Esmâü’l-Hüsnâ müzakerelerinden notlar

Eklenme Tarihi: 03 Şubat 2019

Meltem Çelebi

El-Azîm ism-i şerifi

Ululuk, büyüklük, azamet sahibi demektir. Allah Zatında, isim ve sıfatlarında azamet sahibidir. Yüce, büyük, ulu, mağlup olmayan anlamındadır.

Allah Teala cc. muazzamdır. Büyüklüğü eşsizdir. Akıllar Allah cc.'ın büyüklüğünü anlamakta acizdir. Kâinat, büyüklüğü ile Allah cc.'ın azametini gösterir. Kullarını yaratan, büyüten her türlü nimeti veren Cenab-ı Hak'tır. Hz. Muhammed  (sav.), Allâh cc.'ın büyüklüğünü anlatır. Kur'an'da en güzel şekilde anlatılmıştır. O’nun izni olmadan kimse şefaat edemez. Hükümdarlığı, yeri göğü kaplamıştır. Kur'an'da "Azim olan Rabbinin ismini tesbih et" diye geçer.

Bediüzzaman Said Nursi, "Kâinat büyük bir saray şeklinde yaratılmıştır" demiştir. Rububiyetinin azameti kâinatta görülür. Şirk, Allah cc.'ın azamet ve kibriyasına dokunur. Güneş bir yere doğru akıp gider. Allah cc.'ın tasarrufunu Bediüzzaman risalelerinde anlatır. Güneş bir kandil olarak asılmış. Bu âlem bir saraydır. Güneş mum gibi ışık veriyor. Risale-i Nur'lar,  kâinatın ayetlerini, Kur'an-ı Kerim'i en güzel şekilde tefsir ediyor.

El-Azim Kur'an-ı Kerim'de 109 kere geçiyor. Risalelerde 1020 kere geçiyor. Allah’ın Zatının ve sıfatlarının mahiyeti anlaşılamayacak kadar büyüktür.

İnsanın vazifesi büyük, kendi küçüktür. Görevleri çok bir misafirdir. İnsan, Allâh cc.'ın azametini fark edip ona ibadet etmelidir. Aciz ve zaifliğinin farkına varmalıdır.

Allah Teala cc. Celil ve Azim'dir. Mağlup edilemeyen azimlerden azimdir. İzzeti büyük olan Azim'dir. Azametihi Mecid diye de geçiyor. Yaratışı azimdir. Sonsuz azametlidir. Akıl ve hayalin göremediği Azim'dir. Mutlak büyüklük O'nundur.

Ya Azim Celle Celalühü diyen izzet ve şifa bulur. (Korkma durumunda idareci ve zalim kişiye okunabilir.) Cevşen'de,  "Ya Azime’r-reca", "Ey kendine büyük ümitler beslenen" ve " Ya Azime’l-muazzam",  "Bütün azimlerden daha azim" diye geçiyor.

 

Bâkî ism-i şerifi        

Bekâ, Allah cc.'in Esmaü’l-Hüsnasındandır. O’ndan başka hiç bir şey baki değil, hepsi fani. Ahir ve Samed isimleri Baki'ye bakıyor. O'nun başlangıcı yok, sonu da yok. Zahir ve Batın, iç ve dış her şey O'na bağlı. O halde hiç ölmez olan Allah'a tevekkül et. (Furkan suresi) Ve O'nu hamd ile tesbih et. Her daim anlam ve devam olarak Hayy O'dur. O, tüm isim ve sıfatlarıyla bakidir.

Baki ismi Allah’ın Zati isimlerindendir. Kendinden ötürü varlığı zaruri olandır. (Vacibü’l- vücud bi-zatihi.) Kadim ve Ezeli, Baki ve Ebedi'dir. O'na bakan yüzü hariç her şey yok olmaya mahkûmdur. (Hüve’l-Baki) Ölümsüz sadece O'dur. (3. Lem’a)

Ya Baki Ente’l-Baki, Ya Baki Ente’l-Baki. Akşam yatsı arası zikir olarak çekiliyor. Bu ameliyat-ı cerrahi olarak kalbi temizliyor. Uzun dünyayı sever insan. Fakat hepsi fani. Esas Allah aşkı olmayınca hepsi boşa gidiyor. Mahbublar bizi terk etmeden, biz onları terk etmeliyiz. Ya Baki Entel Baki ile diğer mahbubları bırakıyorum. Hüsün ve cemallerde fani damgasını görüyorsun. (El hubbi filan,  el buğzu fillah) Allah için sevmek, Allâh için buğz etmek. Yoksa manevi cerahatler oluyor. Sana zarar veriyor. Sahici mahbub olan Allah cc.'ın güzelliklerinin gölgelerinin gölgeleridir.

