EĞİTİM SİSTEMİ TASARIMI

Eklenme Tarihi: 01 Ocak 2019 | Güncelleme Tarihi: 01 Ocak 2019

Hasan KAPLAN

Eğitim Sistemi Özellikleri

Eğitim ile ilgili pek çok tanım yapılmıştır: Bireye istendik davranışların kazandırılması için yapılan amaçlı faaliyetler bütünüdür. İnsanın her yönüyle geliştirilmesi amacıyla yapılan faaliyetler olarak tanımlayabiliriz. İnsanoğlunun tekâmül yolculuğu olarak ta tanımlanan Eğitimin Sistem Tasarımı nasıl olmalıdır?

Tarih boyunca eğitim sistemi üzerine çalışmalar süre gelmiş ve çeşitli denemeler yapılmıştır. Hatta aynı zaman diliminde ülkeden ülkeye farklı sistemlerin uygulandığını ve hala uygulanmakta olduğunu biliyoruz. Aslında fıtrat ta bu farklılığı gerekli kılmaktadır.

Üstad çağdaşlarından farklı olarak Kuran-i perspektiften fıtratı esas alan Eğitim Sistemi çağrısı yapmıştır. Tarih sahnesinden çekilme sürecini yaşayan Osmanlı devletinin yeniden dirilişi için Üstad özgün eğitim sistemini sunmuştur. Bir dava ve aksiyon adamı olarak Cumhuriyetin kuruluşunda Kurucu heyete rejimin sağlam esaslar üzerinden inşa edilmesini teklif eden Bediüzzaman hazretleri Asya medeniyetinin yeniden yükselişinin çaresi olarak sunduğu Özgün Eğitim Sistemini hikmet diliyle anlatmaya devam etmiştir.

Eğitimin Eşitlik (Müsavi) Özelliği

Aslında eğitim her canlı içindir. Her canlı özelliğine göre eğitime ihtiyaç duyar. Bu anlamda ayrım söz konusu değildir. Tabi burada konumuz insan olduğu için insan öznesi üzerinden hareket etmek gerekiyor. Eğitim insan için olduğuna göre ayrım yapmak insan hakikatinden gaflet etmek demektir. Yaratılmışlık bakımından tüm insanlar bir olduğu gibi haklar bakımından da eşittir. Bu sebeple insanların rengi veya cinsiyeti, küçüklüğü ya da büyüklüğü bir ayrımın nedeni olarak görülmemelidir.

Eğitimin Şeffaflık ve Mukabele (Yansıma-Yansıtma) Özelliği

Eğitim ilgi, istek, yetenek ve ihtiyaçlara göre yapılması gerektiğinden şeffaflık ve mukabele eğitimin temel özelliklerinden sayılmalıdır. Eğer eğitim alan istekli değilse ve ihtiyaç hissetmiyorsa eğitim verenin çabası sonuçsuz kalır. O halde hem eğitim alan istekli hem de eğitim veren istekli olmalıdır. O zaman eğitimle kazandırılmak istenen beceriler sağlanabilir. Tıpkı güneşin yansıtma özelliği olan varlıklardaki yansıması gibi. Eğitim gören insanların öğrenme isteği eğitimden beklenen faydanın sağlanmasında önemli rol oynar.

Toplumların gelişmişlik düzeyi ile eğitimin nitelik boyutu paralellik arz eder. O halde diyebiliriz ki eğitime açık ve istekli bireyler eğitimden beklenen faydayı görebilir. Biz burada sadece eğitimi alan açısından konuyu irdeliyoruz. Aslında bu sacayağının birini teşkil etmektedir diğeri ise eğitimi verendir. Eğitici de hem istekli olmalı, hem de eğitim alanın ilgi, istek ve yeteneklerinin farkında olarak eğitim verebilmelidir.  Eğitimci, çiçeklerin baharda açılıp kendilerini arılara sunması gibi kendisini eğitim alanlara sunabilmelidir. Yani şeffaflık ve mukabele özelliği her iki taraf içinde gereklidir.

Eğitimin Dengelilik (Muvazene) Özelliği

Eğitim seviye ve nitelik boyutları ile dengeli olmalıdır. Sosyal bir varlık olan insan günlük yaşamında iş, aile ve toplum yaşamında dengeli olmak durumundadır. İletişim ve etkileşim içersinde insanların söz, fiil ve davranışlarında uyum ve bütünlük görülmelidir.  Böylece tutarlı bir kişilik sergilenebilir.  O sebeple Üstad lisan-ı hal ile lisan-ı kal arasındaki uyumun gerekliliğine dikkat çekmektedir. Ona göre eğitim dengeli kişilikler yetiştirmelidir.

