DEĞERLER EĞİTİMİ OLARAK TEARÜF-TEAVÜN PRATİĞİ

Eklenme Tarihi: 29 Kasım 2019 | Güncelleme Tarihi: 29 Kasım 2019

Ali IRMAK

Teârüf, birbirini tanıma, tanışmadır. Aynı maksatta olan insanların birbirini tanıması ve bilmesidir. Hem tanıma, tanışma teavüne, yardımlaşmaya sebeptir.

Çocuk okula resmen altı yaş civarında başlar. Daha önceki yaşlarda da başladığı olur genel olarak altı yaş anaokulu ile tanışma yaşıdır. Okulla resmi olarak ilk tanıştığında fıtratı çok temizdir. Sonra ilkokul, ortaokul ve diğer eğitim kademelerini de geçen çocuklar artık tanınmaz hale gelmektedirler. Çocuk okulla tanıştığında başına geleni bilmemektedir daha. Daha sonraları kendisindeki değişimin bile farkında olmamaktadır. Bazen de değiştiğini kabul etmemektedir.

Çocuğun ilk tanışması, okulunu tanıması fıtratına göre bir seyir izleseydi şuan eğitim sisteminin çarpıklığından, gençlerimizin bozulmasından, ailenin dejenere olmasından söz ediyor olmazdık.

Çocukların doğru bir şekilde birbirlerini tanıma fırsatı bile verilmemektedir. Sistemin çarklarına giren çocuk bazı olumsuz alışkanlıkları da kazanmış ya da bunları yapmaya elverişli hale gelmiştir. Doğru söylememe, başı sıkıştığı anda yalan konuşma, adalet kavramının gelişmemesi vb. Bu değerleri kazanmayan çocukların yarın aile kurduklarında ya da topluma karıştıklarında ortaya çıkan manzara pek de iç açıcı olmamaktadır. Toplumda ya da diğer Müslüman toplumlarla fikir birliğinin sağlanamamasının altında bunların yattığı kanaatindeyim. Kendi aralarında fikir birliği sağlayamayan, kendi toplumuna düşman olarak yetişen nesil diğer toplumlara da bakış açısı olumsuz olacaktır.

Okullarda Değerler Eğitimi son yıllarda gündeme gelen bir konu. Ama şu an itibariyle pek ciddiye alınmayan, içi boşaltılan ve gereği gibi işlenemeyen bir konu olarak karşımızda durmaktadır. Değerler Eğitiminin bu hale gelmesinde yine eğitim sistemi sorumludur. Verilmek istenen değerler eğitim sistemi ile çelişmiştir.

Örneğin çocuklara yardımlaşma değeri kazandırılmaya çalışılırken bu yardımı Allah için yapılması gerektiği es geçilmiştir. Yine başka bir örneği sevgi değeri içinde verebiliriz. Okullarımızda her şeyi sevmeyi öğretiyoruz ama Allah ve Peygamber sevgisini öğretmiyoruz. Bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz.

 “Bir nefer takımda, bölükte, taburda, fırkada birer rabıtası birer vazifesi olduğu gibi, herkesin heyet-i içtimâiyede müteselsil, revâbıt ve vezâifi vardır.”(Eski Said Dönemi Eserleri, 2010, s.466)

Okullar da toplumun küçük bir örneğidir. Okullarda her şey sınıflandırılmıştır.  Okullar kısımlara, sınıflara, hatta her öğrencinin kendine özgü numarasına kadar tasnif edilmiştir. Bütün bu sınıflandırmalar tearüf ve teavün içindir.

Burada sormak istediğim bir soru var. Okullarımıza saf, temiz yardımsever, herkesle iyi ilişkiler kurabilen, kötülük bilmeyen şekilde gelen çocuklarımız bu eğitim çarkına girdikten sonra bencil insanlara nasıl dönüşebiliyor? Nasıl şiddet eğilimli olabiliyorlar?

Burada söyleyeceklerim belki de bu panelin konu başlığıyla uyuşmayacaktır. Tearüfe sözlükten baktığımızda anlamı yukarıda da değindiğimiz gibi tanıma, tanışma diye karşımıza çıkar. Sonra da teavünle olan birebir ilişkili olduğunu görürüz.

