Benim Tutkum

Eklenme Tarihi: 16 Eylül 2013 | Güncelleme Tarihi: 10 Şubat 2017

Nazife DÖNMEZ'in Eğitici Eğitimi Semineri Atölye çalışmasıdır

Hicaz’da bir çocuk dünyaya gelir. Henüz gözlerini açmışken acizliği, şefkate ve kendisine uzanan bir ele muhtaç oluşu karşılar onu. Minicik göz bebekleri etrafındaki kalabalığı anlamlandıramazken daha kalabalığın ona yüklediği anlamlarda boğuluverir bir anda. Onlarca sıfat yüklenir ardından. Doktor denir, mühendis, mimar denir. Bu sınırlamalar kapatır gözlerini, kulaklarıysa işitmez olur. Senin haritanı senden habersiz koyuverirler önüne. Ama bir şeyler eksik ve bu eksikliğin verdiği büyük bir tereddüt kaplar yüreğini. Sonra herkesi bir kenara koyup, sadece onu dinlersin. Kalbinin çırpınışlarının yönünü bulmaya çalışır, sana ne ile seslendiğini, haritandaki eksikliklerin ne olduğunu aramaya başlarsın. İşte bu başlangıcın gözlerini dünyaya açış, kendini fark edişindir aslına.

Hani gözlerin görürken görmez, kulakların duyarken duymaz, o minicik yüreğin sesini duyurabilmek için çırpınışlardayken onu bile fark etmezdin ya işte bu tıkanmışlıklar sonlanıverir kendini buluşunla… Kalemine kendi mürekkebini doldurarak senin haritanı sen çizersin. Tüm umutlarını, isteklerini, hayallerini serpiştirirsin yoluna ve o yolun sonunda hedeflerin bekler seni. Dönüp baktığında haritana, sen ve arzuların kaplamış her yanı. Boşluklardan ise eser yok.

Yeni bir doğuş başlar ve ardından düşünürsün. Yıllardır yabancısı olduğun, sormaya fırsat bulamadığın sorularınla yüzleşmek istersin. Ben kimim, ne istiyorum, bunu başarabilir miyim?.. Bir sürü de örnek koyarsın önüne. “Ben mimar mıyım?” O zaman sadece hayatım taş yığınlarını bir araya getirmek değil de küçücük bir çakıl taşında büyük sanat ve zarafeti bularak onu doğru yerde değerlendirebilir miyim ve ardından doktor muyum, polis, müzisyen ya da bir yazar mıyım? Diye artırarak devam edersin. Şimdiye kadar önüne set gibi çekilen kısıtlamalara inat, özgürce seçenekler koyarsın önüne. Artık etrafında sana fısıldanan, seni kalıba koymaya çalışan dar çerçeveler, otoriter ve kararlı olmanı dayatan dudak kıpırdanışları yok. Sadece sen ve nefesin… Onun da sana sunduğu, kendini bulduğun hayat burada. Hareketli, değişimlere açık, tasarımlarla süslü. Üç beş koltuk, tahta yığınları ve üzerine gelen duvarlar değil de baktığında canlandığın, huzur bulduğun, ben burada mutlu olabilirim dediğin hayat dolu bir dünya… O dünyanın dışına çıktığında ise renge renk katan müthiş bir alem. Sadece yeşil çimenleri değil de toz pembe bulutları, bir tarafta turuncu balıkları olan şirin bir havuz, öbür tarafta kırmızı asma yaprakları… Aslında ben buyum. Kalıplaşmışlara kör, farklılıklara tutkun.

 

popüler cevapdünya atlası