BAYRAM İTTİHAD-I İSLAMA VESİLE OLMALI

Eklenme Tarihi: 25 Haziran 2017 | Güncelleme Tarihi: 25 Haziran 2017

Bayram, barışın ve kaynaşmanın vesilesidir. Hasretin ve sevginin yoğun olduğu birkaç gün fakat manası çok geniş, maslahatları ve bereketleri çok fazladır. Küçükler, hem kendi, hem de büyüklerin hasretini gidermek için, çok uzaklarda da olsalar, bir an önce yakınlaşmanın, yüz yüze görüşmenin, sarılmanın ve kucaklaşmanın yollarını ararlar, tüm imkânlarını seferber ederek bu önemli akrabalık ve insanlık vazifesini yerine getirmeye çalışırlar.

Bu aslında çok önemli bir ihtiyaçtır. Manevi bir saik olmazsa, bu ihtiyacı karşılamak oldukça zordur. Memleketin her tarafında, insanların yakınlarına kavuşma isteklerinden dolayı, büyük bir hareketlilik yaşanmaktadır. Bu arada tabi trafik kazalarını da unutmamak lazım. Allah korusun acelecilik ve yorgunluk gibi menfi şeylere azami dikkat etmek ve bayramı hakkıyla yaşamak için son derece önemlidir.

Bayramlar sadece akrabalar için geçerli değildir. Toplumlar ve milletler için de geçerlidir. Cenab-ı Allah;  “Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.” (Hucurat: 13) buyurmaktadır. Bu nedenle boyların ve kabilelelerin de birbirlerini tanımaları ve kaynaşmaları için bayramlar güzel bir vesiledir. Bu yapılmadığı takdirde Allah’a karşı gelinmiş olmakta, dolayısı ile insanın değeri Allah katında azalmaktadır.

Cenab-ı Hak; “Müminleri ancak kardeştir.” (Hucurat: 10) buyurmaktadır. Mademki kardeşiz, o halde tanışmamız ve kaynaşmamız bir mecburiyettir. Bunun aksi Allah’a isyandır ve fıtrata aykırı bir davranıştır, sonuç ise parça parça olmaktır.

İslam milletlerini parça parça eden en önemli unsurlardan birisi cehalettir. “Lâkin ittihad cehl ile olmaz. İttihad, imtizac-ı efkârdır; imtizac-ı efkâr marifetin şuaıyla olur.” (BSN. İlk Dönem Eserleri, Rumuz, s. 280) Said Nursi, ittihadın, toplum birliğinin, İslam birliğinin cehaletle olamayacağını söylemektedir. Cahil adama söz anlatmak çok zordur. Cahilin fikri olamaz. İşi, varsa yoksa haram-helal demeden kursağını doldurmaktır. Öncelikle fikir üreten, düşünen insanlar olmalı ki, fikir birliği aranılsın. Bu da marifetin ışınları ile olacaktır. Her bilgi, her fikir sağlıklı değildir. Maarif, bilginin hakikisi, hak ve hakikat olanıdır. Hakikatten nasibini almamış bilgi ve fikirler, cehaletin ürününden başka bir şey değildir.

Bayramlarda akrabalar arasında bu kadar hareketlilik, yakınlaşma ve kaynaşma yaşanırken toplumlarda söz sahibi olan ulu’l-emr diyebileceğimiz insanlarda, neden böyle bir kaynaşma yaşanmaz? Kibirlerinden mi? Gururlarından mı? Yoksa müminlerin kardeşliğine ihtiyaçları mı yok? Ya da ihtiyaçları olduğunun farkında mı değiller? Yoksa kendilerine Allah’ın işaret ettiklerinden başka dostlar mı edindiler?

