Değerlerin Öyküleme Yöntemiyle Eğitimde Kullanılması:Küçük Sözler ÖrneğiKüçük Sözler Örneği

Eklenme Tarihi: 28 Haziran 2014 | Güncelleme Tarihi: 10 Şubat 2017

Eğitimci-YazarAli Irmak

GİRİŞ

Bediüzzaman Said Nursi’nin kaleme aldığı ve Sözler kitabının ilk Sekiz Sözünü içeren Küçük Sözler ismiyle meşhur olmuş eseri, bir takım değerlerin her yaş grubunun, özellikle pedagojik eğitim bakımından çocuk eğitiminde kullanılabilecek önemli bir eserdir.

Bu eserde konu odağındaki temel değerlerin öyküleme yöntemiyle ele alınmış olması, hem Doğu klasiklerindeki özgün hikâyeleme yönteminin “teşbih” ve “temsillerle” süslenerek, anlaşılması zor konuların anlaşılabilir şekle sokulması manidar bir yöntemdir. Hem de Batı klasiklerindeki öyküleme yönteminin mantıksal kurgularla ve bu değerleri yer yer doğrudan anlatım özellikleriyle ele almış olması önemli bir öğrenme yöntemidir.

Bediüzzaman’ın Küçük Sözler adlı eserinde yer alan hikâyeler incelediğimizde geniş bir değerler haritası önümüze çıkar. Bu amaçla 10-12 yaş (4. 5. ve 6. sınıflar) seviyelerine uygun Küçük Sözler’de geçen hikâyelerin mana yönünden anlaşılmasını kolaylaştıracak hikâyeler kaleme alındı. Bu hikâyeler asıllarını okutmaya ve daha iyi anlaşılmasına yönelik olarak kurgulanmıştır. Zamanın sınırlı olması tüm hikâyeleri burada sunmayı imkânsız kılmamaktadır. Onun için sadece Birinci Söz’de geçen hikâye ve hikâyenin dikkat çektiği kavramlar ele alınmıştır. Sunum da bu çerçevede yapılandırılmıştır.

Birinci Söz; “Bismillah her hayrın başıdır” diye başlar ve “Bedevi Arab çöllerinde seyahat eden bir adama gerektir ki, bir kabile reisinin ismini alsın ve himayesine girsin.”diye başlayan hikâye ile devam eder. Daha sonra “Evet, nasıl ki görsen: Bir tek adam geldi. Bütün şehir ahalisinin cebren bir yere sevketti ve cebren işlerde çalıştırdı. Yakinen bilirsin; o adam kendi namiyle, kendi kuvvetiyle hareket etmiyor.” diyerek örnekler vererek konuyu açıklar. Sonuçta her şeyin Allah namına yapılması gerektiğini ifade ederek Birinci Sözü sonlandırır. Birinci Söz ile İkinci Söz arasında On Dördüncü Lema’nın İkinci Makamı yer alır. Bu bölüm yukarıda alınan cümlelerle birlikte “İyi Örnek Uygulaması”nın çatısının oluşturmuştur.

Allah’ın İsimleri, kâinatta yansımalarını bütün yönleriyle göstermektedir. Çocuklarımıza değerler kazandırılmaya çalışılırken bu yön hep göz ardı edilmektedir veya her nedense akıllara gelmemektedir. Bediüzzaman, Şualar adlı eserinde; Nev-i insanın dörtten birini teşkil eden çocuklar, âhiret imanıyla insanca yaşayabilirler ve insaniyetin istidatlarını taşıyabilirler. Yoksa, elîm endişeler içinde, kendini uyutturmak ve unutturmak için çocukça oyuncaklarıyla, haylâz bir hayatla yaşayacak…” der. Değerler Eğitiminin amacını en güzel şekilde ifade eden bu sözün, teorisyenlerin ve uygulayıcıların çıkış noktası olabileceği kanaatini taşımaktayım. Değerler Eğitimin amacı çocukların insanca yaşayabilmeleri ve bu yönde kabiliyetlerini geliştirmeleri değil midir? Eğer yeniden bir inşa söz konusu olacaksa çocuklara ahiret inancının verilmesi, iki dünya arasındaki ilişkisinin dengeli bir şekilde kurulması gerekmektedir.

İki dünya arasında dengeli ilişkilerin kurulmasının en güzel yollarından biri de; Allah’ın İsimlerinin kâinatta nasıl hüküm sürdüğünün çocuk diliyle Değerler Eğitimi kapsamında çeşitli uygulamalarla verilmesi olacaktır.