Zevali düşününce insan derinden derine feryat eder. Aşk-ı bekaya yapışmak lazım. Bekâ, fıtri ve umumi bir duadır. Baki-i Zü’l-Celal, fani bir dünyayı halk etmiş. Bediüzzaman, zaman kelimesiyle bekadan bahseder. Kalbi ve ruhi hayatı ile marifetü’l-i’laya, muhabbetü’l-i’laya, ubudiyetü’l-i’laya, marziyatü’l-i’laya kapılar açar.

Uzun bir ömür ister, beka ister insan. Sukut etmenin çaresini arar, insan ve bulacaktır. Allah için görüş,  Allâh için çalış, Allâh için işle. O zaman dakikalar seneler hükmüne geçer. Hakiki vazife, mutluluk formülü, Baki-i sermediyenin ebed yoluna müteveccih olup gitmektir. O zaman lisan ve kalbi de der ki;

Hüve’l-Baki,

Hüve’l-Matlub,

Hüve’l-Evvel,

Hüve’l-Ahir,

Hüve’l-Zahir,

Hüve’l-Batın. . .

           

El-Bârî ism-i şerifi

 Her şeyin keyfiyatını hamiyet olarak mükemmel yaratan Allah Teala cc. demektir. Misalsiz yaratan demektir. Kusursuz yaratır. En güzel isimler O'nundur. Yokluktan varlığa çıkarandır. Haşir suresinde, Halık-Bari-Musavvir arka arkaya geçer. Bir şeyin bir şeyden kurtulması, haletlerin afetlerden kurtulması anlamındadır. Her bir zi-hayat, çok isim ve sıfatların tecellisine mazhardır.

Bârî ismi yaratılmada kullanılmıştır. Yarattı, düzgünleştirdi, azalarını denkleştirdi, dilediği surette seni terkip etti. Allah cc. topraktan yarattı. Yarattıklarını dünya, hayvan, bitki ve insan diye ayırdı. Yarattıklarına hüsün ve zinet verdi. Her ferdin hüner ve faydaları farklıdır.

Musa (as.), günahları üzerine Bârî'ye tövbe ediyor. Risale-i Nur'da Bari ismi çok fazla geçmiyor. Ama tecellilerini içerir. Düzenli, uygun, münasip, mütenasip, ayıpsız, kusursuz ve muhtelif diye geçiyor. Misalsiz mücevherat, emsalsiz mat'umat diye geçiyor. Allah cc.'ın zevkli muciznüma bir padişahın anlatılan sanatlarını sergiliyorlar. Misilsiz bir Sanidir,  Cenab-ı Allah Teala cc.

Peygamberimiz  (sav.), kemalatıyla nev-i beşerin beşten birisini hidayet etmiş misilsiz bir risalettir. Misilsiz bir vahidiyeti var. Kimse ona yetişemiyor. Onun şeriati de misilsizdir. Peygamberimiz  (sav.) mükemmel bir ferddir. Allah Teala cc. Kur'an-ı Mu'cizü’l-Beyan'ı ona indirmiştir. Sahabeleri de mümtaz şahsiyet sahibi idiler. Cennet ve cehennem, iki meyve, iki netice, iki havuz, iki tecelligahtır. Semavat melaike ile doludur. Onlar orada görevli memurlardır.

Her ferde münasip bir vücut verilmiş. Yaratılan bütün uzuvlar mütenasiptirler. Muntazam yaratılmışlar. Uzuvların her bir ihtiyacı farklıdır. Tabiat âlem-i şehadetin uzuvlarındandır. Lisan, göz, kulak hepsinin ayrı ayrı şükürleri, ubudiyetleri var.

Berde ve bahirde bütün yaratılanlar en güzel şekilde rızıklandırılırlar. Meyveler, nutfeler, tohumlar, çekirdekler Levh-i Mahfuz'u gösterir. Sanatlarıyla eserleri Allah Teala cc.'ı gösteriyorlar. Karışık ve birbirine benzeyen tohumlar, midedeki gıdalar kemal-i imtiyazla birbirlerinden ayrılıyorlar. Bu şekilde her şeyde, kemal-i hikmetle, kemal-i kudreti gör.  

           

El-Basîr ism-i şerifi

Esmaü’l-Hüsna'dan subuti sıfatlardandır. Görmek, bilmek, sevmek, gözüyle gören, gerçeği idrak eden demektir. Basar kökünden geliyor. İsm-i Semi’ ve Habir'e yakındır. Bakmak nazardır,  görmek ru’yettir. Subuti sıfatların manevi grubundandır. Semi’, Basir Hayy'dandır. Basir gözle sezmek, mübsir gözle görmek demektir.

