Bölgesel ve Küresel Barış İçin İman ve Hürriyet Sempozyumu Mardin'de başladı

Eklenme Tarihi: 16 Mayıs 2015 | Güncelleme Tarihi: 19 Ağustos 2019

Mardin Artuklu Üniversitesi, Risale Akademi ve Akademik Araştırmalar Vakfı tarafından düzenlenen "Bölgesel ve Küresel Barış İçin İman ve Hürriyet Sempozyumu” Mardin'de başladı. Sempozyum 17 Mayıs gününe kadar devam edecek.

Serdar Aslan'ın haberi


RİSALE HABER -ÖZEL

"Bölgesel ve Küresel Barış İçin İman ve Hürriyet Sempozyumu” bugün yapılan açış oturumuyla Mardin'de başladı. İman ve Hürriyet konulu tanıtım filmiyle başlayan program açış konferanslarıyladevam etti. Açış Konferanslarını Prof. Dr. Bilal Sambur ve Doç. Dr. Ahmet Yıldız verdi.

"Özgürlük olmadan İman mümkün mü?" konusunu işleyen Prof. Dr. Bilal Sambur şunları kaydetti:"İnsanlar tercihlerinden ibarettir. Modern insan tartışması tercih merkezli bir tartışmadır. Bizi biz yapan husus tercihlerdir fakat özgürlük tartışmasında tek mesele tercih değildir. Yapılan tercihlerin amacı da önemlidir. Eğer amacı esas alırsak imanı anlama imkânımız olacak. Özgürlüğü hem amaç hem tercih açısından değerlendirdiğimizde insanın bir anlam çerçevesine ihtiyacı var. İnsanın hakikate ulaşmasında iman etmesi yeterli değildir. İman yolda olmak demektir. Sürekli imanı muhafaza etmek için o yolda kalmak gerekir. İmanın anlayışımızı maneviyatımızı aklımızı derinleştirmesi için insanın hakikat arayışında özgür olması, hür olması gerekmektedir."

İnsanlığın iman ve özgürlüğü nasıl bir araya getireceğini ve kardeşçe yaşamaya devam edeceği üzerinde de duran Sambur konuşmasına şöyle devam etti:

Hz. Ali evrensel bir kardeşliği şöyle formulize ediyor: "Eğer o Müslümansa İslamda kardeşim, eğer o Müslüman değilse insanlıkta kardeşimdir." Bu insanlığın iman ve özgürlüğü nasıl bir arayagetireceği noktasında güzel bir örnektir.

Bediüzzaman ifadelerine ve hayatına baktığımızda İman ancak hür bir bakışla ele alınabilir. İman ve özgürlüğü birbirinden ayırırsak ikisi birden zayıflar iman ve özgürlük birbirine güçlendiren kavramlardır. İman mükemmelleştikçe hürriyet parlar. "Ekmeksiz yaşarım hürriyetsiz yaşayamam" ifadesi de bu anlamda değerlendirilir.

İmanın sahih bir şekilde insanlığa sunulması gerekir. Üstadın özgürlüğe ve hürriyete duyduğu aşk ve iştiyak Risale-i Nur'un da amacıyla da bütünleşir. Çünkü özgürlük Allah'a dayandığı vakit kıymetli ve anlamlı oluyor. Allaha kulluğu özgürlük olarak tanımladığımız zaman sahih özgürlüğe ulaşıyoruz.

İnsanı ötekileştirmeyen tek varlık Allah'tır. İnsanın ötekisi şeytandır. Şeytana verilmiş bir özgürlük esarettir. Şeytanın insana tahakkümü ve insanı esir etmesi durumunda insan özgürlüğünü kaybederbu da 'imanı kaybetme' durumunu ortaya çıkarır.

İnsan kendisini yeryüzünde halife kılan Allah'a bir cevap vermek durumundadır. Bu da kulluk vazifesinin yerine getirilmesidir.

Sonuç olarak; İslam hiç bir kurum ve kişiyi Allah ve insan arasına koymaz. Özgürlüğü ve imanı araya 'şeyler' tesis etmez. Allaha dayandırılmamış bir özgürlük vahşettir. Özgürlük hayvani bir özgürlükolarak ele alındığında vahşeti getirir. Özgürlük Allah'ı merkeze koyarak ele alınmalıdır. Allah bize yeryüzünü inşa etme görevi vermiştir ve bir çağrıda bulunmuştur. O da kulluktur. İnsan kul olduğusürece varlığını gerçekleştirebilir.

Açış konferanslarının ikincisinde "Said Nursi ve Liberal Hürriyet Anlayışı" konusunu işleyen Doç. Dr. Ahmet Yıldız şunları kaydetti:

İman ve hürriyeti Bediüzzaman üzerinden değerlendirdiğimizde, Bediüzzaman’ın hürriyet ilişkisinde bütün otoriterler zincirleri kırdığını görürüz. Bediüzzaman otoritelere karşı ilim adamı sıfatıyla duruşunu korur. Bunun hayatında bir ok örneği vardır. Bediüzzaman Necip Fazılın tabiriyle çığlık gibi bir hür insandır. Bediüzzaman hiç bir değerinden taviz vermemesi "iyyake nabüdü ve iyyeke nestain" hakikatini yaşadığını gösteriyor. Bütün mal varlığını elinde taşıyabilen bir insan olan Bediüzzaman, Allah'tan gayrısına müstağnidir.

