Bu Koca Kâinat Nasıl Temizleniyor?

Eklenme Tarihi: 15 Eylül 2014 | Güncelleme Tarihi: 07 Ocak 2017

Yazar Hasan Tanrıverdi'nin Cuma Semineri sunumudur

Bu kâinat ve üzerinde yaşadığımız yerküre, mütemadiyen işleyen ve üreten büyük bir fabrika gibi çalışır. Öyle kesintisiz çalışır ki, sürekli dolup boşalan bir misafir hane gibidir. . Bu nedenle kirlenmemesi mümkün değildir. İnsanlar dâhil tüm canlılar biryandan bilemediğimiz bir âlemden gelirler. Bize Kur’an ve hadislerin bildirdiği kadarıyla yaşayıp öldükten sonra yeni bir gayp âlemine giderler. Bütün bu canlıların arkalarında çöpler, birikintiler, çürümüş cesetler bırakırlar. Görünüşte çok temiz ve düzenli olan gökyüzü dâhil bu koca kâinatın nasıl temizlendiğine bir bakalım.

Üzerinde yaşadığımız dünyada insanlar tarafından kurulup işletilen fabrikalar artık maddelerle, enkazlar ve süprüntülerle mütemadiyen kirleniyor. Hem fabrikayı kirletiyorlar hem de çevreyi kirletiyorlar. Eğer dikkat edilip zamanında düzenli olarak süpürülüp temizlenmezse insan içinde boğulur, yaşanamaz hale gelir.

Hâlbuki bu kâinat fabrikası görünüşte temizleyeni olmadığı halde o derece pak, temiz ve latiftir ki, hiç bir lüzumsuz şey ve menfaatsiz bir madde ve tesadüfi bir kir bulunmaz, ara sıra bulunsa da çabuk temizlenir. Dünyadaki fabrikaların aksine, kâinat fabrikası o yüce ismin cilvesiyle temizlenir. Onun için üzerinde lüzumsuz ve menfaatsiz bir madde ve tesadüfî bir kir bulunamaz.

Demek bu fabrikaya bakan Zat, çok iyi bakıyor. Ve bu fabrikanın öyle temizleyici bir sahibi var ki, o koca fabrikayı ve o büyük sarayı küçük bir oda gibi süpürür, temizler ve tanzim eder.

O pek büyük fabrikanın büyüklüğü nispetinde, artık ve enkazından kalma kirli maddeleri, süprüntüleri bulunmuyor. Belki büyüklüğü nispetinde temizliğine ve intizamına dikkat ediliyor.

Eğer o daimi temizleme, süpürme ve itina ile bakmak olmasaydı, belki bir sene içinde ölen bütün hayvanların leşleri sebebiyle yeryüzü yaşanamayacak bir hale gelecekti. Yeryüzündeki hayvan ölümleri ve bitkilerin enkazları yüzünden insanlar, yaşadığı bu dünyayı sevmek yerine, nefret edip kendileri ölüme koşacaklardı.

Bir insan, bir ayda yıkanmazsa ve küçük odasını süpürmezse doğal olarak çok kirlenir, pislenir. Düzenli bir şekilde hem kendisinin, hem de odasının temizliğini yapmak zorunda. Demek bu dünya dediğimiz büyük sarayın temizliği ve paklığı çok düzenli ve hikmetli bir işlemden geçirilerek sağlanıyor. Eğer bu temizlik yapılmasaydı güzel dünyamız içinde yaşanamaz bir çöplüğe dönüşürdü.

Dikkat edilirse büyük bir temizlik de dünyamızı kaplayan atmosfer tabakasında gerçekleştiriliyor. Uzaydan gelen gök taşları, yıldızların artıkları ve zararlı ışınlar bu tabakada harika bir şekilde temizleniyor ve dünyaya zarar vermesi önleniyor. Yoksa uzaydan başımıza sürekli dağlar büyüklüğündeki taşlar yağacaktı. Zamanımıza kadar geçen süre içinde sadece ibretlik olarak birkaç taş dünyamıza düşmüş, o da hiçbir canlıya zarar vermemiştir.