Allah Basir'dir, herşeyi görür, hiçbir şey ondan saklanamaz. Herşey O'na şuhud derecesindedir. Basir'in küçük bir tecellisiyle insan da görür. Basir sıfatını hakkıyla anlamak mümkün değildir. Cenab-ı Hak herşeyi her boyutuyla görür. Zerrelerden şemslere, papatyalardan galaksilere,  balıklardan  semavatın kandillerine kadar herşeyi aynı anda görür. Basir olduğuna bütün kainat şahittir. "Ne yaparsanız yapın, Biz hepsine şahidiz." "Göklerde ve yerde olanları Allah cc.'ın bildiğini görmüyor musunuz?" İkinin üçüncüsü O'dur. Üçün dördüncüsü O'dur. "Allah Teala cc. herşeyi görür, duyar. Öyleyse ne konuştuğunuza dikkat edin." Gözler O'nu idrak edemez. O herşeyi görür, O'nun Basir ismi herşeyi kuşatır.

İnsandan utanıp Allah cc.'dan utanmayan,  Allâh cc.'ı hafife almış olur. Basir ismini bilen kişi, O'nu görür gibi ibadet eder. Basir ismini bilen kişi, daima ibretle bakar. İman-ı tahkiki ve kuvvetiyle, marifet-i Sanii ile Halık-ı Rahimine öyle ibadet eder.

Göklerde ne var bak, meyvelerine olduğu zaman bak, kemiklere bak, onlara nasıl et giydiriyoruz, bak ve gör. Risale-i Nur'da böyle geçiyor. Dualara hakimane, rahimane, basirane cevap verir. Hal ile ve kal ile dualar vardır. Cemalli kemalli bütün sıfatlar O'na aittir. Semi’ü’l-Basir'dir. Herşeyi işitip görür ve cevap verir. Hüve’s-Semi’ü’l-Basir. Hakimane, kerimane, rahimane, rezzakane terbiyesiyle herşeyi idare eder. Bütün gördüklerimiz, buğday, üzüm, karınca vs. herşey O'nun emri altındadır. Kur'an'da da bir göz var ki, onunla bakar, herşeyi gerektiği gibi görür.

Allah en küçük hayvanı görür, işitir, ona istediğini verir. O çok mertebelerde bol ihsan edendir. Basar ve basireti ile herşeyi anlar, kavrar, bilir.

İnsanlarda semia, basira, zaika, saika ve şaika var. Gözü, gözü verene satarsan, Allâh cc.'ın izniyle büyük mükafata kavuşulur.

           

El-Afüvv ism-i şerifi

Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet. (Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav.)'in eşi Aişe'ye Kadir gecesinde etmesini söylediği duadır.)

Afüv, günahları, kusurları silmek, imha etmek, yok etmek, ortadan kaldırmak, günahları affetmek, örtmek, gizlemek, tamamen yok etmek, başkalarına göstermemek, günahları kalplerden çıkarmak, hiç olmamış gibi yapmaktır.

Adaletinle değil rahmetinle muamele eyle bize ya Rabbi!

Affedici,  günahları silip sahibini cezalandırmaktan vazgeçen, kullarını çok çok affeden, affı çok olan, günahları mağfiret eden, merhametli, daima affeden, günahlardan dilediğini affedendir. Hata etmek kulların fıtratındandır. Allah Teala cc.'ın özelliği ise affediciliktir. Kur'an-ı Kerim'de çok yerde geçer. Nasuh tövbesi yapmak gerektir. Günahlardan tövbe edip bir daha yapmamaktır.

Bediüzzaman der ki; hazır lezzeti gelecekteki esas lezzete tercih etmek insanın özelliklerindendir. Günahlara yaklaşmamak gerekir. Yoksa kurtuluş zorlaşır. Günah işlemek imansızlıktan değil, kötü zan ve hasedinden olur. Fenalık peşinde koşmamak, heveslere ve insi ve cinni şeytanlara uymamak gerekir. Şeytanların adımlarını izlemeyin, yoksa zor duruma düşersiniz. Allah Teala cc. bizim yar ve yardımcımız olsun inşallah. Kusurları görüp onlardan kurtulmaya çalışmak gerekir.

Bediüzzaman, cezalandıran Allah'ın, tövbe edildiğinde affedeceğini yazar. Bu asrın acip hassası, tövbe edilmekle affedilmeyeceğini zannetmektir. Halbuki Allah Teala cc. 'ın affı çoktur. Ümidi kesmemek gerekir. İnsanlar çoğunluğa uymakla yoldan çıkarlar. Çünkü çoğu kişi kötü yola çağırır.

