı, çağımız insanını özellikle de bu çağın kadınını şiddetli manevi buhranlarla karşı karşıya bırakmıştır. İnsani değerleri dejenere etmeye yönelik çalışmalar, özellikle kadını fıtrat dışı cereyanlara sürüklemeye başlamıştır. Bu durum aile hayatının tahribine sebep olmakla birlikte fıtrata ters düşen kadınların bedbahtlığını doğurmuştur. Nefsinive kişisel rahatını yücelten kişilerin çoğunlukta olduğu hiçbir aile mutlu olamaz, hiçbir kurum devam edemez ve hiçbir toplum ayakta kalamaz.

Çağımız kadını arayış içindedir. Kadının yaşadığı bu korkunç buhranın iman eksikliğinden kaynaklandığını Kur’an gözüyle teşhis eden ve çözümü de yine Kur’an’ın rehberliğinde bize sunan Bediüzzaman, İhtiyaca binaen Hanımlar Rehberi gibi bir ilacı biz hanımlara hediye etmiştir. Günümüz kadının onun eserlerinden şiddetle istifadeye ihtiyacı vardır. İhtiyarlar Risalesinden bir bölüm de Hanımlar Rehberine “Ahir zamanda ihtiyar kadınların dinlerine tabi olunuz” hadis-i şerifinin sırrına binaen yerleştirilmiştir.

-İnsan hayatında duygularının en yoğun ve geçmişe özlemin en baskın olduğu yıllar ihtiyarlık devresidir. Bu dönem insanın en aciz, en zayıf olduğu dönemdir. Bedensel değişikliklerle birlikte psikolojik değişiklikler de baş göstermeye başlar. Bu psikolojik değişikliklerden belki de en ağırı derin bir korku hissidir. Yaşlı insan en çok yalnız kalmaktan ve ölümden korkar. 5.Rica, Ölüm Korkusuna,6. Rica, Yalnızlık Duygusuna bir çare bir tiryak, bir devadır.

Genel anlamda ölüm korkusu ayrılık; sevdiklerinden, dost ve akrabalardan, alışkanlıklarından, hâsılı dünyadan ayrılık korkusu ile birlikte gelir. Temelde ise insanoğlu ölümden iki sebeple korkar. Birincisi ölüm; “hiçliğe açılan bir kapıdır, yokluğa ve ademe doğru sürükleniştir ve insanoğlu karanlık dipsiz bir yokluğa mahkum olacaktır” düşüncesiyle ortaya çıkar. İkincisi ise inanan insanoğlunun dünya yaşantısına dair vereceği hesabın korkusudur. İhtiyarlar karşılarında kurulmuş darağacına her geçen gün biraz daha yaklaşırlar ve darağacının arkasının bilinmezliği, ruhlarında derin yaralara sebep olur. Gurbete düştüklerini tam da bu zamanda idrak etmeye başlarlar. Kendilerini hiçbir yere ait hissetmezler, bu sebepledir ki dünyaya dört elle sarılmak isterler. Her şeylerini kaybedecekleri düşüncesi onları perişan eder. Sırasıyla tüm sevdikleri onları terk etmiştir. Yavaş yavaş istenmeyen kişi muamelesi görürler ya da öyle hissederler. Kadınlarda bu hissiyat biraz daha farklıdır ki, kadın maddeci zihniyetin de talim ve terbiyesi ile ihtiyarlayıncaya kadar varlığını sureti, görüntüsü ve güzelliği üzerinden ispat edebilmiştir. Dolayısıyla ihtiyarlık zamanında kendisini var eden tüm unsurları (güzelliği-gençliği) kaybetmiş, sevmek beklediği nazarlardan belki de nefret ve horlanma görmüş, zindan içinde zindana düşmüştür.

Bediüzzaman 5. Rica’da İnançsızlığın sebep olduğu yaralara bir merhem sürer. 45 yaşında kendi hayatının muhasebesini yaparken, geçmişe ait hadsiz cenazeleri görünce, manevi bir teessürat içindeyken, “birden AHİRETE İMAN nuru imdada yetişir” diyerek ölümün anlamını bu dünyayı daha bir güzelleştirerek izah eder. Ahiretin varlığını da delillendirir. “Mevt hiçlik değil, adem değil, inkıraz değil, tesadüf değil, ebedi bir ayrılık değil, belki bu dünyadan bir terhis, tebdil-i mekan, asıl vatana ve sevdiklerine kavuşma kapısıdır” der. “Madem ahiret var ve madem bakidir ve madem dünyadan daha güzeldir ve durmaksızın bir sevkiyat var, ihtiyarlıktan şekva ve teessüf etmemeliyiz. İhtiyarlık vazife-yi hayattan terhis ve âlem-i rahmete istirahat için gitmenin alametidir. Bu yönüyle ondan memnun olmalıyız” diyerek ihtiyarların ruhlarındaki derin yaraya bir merhem sürer. Bediüzzaman Kur’an’ın terbiyesi ve nuru ile insanlığın en temel sorularından birine, ‘Nereye Gidiyorum?’ sorusuna cevap verir.