Burada konu pratikleştirilecek ve uygulamaya dönük olarak devam edecektir.

Çocuk, okul, eğitim derken tearüf-tevün ikilisini Allah’ın isimleriyle ilişkilendirip konuyu bu şekilde ele almamın uygun olacağı fikrinden yola çıkmanın doğru olacaktır.

Adım adım gidecek olursak birinci adım isimlerin fıtrata, yeteneklere göre alınması, çocukların Allah’ın isimlerini tanıması, isimlerle tanışması olacaktır.

Bu örnek çalışmanın çocuklar üzerinde yapıldığını bir ders olarak okutulduğunu varsayalım.

Örnek isimlerimiz ilk olarak “Rahman ve “Rahim” isimleri olsun.

Çocuklara ilk önce verilen isimlerin hayatlarında neler ifade ettiği, çevresindeki yansımaları, bu çerçevede neler yapılması gerektiği üzerinde durulacak.

Bu adımda tanımlamalar çocukların anlayacağı düzeyde yapılmalı ilk tanışmada çocuklara sevdirilmelidir. Bu isim seçimi içinde geçerlidir.

Rahman; “Yarattığı tüm varlıklara ayırt etmeden nimetlerini veren, merhamet eden, onları esirgeyen ve bağışlayan, mutlak ve sınırsız merhamet kaynağı” anlamını taşımaktadır.

Rahim ismi ise; “En yüce merhametin sahibi olan, ayrıca mümin kullarına rahmetini, “Dünya ve Ahiret hayatında” daha fazla ihsan ve ikram eden, daha fazla tecelli ettiren,” anlamlarını taşımaktadır.

İki isminde ortak noktası merhamettir.

Merhamet; “bir kimsenin veya bir başkasının karşılaştığı kötü durumdan dolayı duyulan üzüntü, acıma” olarak tanımlanır ama bu tanım çok yetersizdir. Bu tanım kişiyi pasifleştiren sadece “Acısan, şefkat duysan yeter.” anlayışını içinde barındıran tanımdır.

Merhamette sadece acıma yoktur bunun eyleme geçmesi de vardır. Yardıma ihtiyacı olana acımak değil ona yardım etmektir merhamet. Onun derdiyle dertlenmek, yardımına koşmaktır.

Merhamet duygumuzu geliştirmenin en güzel yollarından biri de yardım etme, iyilikte bulunma gibi davranışları sergilememizden geçmektedir.

Merhamet kavramı bu şekilde öğrencilerle paylaşıldıktan sonra merhametli insanların; çevresine iyiliklerde bulunurlar, yardımseverdirler, yaptıkları yardımlardan karşılık beklemezler, yardımlarını Allah için yaparlar gibi özelliklerine vurgu yapılarak çocuklara konunun özü verilecektir.

Tanımlamalar ve konunun özü verildikten sonra ikinci adıma geçmek yani uygulama kısmında yaparak, yaşayarak öğrenmek çocuklarda değerlerin kazanılmasında etkili bir yol olacaktır.

Öğrencilerle bu adımlarda iletişim çok önemlidir. Onların fikirlerine başvurmak ortak bir fikirde buluşmak adına gereklidir. Çocukların yürekleri çok temizdir. Hissederler. Hisseden yüreklerle çalışmak da çok mutluluk vericidir. İkinci adımda merhamet değerinin en iyi göstergesi olan yardımlaşmayı vermek için örneğin “İyilik Yap Denize At Balık Bilmezse Halık Bilir” slogan cümlesini kullanabiliriz.

Bu cümle konu başlığında ilk önce çocukların fikirler ve yapmak istedikleri çalışmalarla ilgili bir sınıf panosu oluşturulabilir.

Sonra sınıfa getirilen renkli kâğıtlar çeşitli şeklerde küçük parçalara ayrılır ve bu kâğıt parçaları öğrencilere dağıtılır.