 

El-Celîl ism-i şerifi

Esma’ü’l-Hüsna’dan biridir. Celal, azamet ve kudret sahibi demektir. Heybeti akılları hayrette bırakır.

İsm-i Cemil Allah'ın güzel yaratması demektir. Celil isminde ise haşmet ve büyüklük vardır. Celil ismini kâinattan okuruz. Celal içinde Cemal görünür. İlahi isimlerin celil neticeleri vardır. Allah Teala cc. Celildir, Eceldir, Zü’l-Celali ve’l-ikramdır. Allah'a denk yoktur.

Kullarının itaatından memnun olur. İtaatsizlik O'nun azamet ve kibriyasına dokunur. Peygamberimiz (sav), Zü’l-Celali ve’l-ikram hakkında "Her şey fani, O bakidir."  demiştir. Perdelerin arkasında O,  Zü’l-Celali ve’l-ikram vardır.

Bediüzzaman'a göre Allah hayvanlara ikramda bulunur. Hayvanlar O'nu tesbih kendi dilleriyle ederler. Mesela bülbül en latif bir tesbihle en latif bir güle karşı Allah'ı cc. zikr eder.

İnsan bütün mahlûkatın zikrini görebilir, işitebilir. Allah’ına cc. güvenir. İnsanın menfaati için her şey yaratılmıştır. Bitip tükenmek bilmez. Dört nehrin cennetten geldiği söylenir. Kul Allah'ın nimetini anlar. O'na şükreder. Allah'ın güzel kulları O'nu en iyi takdir edenlerdir. İman edenler nurlu simalıdırlar. Peygamber (sav), Müslümanlara en büyük yol göstericidir.

           

El-Hâdî ism-i şerifi

Allah Teala cc.ın isimlerinden, hidayet veren, doğru yolu gösteren, başarıya ulaştıran anlamlarındadır. Kur'an'da hidayet vermek, hidayete ulaşmak olarak geçiyor. Furkan  (31.ayet) suresinde, Taha suresinde, Enbiya suresinde, Muhammed  (17. ayet) suresinde, A’raf suresinde geçiyor. Fatiha'da “bize doğru yolu göster” diye geçiyor.

Hidayet amaca ulaştırır. İnsanın amacı hayır olmalıdır. Allah Teala cc. Kur'an-ı Kerim ile biz insanlara doğru yolu gösteriyor. Tevfik, amelen başarıya ulaştırmak, ilmen irşaddır. Peygamberler Hadi isminin yardımcısıdırlar. Gayeleri, insanlara yol göstermek ve yetiştirmektir. Hidayet Allah'tandır. İman ile baki cenneti kazanır insan.  

Kur'an imana yol açar. İman ile inayet hidayet olur. Şifa büyük bir nimettir, hidayet daha büyük bir nimettir. Nimet içinde nimeti vereni hatırlamak gerekir. Nimeti bilmek tevhid ile mümkündür. Nimet Allah'tandır.

Kurtuluş Savaşında olduğu gibi, bütün milletin hasenatı bir kişiye verilmez. Bu milletin başarısıdır. Sad bin Ebi Vakkas, çok yerler fethetmiş. Peygamber (sav.) söylemiş; “Hidayete sebep olacaksın” demiş, haber vermiş.

Kur'an-ı Kerim bütün asırlara hitab ediyor. Hidayetin semeresi imandır, yine kendisidir. Nefsi hidayete kamçılamak saadet-i dareyne açılan ruhun kemalatıdır. Hidayet lezzettir. Ağacın meyvesi gibidir. Bir kişi seninle hidayete erse, sahra dolusu kırmızı koyunlardan üstündür. Diyanet hidayete vasıtadır. Bediüzzaman da Risale-i Nur'larla bir vasıta olmuştur.

 

El-Kadîr ism-i şerifi

(El-Muktedir) Allah  cc.ın kudret sıfatıdır. O, sonsuz kudret sahibi Kadir'dir. Herşeye gücü yeten Muktedir'dir. Kudretini ihsan edip gösterendir. Kudret subuti sıfatlardandır. İhsan'da irade-i cüz'iye var.

Musa (as.), firavuna gittiğinde Allah’a inanmasını, öldüren de, dirilten de Allah olduğunu söylediğinde, “Onu ben de yaparım” demiş. İki kişi çağırıp, birini öldürttürüp birini bırakmıştı. "Bak birini öldürdüm, birini yaşattım." demiştir. Bunun üzerine Musa (as.), "Benim Rabbim güneşi doğudan doğurur, batıdan batırır. Sen batıdan doğur." demiştir. Tabii ki bunu yapamadı. O, dilediğini yapan, dilemediğini yapmayandır. Gücü kendindendir.