Nasıl ki bir kuş, kanatlarını, bir kedi elini ve yüzünü temizlediği gibi uçak misali sürekli uzayda dolaşan bu kâinat kitabının sayfaları öylece temizleniyor, güzelleşiyor. Yüce Allah’ın “Kuddüs” isminin cilvesiyle bu arz ve kâinat da öyle temizleniyor, öyle güzelleşiyor ki, ahiret âleminin tarifi dünya mantığı ile izah edilemeyen sonsuz güzelliğini görmeyen ve imanla düşünmeyen insanlar, kâinatı ve dünyayı temizleyene değil, dünyanın bu temizliğine ve güzelliğine âşık olmak cahilliğine düşüyorlar.

İşte âlem dediğimiz bu saray ve kâinat fabrikası Hâlık’ı Zülcelâl’in “Kuddüs” isminin büyük bir cilvesine mazhardır ki, o mübarek isminin yansımasıyla gelen temizlik emirleri sayesin yeryüzünde et yiyen hayvanlar, kartallar, belki küçük kurtlar ve karıncalar cenazeleri toplayan sıhhiye memurları gibi çalışırlar, kendilerine verilen vazifeleri eksiksiz yerine getirirler. Aynı temizlik denizlerde de köpek balığı gibi temizlikçiler Yüce Allah tarafından verilen emirleri dinliyor ve yerine getiriyorlar.

Belki de o mübarek temizlik emri doğrultusunda kanımızda dolaşan al ve akyuvarlar dahi görevli bir memur olarak çalışıp bedenimizin hücrelerini temizledikleri gibi, aldığımız nefes dahi o kanı tasfiye eder, temizler. Bizim farkında olmadan her an yaşadığımız bu hadise Yüce Allah’ın “Kuddüs” isminin bir tecellisi olarak görevli memurlar tarafından kirliliğe meydan vermeden temizleniyor. Çünkü “Kuddüs” ismi temizliği ister.

“Kuddüs” isminin gereği olarak aynı ilahî emri dinleyen göz kapaklarımız gözlerimizi temizliyor. O emiri yerine getirmek için sinekler, kanatlarını süpürmek için dinledikleri gibi, koca hava ve bulut dahi dinler. Hava, zeminin yüzüne konan toz toprak süprüntülere üfler, temizler. Bulut süngeri, zemin bahçesine su serper, toz toprağı yatıştırır. Sonra, gökyüzünü çok zaman kirletmemek için, çabuk süprüntülerini toplayıp mükemmel bir intizamla çekilir, gizlenir. Göğün güzel yüzünü silinmiş ve süpürülmüş, parıl parıl parlar hale getirirler.

Bütün bu örneklerden anlaşıldığı gibi Kâinat Sultanı’nın temizlik emrini yıldızlarla, gök cisimleri, madenler, bitkiler dinledikleri gibi, bütün zerreler dahi dinlediği ve kudretli bir el tarafından sevk ve idare edildiği aşikâr olarak görünüyor.

Köpek Balıkları Denizlerin Temizlik İşçileri

Denizlerin en tehlikeli balık türlerinden birisi de köpek balığıdır. Etçil saldırgan ve hareketli hayvanlardır. Çoğunlukla bu balıklar, çeşitli omurgasız balıklarla ve gemilerden, limanlardan, atılan çöplerle beslenirler. Bu arada çeşitli eşyaları da yutarlar. Yakalananların midelerinde çeşitli kutular, şişeler, kömür ve tahta parçaları, gazete kâğıdı, kırık çalar saatler, beze sarılmış tuğla gibi eşyalar görülür. Mideleri sindirimden çok depolama vazifesi yapmaktadır. Bazen midelerinde, parçalanmadan yutulmuş bütün balıklara da rastlanabilmektedir. Köpek balıklarının doymak bilmeyen yüksek bir iştahları vardır. Müthiş açlıklarını bastırmak için devamlı yiyecek ararlar, bulurlarsa da yerler.