Her isim birçok değere karşılık gelmektedir. Örneğin Adl-Adalet, Mümin-Güven, Doğruluk, Rahman, Rahim-Merhamet, Şefkat, Yardımseverlik, Gaffar-Bağışma,Affetme vb.

Değerlerin verilmesi ile ilgili uygulama yaparken verilecek değeri Allah’ın bir ismine bağlamayı uygun gördük. Bu görüş çocuklara bir iç kontrol sağlayacağını düşündük. Yapılan uygulamada bunu destekleyici birçok olay ve davranış gözlemlenmiştir. Eğer bu şekilde bir yola başvurulmazsa Değerler Eğitimi ile ilgili çalışmalar yavan kalacak ve kâğıt üzerinde yapılan bir etkinlikten ileriye gidemeyecektir.

Uygulama için kullanacağımız isimlerin alınmasında; Birinci Söz ve içerik yönünden faydalandığımız On Dördüncü Lema’nın İkinci Makamı’nda yer alan “Bismillahirrahmanirrahim”in açıklamaları etkili olmuştur. Bismillahirrahmanirrahim’de geçen “Rahman” ve “Rahim” isimleri uygulamada kullanılacak isimler olarak alınmıştır.

 

 

BİR İYİ ÖRNEK UYGULAMASI

HİSSEDEN YÜREKLER

(İyilik Yap Denize At Balık Bilmezse Halık Bilir)

 

HAZIRLIK

Birinci Sözde yer alan“Bedevi Arab çöllerinde seyahat eden bir adama gerektir ki, bir kabile reisinin ismini alsın ve himayesine girsin.” cümlesi ile başlayan bölüm ile “Evet, nasıl ki görsen: Bir tek adam geldi. Bütün şehir ahalisinin cebren bir yere sevketti ve cebren işlerde çalıştırdı. Yakinen bilirsin; o adam kendi namiyle, kendi kuvvetiyle hareket etmiyor.” bölümlere vurgu yapılarak Birinci Sözün ifade ettiklerine genel manada vurgu yapıldı. Birinci Söz’de genel olarak anlatılmak istenen konu üzerinde öğrencilerle paylaşımlarda bulunuldu.

Daha sonra okulun nöbetçi öğrenci uygulaması buna örnek gösterildi. Böylece çocukların Birinci Söz’de geçen hakikatlerin anlaşılması kolaylaştırıldı. Çocuklara “Şimdi sınıfın kapısı açılsa ve içeri nöbetçi öğrenci gelse, müdürün adıyla geldiğini söylese bizi istediği yere çağırabilir mi?” sorusu yöneltilerek kısa bir drama çalışması yaptırıldı.

Dramadan sonra Birinci Söz için yazılmış hikâyeden alınan ilgili bölüm okundu.

Hazırlık aşaması tamamlandıktan sonra “Hisseden Yürekler” uygulamasının diğer adımlarına geçildi.

 

Birinci Söz Birinci Hikâyeden İlgili Bölüm

(Son Bölümden…)

Hikâye Çözülüyor

Fatih ve ailesi evlerine geldiler.

Fatih,

-Yine beton yığınlarının içine geldik, diye söylendi. Fatih, elinde kutusu ile odasına çekildi. Ertesi gün okul vardı. Yapacaklarını gözden geçirdi. Nöbetçi olduğu akına geldi. O gün derslere girmeyecekti.

Sabah uyanan Fatih, annesinin hazırladığı kahvaltıyı yedi. Çantasını sırtına alıp evden çıktı. Evin önünde servisi beklemeye başladı. Bir iki dakika sonra servis göründü. Yanına yaklaştı. Kapısını açtı. Açık kapıdan içeri adımını atan Fatih, her zaman ki yerine oturdu. Yerine oturur oturmaz yanına gelen Cem,

-Bugün ikimiz de nöbetçiyiz. Yaşadık! diye Fatih’e takıldı.

Fatih, Cem’i gördüğüne pek sevinmedi. Ne zaman Cem ile arkadaşlık kursa hep başı belaya girerdi. Cem çok yaramaz, sadece kendini düşünen, güvenilmez biriydi. Başkalarının gözüne girmek için her şeyi yapardı.

Fatih, konuşmamak için elinden geleni yaptı. Ama Cem’in çenesi hiç durmadı. Okula gelene kadar Fatih’e nöbette neler yapacağını anlattı durdu.

Servis okulun bahçesinde öğrencileri bırakıp uzaklaştı. Öğrenciler sırayla sınıflarına dağıldılar. Sadece Cem ile Fatih, müdür yardımcısının odasına gittiler.