6. Rica’da ise, ihtiyarları yakalayan yalnızlık duygusuna bir tiryak vardır. Gündüz nasıl siyah bir kabre dönüşerek geceyi doğuruyorsa, dünyamız nasıl siyah kefenini giyerek berzah sabahına doğru yol alıyorsa, senin ömründe kış gecesine tebeddül edecek, hayatının yazı da ölümün kış gecesine dönüşecek diye ihtar eden ihtiyarlık, beraberinde gurbeti ve yalnızlığı insanın başına sarmıştır. Sahipsiz, bir kenara bırakılmış, hiçbir öneme haiz olamadığını düşünmek -bir de ihtiyarlık gelmiş ve acziyet ve fakirlik baş göstermişse- hele bir de kadınsan ruhundaki fırtınaların tahribi eczaneler dolusu ilacı gerektirir. Neyse ki İnsanoğlu böylesine hüzünlü bir vaziyetteyken, ALLAH’A İMAN nuru imdada yetişir. Bediüzzaman, “Madem Rahim bir Hâlıkımız var; bizim için her şey var. Kâinatın mevcudatı adedince de varlığının delilleri var. Madem O Rabbimiz bize gurbet olamaz, O’nu bulan her şeyi bulur. Bu âlem kitabının harfleri adedince varlığının delilleri var. Ve yarattığı ziruhların şefkat, rahmet ve inayeti içinde barındırabilen cihazları var; o cihazların adedince rahmetini gösteren deliller var. Bütün bu deliller ve şahitler; ikram eden, koruyan, seven, merhamet eden, sanatkâr bir yaratıcının dergâhını gösteriyorlar. Ve bu dergâhta en makbul bir şefaatçi acz ve zaaftır. Öyleyse acz ve zaafın tam zamanı da ihtiyarlıktır. İhtiyarlık bir şefaatçiyse eğer ondan şikâyet etmek ve küsmek akıl kârı değildir. Bilakis onu sevmek gerekir.” diye bize ders verir. Bediüzzaman Kur’an’ın terbiyesi ve nuru ile insanlığın en temel sorularından birine, ‘Ben Kimim?, Sahibim Kim?’ sorularına cevap verir.

 

Bediüzzaman, İhtiyaca binaen Hanımlar Rehberi gibi bir ilacı biz hanımlara hediye etmiştir. Günümüz kadının onun eserlerinden şiddetle istifadeye ihtiyacı vardır. İhtiyarlar Risalesinden bir bölüm de Hanımlar Rehberine “Ahir zamanda ihtiyar kadınların dinlerine tabi olunuz” hadis-i şerifinin sırrına binaen yerleştirilmiştir. Bu bölümde, inançsızlığın sebep olduğu bir takım hastalıklara değinilmektedir. Ölüm korkusu, yalnızlık, gurbetin verdiği hüzün, insanın kendisini bir mekâna ait hissedememesi, bilinmezlik, acz ve zaaf kavramları ile birlikte Allah’a ve ahirete inancın ilişkisi ortaya konulmuştur.

Fıtratına uygun yaşayan bireyler bilhassa da kadınlar hem dünya hem de ahiret saadetine kavuşurlar. İstikbal karanlıklardan Kuran nuru ile aydınlığa çıkar. Bilinmezlik ortadan kalkar. Ölümü anlamlandırabilen bireyler hayatı da anlamlandırırlar. Hayatı anlamlı insan-kadın- daha huzurlu bir hayat yaşar. Nefsini ve kişisel rahatını yücelten bireylerin çoğunlukta olduğu hiçbir aile mutlu olamaz, hiçbir kurum devam edemez ve hiçbir toplum ayakta kalamaz. Fıtratına uygun yaşayan bireylerden sağlıklı aileler ve sağlıklı toplumlar oluşur.

• Ölümden sonra hayat var mı? •Nereye gidiyorum? •İhtiyarlık bir bela bir hastalık mıdır? İhtiyarlık zamanını nasıl huzurlu geçirebilirim? Gibi sorulara cevap veren bölüm bize İhtiyarlığın bir rahmet olduğunu gösteriyor. Bu durumdan şikâyetçi olmak ahmaklıktır. İhtiyarlıktan şekva değil onu bize veren Rabbimize şükretmeliyiz. Rabbimizin dergâhında en makbul şefaatçi acz ve zaaftır. İhtiyarlık acz ve zaaf biletini bize verir.

İhtiyarlık ya cehennem çukurlarından bir çukur ya da cennet bahçelerinden bir bahçedir.

 

popüler cevapdünya atlası