Güneş bize yakındır, biz ise ona uzağız. Fakat güneş kudret sahibi değil. İstediğini yapamıyor. Cenab-ı Hakkın sonsuz kudreti var. Cenab-ı Hakkın kudreti zatidir  (kendindendir). Acz, fakr onda yoktur. Yasin suresinde "kün fe yekün" diye geçer. "Ol der, oluverir. Yaratılmanız da tekrar diriltilmeniz de ona kolaydır. Zi-hayatı yaratan O'dur. Eserleri,  "maşallah, barekallah, sübhanallah" dedirtir. "Elhamdülillah, la ilahe illallah,  Allahü Ekber" dedirtir. "Ve hüve alâ külli şey'in kadîr "diye geçer. Herşeye gücü yetendir.

Kur'an-ı Kerim başlı başına bir mucizedir. Kur'an-ı Kerim'in her bir harfi, her bir kelimesi birbirine bakar. O'nun kudretinin yetmediği hiçbir şey yoktur. Azizü’l-Gafur'dur. Mülkün sahibi O'dur. Bize (insana) irade vermiş, yol göstermiştir. Doğru yolu seçen insandır. Allah Teala cc. kafirleri hidayete erdirmez. Raufü’l-Rahim'dir. Malikü’l-mülk O'dur. Göklerin ve yerlerin hükümdarı, Allâh cc.'tır. O herşeye kadîrdir.

Gece gündüzün peşpeşe gelmesinde, akıl sahipleri için bir ibret ve işaret vardır. Haşir bir gerçektir. Ankebut suresinde haşirden bahseder. Haşir risalesi Barla'da yazıldı. O, yarattığını tekrar diriltmeye kadirdir. Kadir suresinde ise, kadir gecesinin bin aydan hayırlı olduğu yazar. Allah cc.'ın lütfü büyüktür. Kudreti herşeye bani olandır. Bakara suresini çok okuyun diyor, peygamberimiz (sav.). Amene’r-Resulü, Ayete’l-Kürsi ondadır. Kadir'e dost olun diyor. Başka dost bulamazsınız. Gerçek dost O'dur. Allah cc. sizi güçsüz yarattı. Sonra size güç verdi. Ardından güçsüzlük,  ihtiyarlık verdi. O Alimü’l-Kadir'dir.

Esmaü’l-Hüsna bir bütündür. Nahl suresinde "Ve lillahi’l-meselül alâ", en güzel isimler O'nun dur, der. Her şey nizam altında, karmakarışıklık yok. Kur'an'da münafıklara hitap var, ehl-i imana da hitap var. Doğru yoldan gidenlere altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Baharı halketmek bir çiçek kadar kolaydır, O'na.

Ey insan, yaptığın hizmet ve ubudiyet boşa gitmez. Fani dünyan için, baki cennet seni bekler. Halık-ı Rahim'in vaadine itimat et. Elbette seni onun içine alacaktır. İbrahim (as.) Allah Teala cc.’ın yaratmasına gönülden inanmak, emin olmak için bunu rabbinden istemiştir. Kuşların ölüp tekrardan yaratılmasına şahit olmuştur. Abdülkadir Geylani ise bizzat "kum biiznillah" diyerek yediği tavuğu Allah cc.’ın izniyle diriltmiş. Keramet göstermiştir. Doğrusu O herşeye Kadîr'dir.  

 

El-Gafûr ism-i şerifi

Affediciliği tam olan demektir. Kullarının kusurlarını melaike ve ruhanilere karşı örtendir. Muhakkak ki Allah Teala cc. bütün günahları bağışlar (kul hakkı dışında). O Gafur ve Rahim'dir. (Zümer suresi) Gafir, bir şeyi örtmek, gizlemek, ıslah etmek, bir kimseyi bağışlamak anlamındadır. Allah cc.'ı Esma’ü’l-Hüsna ile tanımaya çalışıyoruz. Büyük affedicilik O'nundur. Azamette sonsuzdur. Hatalarımızı bağışlatmak için çalışılmalıdır. Ķüfürden başka herşey affediliyor. Vahşi, Allah'ın aslanı Hz. Hamza'yı şehit ediyor. Fakat daha sonra Müslüman oluyor. Ve Allah Teala cc. onu affediyor. Tövbe eden, af dileyen kullarını Allah Teala cc. bağışlar. En hayırlısı tövbe üzerinde ölendir. Gafur ismi, ne kadar ümit verici bir isimdir. Secde ayetinde "semi'na a'tayna gufraneke Rabbena ve ileyke’l-masir" diye geçiyor.

