Bediüzzaman’a Hem Talebe, Hem Kardeş, Hem Arkadaş Olmak

Eklenme Tarihi: 21 Mart 2015 | Güncelleme Tarihi: 06 Ocak 2017

 

Barla Lahikası Müzakerelerinden…

Kadir AYTAR

Üstad, Barla Lahikası’nın Mukaddeme’sinde; şahsına karşıyapılan takdirat,fahrve gurura medarşeylerden şiddetle nefret edip korktuğunu, kabul etmediğini, mânenbundan büyük zarar gördüğünü, sadece şükür için nurluSözler’e ve doğrudan doğruya hakaik-i imaniyeye veesrar-ı Kur’âniyeye ait olan övgüleri kabul ettiğini ifade eder.

Hulusi Ağabey bu durumunu bildiğinden mektuplarında Üstadının şahsına ait övgü dolu hitaplar yoktur. Doğrudan doğruya konuya girer.

Hulusi Ağabey Üstadın müzakere arkadaşlarındandır. Barla Lahikası 2. mektupta Üstad Hulisi Ağabey’e yeni telif edilen Birinci Mektubu gönderir ve kendisinde hâsıl olan tesirlerini sorar. Hulusi Ağabey de cevaben ve hülâsaten hissettiklerini arzeder. Üstadının sıhhat veâfiyetinin devamını diler, müşkül suallerinin tatmin edici bir şekilde halledilmesinden dolayı ümidi artar, ilmi ziyadeleşir, Üstadının Kur’ân’ın eczahanesinden verdiği ilâçlarla sıhhat bulur, yine Kur’ân mutfağından intihap buyurduğu gıdalarla bütünhasseleri kuvvetlenir.

Hulusi Ağabey Mektubat’ın Birinci Mektub’unda yer alan dört suali sormuştur. Bunlardan birincisi; “Hazret-i HızırAleyhisselâmhayatta mıdır? Hayatta ise, niçin bazımühimulemahayatını kabul etmiyorlar?” sualidir. Üstad bu suale “Hayattadır” diye kısa bir cevap verir ama ardından da hayatın tabakalarını sayar ve bunları özlü bir şekilde izah eder.

Hulusi Ağabey, hayatın beş tabakasını bu mektuplatâlim eder,mevtin itibârî birkeyfiyetolduğunuanlar,idam-ı ebedînindüşünülemeyeceğine kalben mutmain olur, Allah içinmuhabbetin bu hayat derecelerinde de devam ederek bâkimeyveler vereceğini öğrenir, bu da müddet-i hayatınınihayetsizarttırmaya sebep olur, dünyası beş mertebe nurlanır, genişler.

Risale-i Nur’un her bir bahsi güzel dualarla biter. Bu dualar, Hulusi Ağabeyin Üstadını her gün düşünmesini sağlayan dualardır.

Hulusi Ağabey, Üstadın ilk talebelerindendir. Ondan; yegânemanevî evlâdım vemedar-ı tesellîm vehakikîvârisim ve birdehâ-yı nuranîsahibi olacağımuhtemelolan biraderzademAbdurrahman’ın vefatından sonra,yerine geçip o merhumdan beklediğim hizmeti, onun gibiifâya başlayan” diye sitayişle bahseder. Hulusi Ağabey Üstadının nazarında talebelik, kardeşlikvearkadaşlığınüç hassasına sahiptir. Gayreti ve ciddiyetiyle sorduğu suallerle Mektubat’ın büyük bir kısmının ve Sözler’in son kısmının yazılmasına vesile olur. Bu nedenle Üstadı onu çok sevmekte ve kabiliyetli gördüğü için de ona Kur’ân’ınnihâyetsizfüyuzâtından ve tükenmez hazinesindeninâyet-i Hakla edindiği vetebliğemezunolduğu mânâları ve cevherleri göstermek, bildirmek, müştaktalebeve kardeşine sonuna kadar ders vermek istediğini belirtir.

Hulusi AğabeyÜstadına müştak bir talebedir, bundan çok memnun olur, teşekkürlerini bildirir, bu suretle Üstadının gözünün önünden ve hayalinden ebeden ayrılmamaklığının temin edilmiş olduğunu düşünür, Rabbine şükreder.

