Bediüzzaman Said Nursi, Eğitim ve Eğitim Psikolojisi

Eklenme Tarihi: 27 Ağustos 2017

Çağdaşları arasında ön plana çıkan Bediüzzaman Said Nursi’nin (1876–1960) eğitim psikolojisi ve bileşenlik arz eden konular hakkındaki söylem ve yaklaşımlarını değerlendirmeye, çocukların eğitimi ve terbiyesi için telkin ve tavsiyelerini aktarmaya gayret edeceğim.

Kitapları dünya çapında hüsn-i kabul gören ve milyonlarca kişi tarafından okunan Bediüzzaman Said Nursi'nin çocuk eğitimi ve terbiyesi üzerine söyledikleri ve uygulamaları mutlaka değerlendirilmeli, bilgili ve ahlaklı nesillerin yetişmesi için ilham alınmalıdır.

‘Bir çocukla konuşmak, söz anlatmak, bir filozofla konuşmaktan aşağı değildir’(1)  diyen Bediüzzaman Said Nursî bu söylemiyle; insandaki zihinsel gelişim ve değişimin sağlanması için yürütülmesi gereken süreç ve yaklaşımlarda ne kadar bilgi ve itina ile hareket edilmesi lazım geldiği ve bu minvalde eğitim psikolojisinin elzemliliği konusunda bizlere fikir verir.

Eğitim - öğretim faaliyetinin biçimini, eğitim psikolojisi düzleminde ve Bediüzzaman Said Nursi’nin perspektifinde değerlendirdiğimiz takdirde; akıl, kalp ve ruhları da eğitmeyi kastettiğini, tek yönlü ve tek cepheli telakki etmediği eğitim ve öğretim anlayışının nefisleri terbiye etmek, ahlaklı ve disiplinli bir yaşam kültürünü insan fıtratına kazandırmak olduğunu görürüz.

Bediüzzaman’ın kastettiği, zihni formatlamak değildir. Onun çocuklara yaklaşım tarzını incelediğimiz zaman, yaklaşımlarının çok güzel bir örnek teşkil ettiğini, çocukların sorularını sevgi ve ehemmiyetle cevaplandırdığını, onlara hediyeler verdiğini, latife, iltifat ve ikramlarda bulunduğunu, onların seviyelerine uygun anlatımlar yaptığını görürüz.

Lakin eğitim psikolojisi, insânî özellikleri dikkate almayı ve ona en uygun yaklaşımları kullanmayı öğretir. Değişken, çok yönlü, ilgi ve etki alanları farklı ve kompleks bir varlık olan insanoğluna hangi metotların uygun olduğu noktasındaki tespit ve uygulamalar dikkatli bir süreci gerektirir.

Her anne baba çocuğunun en kaliteli şekilde eğitim almasını ister şüphesiz. Fakat gerek bilgi eksikliğinden, gerekse yanlış bilgi ve görülerden doğan yanlış eğitim yöntemleri ve tercihler nedeniyle çocuklarına istediği nitelikte eğitim fırsatı sunamaz.

Öte yandan kimi aileler çocuklarının ya yüksek mevkilerde olmasını ya da çok para kazanacak bir mesleğe sahip olmasını ister. Acaba, yalnızca maddiyat ve mevki obsesyonu üzerine kurulan bu düşünce yapısı doğru mudur? Ya da yeterli midir?

Bediüzzaman Said Nursi bu konulardaki;

“Eğitim, hem insanda ve hem de kâinatta yerleştirilmiş gizli hazineleri keşfetme sürecidir  (2)

“İnsanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi onun validesidir” (3)

“Bir çocuk küçüklüğünde kuvvetli bir ders-i imânî alamazsa, sonra pek zor ve müşkül bir tarzda İslamiyet ve imanın erkânlarını ruhuna alabilir.” (4)  “Adeta gayr-ı müslim birisinin İslamiyet’i kabul etmek derecesinde zor oluyor, yabani düşer. Ahirette de onlara şefaatçi değil, belki davacı olur: ‘Neden imanımı terbiye-i İslamiye ile kurtarmadınız?” (5)

“O şefkatli valide, çocuğunun hayat-ı dünyeviyede tehlikeye girmemesi, istifade ve fayda görmesi için her fedakârlığı nazara alır, onu öyle terbiye eder. ‘Oğlum paşa olsun’ diye bütün malını verir, hafız mektebinden alır, Avrupa’ya gönderir. Fakat o çocuğun hayat-ı ebediyesi tehlikeye girdiğini düşünmüyor. Ve dünya hapsinden kurtarmaya çalışıyor; Cehennem hapsine düşmemesini nazara almıyor.” (6)

“Mesela, Cennet fikriyle der: ‘Benim küçük kardeşim veya arkadaşım öldü; Cennetin bir kuşu oldu, Cennette gezer, bizden daha güzel yaşar.’ Yoksa her vakit etrafında kendi gibi çocukların ve büyüklerin ölümleri, o zayıf biçarelerin endişeli nazarlarına çarpması, mukavemetlerini ve kuvve-i maneviyelerini zir ü zeber ederek, gözleriyle beraber ruh, kalb, akıl gibi bütün letaifini dahi öyle ağlattıracak; ya mahvolup veya divane bir bedbaht hayvan olacaktı.” (7);

sözleriyle; hem annenin çocuk eğitimi üzerindeki etkisine vurgu yapıyor, hem dini eğitim ile şefkatin çocuk gelişimi üzerindeki etkisini anlatıyor, hem de anne babaları bir kez daha eğitim ve eğitim psikolojisi alanındaki önemli hususlarda düşünmeye sevk ediyor ve göz ardı ettiğimiz kimi noktaları bizlere tekrar hatırlatıyor.