Kapıyı vurup içeri girdiler. Karşısında çocukları gören müdür yardımcısı,

-Ne istiyorsunuz çocuklar? diye sordu.

Fatih, söz alıp tam konuşacakken araya Cem girdi.

-Bugün ikimiz nöbetçiyiz! Yaka kartlarımızı almaya geldik.

Müdür yardımcısı Cem’in ani çıkışından hoşlanmadı. Bir şey söylemeden eliyle kartların olduğu yeri işaret etti.

Gösterilen yerden kartı ilk alan Cem oldu. Fatih de kartını aldıktan sonra odayı terk ettiler.

Cem ile Fatih nöbet yerlerine geçtiler. Cem yerinde duramıyor iki de bir nöbet yerini terk ediyordu. Bazen kantine gidiyor, bazen de dışarı çıkıp gezip geliyordu. Cem’in yine nöbet yerini terk ettiği bir sıra da okulun müdürü “Nöbetçi öğrenci!” diye seslendi. Kedisine seslenildiğini duyan Fatih, koşarak müdürün odasına gitti.

-5-A ve 5-B sınıflarına haber ver seminer salonunda toplansınlar. Benim gönderdiğimi söylersin.

Fatih, aldığı görevle müdürün odasından çıktı. Cem, Fatih’i görünce yanına yaklaştı.

-Hayrola! Müdür Bey bir görev mi verdi?

Fatih, Cem’in alaycı tutumu karşısında sesini çıkarmadı. Üçüncü sınıfların bulunduğu kata doğru yürümeye başladı. Cem, verilen görevi öğrenmek için ısrar etti.

Fatih, ısrarlar karşısında dayanamayarak,

-Müdür Bey, iki sınıfı seminer salonunda toplamamı söyledi, diyerek söylenen sınıflara doğru yürüdü.

Cem içinden,

-Bu işi ben yapmalıyım! diyerek üçüncü sınıfların bulunduğu kata doğru koştu. Önüne gelen ilk sınıfa dalar dalmaz,

-Öğretmenim herkes seminer salonunda toplanacak, dedi.

Cem, sözünü bitirdikten sonra, çıkmak için kapıya yöneldi.

Sınıf öğretmeni, Cem’in arkasından seslendi.

-Dur bakalım!

Kendisine seslendiğini duyan Cem olduğu yerde kaldı. Sınıf öğretmenine döndü. Kötü bir şeylerin olduğunu anlamakta gecikmedi.

Sınıf öğretmeni kızarak,

-Seni kim gönderdi? diye sordu.

Cem, ne diyeceğini bilemedi. Müdürün adıyla gelmediği anlaşılmıştı. Sınıf öğretmeni, Cem’i kızarak sınıftan gönderdi. Cem neye uğradığını şaşırdı. Koridor da bile gülme seslerini duyabiliyordu. Çok küçük düşmüştü. Koridorun başında Fatih’in 3-A sınıfının kapısından içeri girdiğini gördü.

İçeri giren Fatih, sınıf öğretmenine müdürünün adıyla geldiğini söyleyerek sınıfın seminer salonunda toplanmasını söyledi. Aynı şekilde diğer sınıfa da girdi. 3-B sınıfını da seminer salonun da toplanmalarını söyledi.

İki sınıf seminer salonunda toplanınca Müdür Bey’e haber verdi.

Müdür, Fatih’i görevini yerine getirdiği için tebrik etti. Nöbet yerine dönen Fatih, Cem’i sandalyede oturuyor buldu.

-Ne oldu? Yüzünden düşen bin parça. Canın bir şeye mi sıkıldı?

Cem cevap vermedi.

Fatih bunun üzerine lafı yapıştırdı.

-Kendi kafana göre hareket edersen olacağı buydu. Sen kulağının çekilmediğine dua et!

Başarılı bir nöbetten sonra eve gelen Fatih, oldukça yorulduğunu hissetti. Derslerinden geri kalmamak için eksik derslerini tamamladı.

Yatma vakti gelince erkenden yatağına girdi. Sağa dönüp uyumak için hazırlık yaptı. Tam gözlerini kapatacakken yatağından fırladı. Kitaplığına koştu. Kitaplığından kutuyu indirip içinden kitabını çıkardı. Hemen sayfalarını açtı. Anlamını çözemediği hikâyeyi tekrar okudu. Bugün nöbette başından geçenleri düşündü. Birbirlerine ne kadar da benziyorlardı. Kitabını kapattı. Yerine koydu. Uyumak için tekrar yattı. Birinci Söz’ü ve içinde yer alan hikâyeyi anlamaya başladığı için çok sevindi. Uyuyana kadar okuduğu Birinci Sözde aklında kalanları tekrarladı durdu.”

