Allah ve insan sevgisi birlikte yaşamanın temelidir

Eklenme Tarihi: 17 Mart 2014 | Güncelleme Tarihi: 12 Haziran 2019

Süryani Din Adamı Gabriel AKYÜZ'ün 1. Uluslar Arası Hutbe-i Şamiye İslam Dünyası ve Küresel Barış Sempozyumu konuşmasıdır​

Dinlerin Birlikte Yaşama İmkânları ve Küresel Barış

Sayın Başkan çok değerli katılımcılar, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

İnsanoğlunun yapısına ve yaptıklarını baktığımızda şaşırmamamız mümkün değildir. Neden? Sorusuna şöyle cevap vermek istiyorum. Biz insanlar kimleri eleştiriyoruz? Hayvanları, balıkları. “Balıklar birbirini yutuyor” diyoruz. “Yırtıcı hayvanlar birbirini parçalıyor” diyoruz. Peki insanoğlu ne yapıyor? İnsanoğlu bundan daha beterini yapıyor. Günümüzde yaşanan bu savaşlar hayvanların yaptıklarından daha kötü değil mi? Bence daha kötü. Hayvanlara hesap olmadığına inanıyoruz. Ne yaparlarsa kıyamet gününde, hesap gününde Allah onları sorgulamayacaktır. Ama insanı sorgulayacaktır. Her yaptığı işi sorgulayacaktır. Kutsal İncil’de diyor ki: “Ağzınızdan çıkan her kötü cümle için hesap vereceksiniz.” Bırakın eylemleri büyük işleri.

İnsanoğlu nasıl bir varlık olarak yaratılmış ve nasıl bu hale gelmiş? Bunun sebebini araştırmak gerekir. Allah’ın insanı kutsal bir varlık olarak yarattığını biliyoruz, kabul ediyoruz. Hiçbir eksik yok. Kutsal. Allah’ın ruhu içine yerleştirilmiş, iyilik ve kötülüğü birbirinden ayıran bir varlıktır. Kendisine hür bir irade verilmiş, iyilik yaparsan senin mükâfatın budur, kötülük yaparsan senin mükâfatın budur denmiş. ve insan hür iradesiyle kötüye meyletmiş, şeytanın dediğini yapmış, günah işlemiş, günahın egemenliği altına girmiştir. Bundan dolayı Allah onu ölümle cezalandırmıştır. İşte insanoğlu üç zalim düşmanın egemenliği altına girmiştir. Bunlar kötü ruhlar yani şeytanlar, günah ve ölümdür. İnsanlar hiçbir zaman birbirlerine düşman olmamıştır, insanlar kardeştir ama bu üç şeyin düşmanlığı ortaya çıkarmıştır. İşte insanoğlu günah işlediğinden dolayı Allah’tan uzaklaşmış, Allah’ı yüreğinden uzaklaştırmış ve en sonunda Allah onu tufanla yok etmeye karar vermiştir. Nuh’un dışında bütün insanları tufanda yok etmiştir. Neden? Çünkü günah işlemişlerdir.

Peki günah nedir? Araştırdığımızda bir kötü söz bile büyük bir günahtır, bırakın katliamları, diğer büyük günahları. İnsanlar tekrar babamız Nuh’tan çoğalmış, insanlık İbrahim dönemine kadar yine aynı şekilde Allah’ın yolunda devam ederken tekrar eski halleri olan Allah’tan uzaklaşmaya gittiler. Ama Allah’ın insanı tekrar büyük cezayla cezalandırmak istemedi. Dedi ki: “Onların hepsinin birbirinden ayırayım. Hepsi daha günaha bulaşmadan.” Babamız İbrahim döneminde insanlar ikiye ayrılıyor. Allah onunla anlaşma yapıyor. Diyor ki: “Eğer bu anlaşmaya uyarsan, ben seni bu şekilde büyüteceğim. Seni büyük bir baba yapacağım.” Babamız İbrahim anlaşmayı kabul ediyor ve onun döneminde insanlar ikiye bölünüyor. Allah’ı kabul edenler, onun yolunda yürüyenlerle Allah’ı kabul etmeyenler, farklı bir grupta toplanıyorlar. Allah’ın kabul etmeyenlerin grubu gün geçtikçe büyüdü. Dünyanın yüzde 98’i Allah'ı tanıyamadı. Ta ki İsa Mesih’in gelişine dek. Yüzde 1-2 sadece Allah'ın seçkin halkı Benî İsrail kalmıştı. Diğer grupların hepsi değişik putlara tapıyordu.

