Bu hastalık ruhumda öyle bir inkılâp yaptı ki…

Eklenme Tarihi: 01 Mart 2015 | Güncelleme Tarihi: 06 Ocak 2017

 

Kastamonu Lahikası 165. ve 166. Mektuplar

Kadir AYTAR

Bediüzzaman’ın “aziz,sıddık,mübarek ve fedakâr kardeşleri”nden altı ehemmiyetli mektup gelmiştir. Hepsine ayrı ayrı ve uzun uzun cevap yazmak ister. Ama imkânlar elvermemiştir. Üstad hastadır, yapacak işleri çoktur, beş gün hiç yatamamış, altıncı gün ancak bir buçuk saat kadar yatabilmiştir. Bu nedenle cevapları kısa olmuştur.

1-Risale-i Nur santrali veHulûsi,Hakkı,Süleyman’ı temsil edenSabri kardeşi, öşür hakkında bir soru sormuştur. Cevap sadece iki cümledir. Kısa ve net: “Öşür,şer’îzekâttır. Zekât ise,müstehaklaradır (hak edenleredir).”

2-Gül fabrikasıgülistanlarını vemerhumbedevîbülbüllerini konuşturan Hüsrevkardeşine, Risale-i Nur’un,Isparta’yı,âfât-ı semaviye ve arziyedenmuhafazasına sebep olduğunu belirtir. Bedevi bülbülleri konuşturmasından dolayı bedevileri kısa sürede konuşturup medeni milletlere muallim yapan Rasullullah Efendimizin varisi olduğuna imaen işaret eder. Yaptıkları hizmetin basit bir şey olmadığını, arz ve semanın da bu işle alakadar olduğunu müjdeler. Risale-i Nur’a muarızlar (karşı gelenler) yüzünden daha yeni olanzelzele hadisesini vemuarızhocanın dolularla başının tokatlanmasını, buna yeni birhüccet olarak gösterir. Mu’cizât-ı Kur’âniye lâhikasının yazılma işini “isabetli fikirlerine” havale eder. Yazdıkları miktarın da tekmil(tamamlama) işini üstlenerek, yapılan hizmete iştirak etmek ister.

3-Nur fabrikasının sahibiHâfız Alikardeşine, “Risale-i Nur’a karşı harikaihlâs,irtibatve itikadının,inşaallaho Nur’ları o havalide daima parlattıracak” müjdesini verir ve kendisinden övgüyle bahseder. Hafız Ali, o büyükzelzelenin ne gürültüsünü işitmiş, ne de hissetmiştir. Bediüzzaman bunun Risale-i Nur’un birnevi inâyetkârâne (Allah’ın yardımıyla) bir kerameti olduğunu, Allah’ın bazıhaslara bildirmediğini, korkutmadığını söyler.

4-Bizi veKastamonuşakirtlerini kıyamete kadarminnettareden ve müstesnakalemiyle Risale-i Nur’un hemenumumunu buhavaliye yetiştiren ve evlât,peder, vâlide verefikasıyla (hanımıyla) Risale-i Nur’a hizmet eden kahraman Tâhirîkardeşi”ne, “Cenâb-ı Hak,hem hanenizdekihemşireme, hem bana şifaihsaneylesin. Hastalığıma ait bir parça size geliyor.” der.Pedervevalidesine tarafından Tâhirîgibi kahraman bir şakirdi Risale-i Nur’a yetiştirdikleri ve o vasıtaylaamel defterlerine daimasevapyazdıran bir şakirdi bize kardeş olarak verdikleri için hususî dualarına dâhil oldukları mesajını verir ve onları da şefkat dairesine alır.