Fetih suresinin son ayetlerinde büyük bağışlanma olduğu anlatılıyor. Nasr suresinde, insanların bölük bölük İslamiyete gireceğini ve sen Rabbini çok an ve tesbih et diyor. Tövbe etmenin de şartları vardır. Tekrar günahlara dönmemek gerekir. Savaşta Hz. Ali'nin yüzüne tüküren kişiyi Hz. Ali'nin öldürmemesi üzerine İslamın bu büyüklüğünden dolayı o kişinin Müslüman olması anlatılır.

Gafuru’z-zenbi mümin suretinin diğer ismidir. Gafuru’r-Rahim, Afüvvü’l-Gafur, Gafuru’l-Şekür,  Gafuru’l-Vedud diye geçer. Gaffar, tekrar tekrar affeden demektir. Günah işlediğinde tövbe etmeli, ümitsizliğe düşmemek için Allah cc.'ın Gafur olduğunu hatırlamalıdır. Kul ise Müslümanların günahlarını affetmeli, hatalarını örtmeli, başkalarına anlatmamalı, onları bağışlamalıdır. Başkalarının günahlarını affetmeli ki, kendi de Allah Teala cc. tarafından affedilsin.

Mağfiret Kur'an'da 28 defa geçiyor. Gökleri ve yeri ve ikisi arasındakileri biz boşuna yaratmadık deniyor. Gerçek bir gaye ve hikmetle yarattık. Hiç şüphe yoktur ki kıyamet saati gelip çatacaktır. Hz. Peygamber  (sav.) günde yüz defa af diliyordu. Affedin hoş görün diyor, Kur'an'da. Tegabün suresinde (64/14) "Eğer affeder, kusurlarına bakmaz, günahlarını örterseniz şüphesiz Allah Gafur'dur. Çok bağışlayandır. Rahim'dir. Çok merhametlidir."  99 kişiyi öldüren adam rahibe, affedilip affedilmeyeceğini sorduğunda red cevabını alıyor ve onu da öldürüp 100'e tamamlıyor. Bir hocaya gittiğinde affedilirsin ancak tövbe edip iyi insanların yanına gitmesini söylediğinde o da dinleyip yola çıkıyor. Fakat yolda eceli geliyor. Melekler karar veremiyorlar. Mesafeyi ölçtüklerinde iyilere daha yakın olduğu anlaşıldığı için cennete kabul edildiği rivayet ediliyor. Tövbede kesin kararlı ve samimi olmak gerekiyor. Şirkten, kötülükten de tamamen kurtulmak lazım.

Cevşen'de hataları bağışlayan, bağışlayanların en hayırlısı, bağışlaması en çok olan, affetmesi en çok olan, günahları ve hataları bağışlayan, ey günahların bağışlayıcısı, kendinden mağfiret isteyenleri, hataları bağışlayan, ey dilediğini bağışlayan diye Hz. Muhammed'e anlatıyor. Kediyi açlıktan öldüren kadının cehenneme girmesi ve susuz kalmış köpeği ayakkabısıyla su içiren kötü yoldaki kadının cennetlik olması anlatılıyor. Af ve mağfiret sahibi, mağfireti geniş olan, günahları kendisinden başka kimse mağfiret edemeyen, ey affediciliği bol olan, ey affı fazlı olan, ya Gaffar, affı günahkârlara sığınak olan diye geçiyor. Allahümme hallisna, ecirna,  neccina minennar. Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah 'a mahsustur. Amin. . .

 

El-Kerîm ism-i şerifi

Cömert ve iyi ahlaklı olmak demektir. Asil, güzel ve şerefli olandır. Keremden türemiştir. Kerim sıfat olan halidir. Keremi, cömertliği nihayetsiz, kullarına istemeden karşılıksız veren demektir. Keramet Allah cc.'ın yardım ile ermiş kişilerin gösterdikleri özel durumlardır. İşte Hak Melik olan Allah Teala cc. görendir, O'ndan başka ilah yoktur. O, Kerim arşın Rabbidir. Süleyman  (as.) “bu Rabbimin fazlı keremidir”  diyor, cinlerin tahtı getirmeleri konusunda.  Şükreden kendi nefsi için şükreder. “İnsanoğlunu kerem sahibi, şerefli kıldık. Onları diğerlerinden üstün kıldık.”

Cevşenü’l-Kebir'de "Ya Allah Ya Rahman Ya Rahim Ya Alim Ya Halim Ya Azim Ya Hakim Ya Kadim Ya Mukim Ya Kerim - Seni tenzih ve tesbih ediyorum. Senden başka ilah yoktur. Eman veren sensin, Eman diliyorum; Sen bizi ateşten kurtar." diye geçiyor. Kur'an toplamak, okumak, bir araya getirmek demek. Kerim ise keremi, cömertliği bol olan demektir. Kur'an-ı Kerim'e böyle isim verilmiş. Kerim sıfatı 622 defa geçiyor.