Bediüzzaman Said Nursi, eğitim psikolojisi bağlamında çocuğun eğitimine, küçüklüğünde başlanılması gerektiğini yani eğitimde erken yaşın esas olduğunu ve ayrıca öğretilen şeylerin fiili olarak yaşanmasının da çok önemli olduğunu, lakin yaşayarak öğretmenin, sözle verilen derslerden çok daha etkili olduğunu ve eğitimden beklenen sonuçların alınması şansını kuvvetlendirdiğini belirtmiştir.

Eğitim psikolojisi, aileyi çocuğun eğitiminde etkili olan kurumların başlarında sayar. İlk eğitimin ailede verildiği ve ilk öğretmenlerin anne-baba olduğu görüşünü kabul eder. Bediüzzaman Said Nursi, çocuğun aile içindeki dini ve ahlâkî eğitimi hususunda işi oluruna bırakmayan tavsiyelere sahiptir.

Çocuğa verilen eğitim, disiplin ve terbiyenin, telkinle ve şefkatle yapılması gerektiğini fakat çocuğa gösterilen şefkat ve toleransta ölçülü olmayı önerir. Disipline edilmemiş bir şefkatin çocuğun şımartılmasına ve terbiye konusunda başıboş bırakılmasına, dahası çocuğa kötü ahlak ve alışkanlıklar kazandırılmasına sebebiyet vereceği hususlarında uyarmıştır.

Bediüzzaman Said Nursi’de eğitim ile ahlak iç içedir. Bu nedenle eğitimin yanında, küçük yaşlardan itibaren çocuğa iyi bir ahlak eğitiminin de verilmesi gereklidir. Adalet, doğruluk, cömertlik, sözünde durmak, alçak gönüllülük, sabır, şükür, edep… gibi güzel davranışlar çocuğa sevdirilmeli; zulüm, yalan söylemek, alay etmek, kibir, iftira, çekememezlik… gibi kötü davranışlardan uzak tutulmalıdır. Bu itibarla Nursi, bugün gelişmiş ülkelerin sorunlu eğitim sistemleri içerisinde en önemli reform konularından birisi olan etik eğitim konusuna çokça yer vermiştir.

Bediüzzaman Said Nursi’nin eğitim psikolojisi bağlamında diğer önemli tespit ve telkinleri ise; eğitimin özgür bireyler yetiştirmesi gerektiği yönündeki ifadeleridir. Nursi’ye göre, hürriyet insanın ne kendisine ve ne de başkasına zarar vermemesidir.

Bediüzzaman Said Nursi’ye göre eğitimin amacı; bilinçli, farkındalığı yüksek, araştıran ve sorgulayan insanlar yetiştirmektir. Bu sorulara ikna edici cevaplar vermek eğitimin işidir. Bu bağlamda ona göre, aklı aydınlatan fen bilimleri, kalbi ışıklandıran ise dini ilimlerdir. Bu ikisinin birleşmesiyle hakikat ortaya çıkar. Din eğitimi fen bilimleri ile birlikte verilmeli, ayrıca, bir ihtisas alanı olarak, uzmanı tarafından dini tedrisat olarak da sunulmalıdır.

Bediüzzaman Said Nursi, son iki asrın insan fıtratına aykırı dayatmacı eğitim modellerinden hiç birini benimsememiş ve aslında yeni bir eğitim modeli sunmuştur. Onun sunduğu modeli eğitim psikolojisinin ilkeleri ekseninde son birkaç husus dairesinde şöyle değerlendirebiliriz:

Nursi, dini ve akademik eğitimde, iman merkezli bir bakış açısıyla özgürlükçülüğü savunmaktadır. Eğitimde duygusal ve entelektüel zekânın kullanılmasını ve yine eğitimde farklılıklara saygılı ve çeşitliliği benimseyen, sorgulayıcı, adaletli ve şefkatli bir eğitim anlayışını önermiştir. Eğitimin niçin yaşadığını bilen ve ona göre biçimlenen insanı hedeflemesi gerektiğini savunarak kaliteli ve kâmil insan modelini hedeflemiş ve bunu kendi yaşayışıyla da göstermiştir.

 

Dipnotlar:

1-İşaratü’l-İ’caz, s. 209

2- Sözler s. 30

3- Emirdağ Lâhikası, s. 39

4- Lem’alar

5- Lam’alar

6- Sözler

 

- Reklam -


popüler cevapdünya atlası