Hürriyet kavramı çıkış noktasında bireyin hürriyetinden bahsetmez, kollektif bir hürriyet anlayışı olarak istibdada karşı çıkmıştır. Bediüzzaman cumhuriyet, hürriyet gibi kavramlara bir eklemeyapar o kelime şudur "meşrua". Bediüzzaman bu tip kavramlara 'meşru' kelimesiyle yaklaşır ve sahiplenir.

İnsanın ne kendisine ne başkasına zarar vermemesi üzerinden bir özgürlük tanımı yaptığımızda burada 'zarar' kelimesinin tanımlamasının iyi yapılması gerekir. Alkol uyuşturucu kullanımı, ötenazi,intihar, eşcinsellik gibi nasıl ele alınmalıdır. İnsanın kendisine malikiyetinin iddia edilmesi gibi günah işlemenin de bireysel bir tercih olduğu iddiası bu 'zarar' kavramı ile ele alınmalıdır.

İnsanlar hürdür ama abdullahtırlar. Allaha kul olan her şeye ve herkese karşı hürdür. Hürriyet rahman olan Allah'ın bir hediyesidir. İman ne kadar mükemmelse hürriyet de o derece parlar. Herkesharekât-ı meşruasında hür olmalı. Burada meşrua kelimesi altı çizilmelidir. Allaha ibadet etmeyen millete karşı adalette zaafa düşer. Hürriyet bir değer olarak liberalizme verilemez.

Açış konferanslarının ardından açış konuşmalarına geçildi. Açış Konuşmalarında Mardin Valisi Ömer Faruk Koçak şunları kaydetti:

Konu iman ve hürriyet olunca belki saatlerce günlerce konuşmak da yetmeyebilir. Cumanızı ve Mirac kandilini tebrik ederek başlıyorum. Aslında hürriyete giden bir yoldur Mirac. Hürriyetin birçok tanımı var. İlk çağlardan beri düşünürler ve filozoflar özgürlüğü çeşitli şekillerde tanımlamışlardır. Fakat insan hürriyeti tanımlarken aslında biraz da kendisini tanımlar. Nurettin Topçu; hürriyet için "insanı hürriyetinden mahrum eden şey asabiyetlerdir" der. Aile asabiyeti, milliyet, ırk hatta din asabiyeti gibi asabiyetler insanı kötülüğe götürür. İmansa insanı en güzel şekilde hür kılar. Gerçek iman Allaha ulaşma anlamı taşır. Allah'ın peygamberleri gerçek hürriyet sahipleridir ve bize hürriyetin yolunu onlar gösterir. Nefislerin veya asabiyetlerin kölesi olmuş insanlar ise özgürlükten bahsedemezler.

Bu anlamda Mirac kandiline tevafuk eden bu programı organize eden Risale Akademi Mardin üniversitesi ve AKAV'ı tebrik ediyorum.

Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin talebelerinden Mehmet Fırıncı Ağabey açış konuşmasında şunları kaydetti:

Bu sempozyumun Mardin’de yapılması manidar olmuş. Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin hayatında Mardin'de ve bölgede özgürlüğünün kısıtlandığı dönemler olmuş. Bugün baktığımızda biraz daha özgürüz galiba. Aslında insanlar oturup hürriyet denilen nimetin ne olduğunu anlayabilmek için müzakere etseler daha özgür ve barış içinde selametle yaşayacaklar" dedi.

Akademik Araştırmalar Vakfı Başkanı Ali Osman Alakuş açış konuşmalarının ikincisindeAKAV kuruluşu ile ilgili kısaca bilgi verirken, daha önce yapılan faaliyetlerden bahsederek İman ve Hürriyet sempozyumunun faydalı olması dileğiyle katılımcıları selamladı.

Risale Akademi Kurucu üyesi İsmail Benek açış konuşmasında şu noktalara değindi:

· Hür olan hürriyet kavramı konuşulmalı.

· Hürriyet dışarıdan beklenebilecek bir şey değil

· Üniversitelerde ve STK'larda Hürriyet atölyelerine ihtiyacımız var

· Özgürlüğü matematikleştiremeyiz

· Her düşünce hareketi bir sivil akademi denemeli

· İmanı ya da özgürlüğü konuşurken sözlüklerimizi de değiştirelim. İnsanıezen kelimeleri değiştirerek yeni özgürlükçü bir dili kullanalım.

Artuklu Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Yusuf Çetindağ şunları kaydetti:

Bu sempozyumun ortaklarından olan üniversitemiz olarak yapılan bu çalışmanın bölgeye ve dünyaya hayırlar getirmesini umuyorum.

Bediüzzaman Said Nursi kendisinin tabiriyle helaket ve felaket asrında gelmiştir. Buna rağmen geldiği bu çağdan sıyrılarak yeni bir hayat ve düşünceye yeni bir bakış açısı getirmiştir. Yeni birTürkiye için Bediüzzaman'a kulak vermek gerekir. Hz. Mevlana'nın şaşı çırak hikâyesinde anlatıldığı gibi belki üstadı hakkıyla tanıyamadık ya da onu bölgeye mal edemedik, ihmal ettik.

Türkiye'ye, Ortadoğu'ya Bediüzzaman'ın fikirlerini ulaştırma noktasında kendimizi ve çalışmalarımızı yeniden gözden geçirmeliyiz.

popüler cevapdünya atlası