Din anlatımı ve Bediüzzaman’ın getirdiği yenilikler

Eklenme Tarihi: 16 Aralık 2021

Himmet UÇ

Bizde geleneksel İslam düşüncesi Kur’an ve Hadislere dayanarak ilahi emirler ve yasakları anlatır. Bu yüzyıllardır böyle devam edip gelmektedir. Bazı mutasavvıflar, küçük hikayelerle, teknik olarak gelişmemiş anlık kurgularla dini hakikatlere kapılar açmışlardır. Hazreti Mevlana da yine hikayelerle anlatımda büyük bir dehadır. Bunların hikayelerle anlatılmasının nedeni nedir? Yine kaynak Kur’an’dır. Cenab-ı Allah da Kitab-ı Celil’inde peygamberlerini anlatırken onların hayatlarındaki odak olayları, en ders verici ve kalıcı kısımları anlatmış ve göstermiştir.

Hz. Nuh’un oğlu babasının arkasından bağırır, “Baba beni de al.” Hz. Nuh onu almak isterse de Allah ona kitab-ı mübindeki şekliyle “Ya Nuh Leyse min ehlik, o senin ehlinden değildir” diye buyurmuştur. Bu aileden birinin büyük adam veya veli olmasıyla bütün aileyi kurtaracak diye bir şey yok, peygamberin oğluna faydası yok. Hz. Peygamber (asm) kızı Fatıma’ya “Kızım ben babanım diye bana güvenme, kendini kurtarmaya bak” demiş.

Cenab-ı Allah, peygamberi vasıtasıyla özellikle olayların ağırlıklı yönlerini, dramatize ederek, bir nevi Bediüzzaman’ın deyimi ile “Kur’an sineması” ile insanlara gösterir. Kur’an ve Roman diye bir kitap yazdım, basıma hazır bakalım ne zaman ortaya çıkacak.

Bediüzzaman ne düşündü, nereden düşündü? Özellikle İslam'ın önemli rükün, emir ve ibadetlerini Küçük Sözler’de hikayelerle anlattı. O yolu neden tercih ettiğini kendisinden dinlemek isterdim. Batı romanı isteseydi toplumu daha makul roman vakaları ile ıslah edebilirdi ama roman Bediüzzaman’ın deyimi ile “bir kitab-ı meyyittir.” Belki de insanları diriltmek için hikaye ve büyük hikaye, roman kılıklı eserler verdi.

Sözler’deki ilk dokuz hikayenin başında ihtiyar ettiği tekniği anlatır. “Sen bir asker olduğun için askerlik temsilatıyla sekiz hikayecikler ile birkaç hakikati nefsimle beraber dinle.” Bunlar askerlik temsilatı. Neden insanı askere benzetir? Çünkü insanın hayatı da asker gibi düzenli ve rabıtalıdır, kalkması, yatması, namaza çağrılması… Kul demek asker demektir.

Bediüzzaman’ın asker örneği, üzerinde durulacak bir terimdir. Kumandanın çağırması ile asıl kumandan olan Allah’ın camiye namaza çağırması arasında fark yok. Biri namus ve haysiyeti diğeri de dini kurtarır. Zaten Osmanlı’da kumandanlar aynı zamanda imam ve müderris nitelikli adamlardı, savaş da yönetir, namaz da kıldırır.

Birinci Söz’de bir temsili hikaye anlatır. Temsili demek yeni tabirle kurmaca demek yani yazar bir hikaye kurguluyor ve hakikati ona bina ediyor. Temsil de bizde uzun zaman tiyatro anlamında kullanılmış, hem hikayedir, hem de temsildir, yani tiyatrodur.

“Bedevi Arap çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki bir kabile reisinin ismini alsın ve himayesine girsin. Ta ki şakilerin şerrinden kurtulup hacatını tedarik edebilsin. Yoksa tek başıyla hadsiz düşman ve ihtiyacatına karşı perişan olacaktır.”

Romanlarda iki kişilik vardır, iyi adam ve kötü adam, bedmen. Bediüzzaman da iki adam kurgulamıştır.

“Onlardan biri mütevazi idi, diğeri mağrur. Mütevazi bir reisin ismini aldı mağrur almadı…” Fikir, iyi-kötü adam arasında netleşir, bütün kurmaca metinler de bu böyledir.

Mekan olarak dünyayı gösterir. “Şu dünya ise bir çöldür.” Neden dünyayı çöle benzetmiş, bilmem. Çölde ne yapacak?

“Şu sahranın Malik-i ebedi ve Hakim-i Ezelisinin ismini al… Ta bütün kainatın dilenciliğinden ve her hadisatın karşısında titremeden kurtulasın.”

İki adam gibi bütün canlılar, mahlukat da roman kişileri gibidirler. Onlar da Bismillah ile işe başlarlar. Bütün canlılar hayatımızın devamı için düzenli bir şekilde birbiriyle müttehidane ve dostça çalışırlar.

Bunları öğrencilerin önüne koymak gerekmez mi? Liselerde din dersi kitapları ne kadar yavan, cansız ve etkilemekten uzak.

Bediüzzaman, “Kur’an’ımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa cenneti de istemem” diyor. Bu hakikatler bu nesillerin dimağında olmasa hepimiz cennete gidelim hak mıdır, hakikat midir?

RİSALE HABER

- Reklam -