5-Mücahidlerin üstadı veefelerinhakikîbirnâsihi (nasihatçisi) ve Risale-i Nur’un hâlismuhlisbir şakirdi (talebesi) olanHasanÂtıfkardeşinin, “Uzun ve tesirli veehemmiyetli mektubun içindekiedîbâne, gayet ince hissiyatıve ona mahsuslâtiftâbiratı hoşuna gider. Mübtedilerin (yeni şeyler icad edenlerin), hodfuruşların (kendini beğenenlerin) vemülhidlerin (bozuk fikirlilerin) ilişmelerindendolayı duyduğu üzüntüye ortakolur. Risale-i Nur mesleğinin vazifesinin sadecetebliğ olduğunu, insanlara kabul ettirmek gibi bir vazifesinin olmadığını, o vazifenin Cenâb-ı Hakkın vazifesi olduğunu, Cenâb-ı Hakkın vazifesine karışılmaması gerektiğini hatırlatır ve üzülmemesini söyler. Kuru kalabalığa ehemmiyet vermemesini, ohavalide bir tekÂtıf’ı bulsan, yüzü bulmuş gibi olduğunu, merak etmemesi, hem mümkün olduğu kadar hariçten gelen küçük ilişmelereehemmiyetvermemesi gerektiğini, fakatyine de ihtiyatlı davranmasını, buatâlet (tembellik)mevsiminde,gafletzamanında vederd-i maişetiptilâsı (geçim derdi) zamanındacüz’îbirmeşguliyetinehemmiyetli olduğunu tenbihler, mağlûbiyetolmadığını, Risale-i Nur’un her tarafta galibânefütuhatı olduğunu müjdeler.

6-Eski dost ve kardeş ve Risale-i Nur’un o zamanda ciddî bir talebesi ve Ispartahayatında kendisinehüsn-ü hizmetle samimî bir arkadaş vehimmeti uzun, eli kısa,azizkardeşi Mehmed Celâl’i, o zamandan beri unutmaz. “Çok zaman Risale-i Nur dairesinde kalemiyle çalışanlar içinde isminlehissedarsın” der.Derd-i maişetin bir derece kayıt altına almış olduğunu bilir. Ondan ümidini kesmez. Onun o yüksek istidadını ve ulüvv-uhimmetini (yüksek gayretini) tekrar Risale-i Nur’dakullanmasını arzular. Mübarekbabasına ve hane halkına bilmukabeleselâm etmeyi de ihmal etmez.

Risale-i Nur’a bahsi giren ve Bediüzzaman’ın hatırından silinmeyen MehmedSeyraniHayyat’ın da maişetderdine düşmüş olmasından dolayı hizmetlere ara vermiş olduğunu bilir, selam söyler ve eskisi gibi Hüsrev’in arkasında koşup çalışmasını ister.

7-Risale-i Nur’un mühimbirerkânı olan Halil İbrahim’in on dört yaşındakievlâd-ı mânevîsi, mektubunda çocukça değil de gayetmüdakkikâne(dikkatli araştıran) büyük bir âlim gibi konuşması Üstadı çok sevindirir, mâşâallah,bârekâllahdedirir. Risale-i Nur dairesindeki mâsumşakirtlerin dairesinde inşaallahehemmiyetli mevkii alacak ve o küçük şahsiyette parlak, büyük birşakirt ruhu göründüğüne işaret eder.

Bediüzzaman görüldüğü üzere hiç kimsenin emeğini göz ardı etmez. Her zaman onları takdir ve teşvik eder, minnettarlığını eksik etmez.

8-Bediüzzaman, hastalık münasebetiyle talebelerinin dualarına ve geçen Ramazan’da olduğu gibimânenyardımlarına vesile olmak için noksan kalmış birfıkrayı yazar. “Hemnazar, hemervah-ı gayr-i Tayyibe (kötü ruhlular) cihetinden başıma gelen bumusibet,rahmet-i İlâhiyeyle on adetten bire indi, dokuzunimet oldu.Bâkikalan birisinin de, dokuzmenfaati oldu” der ve menfaatleri sıralar.

Hastalık normalde insanları üzüntüye sevk eder. Bediüzzaman öyle bir şeye izin vermez. Her şeyin daima iyi ve hikmet taraflarına bakar. Hastalığı üzüntü kaynağı olup iki ve daha fazla katına çıkaracak bir azap aleti olmaktan çıkarır, menfaat haline dönüştürür, uygulamalı ve örnek bir bakış açısı verir:

1- Hastalığın her bir saat ibadeti, dokuz saat ibadet hükmüne getirmesidir.

2- On beşhastarisalesini, tam zevkle tashih etmek ve bu hastalık zamanında, hastalara ve muhtaç olanlara çabuk yetiştirmeye sebep olmasıdır.

3- Risale-i Nur’un parlak bir tarzdaneşredilmesi,Yeni Said’i dünyayla bir derece alâkadarolma zararından kurtulmaya sebep olmasıdır.