 

BİRİNCİ ADIM

İSİMLERİN ALINMASI

Yapılacak uygulama süresince “Bismillahirrahmanirrahim” in içinde barındırdığı “Rahman ve “Rahim” isimlerini almamızın başlangıç için iyi bir adım olacağı söylenerek bu isimlerin alınması kararlaştırıldı. Daha sonra isimler ve isimlerin hayatımızda ifade ettikleri, çevremizdeki yansımaları, bu çerçevede neler yapılması gerektiği üzerinde duruldu. İsimler ile ilgili tanımlamalar yapıldı.

Rahman; “Yarattığı tüm varlıklara ayırt etmeden nimetlerini veren, merhamet eden, onları esirgeyen ve bağışlayan, mutlak ve sınırsız merhamet kaynağı” anlamını taşımaktadır.

Rahim ismi ise; “En yüce merhametin sahibi olan, ayrıca mümin kullarına rahmetini, “Dünya ve Ahiret hayatında” daha fazla ihsan ve ikram eden, daha fazla tecelli ettiren.” Anlamlarını taşımaktadır.

İki isminde ortak noktası olan merhamettir.

Merhamet; “bir kimsenin veya bir başkasının karşılaştığı kötü durumdan dolayı duyulan üzüntü, acıma” olarak tanımlanır ama bu tanım çok yetersizdir. Bu tanım kişiyi pasifleştiren sadece “Acısan, şefkat duysan yeter.” anlayışını içinde barındıran tanımdır.

Merhamette sadece acıma yoktur bunun eyleme geçmesi de vardır. Yardıma ihtiyacı olana acımak değil ona yardım etmektir merhamet. Onun derdiyle dertlenmek, yardımına koşmaktır.

Merhamet duygumuzu geliştirmenin en güzel yollarından biri de yardım etme, iyilikte bulunma gibi davranışları sergilememizden geçmektedir.

Merhamet kavramı bu şekilde öğrencilerle paylaşıldıktan sonra merhametli insanların; çevresine iyiliklerde bulunurlar, yardımseverdirler, yaptıkları yardımlardan karşılık beklemezler, yardımlarını Allah için yaparlar gibi özelliklerine vurgu yapıldı.

Birinci adım sonlandırıldıktan sonra pratik uygulamalara geçildi.

 

İKİNCİ ADIM

TEORİDEN PRATİĞE

Uygulamanın birinci adımında teorik bilgiler verildikten sonra öğrencilerden yapılacak çalışma ile ilgili yeniden fikirlerine başvuruldu. Öğrenci fikirleri alınırken verilen teorik bilgilerin iyi oturduğu, çalışmanın öğrenciler tarafından kabullenildiği gözlendi. Öğrencilerden alınan fikirlerden sonra “Hisseden Yürekler” uygulamasının slogan cümlesi “İyilik Yap Denize At Balık Bilmezse Halık Bilir.” olarak belirlendi ve uygulamanın seyri bu cümle ile şekillendirildi.

Bu çerçevede ilk olarak öğrendiğimiz bilgilerden faydalanılarak bir sınıf panosu oluşturulmasına karar verildi.

Sınıfa getirilen renkli kâğıtlar çeşitli şeklerde küçük parçalara ayrıldı.

Küçük kağıt parçaları öğrencilere dağıtıldı.

Öğrencilerden, ilk önce kendilerine, daha sonra arkadaşlarına, ailelerine ve diğer canlı cansız her şeye iyilik yapmaları, yardıma ihtiyacı olanlara yardım etmeleri ve bu iyilikleri akşam yatmadan önce kâğıtlara yazmaları istendi.

Öğrencilere her gün yaptıkları çalışmalar hatırlatıldı. Yaptıkları iyilikleri yazıp yazmadıkları, hangi türü davranışları sergiledikleri kontrol edildi. Öğrencilerin büyük bir istekle iyilik kağıtlarını yaptıkları iyiliklerle doldurdukları gözlendi. Kağıtların alt kısmına iyilikte bulunurken hissettiklerini yazmaları da gözden kaçmadı.

İyilik kâğıtlarına isim yazılmayacağı özellikle belirtildiği için isimlerin yazılmaması konusunda özellikle titiz davranıldı. Bunun amacı öğrencilerin yaptıkları iyiliğin bir başkası tarafından bilinmesinin slogan cümlemize uygun olmayacağı düşüncesiydi.

Daha sonraki günlerde bu iyilik kağıtları bir öğrencimiz tarafında toplandı.

