Dinsiz felsefenin kafa yorduğu meselelerin hepsi de çıkmaz sokak

Eklenme Tarihi: 18 Mart 2015 | Güncelleme Tarihi: 06 Ocak 2017

 

Dr. Ömer ŞEKER’in Risale Akademi Cuma seminerinde vermiş olduğu “Felsefenin Hikmete İnkılabı” konulu seminerinden notlar:

Akıl önemli bir nimettir.

Varlık nedir? Varlıklar, insanlar nereden gelip nereye gidiyorlar ve bu dünyada vazifeleri nedir? Halden hale değişiklikler ne anlama geliyor? Felsefe ve akıl hep bu soruların cevabını aramaktadır.

Ortada iki silsile var. Birisi peygamberler silsilesi, diğeri de hep bu sorularla meşgul olup cevap arayan felsefeciler silsilesi.

Bir kısım insanlar varlığa bir anlam veremedikleri için kendilerini de inkâr etmişlerdir.

Materyalist felsefe maddenin ezeli olduğunu düşünüyor ve her şeyi maddede görüyor. Dinsiz felsefenin kafa yorduğu meselelerin hepsi de çıkmaz sokaktır.

Evrim teorisine göre tekâmül kabul edilecek olsa, varlığın tamamen insana dönüşmüş olmasını gerektirecektir.

İnsan hayra ya da şerre meyli olan bir varlıktır. Diğer varlıklarda bu yok. Çünkü insanda irade ve akıl var, ene var.

Felsefe eneye “kendine maliktir” diyor. Ene mülkü taksim ediyor. Bu sefer de sayısız malikler ortaya çıkıyor.

İnsanın yaratıcı olabilmesi için öncelikle ölmemesi, hayatını muhafaza edebilmesi lazımdır. Nefis, lezzetlerin peşinden koşar ama sonunda ölür. Kâfirin Allah’a düşmanlığı da buradan anlaşılıyor.

Ene Rabbini tanımak istemiyor. Cenab-ı Hakkın sıfatlarını kendinde vehmediyor.

Allah Halıktır, Ezeli ve Ebedidir, her şeye maliktir. Biz ise Cenab-ı Hakkın mahiyetini anlamaktan aciziz. Biz Allah’ı ancak kudretinin tecellileri ve eserleri ile tanıyabiliriz. Allah’tan gayrısına masiva diyoruz. Allah’ın yarattıklarının hepsi de aciz, mülk ve memluktür, varlıkları Allah’a bağlıdır. Varlıkların içinde en aciz olan da insandır. Çünkü Allah’a daha çok muhtaçtır.

Bize Halıkımızı tanıttıracak üç muarrif var:

1-Kitab-ı kebir-ikainat. Bu kitapta hiçbir karışıklık yok, aklımıza ilk olarak nizam ve intizamı getiriyor.

2-Kur’an-ı Kerim. Kitab-ı kebir-ikainat ile uyumluluk içerisindedir.

3- Kur’an-ı Kerim’i bize tebliğ eden ve bize Halıkımızı tanıttıran Hz. Muhammed (asm).

Mirac hadisesi sadece Peygamberimize nasip olmuştur. Gayb âlemlerini ve Allah’ı görüyor.

Tılsım-ı muammaları peygamberler silsilesi çözmüştür. Felsefeciler çözemedikleri gibi, bir de karmakarışık etmişlerdir.

Allah her şeyi, kendini insana tanıttıracak bir surette yaratmıştır.

Felsefeciler kendilerine göre yeni bir düşünce sistemi geliştirmişler ve ayetlere karşı gelmişlerdir.

İnsan inat ederse, marifet açılmıyor. İman etse, ayetleri ve peygamberleri dinlese, hakikat açılacaktır.

Melekler sadece hayır işlemek üzere yaratılmışlardır. Hayvanların ise bir sorumlulukları yoktur. Şeytan da sadece insanları şerre yöneltmeye kabiliyeti olan varlıklardır. Ama insana gelince hem hayra, hem de şerre kabiliyeti vardır. İnsan şeytanı dinlerse, şer makinesine dönüyor. Peygamberi dinlese, hayır işlese, adalet ve ibadet meydana geliyor.

İnsanın hareketlerini tanzim eden Allah’ın Kelam sıfatından gelen şeriatıdır. Tabiat ise Kudret sıfatından geliyor. İnsan şeriata kulak verirse, helal ve harama dikkat ediyor, bu ubudiyet oluyor. Adalet de buradan çıkıyor. Hakka hukuka dikkat çıkıyor.

Kanunları çıkaranlar öncelikle kendilerine tatbik etmelidirler. İnsanda Allah’a kulluk olmasa, ortalık zulümden geçilmez oluyor. Felsefenin dediği gibi, güçlü olan zayıf olanı eziyor. Dünya savaşları dinsiz felsefenin ihdas ettiği asılsız değerler yüzünden çıkmıştır.

Batı medeniyetinin verdiği lezzetler ve nimetler bir fayda vermiyor nikmete dönüşüyor.

İnsanlık hakikati arıyor. Onu da bildirecek olan Kur’an ve Peygamber Efendimizdir. Bu zamanda Nebevi hakikatleri Risale-i Nur vermektedir. Dünya nizamı Kur’an’a ve prensiplerine uymakla sağlanabilir.

Felsefe ne insanın enesini, ne de kâinatın mahiyetini çözememiştir. Dinsiz felsefe her şeyi birbirine düşman etmiştir.

İnsan Allah’ın sıfatlarını ancak ene ile anlar.

Varlığın anlamı da Yaratıcısının sıfatlarını yansıtmasıdır.

 

popüler cevapdünya atlası