Peygamber Musa döneminde bu halka şeriat sistemi getirildi. Şeriat sistemi getirmesinin sebebi, o seçilmiş olan halk birçok mucize gösterilmesine rağmen yine Allah’tan uzaklaştı. Şeriat sistemi getirildi ki, bunlar sağa sola sapmasınlar ve bu hal İsa’nın gelişine kadar devam etti. İsa geldiğinde şeriat sistemi altında doğdu, büyüdü, onu uyguladı. En sonunda İsa bir reform yaptı. Yahudilerin şeriatını lağvetti. Yahudiler neden İsa’yı bir gün içerisinde idam ettiler? Çünkü onları eleştiriyordu. Onlar dini suiistimal edip kendi menfaatleri doğrultusunda kötüye kullanıyorlardı. İsa yeni bir öğreti getirdi dünyaya. Bu öğreti, Allah ve insan sevgisi üzerine oturtulmuştu. Günün birinde İsa'ya Yahudilerin bir kâhini yani âlimi geliyor. Denemek ve onu tuzağa düşürmek amacıyla bir soru soruyor. Diyor ki: “Efendim benim cennete gitmem için ne yapmam gerekiyor?” İsa da kötü bir amaçla olduğunu bildiği için şöyle der: “Senin okuduğun şeriatte ne yazılıdır?” Diyor ki: “Allah’ı tüm yüreğinle tüm düşüncelerinle tüm gücünle seveceksin, komşunu da kendin gibi seveceksin. Bunları yapar kurtulursun.” Bu cevap kâhinin hesabına gelmedi. Farklı bir cevap bekliyordu. Kâhin tekrar böyle bir soru sordu: “Peki benim komşum kimdir?” İsa da bir öykü anlatarak cevap verdi: “Kudüs'ten Erihe’ye giden biri vardı. Yolda iken haydutlar yolu kesmişler ve bu adamı görüp soymuşlar, bırakıp gitmişlerdi. O sırada bir kâhin yani din adamı gelip o adamı kanlar içerisinde görüyor, hiç yardım etmeden yoluna devam ediyor. Sonra bir Levi geliyor. Levi şeriatı ön planda tutan, uygulamakta kendini ön plana koyan grubun adıdır. O da aynı şekilde onu görüyor ve hiç şefkat duygusu uyanmadan yoluna devam ediyor. Bir saat sonra bir Semirili geliyor. Semirili Yahudiler tarafından hor görülen, Yahudi sayılmayan bir gruptur. O Semirili bu adamı o vaziyette görünce hemen şefkat duygusu yüreğinde uyanmış, adama yaklaşmış, yaralarını sarmış, hayvanına bindirerek doğru hastaneye götürmüş. Bütün masraflarını karşılamış.” Sonra İsa kâhine sorar: “Bu adama hangisi daha yakın olmuş? Kâhin mi, Levi mi yoksa Semirili mi?” Kâhin durur ve istemeyerek “Semirili” der. İsa da, “Sen de onu insan yerine saymadın, insan gibi olursan kurtulursun” der.

Biz bu öyküden kendimize ne alabiliriz? Bu evrensel bir mesajdır: “Allah sevgisi ve insan sevgisi.” Hiçbir din, dil ayrımı yapmaksızın bütün insanlara yardım etmek gerekir. Eğer ben bir din adamı olarak muhtaç birisini gördüm de yardım etmezsem, ben nasıl Allah’ın yeryüzündeki temsilcisi olabilirim? Din nedir? Din Allah’ın ruhsal bir kurumudur. Bu ruhsal kurum herkese açıktır. Dinler birbirine düşman değildir. Din insanları Allah’a götürmektir. Eğer dinler birbirine düşman olacaksa dinin olmaması daha iyidir.

Değerli katılımcılar,

Biz hiçbir zaman dini suiistimal etmemeliyiz. Dini bir araç olarak kullanmamalıyız. Dinin amacı ne ise, onu yapmalıyız. Bu şekilde yaptığımız zaman tahmin ediyorum insanlar arasında hiçbir problem kalmayacaktır. Çünkü bütün insanlar kardeştir. Kardeş olanlarda bir problem çıkmaz. Ben bir Süryani olarak Süryani tarihini incelediğimde, biz Süryaniler Hristiyanlık öncesi güneş ay ve yıldızlara taparken İsa geldiğinde bu öğretiyi kabul ettik ve tarih boyunca Süryaniler olarak başkalarının yaptığı gibi kiliseyi siyasete alet etmedik. “En büyük başarımız budur” diyoruz. Dünyevi olarak kaybımız büyük olsa da yine ruhen çok güçlü olduğumuza inanıyoruz. Bunun örneklerini rahatlıkla verebiliriz. Tarih boyunca bizler bütün egemen güçlerle barış içinde yaşadık. Bu bizim inancımızın gereğidir. İncil diyor ki: “Medeni reislerinize itaat edeceksiniz.” Neden çünkü onlar yeryüzünde Allah’ı temsil etmektedirler. Biz şuna inanıyoruz ki: “İki kolum var biri medeni, diğeri ruhi.” Medeni olan devlettir, ruhani ise dindir. Her ikisi de Allah'ı temsil etmektedir. Biri dünyevi ve olarak biri de ruhi olarak. Onun için, “Medeni reislere itaat edin” diyor. Karşı gelenler Allah’ın hükmüne karşı gelirler. Biz bu inanç gereği hep böyle yaşadık ve böyle yaşamaya da devam etmeye kararlıyız. Süryani tarihine baktığımızda, Hıristiyanlığa geçiş yaptıktan sonra Romalılar, Bizanslılar, Araplar, Selçuklular, Artuklular, Osmanlı ve cumhuriyet dönemlerinde hep iki şeyi göz önünde bulundurduk: “Allah sevgisi ve insan sevgisi.” Bu iki ilkeyi tam anlamıyla yerine getirecek olursak biz insanların paylaşamayacak hiçbir konusu olmayacaktır.

Teşekkür ederim.

popüler cevapdünya atlası