Slogan cümlemizde denizi temsil eden iyilik havuzumuz bir öğrencimiz tarafından yapılarak sınıfa getirildi.

Toplanan iyilik kâğıtlarının bu kaba atılacağı söylendi. “İyilik Yap Denize At Balık Bilmezse Halık Bilir.” slogan cümlemiz de böylece şekillenmiş oldu. Bu çalışma aynı zamanda öğrencilerde “Sağ elin verdiğini sol el bilmeyecek” anlayışının anlaşılmasını da kolaylaştırıldı.

Sınıfta toplanan iyilik kağıtları iyilik havuzunun içine öğrenciler tarafından birer birer atıldı. Bu adımdan sonra üçüncü adıma geçildi. Bu arada iyilik panosu da tamalandı.

 

ÜÇÜNCÜ ADIM

OKUL KERMESİ-SUNUM

Okul kermesleri Değerler Eğitiminde bazı değerlerin kazandırılmasında önemli bir araçtır. Bilinçli şekilde değerlendirildiği takdirde bu değerler kalıcı davranışlara dönüşebilir. “Hisseden Yürekler” uygulamamız için de okul kermesimiz bizim için iyi bir araç oldu. Öğrencilerimiz yaptıkları kurabiyeleri kendi paraları ile satın alıp arkadaşlarına ikram ettiler. Küçük kâğıtlara yardımlaşma, paylaşma ile ilgili “Kurabiyeni paylaş” “İkram et.” “Allah merhamet edeni sever.” vb. cümleler yazarak arkadaşlarına dağıttılar. Öylece diğer arkadaşlarında bir farkındalık oluşturturdular.

Öğrenciler tarafından oluşturulan pano kermesin proje standında sergilendi.

Örnek olarak seçilen iyilik kâğıtları panoya asılarak okundu. Uygulamamız sergiyi ziyaret edenler tarafından büyük ilgi gördü. İlgilenenlere yapılan çalışmalar adım adım anlatıldı.

Ertesi gün öğrencimiz tarafından yapılan, denizi simgeleyen kabımız sınıfa getirildi.

 

DÖRDÜNCÜ ADIM

İYİLİKLERİN OKUNMASI

İyilik kâğıtlarının okunması süreci bu uygulamanın en heyecanlı, en anlamlı, en duygusal bölümü oldu. İyilik havuzunda biriken kağıtlarımız birer birer kaptan alınarak okundu. Her kağıdın okunuşunda öğrencilerin birbirlerinin yüzlerine baktıkları gözden kaçmadı. Acaba bu iyiliği kim yaptı? diye birbirlerine sorup durdular. Ama kim kime, neye hangi iyiliği yaptığını söylemedi. Bu çalışma “İyilik Yap Denize At Balık Bilmezse Halık Bilir” cümlemizi uygulayarak öğrenmemizi, öğrendiklerimizi pekiştirmemizi sağladı.

Uygulamamızın adını taşıyan “Hisseden Yürekler” ise öğrencilerimizin iyilik kâğıtlarına yazdıkları duygularla karşılığını bulmuş oldu.

 

BEŞİNCİ ADIM

SONUÇ VE ÖNERİLER

 

Sonuç;

  • “Hisseden Yürekler” etkinliği öğrencilerin yüksek katılımı ile başarıyla gerçekleştirildi.
  • Öğrencilerde, Allah’ın isimleri ve kâinattaki yansımaları konusunda farkındalık düzeyleri arttı. Davranışlarıyla da bunu gösterdiler.
  • Öğrenci velileri ve okul idaresi tarafından yapılan çalışma takdirle karşılandı. Tüm sınıflara uygulanabileceği ifade edildi.
  • Öğrenciler yapılan çalışma ile duygularını daha iyi ifade etme olanağı buldular.
  • Öğrencilerin ifadelerinde ve davranışlarında başkalarına iyilik yapma isteğinin arttığı gözlemlendi.

 

Öneriler;

  • “Hisseden Yürekler” etkinliği okuldaki tüm öğrencilerin katılımlarıyla uygulanabilir niteliktedir.
  • Uygulanacak her değerin anlam kazanması için mutlaka manevi yönden desteklenmelidir. Bunun bir yolu da her değerin Allah’ın bir ismine dayandırılmalı ve yapılacak etkinlikler buna göre kurgulanmalıdır.
  • Yapılan uygulamaların dayanak noktası öğrencilere, uygulayıcılara, okul yönetimine açıkça ifade edilmeli, kafalarda soru işareti bırakmamalıdır.

 

popüler cevapdünya atlası