HER BİR GÜNAHTA İNSANI KÜFRE GÖTÜRECEK BİR YOL VARDIR

Eklenme Tarihi: 12 Eylül 2018

Aziz müminler,

İnsan olarak hepimiz zaman zaman çeşitli musibetlere maruz kalıyoruz. Fakat bize daha çok zararı dokunan maddi musibetten ziyade manevi musibetlerdir. Bizim manevî, ruhî ve kalbî birçok hastalıklarımız var. İşlediğimiz her bir günah, kafamıza giren her bir şüphe, kalb ve ruhumuza pek çok manevi yaralar açmaktadır.

Maddi yaralar, sadece kısacık dünya hayatımızı tehdit ederken, mânevî yaralarımız, pek uzun olan ebedi hayatımızı tehdit etmektedir.

Bizim, günahlardan gelen manevi yaralarımız ve o yaralardan hâsıl olan vesveseler ve şüpheler kalbimize ilişip imanımızı zedeler ve dilimiz Allah’ı zikirden uzaklaştırabilir. Allah korusun, kalbimizden iman nurunu çıkarıncaya kadar karartabilir. Bu nedenle Hz. Eyyub Aleyhisselâmın; اِذْ نَادٰى رَبَّهُ اَنِّى مَسَّنِىَ الضُّرُّ وَاَنْتَ اَرَْمُ الرَّاِمِينَmünâcâtını, sık sık okumaya muhtacız.

   Aziz kardeşlerim,

Çok dikkat edelim. Her bir günah içinde bizi küfre götürecek bir yol vardır. İşlediğimiz günahlar, tövbe ve istiğfarla çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki içimizde küçük bir mânevî yılan olarak kalbimizi ısırmaya başlayacaktır.

Meselâ, başkalarının görmesinden veya duymasından çok utanılacak bir günahı gizli işleyen birisine, melâike ve ruhanilerin varlığı çok ağır gelmeye başlar ve olmadıklarına dair aklına gelen küçük bir emâre ile onları inkâr etmek arzu eder.

Meselâ, Cehennem azabını netice veren büyük bir günahı işleyen bir adam, hemen istiğfarla Cehenneme karşı siper almazsa, bütün ruhuyla ve küçük bir emâre ve bir şüphe ile Cehennemin olmamasını arzu eder.

Meselâ, farz namazını kılmayan ve kulluk vazifesini yerine getirmeyen bir adam,  Sultan-ı Ezel ve Ebedin ısrarlı emirlerine karşı yaptığı bir tembellik yüzünden büyük bir sıkıntıya düşer ve o sıkıntı neticesinde, mânen o kulluk vazifesinin bulunmamasını arzu eder. Bu arzudan dolayı, Allah’a karşı mânevî bir düşmanlık ve inkâr arzusu uyanır. Allah’ın varlığına dair kalbe küçücük bir şüphe gelse, kesin bir delil gibi ona yapışmaya meyleder. Böylelikle ona büyük bir helâket kapısı açılır.

Aziz kardeşlerim,

Kulluk vazifesinden dolayı, gayet cüz’î bir sıkıntı gelmeye mukabil, inkâra saparak milyonlar o sıkıntıdan daha müthiş mânevî sıkıntılara kendini hedef eden insan, sineğin ısırmasından kaçıp yılanın ısırmasını kabul eder. Bedbaht olur. Verilen bu üç misale kıyas edildiğinde, بَلْ رَانَ عَلٰى قُلوُبِهِمْ “Kazandıkları günahlar, kalblerini kaplayıp karartmıştır.” (Mutaffifîn Sûresi, 83:14.) hakikatinin sırrı anlaşılır.

Aziz müminler,

Kendimizi günahların kirlerinden koruyalım. Az bir sıkıntısı olan namaz, oruç gibi müsbet ibadetleri sabırla yerine getirmeye çalışalım. Kalbimizdeki iman nuruna sahip çıkalım. Tövbe ve istiğfarla bilerek ya da bilmeyerek işlediğimiz günahlarımızı temizleyelim. Kalplerimiz ancak Allah’ı zikretmekle mutmain olur. O’nun emirlerine uymakla iki cihan saadeti temin edilir. Allah’a ve Rasulüne muhabbetle huzur bulunur.

 

- Reklam -


popüler cevapdünya atlası