Eğitimin Sistem ve İntizam Özelliği

Usulü, esasları, prensipleri olmayan ve işlemeyen bir sistemden beklenen neticeler alınamaz. Tabii ki konusu insan olan eğitimin de bir sistemi bir düzeni olmalıdır. Hem de intizam içerisinde işlemeli ve sistem dışı müdahalelerden azade olmalıdır. Eğitim kendi sistemi içerisinde kendi metodolojisine uygun olarak işlemelidir. Aksi takdirde ayarı bozulmuş saat gibi sağlıklı işlemeyen eğitim sisteminden istenen sonuçlar alınamaz. Aslında ilahi kudretin kâinata koymuş olduğu ve şaşırmadan intizam içerisinde işleyen sistemden bilgi ile yararlanılabilir. Aynı zamanda eğitim bir bilgi ve bir sanat işidir. Ölçüsüz, endazesiz sanat olamayacağına göre, bilgi ve maharet eseri olan eğitim sistemi bir ölçü, bir düzen ve intizam içersinde işlemelidir.

Eğitimin Nasıl -  Niçin Hakikatleri Özelliği

Yüzeysel anlamda insanoğlu her alanda çok yol almasına karşın işin hakikatine tam nüfuz edememiştir. İnsanlık kâinatta cari olan tekâmül kanuna uygun olarak tarih boyunca önemli bilimsel gelişmeler kaydetmiştir. Maddi alanda her gün belki her an yeni buluşlara kapı aralanmaktadır. Göz ardı edilen ise maddenin özü, içi, manevi yönüdür. Eğitim yaratılış nedeni olan ve insanı insan eden maddenin bu manevi yönü üzerine yoğunlaşmalıdır. Eğitim İlahi gaye dediğimiz hikmet arayışı içerisinde olmalıdır.  Yani “Nasıl” sorusunu “Niçin” sorusu ile desteklemelidir. Çünkü nasıl ve niçin soruları birlikte olduğunda anlamlı cevabını bulur. Yani “nasıl-niçin” sorusu ile anlam kazanır.

Eğitimin İhtiyaçları Karşılama Özelliği

Öğrenme ve elde etme isteği ihtiyaçları doğurmuştur. Doğal olarak bu ihtiyaçların karşılanabilmesi için de eğitime ihtiyaç duyulmaktadır. Bu durumun tabii neticesi olarak eğitimin öğrenme ihtiyaçları üzerine kurgulanması gerekmektedir.

Tekâmül yolculuğunda önce meyil gelir. Bu eğilim yoğunlaştıkça ihtiyaca dönüşür ihtiyaç arttıkça da iştiyaka dönüşür. İştiyak arttıkça incizap artar. İnsanın iç âleminde başlayan bu yolculuk onun istidat ve kabiliyetlerinin gelişmesini ve yeteneklerinin beceriye dönüşmesini sağlar. Bu insanın mükemmele gitme ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Hiçbir varlık fıtrat kavramı kapsamında ifade edebileceğimiz bu gelişim kanunundan azade olamaz. Her varlığın ihtiyaçları bakımından bir doyum noktası vardır. İşte o doyum noktasına onun kemal noktasıdır diyebiliriz.

Eğitimin İhtiyaç Hiyerarşisi Özelliği

Her bireyin farklı ve özgün yaratılması ihtiyaçlarında da farklılıkları beraberinde getirmiştir. Bu ihtiyaçlar hiyerarşisi insanların farklı istidat ve yeteneklerinin geliştirilmesine imkân vermiştir. Buna bağlı olarak bilim alanları da çeşitlenmiş, hatta zaman içerisinde bu çeşitlilik daha da çoğalmıştır. Dolayısı ile farklı ürünler üretilmeye başlanmıştır. Bilimsel gelişmelere bağlı olarak artan ihtiyaçlar insan yeteneklerinin gelişmesine etki ederken ürünlerinde geliştirilmesine ve çeşitlendirilmesine imkân vermektedir.

Eğitim, insanların maddi ihtiyaçları kadar manevi ihtiyaçları da karşılamak için içerik ve derinlik bakımından bir muhtevaya sahip olmalıdır. Akıl, kalp, ruh, vicdan, latifeler ve hislerin tatmini ve tefekkür manevi ihtiyaçların tatmini kategorisinde görülmelidir.