Köpek balıkları okyanusların çöpçüleridir. Ağızlar başlarının altında olduğundan deniz tabanındaki leşleri adeta süpürürler. Böylece Yüce Allah’ın “Kuddüs” isminin gereği olarak denizlerin lağım temizlikçileri olarak görev yaparlar. Mide suları o kadar kuvvetlidir ki, tek bir damlası insan etini yakar. Yavruları bile aç doğar. Doğar doğmaz dişlerine uygun küçük balıklara saldırırlar.

Köpek balıkları, çok keskin bir koku alma duyusuna sahiptir. Başın alt kısmında ve ağzın önünde bulunan burun deliklerinde koku alma organları vardır. Burunlar soluk almaya değil, koku almaya yarar. Kan kokusunu üç kilometre uzaklıktan hissederler ve saldırgan bir hale gelerek, o bölgeye doğru hızla hareket ederler.

Koku duyusunu görme duyusu tamamlar. Çok zayıf ışıkta bile görebilirler. Mesela gece veya karanlık derin sularda rahatlıkla avlanabilirler. Araştırmacılar, köpek balıklarının avlanırken avlarının otuz metre yakınına kadar koku duyularıyla yaklaştığını, otuz metreden daha yakın olan avları için, gözlerini devreye koyduklarını ortaya çıkardı.

Köpek balıkları titreşime karşı çok duyarlı hayvanlardır. Akıntı ters olsa bile, işitme duyuları sayesinde sudaki titreşimlerden, yaralı bir insan veya hayvanın varlığının kolayca farkına varırlar.

Köpek balıkları daha çok dalgalı, düzensiz, çırpıntı şeklindeki su dalgalarına doğru giderler. Bir insanın sudaki davranışı, çoğu zaman köpek balıklarının davranışını tayin eder. Suda panik çok tehlikelidir. Böyle hareketler köpekbalıklarına davetiyedir. Denizde yüzen insan, köpek balığı gördüğü takdirde soğukkanlılığını bozmadan düzenli yüzme hareketleriyle sahile bir an önce varmaya çalışmalıdır.

Bildiğimiz gibi suda ses, karadakinden dört kat da hızlı yayılır. Biz insanlar bazen sesi uzaktan duymamıza karşılık, sesin yerini ve yönünü tespit edemeyiz. Oysa köpek balıkları çok uzaklardan sesi duyabildikleri gibi, bunun yerini de tespit edip saldırıya geçebilmektedir. Son olarak köpek balıkları ile ilgili ilginç bir ayrıntı. Köpek balığı hiç hastalanmayan tek hayvandır.

İşte kâinattaki sadece bu temizlik işlemi dahi, İsm-i Âzamdan gönderilen “Kuddüs” isminin kâinatta görünen büyük bir cilvesidir. Ve doğrudan doğruya Yüce Allah’ın varlığına, birliğine ve vahdaniyetine bir delildir. Yüce Allah Esmâü’l-Hüsnâ’sıyla beraber, kudretini ve hâkimiyetini güneş gibi, gören gözlere ibret olarak gösterir.

Demek ki bu âlem “İsm-i Kuddüs” ün bir cilvesine mazhardır. O ilahî temizleme ve düzenlemeden gelen emirleri, Bütün hayvanlar, bitkiler, hatta uzaydaki gök cisimleri dahi dinliyorlar. Kendilerine verilen görevleri itirazsız ve eksiksiz yerine getiriyorlar.

Evet, kâinat sarayını tertemiz tutan bu muhteşem kudret, elbette bütün bu güzel işleri İsm-i Azam’ın altı nurundan biri olan “İsm-i Kuddüs” ün cilvesi olarak tezahür ettiriyor. O nedenle bütün mahlûkatın zikirleri Yüce Allah’ın “Kuddüs” ismine bakar. Onun için Kur’an-ı Kerim dahi temizliği imandan ve ilahî muhabbetten saymış.

 

popüler cevapdünya atlası