Avrupa kâfirleri ile Asya münafıklarının Müslümanları soyup soğana çevirdikleri, cehalet ve fakirlik bataklığına sürükledikleri herkesin malumudur. Hafif bir hürriyet talepleri karşılanmadığı gibi, Avrupalı işbirlikçileri ile çeşitli oyun ve dalaverelerle bastırılmaya çalışıldığını hepimiz acı acı televizyonlardan ve diğer medya araçlarından seyrediyoruz. Seyirci kalmak, çaresiz olmak, birtakım Müslümanların, belki de nemelazımcıları yaptıkları gibi çok kötü olan bu durumdan bir an önce kurtulmak bir mecburiyettir.

Artık hamiyet-i İslamiye harekete geçmeli, şeair-i İslamiye ihya edilmeli, Allah’ın emirleri yerine getirilmelidir. Parça parça olmuş İslam toplumları kaynaştırılmalı, muhabbetin ve ittihadın gerekleri yerine getirilmelidir. Şimdiye kadar çok da işe yaramayan İslam Birliği Teşkilatı’nın düzenlediği yıllık toplantılarla yetinilmemelidir. “Bu zamanın en büyük farz vazifesi ittihad-ı İslâmdır.” (BSN, İlk Dönem Eserleri, Divan-ı Harb-i Örfi, s. 416) Bu farz vazifesinin yerine getirilmesi için bayramlar da vesile edilmelidir. Daha çok birliktelikler ve görüşmeler yapılmalı, müfritane irtibat sağlanmalıdır. İslam toplumlarının liderlerinin, söz sahibi olan ileri gelenlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının, yani temsil gücü olan herkesin bu en birinci vazifeyi üstlenmesi elzemdir.

Bundan başka, kaynaşma için çok önemli bir vesilemiz de hacdır. “Haccın ve ondaki hikmetin ihmali, musibeti değil, gazap ve kahrı celb etti.” (BSN, İlk Dönem Eserleri, Sünuhat, Rüyanın Zeyli, s. 339) Çünkü mümin kardeşlerimizle tanışmadık, fikir birliği sağlamadık, yardımlaşmanın ve teşrik-i mesainin yollarını aramadık, İslamın yüksek siyasetini ve İslam milletlerinin faydasına olan sosyal meseleleri hiç mi hiç masaya yatırmadık. Sonuçta, düşmanların işlerini kolaylaştırdık ve perişan olduk. Bu perişanlığımız yüz yıldan bu yana hiç değişmemiştir. Hâlâ Müslümanlar birbirlerine soğuk davranmakta ve imdatlarına koşmamaktadırlar.  Çünkü birbirlerini tanımıyorlar, birbirlerini sevmedikleri gibi, İslamın emrettiği hakiki nurani bağlardan ne yazık ki haberleri bile yoktur.

Bu çark artık tersine dönmelidir. Hac da bayram havasına döndürülmelidir. Bayramların ve haccın manevi atmosferinden en iyi şekilde yararlanılmalıdır. Şahsî fazilet peşinde koşmanın dışında, toplumsal faziletlerin de kazanılmasına özen gösterilmelidir.

“Yaşasın şeriat-ı garrâ! (nurlu ve parlak İslamiyet) Yaşasın adalet-i İlâhî! Yaşasın ittihad-ı millî! Ölsün ihtilâf! Yaşasın muhabbet-i millî!.. Gebersin ağrâz-ı şahsiye (şahsi garazlar) ve fikr-i intikam!” (BSN, İlk Dönem Eserleri, Divan-ı Harb-i Örfi, s. 432) İslamiyetin nurları parlatılmadan, İlahi adalet yaşatılmadan, şahsi garazlar ve intikam fikirleri terk edilmeden, muhabbet sağlanmadan, ne İslam birliği gerçekleşebilir, ne de bayram gibi bayram yapılabilir.

Ey ümmet-i İslam ve ey bu ümmetin söz sahipleri!

“Gelin tanış olalım/İşi kolay kılalım/Sevelim sevilelim/Dünyaya kimse kalmaz (Yunus Emre)

İslam ümmetinin ebediyyen yüzünün gülmesi temennilerimle ve en içten muhabbetlerimle Ramazan Bayramınızı tebrik ederim.

- Reklam -


popüler cevapdünya atlası