Öğrencilerden, ilk önce kendilerine, daha sonra arkadaşlarına, ailelerine ve diğer canlı cansız her şeye iyilik yapmaları, yardıma ihtiyacı olanlara yardım etmeleri ve bu iyilikleri akşam yatmadan önce kâğıtlara yazmaları istenir.

Öğrencilere her gün yaptıkları çalışmalar hatırlatılır. Yaptıkları iyilikleri yazıp yazmadıkları, hangi tür davranışları sergiledikleri kontrol edilir. Öğrencilerin büyük bir istekle iyilik kâğıtlarını yaptıkları iyiliklerle doldurdukları gözlenir. Kâğıtların alt kısmına iyilikte bulunurken hissettiklerini yazmaları istenir.

İyilik kâğıtlarına isim yazılmayacağı özellikle belirtilir.

Bunun amacı öğrencilerin yaptıkları iyiliğin bir başkası tarafından bilinmesinin slogan cümlemize uygun olmayacağıdır.

Daha sonraki günlerde bu iyilik kâğıtları bir öğrencimiz tarafında toplanır.

Slogan cümlemizde denizi temsil eden iyilik havuzumuz bir öğrencimiz tarafından yapılarak sınıfa getirilmesi söylenir.

Toplanan iyilik kâğıtlarının bu kaba atılacağı söylendi. “İyilik Yap Denize At Balık Bilmezse Halık Bilir.” slogan cümlemiz de böylece şekillenmiş oldu. Bu çalışma aynı zamanda öğrencilerde “Sağ elin verdiğini sol el bilmeyecek” anlayışının anlaşılmasını da kolaylaştıracaktır.

Sınıfta toplanan iyilik kâğıtları iyilik havuzunun içine öğrenciler tarafından birer birer atılır. Bu adımdan sonra üçüncü adıma geçilir.

Üçüncü adımda okul kermesleri gibi yardım yapılabilecek ortamlarda öğrencilerin sergileyeceği davranışları yönlendirmek gelir. Değerler Eğitiminde bazı değerlerin kazandırılmasında önemli bir araçtır. Bilinçli şekilde değerlendirildiği takdirde bu değerler kalıcı davranışlara dönüşebilir. Bu örnek çalışmamızda çocuklarımızın kendi harçlıklarıyla aldıklarını arkadaşlarına ikram ettikleri veya yaptıklarının sonucunda kazandıklarını yardıma ihtiyacı olanlara vermeleri sağlanır. Tüm bunlar çoğu insanlara basit gelebilir ama bu çalışmaların burada konuşulan tearüf-teavün konularının altyapısını oluşturduğunu bilmeliyiz. Çocuklar iletişimi, bilişimi buralarda öğreniyorlar. Başkalarıyla nasıl konuşacağını hangi ahlaki davranışları sergileyeceklerini öğrendikleri yer eğitim aldıkları kurumlardır.

Öğrenciler tarafından oluşturulan pano kermesin proje standında sergilendi.

Son olarak yani dördüncü adımda uzun süredir yaptıkları iyiliklerinin yazdıkları kâğıtların karıştırılarak havuzdan seçilip okunması vardır.

Dördüncü adım iyilik kâğıtlarının okunması süreci bu uygulamanın en heyecanlı, en anlamlı, en duygusal ve yapılan çalışmaların karşılığının alındığı adımdır. Kâğıda yazılan yardımların kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir. En güzeli de budur. Çocuklar yardımın Allah için yapılması gerektiğinin de farkına varmış olurlar böylece. Bu çalışma çocukların merhamet duygularını geliştirmek açısından faydalı olacaktır.

Sonuç olarak çocuklar fıtratlarına, yeteneklerine uygun isimle tanışırlarsa Allah’ı hakkıyla tanıyacaklar hem de fıtratlarına göre bir eğitim almış olacaklardır. Bu tür çalışmalara öğrenciler arasındaki iletişimin kalitesini arttıracak birbirlerine merhametli yaklaşacaklardır. Merhamet duygusu gelişen bireylerde şiddet eğilimi de görülmez.

popüler cevapdünya atlası