Risale-i Nur'larda. 10. sözün 2. hakikatinde geçer. O Bahr-ı Kerem ve Rahmettir. Kerim, Rahim isminin cilvesidir. Allah cc.'ın eserleri nihayetsiz keremini gösterir. Âlem, sizden daha Kerim ve misafire sizden daha müstehaktır. Kerematın izharı, zaruret olmadan zarardır. İkramın izharı ise, bir takdis-i nimettir. Yakup (as.)'a Yusuf (as.)  hakkında sormuşlar: "Bizim halimiz şimşekler gibidir. Bazen görünür, bazen saklanır. Bazı vakit olur ki en yüksek mevkide oturup her tarafı görüyoruz gibi oluruz. Bazı vakitte ayağımızın üstünü göremiyoruz." Meşiet-i ilahiye asıldır, kader hakimdir.

           

El-Melîk ism-i şerifi

Padişah, hükümdar, sultan, hakan anlamındadır. Selçuklular bu kelimeyi kullandılar. Fatiha,  Nas ve Bakara surelerinde geçiyor. Mülkün sahibine melik deniyor. Melik kelimesinin kökeni Arapça'dır. Risale-i Nur'da 27 defa geçiyor. Melik olan Allah Teala cc.'ı herşey tesbih ediyor. Öyle bir Meliktir ki semavat ve arzı 6 günde yarattı. Arşı rububiyetinde keremdir. Gece ve gündüzü birbirinin arkasında döndürür. On sekiz bin âlemi yaratmıştır. Orada görülen et’ime rahmetinin semerat harikalarına işarettir. Oradaki nakışlar O'nun Esma’ü’l-Hüsna'sının nakışlarındandır.

Rum meliklerinden Herakl demiş: Evet, İsa (as.), Muhammed (sav.)'den haber veriyor. Rum meliki Mukavkıs demiş: “Evet, kitaplarımızda onun evsafı vardır. Ondan bahsediyorlar.” Melik-i Yemen Tübba: "Bir peygamberin zuhuru yakındır. Burası da onun hicret yeridir” demiş. Orada vefat etmiş. Herakl, dünya saltanatı için imanını izhar etmemiş. Nasrani rüesasından Şam’ın büyük dini reisleri ve melikleri evsafını görüp, iman etmişler.  “Malikü’l-mülki yetesarrafu fi mülkihi keyfe yeşau. - Mülk sahibi mülkünde istediği gibi tasarruf eder.” Kimsenin hakkı yoktur ki bana zahmet veriyorsun, benim istirahatımı bozuyorsun, demeye... Haşa! Herkes peygamberimiz (sav.) gibi herşeye maliktir. Hiç bir şikâyette bulunmaya hakları yoktur. 

 

El-Mümin ism-i şerifi

"Ben yerlere, göklere sığmam. Mümin kulumun kalbine sığarım." demiş, Allâh Teâlâ cc. Emniyette, güvenli, korku ve endişeden uzak olmak, himaye edilmek, teminat verilmek anlamlarındadır. Emn kökünden türemiştir. Güven veren, emin kılan demektir. Elinden, dilinden insanların emin olduğu kişi için kullanılır. Kâfirin karşıtıdır. Yüzünü Allah'a döndüren, hakkı tasdik edip doğrulayan, insana itimat eden kişidir. Kavram temel anlamında Allah cc.'a ismidir.

Allah Teala cc. göklerin ve yerlerin nurudur. O nur üstüne nurdur. Kâinatta bir ünsiyet ve bir emniyet var. Allah Teala cc.'ya imanla mümin nur kazanır. Bütün mevcudat bir dost memur, şirin bir kâtip olur, insana imanla. Mümin kulda Esma tecelli eder. İnsanlar imanıyla Allah cc.'ın güzelliklerini gösterir.

Güneş mümine bir lamba, ay bir kandil olur. Ampul, ne doğuya, ne batıya ait bir ağaçtan yapılmış cam fanustadır, deniyor Nur suresinde. Rabbim bizi Mümin ismiyle Kendisine ayine olan kullarından eylesin. Amin.  