Barla Lahikası 3. mektupta Hulusi Ağabey Elazığ’a, baba ocağına gittiğini belirtir. Varır varmaz babasının misafirler için tahsis ettiği odada kalan zatlara akşam ile yatsı arasında yanında götürdüğü Risale-i Nur’ları okumaya başladığını Üstadına daha mektubunun başında müjdeler. Ardından Kur’ân’ındellâlı olan sevgiliÜstadına sadece mânevi memurluk vazifesiniifâda yardımcılık ve Kur’ân hesabınahizmetkârlık için yaşadığını arz eder. Bu nedenle Hazret-i Kur’ân’danhakikat-i iman ve İslâmhesabına vakiolacakistihraçvetecelliyattan mahrum bırakılmamaklığınıhassatenistirham eder. Müstecap olandualarını bekler. Allahü Zülcelâlden, Risale-i Nur hizmetinde ümit ve arzu ettiğineticeyeAbdurrahman gibi vasıl olmak arzu eder. Ahirnefesteiki cihan serveriNebiyy-i Ekremimiz Muhammed Mustafa(sav) Efendimize ve muhteremÜstadının arkasında ve yakınında komşuluk verecekâmâl-i hakikiyeye nâil buyurmasını ister.

Hulusi Ağabey Üstadına, “Risale-i Nur gerçizahirensizin eserinizdir. Fakatnasıl ki,Kur’ân-ı MübînAllah’ın kelâmı ikenSeyyid-i Kâinat,Eşref-i MahlûkatEfendimiznâsatebliğevasıta olmuştur; siz de bu asırda yine oFurkan-ı Azîmin nurlarından bugünün karma karışık sarhoş insanlarınaemr-i Hak’lahitapediyorsunuz.” der, süslü hitaplarla şahsını övmez, onun bir vasıta olduğunu belirtir.

Hulusi Ağabey, samimi bir ihlas ve inançla Risale-i Nur’ları yazdıran Hakîm-i Rahimin, bu eserleri hiçbir zaman ayaklar altında bıraktırmayacağını, elbettefânilerden, belki de hiç ümit edilmediklerden, sahipler,hafızlar, ikinci, üçüncü, hattâ onuncu derecedemübelliğler,naşirler halk buyuracağını itikad ettiğini belirterek Üstadının yüreğine su serper.

Hulusi Ağabey 4. mektuba sahip olduğu nimetleri sayarak başlar; “İslâmiyet gibi birâlitarîkım,aczvefakrı Allah’a karşı bilmek gibi bir meşrebim,Seyyidü’l-Mürselîngibi bir rehberim,Kur’ân-ı Azîmüşşangibi bir mürşidim, bir dakikadamertebe-i velâyete erişmek gibiulvîbirneticealmak mümkün olan askerlik gibi bir mesleğim var.” der ve şükreder.

Yolcuya yol gerektir. İşte âlî yol: İslamiyet.

Yolcuya haddini bilmek gerektir. İşte yol yordam ve usül-adab: Aczvefakrı Allah’a karşı bilmek.

Yolcuya rehber gerek. İşte rehber: Seyyidü’l-Mürselîn.

Yolcuya bir mürşit gerek. İşte: Kur’ân-ı Azîmüşşan.

Yolcuya yücelmek, nuranileşmek, ulvî neticeleralmak gerek. İşte meslek: Askerlik.

Hulusi Ağabeyi Hulusi Ağabey yapan da işte bu nimetlerdir, bu nimetlerin şükrünü ve gereğini hakkıyla ifa etmiş olmasıdır.

Hulusi Ağabey Üstadından tarikat dersi almak ister ama Üstad ona ve diğer dinleyenlere; “Tarikatzamanı değil, imanı kurtarmak zamanıdır. Beş vakit namazını hakkıylaedâet; namazınnihayetindeki tesbihleri yap; ittibâ-ı sünnet et; yedi kebâiri işleme” dersini verir ve tarikatten daha kısa ve daha keskin bir yolu gösterir. Bu yol: bu dehşetli asırda kaybedilen ve zayıflayan imanları kurtarmaktır. Çünkü bu yolda Rasulullah Efendimizin; "Bir tek adam seninle hidayete gelse, sahra dolusu kırmızı koyun, keçilerden daha hayırlıdır." buyruğunun sırrı vardır.

Bu nedenle Hulusi Ağabey, Üstadının Risaletü’n-Nur’la verdiği bütün derslere, Kur’ân’dan istinbat buyurarak gösterdiğihakikatlere karşı Allah’ıntevfikiylecan ü dildenbelîder, tasdikeder ve kendisine böylehakikatderslerini veren bu zâta da ömründe ilk defa olarakÜstad der. Bunda da hatâ etmediğini, samimîhissiyat ile isabet ettiğini söyler, güzel bir sadakat örneği verir.

 

popüler cevapdünya atlası