4- Bumübarekaylarda, hastalıktan gelenihlâsve sevapçokluğu cihetiyleazîmbirmenfaati olmasıdır. Gündüzde dağ ve bağları gezmekten men ettiği gibi, gece uyku ve gafletten kurtarıp,kemal-i tazarru ve niyazla ihyaya sebep olmasıdır.

5- Fedakâr kardeşleriminşefkatlerini heyecana getirip, benim hesabımaa’mâl-i uhreviyelerinin birnevizekâtını vermek;nâkıs, kusurlusermayemi, birden ona, belki yüze ve bine çıkarmaya sebep olmasıdır.

6- Hastalara, yirmi beş imanîdevâ veren(Hastalar) Risalesinin ilâçlarını nefsimdetatbikederekayn-ı hakikatolduğunutasdikedip,asapve sinirden gelen ziyadehassasiyetimden kıymetsiz,fâniişleri, lüzumsuz ve endişeli meraktan ve fâidesiz ve zararlı alâkadan bir derece kurtulmaya sebep olmasıdır.

7- Risale-i Nur’unehemmiyetlibir şakirdininehemmiyetlibir hatâsını tamir etmesine sebep olmasıdır.

8- Hüsrev, yazdığı Kur’ân’ı, fotoğraflatab’ını kabul etmeyerek binlercâzibedar Kur’ân’lar kendi hattıylaâlem-i İslâm’daintişarıyla,kutbiyetderecesinde bir mertebe-i ulviyeyi ve yüksek birşeref-iimtiyazı bırakıp, Risale-i Nur dairesindeki sırr-ı ihlâsımuhafazavehazz-ı nefistenteberrîetmiş (çekilmiş) olmasıdır.

Bu davranış ve bu hastalık Bediüzzaman’ın ruhunda öyle birinkılâpyapar ki o da; Risale-i Nur’un parlakfütuhatınımüteşekkirâne temâşâetmek vesevapdârâne,mücâhidâne birnevikumandanlık hizmetinde bulunmaktan gelenuhrevîzevki, şerefi ve dünyadauhrevîmeyvesini gösteren hizmet-i imaniyenin şahsına ait lezzetini veimtiyazını, osırr-ı ihlâsiçin bırakmaya ve kardeşlerine havale etmeye, onların şeref ve zevkleriyleiktifaetmeyenefs-i emmâresi dahimuvafakatederek, dünyanın buuhrevîve güzel yüzüne gözünü kapamayı,eceli vemevti ferahla karşılamayı tam kabul etmiş olmasıdır.

9- Çoktan beri hususîbirvirdi (zikri) ve hiç kaleme alınmayan ve Nur’un mesleğinin dört esasından en büyük esası olan şükrün en geniş ve en yüksek mertebesiniihata edenve çok defa maddî ve mânevî hastalıkların birnevişifası olan veİsm-i ÂzamveBesmeleyle dokuzâyât-ı uzmâyı ve on dokuz defaşükürvehamdiiçine alanve Sekine’dekiesmâ-i sittenin(Allah’ın Ferdun, Hayyun, Kayyumun, Hakemun, Adlün, Kuddüsün isimlerinin) muazzam yeni bir dersi olanTahmidiye’yi izharetmeye sebep olmasıdır.

Sonuç olarak,

Bediüzzaman kendisi ile mektuplaşan veya mektuplaşmayan ehl-i hizmet aziz, sıddık, fedakâr kardeşlerini gözünün önüne getirir, hepsini adeta bir sınıftaymış gibi görür. Onları tek tek vasıfları ile tanır, özel hayatlarındaki sıkıntıları bilir, onlarla tek tek ilgilenir, dertlerine ve sevinçlerine ortak olur. Onların sorularına cevap verir ve ihtiyaca göre vermek istediği dersi verir.

Yaz dönemi, tembellik, hastalık ve mübarek üç aylar vaktidir. Hizmetlerin durma noktasına gelme ihtimali var. Bediüzzaman bu mektuplarda üç ayların bereketini, hastalığın faydalı bir şekilde nasıl değerlendirilebileceğini ve bereketini, yaz aylarında az bir hizmetin çok şey olduğunu belirterek teşvik eder, ümit ve hizmete devam mesajı verir. Onların psikolojilerini tamir eder, istikbali göstererek parlak fütuhatları müjdeler.

Kaynak

e-risale.com. Kastamonu Lahikası 165. ve 166. Mektuplar

 

 

popüler cevapdünya atlası