 

Es-Selâm ism-i şerifi

Allah Teala cc.'ın Esma’ü’l-Hüsnasından slm kökünden gelir. Sağlam, güvende, barışık olma anlamına gelir. Arapça'da sağ ve sağlam anlamındadır. Yahudiler, Şahom Aleyhim diye selamlaşırlar. İbranice, "barış içinde yaşa" demektir. Her türlü eksikliklerden salim olup, başkalarını da her türlü kötülüklerden meşakkat, mihnetten ve afetten kullarını selamete çıkaran demektir. Peygamberimiz  (sav.)  "Allahümme entesselamü ve minkesselamü tebarekte ya ze’l-Celali ve’l-İkram" der, namazdan sonra. Allah Teala cc. selamete çağırıyor. Dilediğini doğru yola hidayet ediyor. Sekiz cennet kapısı var:

1-Darü’l-Celal,

2-Darü’l-Karar,

3-Darüs-Selam,

4-Cennetü’l-Huld,

5-Cennetü’l-Me'va,

6-Cennetü’l-Adn,

7-Cennetü’l-Firdevs,

8-Cennetü’l-Naim.

Selam olsun inanlara diye Kur'an'da geçiyor. Allah Teala cc. Darü’s-selam'a çağırıyor. Darü’s-selam esenlik bulunacak yurt demek. Allah Teala cc. dilediği kimseleri dosdoğru bir yola iletir. Selam, “ben Müslümanım, benden size zarar gelmez” demektir. Selamlaşırken eğilmek günahtır. Selam, “esselamü aleyküm” diye verilir ve “aleyküm selam” diye cevap verilir. "Ve" ile söylemek caizdir. "Ve", "dahi" demektir. Cevap verirken selamı uzatmak (ve Rahmetullahi ve berakatühü ebeden daima), sevabı arttırır. "Ayrılırken de selam veriniz." demiş, peygamberimiz (sav.). Risale-i Nur'da "Selam" çokça geçiyor. Namazda tahiyyatta selam veriliyor. Selam bize ve bütün salihlere diye söylenir. Esselamü aleyküm ya eyyühennebiyyü. Selam, peygamberimize (sav.) biat etmektir. Günde 5 defa selam, risaleti tebrik ve risalet için bir teşekkürdür. Peygamberimiz (sav.) Allah cc.'ın huzurunda bütün ibadetleri sana takdim ediyorum, demiş. Miraç'ta ubudiyetleri takdim ediyor. Hayvan, bitki, taş, toprak ve insanların salâvat ve tayyibatları bunlar. Hepsini peygamberimiz onları temsilen takdim ediyor. Peygamberimiz (sav.) Dergâh-ı Aliye'ye çıkmış, miraçta ve Allah Teâlâ cc. ona "Esselamü aleyküm ya eyyühennebiyyü" diyor. Peygamber (sav.)'e büyük şeref veriyor. Cebrail (as.) da "Eşhedü el lailahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resulühu" diyor,  en sonunda. . .

           

Es-Semî’ ism-i şerifi

Fiil ve esmalarıyla Allah Teâlâ cc.'ı tanıyoruz. Semi’ Allah cc.'ın subuti sıfatlardandır. Allah Teâlâ cc. işitir. Biz kullarına da bir nebze vermiştir. Kur'an-ı Kerim Allah Teâlâ cc.'ın konuşmasıdır. Bizim içten içe yaptığımız yakarışlarımızı işitiyor. Bütün yaratıklarının konuşmalarını işitiyor. Lisan-ı hal ve lisan-ı kal var. Bizi dinliyor. Her zaman yanımızda. Vermek istemeseydi, istemeyi vermezdi.

Mahkemelerde hukuki dinlenilme hakkı vardır.

Allah bütün isteyenlerin hacetlerini dinler. Semi’ ismi, Rauf ve Rahim isimlerine yakındır. En gizli bir ahı işitir, şefkat eder, fiilen cevap verir, memnun eder. Peygamberlerin duaları kabul edilir. Semi’-i Mucib duaları işitip cevap verir. İşitir, icabet eder, icabet etmediği yoktur. Rahim, işitici ve şefkatlidir.  Her an bir esma öne çıkar. Peygamberimiz  (sav.) öyle bir dua ediyor ki, bütün kainat onunla beraber "Allahümme Amin" diyor. Semi’, Kerim ve Kadir'dir. Herşeyi vermeye gücü yeter. Herşeyi vaktinde yetiştirir. Zamanlaması harikadır. Görmek, işitmek, ihtiyar ve irade varsa hayat da var demektir. O Cenab-ı Semi’-i Mutlaktır. Mücadele suresinde eşinden şikâyetçi kadının sesini işittiğini söylüyor. İşitmeyen, dinlemeyen Rab olamaz. İnnehü Semi’ü’l-Basir. O herşeyi işitir ve görür. Zerre miktar Allah cc.'ın işine karışılmaz. Herşeyi görür, işitir, bilir ve yapar.

- Reklam -


popüler cevapdünya atlası