Bediüzzaman’ın İnkılâpları ve Onu Başarıya Götüren Sebepler

Eklenme Tarihi: 18 Ağustos 2017

Bediüzzaman, İbn-i Sina’nın: “Öldükten sonra diriliş için aklî delil yoktur.”[1] dediği haşri, Haşir Risalesi’yle iki kere iki dört eder kolaylığında ortaya koydu. Sayısız aklî delillerle izah ve isbat etti.

“Felsefecileri boğan madde benim ayağımı dahi ıslatamadı.”[2] diyerek onların ne kadar biçare olduklarını, yine Yunan ve Batı filozoflarının bir çoğunun “yok”, İslam filozoflarının bir kısmının “ruhanî”[3] dedikleri ahiret hayatının ruhanî olmadığını, içinde yaşadığımız fani dünyadan kıyaslanmayacak derecede üstün, bakî, ebedî ve aynı zamanda cismanî olduğunu isbat etti.[4]

Materyalistler güneşi ve onun azametini dikkatlere sunarken ve akılları dehşete düşürürken; Bediüzzaman, güneşin azametinden güneşin Yaratıcısının azametini dikkatlere sundu. Güneşin, gezegenleriyle beraber intizamlı dönüşünden Yaratıcısının baş döndüren intizamına dikkat çekti.[5]

Yıldızların diline tercüman oldu. Onların, Yaratıcılarının varlığına ve birliğine birer nurlu delil, gök ehline birer dönen mescid, yürüyen birer ulvî aşiyan, yüzen birer gemi, uçan birer tayyare ve birer kandil olduğunu, “kör olası dinsiz gözü, görmez oldu yüzümüzü, hem işitmez sözümüzü, Hak söyleyen ayetleriz biz”[6] dediklerini bize tercüme etti.

Dünyanın, Allah’ın okunması gereken bir kitabı, ahiretin bir tarlası, Allah’ın isimlerinin aynası, seyyar bir pazar, geçici bir piknik alanı ve bir misafirhane olduğunu dikkatlerimize sundu.[7]

Eğer bütün mülkün sahibi olan Allah´ı bulur, O’un kulu olduğunu itiraf ve ilan edersen her şey senin olur. Hesapsız bir sevap alırsın, sınırsız bir safa ve saadet ile başbaşa kalırsın. Eğer O’nu bulamazsan, kendine beğenir, kendini kendine sahip sanırsan, sayısız belayı başına toplar, sınırsız azabı tadarsın.[8] dedi.

Kâinat Bir Kitap, Her Varlık Bir Âyet, İnsan İse Ayet-i Kübra

Bediüzzaman, kâinatın okunması gereken bir kitap, her varlığın bir ayet, insanın ise bir ayet olduğunu söyledi. Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimizi de kâinat kitabının âyet-i kübrası yani en büyük ayeti olarak gösterdi. Neden Peygamberimiz en büyük ayettir? Çünkü Yüce Allah’a en iyi ayna o olmuştur, Allah’ı en iyi o göstermiştir. Allah’ı en iyi o tanımıştır, en iyi o tanıtmıştır. Bu sebepten dolayıdır ki, Hz. Peygamber, “Sizin içinizde Allah’ı en iyi bileniniz benim. Dolayısıyla Allah’tan en çok korkanınız da yine benim.”[9] buyurmuştur.

İnsanı diğer varlıklardan veya diğer ayetlerden ayıran en birinci özellik, kendisinin bir ayet olduğunun bilincinde olmasıdır. Yani kendisini okuyan ve okuma kabiliyetinde olan bir ayettir. Bu kabiliyette olduğu halde kendisini okumazsa makamından yuvarlanır, esfel-i safiline düşer. Onu bu düşüşten kurtarmak için Bediüzzaman uyarır ve seslenir: "Ey kendini insan bilen insan! Kendini oku. Yoksa hayvan ve câmid hükmünde insan olmak ihtimali var."[10] der.

Bediüzzaman, kâinattan halıkını soran bir seyyah oldu. Kâinatı konuşturdu. Kâinattan ve kâinatın içindeki her varlıktan Allah’a giden yolu gördü, gösterdi. Kâinatın ve kâinattaki her varlığın “Allah” diyen dillerine tercüman oldu.

Kur’an’ın[11] okumamızı ve tefekkür etmemizi istediği Kâinat Kitabını ve Kâinat Kitabının ana fikri olan insanı, en muhteşem bir şekilde okuma çığırını çağımızda Bediüzzaman açtı. Kâinat Kitabına en güzel şerh ve tefsiri o yaptı. Risale-i Nur, sadece Kur’an’ın değil, aynı zamanda Kâinat Kitabının da şerh ve tefsiridir.

