AÇIŞ KONUŞMASI

Eklenme Tarihi: 24 Mart 2017

Selamünaleyküm ve rahmatullahi ve berekâtühu.

Sayın Valimiz, hanımefendiler, beyefendiler,

Allah’ın selamı hepinizin üzerine olsun. Hepinizden Allah razı olsun. Hoş gelmişsiniz.

İlk Üstadı ziyaretim 1953’ün eylül ayıdır. O günden bu güne kadar herhalde en az yüz defa görmüşümdür. Ben Üstadımızla beraber Eskişehir, Denizli, Afyon hapsinde yatanlara saff-ı evvel diyorum. Onları birçoğu ile görüştüm ve onlardan ders aldım. Sohbet ettim. Çoğu kereler görüştüm. Bilhassa Üstadımızın ziyaretine her geldiğimde Hüsrev Ağabeyi ziyaret etmek isteyince izin veriyordu ve hemen gidiyordum. Ben Elazığ’da Hulusi Ağabeyin kendi el yazısı ile yazmış olduğu orijinal mektuplarını götürmüştüm. Onları cemaate gösterdim. O mektupların hepsini okuyamadım. Az bir kısmını okudum.

Şimdi burada Isparta Kahramanları hakikaten şanına layık, şerefe layık olan o zatların hepsinin Üstadımıza gelen mektupları saklamışım. Bende bir tarihçilik, bir arşivcilik hâkim. Birkaç talebenin mektupları var bende. Yüzbaşı Re’fet Barutçu Ağabeyin 8 adet mektupları var. Kendi eliyle yazdığı orijinal mektuplar. Üstad bunların bir kısmını tashih etmiş. Ondan sonra merhum Atabeyli Zekayi Efendinin -Allah rahmet eylesin- kendi el yazılarıyla yazıp Hazret-i Üstada Barla’ya gönderdiği mektuplarıdır. 20 küsür adet mektup. Bunların bir kısmını Üstad tashih yapmış. Bir kısmını lahikaya geçirmiş. Hüsrev Ağabeyin 19 adet mektubu var. Bunların bir kısmını Üstad tashihten geçirmiş, saklamış. Bunlar Bediüzzaman Hazretlerinin 1951’de Urfa’ya göndermiş olduğu sandığından çıktı. Bunları ben de muhafaza ediyorum. Bunun dışında Milaslı Halil İbrahim Ağabeyin 5 adet var. Binbaşı Asım Beyin 7 adet mektubu var. Kısmen yine Üstadımız tashihler koymuş. Merhum İslamköylü Hafız Ali Efendinin 3 tane mektubu var. Bedreli Santral Sabri Hoca Efendinin 8 adet çok âlimâne mektubu var.

Ben bu mektupları sakladım. Isparta Kahramanları günü dolayısı ile buraya göstereyim diye getirdim. Bu mektuplar buradan da bir şey alsınlar, mübareklik beslesinler. Bu mektupların her biri benim yanımda dünya kadar kıymetlidir. Onun için hiç kaybetmeyeceğim inşaaallah.

Şimdi bunların içinden emekli Yüzbaşı Refet Barutçu Ağabeyin –Allah rahmet eylesin- çok orijinal bir mektubu var. Bu mektuba geçmeden önce benim şahsen görüşüm, sohbetlerinden ders aldığım ağabeylerin isimlerini söylüyorum. Başta Ahmet Hüsrev ağabeyle çok defalar görüştüğüm gibi 1962’nin başlarında beraber mahkemelik olduk. Birkaç defa beraber mahkemeye gittik.Osman ağabeyle birkaç defa görüştük. Tenekeci Mehmed ağabeyle çok kereler, Mustafa Erdener, Rüştü Çakın ağabeyle çok defalar. Tahiri Mutlu ağabeyle uzun arkadaşlığımız oldu. Avukat Mehmet Süzer Ağabeyle birkaç defa Sav köyünden Ali ve Mustafa Gül, Marangoz Ahmet, Şükrü Efe ve Hacı Hafız Avşar’ın oğlu Mektumlu İmam, Büyük Ruhlu Küçük Ali, Barla’dan Sıddık Süleyman, Semi Güneş, Vehbi ağabeylerle ve emekli Yüzbaşı Refet Beyle çok defalar, İslamköylü Hasan Ağabeyle çok defalar, Nuri Benli Afyon hapsinde Üstadla beraber bulunmuş, Eğirdirli Ali ağabey ve daha isimlerini sayamadığım birçok kimselerle görüştüm. Şimdi ben bahsettiğim Refet ağabeyin mektubundan okumak istiyorum.  Hakikaten orijinal. Çok güzel. Bir nevi Üstada karşı böyle ufak da olsa, derin olmasa da bir şeylerden bahsediyor. İttifak istiyor. İttifakın çok lazım olduğundan bahsediyor. Ben tahmin ediyorum bu sempozyumdan maksat ittifakı sağlamak. Bir araya gelmektir. Yani birisinin meşrebi öbürüne uymayabilir. Birbirine karşı gıybet etmemek gerektir gibi şeylerden bahsediyor. Bu mektup çok mühim. Mektubundan okuyayım inşallah. Mektubu Üstada yazmış buradayken Kastamonu’ya göndermiş.Refet Ağabeyin bu mektubunu ve Üstadın Refet Ağabeye yazmış olduğu birkaç mektubu Prof. Dr. Zekeriya Kitapçı, Ispartalı kendisi, şu anda Konya’da, emekli onun arşivinden aldım. 

