AÇIŞ KONUŞMASI

Eklenme Tarihi: 16 Mayıs 2017 | Güncelleme Tarihi: 16 Mayıs 2017

Sayın Valim,

Sayın Rektörüm,

Sayın Risale Akademi üyeleri,

Kıymetli misafirler,

Yüce Allah’ın insanlığı kurtuluşa erdirmek için gönderdiği Peygamberlerin hepsi, tertemiz fıtratlı, yüksek ahlâk örneği, iffet timsalidir.

Onlar, üstün karakterleri, güvenilirlikleri, hep doğru yolu tavsiye etmeleri ve tam teslimiyet içindeki kulluk bilinçleriyle her zaman örnek şahsiyetlerdir.

Her peygamber, insanları dünya ve ahiret saadetine ulaştıran bir rehber, bir nasihatçi, bir mürşit, bir öğretmendir.

Peygamberler belirli bir kavme gönderilmemiş, tüm insanlığı kurtuluşa erdirmek üzere görevlendirilmişlerdir.

Bu yüzden verdikleri mesajlar da sadece bir millete has değil, bütün insanlığı kucaklayan mesajlardır.

İşte bu Peygamberler halkası içinde bu topraklarda yaşamış olan Hz. İbrahim de çok müstesna bir yere sahiptir.

Hz. İbrahim’i diğer peygamberler arasında farklı bir yere koymamızın sebebi Yüce Allah’ın onu kendisine dost (Halil) edinmek suretiyle O’na verdiği değerdir.

O, Kur’an'da geçen ifadelerle nimetlere şükreden, misafirperver, sözünün eri, vefakâr bir insan ve büyük bir peygamberdir.

Hz. İbrahim, bu özelliklerini yaşadığı bu topraklara miras olarak da bırakmış ve üzerinden asırlar geçmesine rağmen İbrahimî bir geleneğin ilk halkasını oluşturmuştur.

Bugün insanlığın en çok eksikliğini yaşadığı ve büyük ihtiyaç duyduğu dostluğun da en önde gelen timsali olan Hz. İbrahim, aslında Allah’ın doğru yolda olanların dostu olduğuna dair en somut örnektir.

Kıymetli Misafirler,

Dostluk, sadakat, güvenilirlik gibi kavramların tahrip edildiği, içinin boşaltıldığı ve anlamsızlaştırıldığı bu zamanda, Hz. İbrahim’den bize miras kalan dostluğu, kardeşliği, barış ve sevgiyi yeniden gündemimize alıp, çağımızın hastalığı olan kin ve nefreti tedavi edip, ortadan kaldırmanın yolu da işte bu İbrahimî geleneği devam ettirmekten geçmektedir.

Özellikle ülkemizde umut dolu yeni bir döneme girdiğimiz şu günlerde Hz. İbrahim’in bu dostluk anlayışı kadim sorunların tümünün çözümü için de bir reçetedir aslında.

Bu bağlamda şunu söylemek sanırım yanlış olmayacaktır; biz eğer birbirimizi gerçek manada sever ve gerçek manada dostluk bağıyla bağlanırsak, aşamayacağımız, üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir sorun yoktur.

Hz. İbrahim (aleyhisselâmın) Allah dostluğu, kayıtsız şartsız teslimiyet ve sadakatin de en güzel örneğidir aynı zamanda.

O Nemrud tarafından ateşe atılırken de, Rabbi emrettiği için yerini yurdunu terk ederken de, evlâdını Hakk'ın emriyle teslim ederken de, tüm malını mülkünü hak yolda sarf ederken de “Halil” olmanın gereğini yerine getiriyordu.

İşte O’nun bu fedakârlıkları karşılığında Allah da Haliline sayısız iyilik, ihsan ve lütuflarda bulunmuştur.

Ona yeryüzünde ve gökyüzündeki bütün varlıkların sırrını göstermiş, insanları tevhid dinine davet ederken ateşe atılması üzerine Allah'ın emriyle ateş onu yakmamış, çok sevdiği evlâdını kurban edecekken İlâhî bir ihsan olarak kendisine kurbanlık takdim edilmiş ve insanlığın son kurtarıcısı Peygamber Efendimizi onun zürriyetinden dünyaya göndermiştir.

Sonuç olarak Hz. İbrahim (aleyhisselâm), Allah için yaptığı pek çok fedakârlık neticesinde insanlara 'önder (imam)' kılınmıştır.

Ayette mealen "Gerçekten İbrahim, hak dine yönelen, Allah'a itaat üzere bulunan tek başına bir ümmet, bütün hayırlı halleri kendinde toplayan bir önder idi. O hiçbir zaman müşriklerden olmadı" (Nahl suresi 120-121) buyurulmaktadır.

İnsanlığı bir kurt gibi içeriden kemirerek parçalayan kavmiyetçilik anlayışının yegâne ilacı, Hz. İbrahim (aleyhisselam) ile başlayan ve Hz. Muhammed (s.a.v.) ile taçlanan tüm milletleri kucaklayıcı birlik anlayışıdır.

İşte bu özellikleri sebebiyle Hz. İbrahim (aleyhisselâm) müminler için bir modeldir, örnek alınması gereken birisidir.

Bizler işte bu büyük peygamberin hemşerileri olmakla ne kadar iftihar etsek azdır.

Ancak bununla birlikte sorumluluğumuz da daha fazladır.

Onun mirasçıları olma iddiasındaysak, mirasına da sahip çıkmamız gerekir.

Mirasına sahip çıkmanın yolu da en büyük mirası olan gerçek dostluk ve sadakati hayatımızda her zaman şiar edinmemizle, birbirimizi sevmemiz ve birbirimize saygı göstermemizle mümkün olabilecektir.

Bu duygu ve düşüncelerle tüm katılımcılara ve emeği geçenlere teşekkür eder, saygılar sunarım…

popüler cevapdünya atlası