Üstad Bediüzzaman, hiç kimsenin yapamadığı en güzel insan analizleri yaptı. İnsanın:

“Allah’ın isimlerine ait garaibin fihristesi”,

“İş ve sıfatlarının mikyası”,

“Kâinattaki âlemlerin mizanı”,

“Bu büyük âlemin bir listesi”,

“Hem şu kâinatın bir haritası”,

“Hem şu büyük kitabın bir fezlekesi” (özeti),

“Hem kudretin gizli definelerini açan bir anahtar külçesi”,

“Hem varlıklara serpilen ve vakitlere takılan kemalatının bir ahsen-i takvimi”[12],

“Bir kudret mucizesi”,

“Bir hilkat neticesi”,

“Bir sanat acubesi”[13] olduğunu o söyledi. Söyledi ve Zamanın Bedii oldu.

Bediüzzaman’ı, Zamanın Bedii yapan özelliklerden biri de budur. Yani üslubundaki bedaet, belağat, mümteni sühulet ve fesahet. Bu ifadelerde harika bir güzellik, zamana ve mekâna uygun orijinal tesbit, çok uzun ve zor şeyleri çok kısa ve kolay ifade, kurallara uygun selsebil gibi bir akış vardır. Bu ifadelerin her birinden açılsa bir makale ve belki bir kitap çıkar. Bunları Zamanın Bedii olmayan söyleyemez.

Bal arısının bir kudret kelimesi,[14] küçücük bir bal makinesi,[15] sineklerin küçücük istihale ve tasfiye makineleri,[16] inek, koyun, keçi, deve gibi hayvanların birer süt fabrikası,[17] rahmet feyzinden birer süt çeşmesi[18] olduklarını; kartal gibi leş yiyen kuşların, yeryüzünün temizlik işçileri ve sağlık memurları olarak görev yaptıklarını,[19] kısaca her varlığın bir pencere olduğunu, o pencerelerden Yüce Yaratıcının izlerinin, cilvelerinin ve tecellilerinin göründüğünü o söyledi.[20]

Bediüzzaman’ın eserlerinde öyle bir sevgi, öyle bir aşk, öyle bir haz, öyle bir keyf, öyle bir tefekkür, öyle bir marifet, öyle bir hayret, öyle bir huzur, öyle bir hitap, öyle bir ikna, öyle bir ihlâs, öyle bir cazibe var ki, o cezbeye kendini kaptıranların başka şeyler düşünmeye, kötü şeyler yapmaya, malayaniyatla meşgul olmaya zamanları kalmıyor.

İşte Bediüzzaman’ın ekolünün anarşi ve teröre bulaşmamasının, prim vermemesinin, muvazene unsuru olmasının, ihtilalcilerin dahi onlarda suç bulamamasının sebebi budur. Onları tutuklamaya gidenler, tutuklandılar, dut yemiş bülbüle döndüler. Çünkü onların elinde suç unsuru sayılacak hiçbir şey yoktu. Onların işi, Kur’an’ın ilk ve sürekli emri olan okumaktı. Okumak, okumak, okumak. Kur’an’ı okumak, kâinat kitabını okumak ve bu ikisinin tefsiri olan Risale-i Nur’u okumak.

 

________________________________________

[1] Bkz. Haşir Risalesi, 10. Söz

[2] Sözler, 30. Söz, 530 (dipnot)

[3] Bkz. Güllüce, Veysel, Eski Filozofların Ahiret Hakkındaki Görüşleri Nelerdir? Sorularlaislamiyet.com

[4] Sözler, 28. Söz

[5] Sözler, 25. Söz

[6] Mektubat, 4. mektup

[7] Sözler, 17. Söz

[8] Bkz. Sözler, 17. Söz. 214-215

[9] Buhari, Edeb, 72; İ'tisam, 5; Müslim, Fedail, 127, 128

[10] Sözler, 33. Söz, 31. Pencere, 666

[11] Bkz. Alak, 96/1

[12] Sözler, 11. Söz, 124

[13] Bkz. Sözler, 23. Söz, 312

[14] Sözler, 247

[15] Şualar, 155

[16] Lem’alar, 14

[17](Sözler, 156

[18] Sözler, 6

[19] Lem’alar,

[20] Bkz. Sözler, 33. Söz, 33 Pencere

popüler cevapdünya atlası