Şimdi Refet Ağabeyin mektubunu okuyorum:

Ve in minşey’in illa yusebbihubi-hamdihi

“Esselamualeykümverahmetullahi ve berekatühü

“Aziz ve sevgili Üstadım efendim,

“Vazife-i askeriyeye başlayalı zat-ı âlînizle muhabere edemediğimden çok müteessirim. İhtiyarlık zamanına tesadüf etmeden bu vazife bize her ne kadar ağır geliyorsa da Kader-i İlahi ile olduğunu düşünerek müteselli oluyorum ve elimden geldiği kadar vazifemi yapmaya çalışıyorum. Kalemim çalışmasa bile birkaç arkadaşla birlikte herhangi bir fıkrasını alarak kemal-i zevkle mütalaa etmek ve yekdiğerimizle müdavele-i efkâr etmek en büyük zevk-i imani temin etmek suretiyle azami istifade ediyoruz. Bundan üç-dört ay evvel muhterem Üstadımıza bir mektup yazarak arz-ı hürmet etmiş ev hem de bir sual sormuştum. Hiçbir cevap alamadığım için mektubumu almadığınıza kani oldum. Mektubu Nuri (Benli) Efendiye vermiştim. O da gönderdiğini söyledi. Fakat almış olsaydınız herhalde bir cevap alacağımı ümit ediyordum. Gerçi meşguliyetli bir zamanınızda sizi işkâl etmek muvafık değilse de sualim Mevlana Halid Hazretlerinin cübbesi münasebetiyle olduğundan muvafık göreceğinizi kuvvetle zannediyorum.”

Ve o günlerde Üstadımız 1940’ta MevlanaHalid Hazretlerinin cübbesi kendisine ulaşıyor. Ona dair birkaç mektubu var, Kastamonu Lahikas’ında. Bu cübbeyi Üstadımız 11 sene giyerek 1951’in ekim ayında bu cübbeyi, mektupları, bir sandık kitabını, somyasını, yataklarını Urfa’ya göndermiş. Esasen Üstadımız yazıda tembel ve sual sormakta Refet diyor.

“Bu mektubumda muhterem Üstadımıza mühim bir meseleyi arz edeceğim. O da Risale-i Nur talebelerinden bazılarının arasında mevcut tesanüt ve uhuvvetin bozulmasına yüz tutmasıdır.”

Tabi o zaman ufak tefek şeyler olmuş. Elhamdülillah Risale-i Nur cemaatleri arasında derin bir ihtilaf yok. Yani metot noktasında. Bunlar da mühim değil ama bunlar da olmasa daha iyi olur.

“Hâlbuki Üstadın her yazısında tesanüdün muhafaza edilmesini tavsiye etmektedir. Buna rağmen o yazılar ya bizlerce okunmuyor veya manasını tam kavrayamıyoruz. Maksadım şikâyet değil. Üstadımızın hiç arzu etmediği bir hadiseyi önlemektir. Birbiriyle evveli çok sevişmekte olan bazı kardeşlerin bir münakaşa sebebiyle birbirlerine yabani bakarak netice itibariyle ehl-i dalaletin oyuncakları olacağını düşünerek bunun bir an evvel önüne geçilmesini Üstadımızdan çok ehemmiyetle istirham ediyorum. Esasen zat-ı âlînizin evvelce bize tefsiri şu idi: Eskişehir’de yazdırmıştınız. Farisi idi. Dostlarına karşı mürüvvetkarane, düşmanlarına karşı da sulhkarane muamele etmek. O yazıyı ben saklıyorum. Bu düstura göre hareket edeceksin diye emir buyurmuştunuz. Buna karşı Risale-i Nur talebelerinin bazıları hatta yazısı ehemmiyetli olanlar arasında böyle müessir hadiselerin zuhuru bizi fevkalade müteessir etmiş. Bu sebeple bu ciheti Üstadımıza arz etmeyi bir vazife bildik.

“Bundan başka ikinci bir hata daha yapılıyor ki, o da Üstadımızın arzusu hilafınadır. (Onu okumayacağım.)Bundan dolayı Müslümanlar arasında manevi bir itimatsızlık oluyor. Birtakım yakışmadık tabirler kullanıyorlar. Onlar da mademki Müslüman olduğumuz halde bizi taşlıyorlar. Biz de onların ellerindeki kitabı okumayız diyorlar. Risale-i Nurun okunmasına da mani oluyorlar. Hâlbuki aksa-yı emelimiz, emelimizin son neticesi hakaik-i imaniyeden ibaret olan Risale-i Nurun çok okunmasıdır. Böyle karşılıklı münaferet Risale-i Nurların okunmasına ve hakaik-i imaniyenin öğrenilmemesine sebep olduğundan bunu hiç beğenmiyoruz. Üstadımızın da beğenmeyeceğini kat’i bildiğimden bu hastalığa karşı şafi bir ilaç makamında olan tesirli mektubunuzun buna karşı nafi olacak şemsiyesini sabırsızlıkla bekler ve kemal-i hürmetle mübarek ellerinizden öperim muhterem Üstadım.”

Bir de şunu diyor. Bu da garibime gitti. Üstada diyor. “Siz bize dediniz ki, benim talebelerim içinde Aleviler de var, Rafiziler de var. Siz onlara karşı güzel davranacaksınız. Onları kaçırmayacaksınız. Onları kendinize çekmeye çalışacaksınız. Vazifeniz budur.”Diye mektubunda yazıyor. Bunu da söylemiş olayım.

Hasta olmamıza rağmen ısrar ediyorlar. Isparta Kahramanları sempozyumunda bulunmamak benim için mümkün değildi. Onun için geldik. Kıramadık. İnşaallah bu sempozyum hayırlı neticelere vesile olur ve bunun devamı gelecek, daha çok sempozyumlar yapılacak İsmail Benek kardeşimizin dediği gibi.  Hepinizden Allah razı olsun. Esselamualeyküm.

popüler cevapdünya atlası