EĞİTİMİN SEKİZ KANUNU

Eğitimde Rububiyet (Hikmetle Biçimlendirme) Kanunu

Her varlık kader programında kendisine tevdi edilen istidat ve yetenekleri ile çıktığı mükemmeliyet yolculuğunda Rububiyet kanununun gereğini yapar. Buna göre eğitimde; öğrenciye gerekli yönlendirme yapılarak belirlenen hedeflere ulaşması, istidat ve yeteneklerini geliştirebilmesi  için uygun şartlar oluşturulmalıdır.

Eğitimde Kerem Kanunu

Eğitim öğrenciye değerli olduğu hissi, şevk ve lezzet vermelidir. İnsanın hazır lezzete olan eğilimi dikkate alınmalıdır. Nitekim varlıklar bir takım amaçlarını gerçekleştirirken o hizmetin ücretini aynı hizmet içerisinde lezzet olarak alıyorsa eğitim de keyifli bir ortamda keyifli bir şekilde gerçekleştirilebilmelidir.

Eğitimde Tahsin ve Cemal Kanunu

Eğitim bütün unsurları ile değerlendirilerek Tahsin ve Cemal kanununu yansıtacak bir biçimde gerçekleştirilmelidir.

Gerek eğitim faaliyeti gerek eğitim ortamı gerekse ders materyalleri içerik ve derinlik bakımından bir armoni teşkil edecek şekilde düzenlenmelidir. Albenisi yüksek eğitim ortamlarında gerçekleştirilen eğitim faaliyetleri eğlenceli hale gelir ve öğrenim kolaylaşır.

Eğitimde Rahmet Kanunu

Eğitimde elde edilen kazanımların yaşam boyu geliştirilmesi hayati öneme haizdir. Gelişen ve değişen hayat koşulları ve insan fıtratı gereği bu yapılmalıdır. Elde edilen kazanımların farkına varan insanda uyanan memnuniyet hissi, onun gayret duygularını harekete geçirir. Böylece eğitim sürekli hale gelir ve sürdürülebilir bir gelişme mümkün olabilir.

Öğrenim sürecinde bir ödül gibi değerlendirilen somut çıktılar öğrenmenin sürekliliği açısından önemlidir. Bu hayat boyu öğrenmenin de temel esprisini teşkil eder.

Eğitimde Hikmet Kanunu

Eğitim insanoğlunun ihtiyaçlarına cevaplar içermelidir. Onun için eğitim bilgiyi dikkatli, yerinde ve gerektiği kadar vermelidir. Bundan fazlası ve gereksiz bilgi emek, zaman, bilgi ve insan israfından başka bir şey değildir. Bu bağlamda vasıfsız insanların eğitim yoluyla yeteneklerinin geliştirilmesi ve yeniden inşa edilerek topluma katma değer katan bir birey haline getirilmesi önemlidir.

Eğitimde Adalet Kanunu

Eğitim fert ve toplumda kâinattaki adalet sistemine uygun adil olma duygu ve becerisini geliştirmelidir. Bu adalet duygu ve becerisi kişiler arasında olduğu kadar tüm canlı ve diğer varlıklar içinde hissedilmeli ve uygulanmalıdır.

Adalet kin, hiddet ve nefreti reddeder, suçun şahsiliği prensibini esas alır.

Eğitim Kur’an-ı Kerim’in dört esasından biri olan adalet esaslarına dayanmalıdır.

Eğitim fen ve sosyal bilimler fark etmeksizin bütün alanlarda bu ince hakikatten vazgeçmemelidir.

Eğitim Allah’ın Adil isminin tecellisi olarak insanların, çevrenin ve diğer varlıkların adil bir şekilde var edildiği hakikatini öğretmelidir.

Eğitimde İlahi Bilgi Örgüsü (İlm-i Muhit) Kanunu

Eğitim ilahi bilginin kâinatı ihata eden hakikati açık ve net bir biçimde vermelidir. Bu hakikatin ışığında eğitim bilimlerde bilgiler arası ilişkilendirmeye dikkat çekmeli; kâinattaki ilişkiler ağı gerçeğinden hareketle yetişen nesillerin yeterli ve analitik bir bilgi ile donanmasına imkân sağlamalıdır.

Eğitim çıktıları olan fertlere hikmetli, inayetkâr ve lütufkâr davranışlar dediğimiz erdemleri kazandırmalıdır.

Eğitimde Fıtrat Kanunu

Eğitim varlıklarda görülen sade gerçekliği öğretmelidir. Bu hakikat, yalan söylemeyen temiz fıtrattır.

Öğrencilerin fıtratlarına derç edilmiş olan istidat ve kabiliyetler ile temiz mizaçları onların nasıl yetiştirilmesi gerektiği konusunda yol göstericidir.

 

popüler cevapdünya atlası