DESSAS GİZLİ KOMİTELERİN MÜTHİŞ OYUNLARI

Eklenme Tarihi: 01 Ekim 2015 | Güncelleme Tarihi: 10 Şubat 2017

Kadir AYTAR

Dessas gizli komiteler, Risale-i Nurların neşrini önlemek için her türlü yolu denemekte, hakikatler karşısında her defasında hezimete uğramakta, bu nedenle çok defalar Bediüzzaman’ın şahsını çürütmeye çalışmaktadırlar.

Bediüzzaman, şahsına ve nur hizmetine karşı oynanan bu dessasane oyunları bozanları alkışlar. Çoktan beri ruhunaihtaredilen Nur'unfahrîavukatıZiya'ya, Mahkemedezabıt kâtibiveâzâdan Hesnâ Hanıma ve sorgu hâkimi gibi vicdanlızatlara, bilhassaMüftü Osman’a,Hasan Feyzigibi çok ehemmiyetli kardeşlerine selâmlarını veminnettarlığını bildirir veözellikle hâkim-i âdilolanzâta, Risale-i Nur'un eksereczalarını hediye etmek ister.

Dessas komiteler, bu defa da Risale-i Nur'un zaif veya yenişakirtlerinivesveseye düşürerek nur hizmetine darbe vurmak istemektedirler. Bunun için de safdilbazı hocaları vebid'a taraftarı bazımuarızları kullanmaktadırlar. Risale-i Nur'un hiç zedelenmez bazıhakikatlerine karşı gelmek için, Bediüzzaman’ın şahsını çürütmekle Risale-i Nur'a ilişmek ve darbe vurmak istemektedirler.

Bediüzzaman bu darbelere karşı dostlarına ve Risale-i Nur'unşakirtlerine:

BenCenâb-ı Hakkaşükrediyorum ki,nefsimi kendime beğendirmemiş ve kusurlarımı kendime bildirmiş. Değil kendimi satmak,hodfuruşluketmek, belki kemâl-i mahcubiyetle Risale-i Nur'un mübarekşakirtleri içinde onların samimiyet ve ihlâsıyla kendimi affettirmek ve onların mânevîşefaatiyle günahlarıma birkefaret aramaktır.”

“Bana itiraz edenler, gizli ayıplarımı bilmiyorlar. Yalnızzahirîbazı hatalarımı bahane edip ve yanlış olarak Risale-i Nur'u benim malım zannedip Risale-i Nur'un nurlarına perde çekmek,intişarına rekabet etmek için derler: "Said Cuma cemaatine gelmiyor, sakal bırakmıyor" gibitenkitleri var.”

Bediüzzaman bu tenkitleri kabul eder ve haklı mazeretlerini sıralar: Şafi olduğu için cumada imam arkasında kırk adamın olması ve Fatiha okunması gerekmektedir. Bu nedenle cumanın kendisine farz olmadığını, bazen Hanefi mezhebine uyarak sünnet olarak kıldığını, fakat bunda da farz olan Fatiha’yı bitirmeden imamın rükuya gittiğini belirtir.

Bediüzzaman’ın sakal bırakmamasını da bahane ederek Nur Talebelerini vesveseye düşürmek ve şevklerini kırmak isteyen safdil hocalara karşı; sakalın sadece hocalara mahsus bir sünnet olmadığını, küçükten beri hiç sakal bırakmadığını, resmî hücumlarda bazı arkadaşlarının sakallarının zorla kestirilmesi sebebiyle sakal bırakmamasının birhikmetinin ortaya çıktığını, eğer sakalı olsaydı ve zorla tıraş ettirilseydi, Risale-i Nur'a büyük bir zararı olacağını ve buna da kendisinin dayanamayacağını ve öleceğini belirtir.

“Fakat bu zamanda, dehşetli pek çokgünah-ı kebîreden çekinmek için, buterk-i sünnetemukabil, Risale-i Nur'unirşadıyla, yirmi senehaps-i münferithükmünde işkenceli bir hayat geçirdik;inşaallahosünnetin terkine bir kefarettir.” Diyerek mazeretini söyler.

Bediüzzaman Risale-i Nur’un, kendi malı olmadığını, Kur'ân'ın malı olduğunu kesin bir dille ifade eder. Bu nedenle de kendi kusurlarının Risale-i Nur’a sirayet etmeyeceğini söyler:

“Benim ne haddim var ki, sahip olayım, tâ ki kusurlarım onasirayetetsin. Belki o Nur'un kusurlu birhâdimi ve o elmasmücevheratdükkânının birdellâlıyım. Benim karma karışıkvaziyetim onasirayetedemez, ona dokunamaz. Zaten Risale-i Nur'un bize verdiği ders de,hakikat-i ihlâsveterk-i enâniyetve daima kendini kusurlu bilmek ve hodfuruşluketmemektir. Kendimizi değil, Risale-i Nur'unşahs-ı mânevîsiniehl-i imana gösteriyoruz. Bizler, kusurumuzu görene ve bize bildirene—fakathakikat olmak şartıyla—minnettaroluyoruz, ‘Allah razı olsun’ deriz. Boynumuzda bir akrep bulunsa, ısırmadan atılsa, nasıl memnun oluruz; kusurumuzu—fakatgarazve inat olmamak şartıyla vebid'alara vedalâlete yardım etmemek kaydıyla—kabul edip minnettaroluyoruz.” (Emirdağ Lahikası-I 24. Mektup, s. 44) İfadeleri ile de şahsını Kur’an’ın malı olan Risale-i Nur’dan ayırır, ancak kusurlu bir hadim, bir dellal olduğunu belirtir ve Risale-i Nur'unşahs-ı mânevîsine işaret eder.

Bediüzzaman, ihlâsa,terk-i enâniyeteve daima kendini kusurlu bilmeye ve hodfuruşluketmemeye büyük itina gösterir. Garazve inat olmamak, bid'alara vedalâlete yardım etmemek şartıyla kusurunu gösterenlere de minnettar olur. Böylece dessas komitelerin ve onlara âlet olanların oyunlarını boşa çıkarır.

“Bâki bir hakikat, fâni şahsiyetler üstüne bina edilmez. Edilse, hakikate zulümdür. Her cihetle kemâlde ve devamda bulunan bir vazife, çürümeye ve çürütülmeye mâruz ve müptelâ şahsiyetlerle bağlanmaz; bağlansa, vazifeye ehemmiyetli zarardır.” (Emirdağ Lahikası-I 39. Mektup, s. 72)

Dessas komitelerin oyunları geçmişte olduğu gibi günümüzde de aynen devam etmektedir. Kişilerin kusurları, hataları olabilir. Onları çürütmek ve lekelemek elbette çok kolaydır. Fakat âlî Kur’an hakikatlerine leke sürmek ve çürütmek imkânsızdır. Risale-i Nur davasında şahıs yok, şahs-ı manevi vardır. Bu nedenledir ki, dünya çapında yaygınlaşmakta, emin adımlarla ilerleyerek milyonlarca kişinin imanlarının kurtulmasına vesile olmaktadır.

Bu zamanda şahısların öne çıkartılması geçersiz bir akçedir. Şahıs gittiği zaman üzerine bina edilen çok şeyler de gitmeye ve çökmeye mahkûmdur. Kalıcılık ancak kurumsallaşmayla yani şahs-ı manevi ile mümkün olacaktır. Özellikle İslam toplumlarıbunu çok dikkate almak zorundadırlar.

 

popüler cevapdünya atlası